Anahtar kelimeler: Özetlemüvekkili Satılarak Bayilik Mallar Satım Akdedildiğini Çeşitli İlişki Gösteren Eksiksiz

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ███████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2021
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,Müvekkili şirket ile davalı arasında süreklilik gösteren ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkili ile davalı arasında █████/2015 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında farklı tarihlerde davacı tarafından davalıya çeşitli mallar satılarak tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini, faturalar düzenlendiğini ve davacı şirketin faturalar kapsamında 285.961,88 TL toplam alacağının olduğunu, davalı tarafından 40.183,88 TL kısmi ödeme yapıldığını, davalı şirketin 245.778,00 TL borcunun bulunduğunu, davalının tacir olduğunu, davacı şirketin takibe konu alacağının cari hesap ekstresinde de sabit olduğunu, kısmi ödemeden sonra davalının ödeme yapmaması üzerine kalan alacağın tahsili amacıyla İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, davacı şirket defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, bu nedenlerle itirazın iptalini ve takibin devamını, davalı aleyhine icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,davaya konu faturaların bedelinin müvekkili tarafından davacı tarafa ödendiğini, müvekkilinin davacı tarafa göndermiş olduğu miktarın toplam 188.000,00 TL olduğunu, davacı tarafın davaya konu ettiği miktarın 245.778,00 TL olduğunu, geriye kalan miktarın ise 57.778,00 TL olduğunu, traktörün peşin alınması durumunda peşin alınma indiriminin tüm traktörlerde %4 tutarında olduğunu ve bu indirim tutarınında borç üzerinden düşüldüğünde borcun 53.969,88 TL'ye denk geldiğini, bu miktarın ise bölge müdürlerinin kontrole gelmesi zamanlarında davalı tarafından elden parça parça ödeme yapılmak suretiyle davacı tarafa ödendiğini ve davacı tarafın davalıdan herhangi bir alacağının kalmadığını, davacı tarafın tamamen kötü niyetli olarak elinde bulunan faturaları takibe koyduğunu, davanın kötü niyetli ve mesnetsiz olarak açıldığını, bu nedenlerle davanın reddini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,... taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, dava konusu takibe ilişkin borç bakiyesi bulunduğu ve bu anlamda cari hesap borç ilişkisinin oluştuğu, davacının bu cari hesap alacağının tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, davacının alacağına dayanak olan faturaların davalıya tebliğ edildiği, faturaya itiraz olmadığı, davacı ve davalının ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu, faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, dolayısıyla davalının bu faturaya ilişkin malın teslim edildiğinin yapıldığının kabulü gerektiği, aksini yazılı delil veya kesin delil ile ispat edebileceği, davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşme uyarınca iskonto yapıldığı, davalı taraf ödeme iddiasında bulunmakla ispat yükünün davalıya geçtiği, davalının yaptığı ödemelerin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, kayıtlı olmayan ödemelerin elden yapıldığı iddiasında olunduğu, ancak ödemenin miktar itibari ile yazılı veya kesin delil ile ispat edilebileceği, davalı tarafından yazılı veya kesin delil sunmadığı bu halde ödeme iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Davalı tarafından her ne kadar davacının ticari defter ve belgelerini süresinde sunmadığı bu nedenle incelenemeyeceği iddia olunmuş ise de davacı tarafın verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırdığı, inceleme sonrası duruşma gününün █████/2019 olduğu davacının bu halde celse ertelenmesine sebebiyet vermeksizin yeniden inceleme talebinde bulunduğu, davalı ticari defter ve belgeleri mahkememiz yargı çevremiz dışında olmakla usul ekonomisi açısından öncelikle davalı ticari defter belgelerinin incelendiği, daha sonra celse kaybına sebebiyet vermeyen davacı defterleri incelendiği, bu halde davacı defterlerinin incelenmesinin usul ve yasaya aykırı olmadığı, kaldı ki davalı ödeme iddiasında bulunmakla ispat yükünün davalıda olduğu davalının ödeme iddiasını kesin veya yazılı delili ile ispatlayamadığı, bu halde davacının davasını tüm bu açıklamalarla ispatladığının kabulü gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne karar verilerek, İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı adına yasal süresi içerisinde dosyaya sunulan dekontlar ve taraflar arasındaki borç durumuna ilişkin ayrıntılı bilgiye rağmen yerel mahkemenin dosyaya hiç dekont ve makbuz sunulmadığından bahisle davayı kabul etmesinin yerinde bir karar olmadığını, dekontlar ve dosyada ilk alınan bilirkişi raporu incelendiğinde taraflar arasında bir hak ve alacak kalmadığının ortaya çıkacağını, davacı tarafın, takip talebinde dayanılmayan ticari defteri dava aşamasında yasal süresi geçtikten sonra sunması ve delil olarak kabul edilerek hükme esas alınmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, süresinde sunulmayan ticari deftere göre hesaplama yapıldığını, dosyaya ilk sunulan bilirkişi raporu incelendiğinde davalı tarafın haklı olduğunun ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin ortaya çıkacağını, davalının, davacı tarafa davaya konu olan İstanbul 25. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına konu olan faturalardan dolayı bir borcunun olmadığının sabit olduğunu, bilirkişinin görevi olmayan bir konuda mahkemeyi yanıltmaya yönelik olarak teminat mektubu hakkında görüş bildirerek konuyu temellendirmemesi ve dosyada sadece davacı tarafın belgelerine dayanmasının davalıya ait olan ödeme dekontlarından bile bahsetmemesinin bilirkişinin tarafsızlığına gölge düşürdüğünü, dosyaya sunulan ödeme dekontları ve teminat mektubuna ilişkin açıklamalar nazara alındığında davacı tarafın kötü niyetinin açığa çıkacağını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
:
Dava, taraflar arasında ticari satıma dayalı düzenlenen faturaya dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça yukarıda yazılı gerekçeler ile istinaf isteminde bulunulmuştur. Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul 25. İcra müdürlüğünün ... E. Dosyası ile "toplam tutarı 285.961,88 TL olan 6 adet tarih ve numaraları takip talebine yazılı fatura borcun sebebi gösterilerek 245.778,00 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde takibe konu █████/2018 tarihli 95.247,01 TL tutarlı faturanın 55.063,13 tutarındaki bakiye alacağı açıklamasının bulunduğu, davalı tarafın borca itiraz ile takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde davanın kanıtlanmış olup olmadığı, takip konusu edilmeyen alacak yönünden itirazın iptali davasında karar verilmesinin mümkün olup olmadığı noktasındadır. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (HGK █████████ E. ████████ K) Açık Hesap İlişkisi: önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.Davalı taraf takibe dayanak fatura konusu malların teslim edilmediğini savunmamış, borcun bir kısmının banka kanalıyla bir kısmının ise elden ödendiğini, sözleşme gereği yapılması gereken indirimin yapılmadığını savunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Taraf defterlerinde kayıtlı olup dekontları da bulunan ödemeler dışında davalının elden yaptığını savunduğu ve herhangi bir belge sunulmayan ödeme savunmasını HMK 200 ve devama hükümlerince miktar itibari ile yazılı veya kesin delil ile ispat edilebileceği, davalı tarafından yazılı veya kesin delil sunulmadığı bu halde ödeme iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik yoktur. Davalı tarafın davacının ticari defter ve belgelerini süresinde sunmadığı bu nedenle incelenemeyeceği savunulmuş olmakla birlikte; ticari defterlere mahkemece resen de dayanılabileceği, davacı tarafın verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırdığı, davacının celse ertelenmesine sebebiyet vermeksizin yerinde inceleme talebinde bulunduğu anlaşılmakla davacı defterlerinin incelenmesinin usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Davacının düzenlediği ve takibe dayanak yaptığı █████/2017-█████/2017 arası tarihleri taşıyan faturaların davacı ve davalının sahibi lehine delil olma niteliğindeki2017 yılı ticari defterlerinde aynen kayıtlı olduğu, yine faturalarda davalının savunmasında bahsettiği sözleşmede belirtilen indirim oranlarının da uygulanmış olduğu bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Davalı tarafın bu fatura tarihlerinden önce █████/2016 tarihinde banka EFT kanalıyla yaptığı ödemeyi 2017 yılında yapılan satışlara ilişkin olduğu iddia edilse de bu tutarın davacının2016 yılı ticari defterlerine aynı gün kaydının yapılarak bu tarih itibarıyla cari hesaptan düşüldüğü, taraflar arasında dönemsel olarak yapılan mutabakatlar bulunduğu, 31/1/2016 tarihi itibarıyla davalının davacıya mutabakat ve davacı defter kayıtları ile 1.828,72 TL borcu bulunduğu, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak takip konusu edilmeyen █████/2017 tarihli 16975 numaralı 95.988,10TL bedelli traktör faturasının bulunduğu, davalı tarafça 2017 yılı içinde toplam 138.000 TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin davacı ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki uyuşmazlık sadece 6 adet takip konusu yapılan faturadan kaynaklı olup açık hesap alacağının tahsiline ilişkin değildir. Dosyaya alınan bilirkişi raporları ile icra takibine konu edilmeyen █████/2017 tarihli 16975 numaralı 95.988,10TL bedelli fatura da hesaba dahil edilerek davalının bakiye borcu hesaplanmış, mahkemece de bu tutar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır. 6098 sayılı TBK MADDE 102- "Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.Bu durumda davalı tarafça yapılan toplam 138.000 TL ödemeye ilişkin açıklamalarda bir kısmının şasi numarası verilerek "traktör bedeli" açıklamasının bulunması karşısında yapılan bu ödemelerin takip konusu edilmeyen █████/2017 tarihli 16975 numaralı 95.988,10TL bedelli fatura ve bir önceki dönemden devreden 1.828,72 TL tutarın hesaba dahil edilmeden takip konusu edilen 6 adet fatura tutarı olan 285.961,88 TL den mahsubu ile bakiye 147.961.88 TL yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekirken davanın tümden kabulü isabetli görülmemekle bu yöne ilişen istinaf isteminin kabulü gerekmiştir. Alacak likit itiraz haksız olmakla hükmedilen meblağ üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi, red edilen kısım yönünden davacının takip ve davasında kötü niyeti ispat edilmediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece kurulan hüküm isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın 147.961.88 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına,
2-Takip tarihinden itibarın asıl alacağa değişen oranlarda avans faiz uygulanmasına,
3-Hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 29.592,37 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
5-Başlangıçta peşin olarak alınan 2.968,39 TL harcın alınması gerekli olan 10.107,27 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.138,88 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 2.968,39 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 35,90 TL, posta, tebligat ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam 2.766,40 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre 1.665,40 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
9-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen tutar üzerinden hesaplanan hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,
11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
c-İstinaf aşamasında davacı tarafın avansından karşılana posta giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
12-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!