Anahtar kelimeler: Mamulleri Çay Düzelterek Tütün Çekildiklerinin Olmuş Alkol Mücadele Kaçakçılıkla Aracının

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇLAR
:1.4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet2.5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetHÜKÜM
: Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaEK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Düzelterek onamaSuçtan zarar gören Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istemine ilişkin olarak; Çay Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına ilişkin yargılama sırasında, 25.09.2018 tarihli duruşmada daha önce katılan olmuş olan Gümrük İdaresi vekili tarafından dosyadan çekildiklerinin belirtilmesi sonrası Mahkemece katılan sıfatının kaldırıldığı cihetle müdahillik sıfatı kazanmayan Gümrük İdaresi'nin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.Sanığın temyiz istemine ilişkin olarak; sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:I-Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;Yargılama sırasında, 25.09.2018 tarihli duruşmada daha önce katılan olmuş olan Gümrük İdaresi vekili tarafından dosyadan çekildiklerinin belirtilmesi sonrası Mahkemece katılan sıfatının kaldırıldığı cihetle müdahillik sıfatı kazanmayan Gümrük İdaresi'nin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığından, Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği, Ek Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,II. Sanık Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü ve ... Plaka Sayılı Nakil Aracı YönündenOlayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçen eşya miktarı, bozma ilâmı ve tüm dosya kapsamı karşısında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak;1.Zincirleme suça konu eylemlerden son işlenen suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile suç tarihinden sonra 6545, 72 42... sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18-son maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/ 23... /2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, yazılı şekilde suç tarihinde yürürlükte olmayan 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun (4733 sayılı Kanun) ile kıyaslama yapılarak ve lehe olduğu belirtilerek 4733 sayılı Kanun uyarınca hüküm tesisi,2.7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin son cümlesinin "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" hükmünü içermesi karşısında, soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda usulüne uygun ihtarat yapılmayan sanığa, zincirleme suça konu kaçak eşyaların gümrüklenmiş değerleri toplamının iki katı kadar parayı hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödediği takdirde cezada 1/2 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi gerekirken, yazılı şekilde yalnızca 21.01.2013 tarihli olayda ele geçen 945 karton kaçak sigaraya ilişkin gümrüklenmiş değerin iki katı tutarın ödeme için ihtar edilmesi,3.Sanık hakkında hem adlî para cezası, hem de hapis cezası verildiği ve adli para cezaları için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,4.5237 sayılı Kanun'un 54. maddesinde düzenlenen araç müsaderesinin hukuksal niteliği itibariyle ceza değil güvenlik tedbiri olduğu ve güvenlik tedbiri niteliğindeki müsadereye karar verilmemesinin aleyhe bozma yasağına konu olmayacağı gözetilerek nakil vasıtasının iadesi yönünden kurulan hükmün sanık temyizine yönelik olarak incelenmesinde;Sanığın sevk ve idaresinde bulunan ve eşi adına kayıtlı nakil aracında 945 karton kaçak sigara ele geçirilen olay nedeniyle; sanığın talimat mahkemesi huzurunda alınan 20.12.2013 tarihli savunmasında "aracın kendisine ait olduğunu" ve malen sorumlunun da talimat mahkemesi huzurunda alına 04.04.2014 tarihli beyanında "aracın zaman zaman eşi olan sanık tarafından kullanıldığını" belirtmeleri karşısında, aracın fiilen sanığın kullanımında olduğu anlaşılmakla; ele geçen kaçak eşyanın tür ve miktarı ile dava konusu nakil vasıtasının niteliği dikkate alındığında dava konusu eşyanın, hacim ve miktar itibari ile aracın ağırlıklı bölümünü oluşturduğu, ayrıca dava konusu eşyanın ve nakil vasıtasının bilinen değerleri dikkate alındığında nakil vasıtasının müsaderesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğurmayacağı, bu haliyle müsaderenin 5237 sayılı Kanun'un 54/3. maddesi uyarınca hakkaniyete aykırı olmadığı, 5607 sayılı Kanun'un 13. maddesinde ve 5237 sayılı Kanun'un 54/1. maddesinde sayılan koşulların oluştuğu cihetle dava konusu nakil vasıtasının müsaderesi yerine, yazılı şekilde iadesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 23.10.2025 tarihinde karar verildi.KISMİ KARŞI DÜŞÜNCESanık ... hakkında, 4733 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık ... Gümrük İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun sanık hakkındaki 21.01.2013 tarihli yargılamaya konu eylem yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yerine TCK.nun 43. maddesine esas dosyasının zamanaşımını kestiğine ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;Ceza Genel Kurulunun █████/2012 gün, ████████ karar; █████/2012 gün, ███████ karar nolu ilamlarında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na hakim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza” söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; “Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır’ şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “suçların içtimaı” bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44 üncü (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir.Ceza hukukunda yasadaki suç tanımına uygun olarak gerçekleşen her netice ilke olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmiş ise o kadar suç işlemiş sayılarak her birinden dolayı ayrı ve bağımsız cezalandırılır. Ancak bazı hallerde birden fazla netice meydana gelmiş olsa bile, faile meydana gelen netice kadar ceza verilmeyerek tek bir ceza verilmesi ile yetinilir. Birden fazla neticeninmeydana gelmesine karşın faile tek ceza verilmesini gerektiren hallerden biri de zincirleme suçtur. Zincirleme suçta faile tek ceza verilirken, yasanın öngördüğü miktarda bir artırım da yapılması söz konusudur.Zincirleme suç, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 80 inci maddesinde “Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün birkaç defa ihlal edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır.” şeklindedir. Bu maddenin karşılığı olarak koyulan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1 inci maddesinde; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” biçiminde düzenlenmiştir. Buna göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hallerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır. Dolayısıyla zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında esas alınan suçlardan herhangi birisi hakkında, yargılama aşamasında şikâyetten vazgeçme veya zamanaşımı gerçekleşmesi gibi kovuşturma yapılmasına engel bir nedenin ortaya çıkması halinde, bu suçun zincirleme suç uygulaması kapsamı dışına çıkarılarak açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekir.Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;Sanığın, 21.01.20 13... .07.2013 tarihlerinde işlediği kaçakçılık suçlarının 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesi kapsamında kaldığı ve zamanaşımı süresinin dolmadığına Daire tarafından karar verilmiş ise de yukarda anlatılan nedenlerle TCK.nun 43. maddesi kapsamındaki eylemin zamanaşımını kesmeyecek olması karşısında, incelemeye konu 21.01.2013 suç tarihli eylem yönünden, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi ve 67 inci maddesi 4 üncü fıkrasına göre atılı suça ilişkin uzatılmış dava zamanaşımı süresinin 12 yıl olduğu, suçun işlendiği tarihten itibaren 12 yıllık uzatılmış dava zamanaşımının temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleşmesi nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yerine, zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul edilerek yerel mahkemenin kararının yazılı gerekçeyle bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 23.10.2025