Anahtar kelimeler: İşiyle Cephe Yapım Bina Sistemleri Çeşitli İlişkileri Gösterdiğini İşler Kapsamda

T.C. İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ53.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ███████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptaliKARAR TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:I. DAVADavacı vekili, müvekkili şirketin bina cephe sistemleri yapım işiyle faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda davalı şirkete ticari ilişkileri çerçevesinde çeşitli işler yaptığını ve karşılığında faturalar düzenlediğini, davalı aleyhine 20.03.2013 tarihli 82.634,98 TL, 24.05.2013 tarihli 186.560,77 TL, 23.07.2013 tarihli 49.060,66 TL ve 27.12.2013 tarihli 89.838,10 TL bedelli toplam dört adet faturadan doğan bakiye alacaklara dayanılarak İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafın süresi içinde yaptığı itiraz üzerine takibin durduğunu, söz konusu faturaların davalı tarafından süresinde itiraza uğramadığını, ticari defterlere işlendiğini ve kısmen ödendiğini, icra takibine konu edilen miktarın ise ödenmeyen bakiye alacak olduğunu ileri sürerek, davalının anılan icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın icra takibi tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline ve şartları oluştuğundan icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili, davacı ile müvekkili şirket arasında ... Projesi kapsamında 02.01.2013 tarihli Alt Yüklenici Sözleşmesi ile 01.03.2013 tarihli Ek Protokolün akdedildiğini, ek protokolde de sözleşme hükümlerinin aynen geçerli olduğunun kararlaştırıldığını, bu sözleşmeler uyarınca müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının alt yüklenici olarak yaptığı işler karşılığında düzenlemekle yükümlü olduğu hakediş raporlarından toplam beş adet hakediş düzenlediğini ve bunların müvekkili tarafından onaylandığını, beşinci ve son hakedişten önce davacının kalan tüm hakediş alacağını .... Şti.’ne temlik etmek istediğini, bu temliğe müvekkilinin muvafakat ettiğini ve üçlü olarak 09.07.2015 tarihli temlik sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmenin 4. maddesi uyarınca davacının müvekkil şirketi tüm alacaklar yönünden ibra ettiğini, temlik alan şirket tarafından fatura düzenlendiğini ve fatura bedelinin müvekkilince temlik alana ödendiğini, davacının icra takibine konu ettiği tutarın sözleşme gereğince müvekkil nezdinde tutulan teminat bedeline denk geldiğini, ancak sözleşmede öngörülen teminat iade şartlarının gerçekleşmediğini, zira davacı tarafından vergi, SGK, bordro, fatura, işçi sağlığı ve güvenliği ile hakedişlere ilişkin borcu bulunmadığını gösterir belgelerin sunulmadığını, bu nedenle geçici kabul yapılamadığını ve teminat iadesi hakkının doğmadığını ileri sürerek, açılan davanın reddine ve haksız şekilde icra takibi başlatan davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar davacı tarafından İstanbul Anadolu 18. İcra Dairesi’nin ... takip sayılı dosyası ile davalı aleyhine 40.876,41 TL tutarında alacak için icra takibi başlatılmış ise de, taraflar arasında davalının yükleniminde bulunan ... Projesi kapsamında dış cephe imalat ve montaj işlerine ilişkin olarak 02.01.2013 tarihli Alt Yüklenici Sözleşmesi ile 01.03.2013 tarihli Ek Protokol’ün imzalandığı, bu sözleşme ve protokol çerçevesinde taraflar arasında beş adet hakediş düzenlendiği, söz konusu hakedişlerin taraflarca itirazsız biçimde imzalandığı ve davacı tarafından hakedişlere uygun faturaların kesildiği, hakedişlerden %5 oranında nakit teminat ve ayrıca %10 oranında kesin teminat kesintisi yapıldığı, 2013 yılı içerisinde yükleniciden toplam 51.876,41 TL teminat kesintisi gerçekleştirildiği, bu bedelin 10.000 TL’sinin davacı işçilerine ödendiği ve 1.000 TL’sinin iade edilmesi suretiyle davacı yüklenici nezdinde 40.876,41 TL tutarında teminat alacağı kaldığının tespit edildiği, ancak dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden teminat iadesi koşullarının sözleşme hükümleri uyarınca oluştuğunun somut biçimde ortaya konulamadığı, davacı tarafça sözleşmede öngörülen teminat iade şartlarının gerçekleştiğinin iddia ve ispat edilemediği gibi dava öncesinde davalıdan bu yönde bir talepte bulunulduğunun ve davacının resmi kurumlara karşı herhangi bir borcunun bulunmadığının da kanıtlanamadığı, bu itibarla teminat iadesi koşullarının oluşmadığı, dolayısıyla davacının teminat bedeline dayanarak başlattığı icra takibi itibarıyla davalı şirketten alacaklı olduğunun kabul edilemeyeceği kanaatine varıldığından davanın reddine, ayrıca davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun ispat edilemediğinden davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili istinafında, mahkemece alınan bilirkişi raporu ve taraf ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda davacının davalıdan 40.876,41 TL alacaklı olduğunun açıkça tespit edildiği ve bu tutarın icra takibi tarihi itibarıyla davalının borcu olduğunun sabit olduğu, buna rağmen söz konusu bedelin ödenmemesinin “haklı” olduğuna dair mahkeme kabulünün hukuka uygun bulunmadığı, taraflar arasında ileri sürülen sözleşme koşullarının bu davada davacı aleyhine değerlendirilmesinin yerinde olmadığı, zira faturaya dayalı ilamsız icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davalarında incelemenin, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca, yasaya uygun tutulmuş ticari defterlerdeki somut durumla sınırlı olması gerektiği, dava konusu olmayan belge ve iddiaların bu davada değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu yönleriyle eksik inceleme yapıldığı ve ek bilirkişi raporu alınması talebinin reddinin de isabetsiz olduğu ileri sürülerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talep edilmiştir.V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇETaraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı , müvekkili tarafından davalıya bina cephe sistemleri kapsamında çeşitli işler yapıldığını, düzenlenen dört faturadan doğan bakiye alacak için icra takibi başlatıldığını belirterek haksız itirazın iptalini talep etmiş; davalı, taraflar arasında ... Projesi kapsamında alt yüklenici sözleşmesi ve ek protokol bulunduğunu, beş adet hakediş düzenlenerek ödemelerin yapıldığını, davacının alacaklarını üçüncü bir şirkete temlik ettiğini ve temlik sözleşmesi ile ibra edildiğini, icra takibine konu edilen tutarın sözleşme gereği kesilen teminat bedeline ilişkin olduğunu, ancak teminat iade şartlarının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve hakedişler kapsamında teminat kesintileri yapıldığı, davacı nezdinde teminat alacakları kaldığı, ancak sözleşmede öngörülen teminat iade şartlarının gerçekleştiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamı incelendiğinde, davacı yüklenicinin talebine dayanak yaptığı faturalara konu alacağını taraflarca itiraz ve inkâr edilmeyen █████/2015 tarihli sözleşme ile (teminat alacağı hariç olmak üzere) dava dışı ... Limited Şirketi’ne temlik ettiği anlaşılmaktadır.Alacağın temliki ile birlikte, temlik konusu alacak bakımından alacaklı sıfatı temlik alana geçer. Bu durumda, davacının temlik ettiği alacak yönünden aktif husumet ehliyeti kalmamıştır. Aktif husumet yokluğu, davanın esasına girilmeksizin öncelikle değerlendirilmesi gereken dava şartlarından olup, mahkemece re’sen gözetilmelidir.Somut olayda, temlik işlemi ile dava konusu alacak bakımından ( yargılamada alacağın teminata ilişkin olduğu davacı tarafça ayrıca ve açıkca belirtilmemiştir) davacının alacaklı sıfatını kaybettiği anlaşıldığından, mahkemece davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmek üzere yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin gerekçe yönünden usulen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın aktif husumet yokluğundan reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin usulen KABULÜNE,2-İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2021 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3- Davanın aktif husumet yokluğundan REDDİNE, davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun ispat edilemediğinden davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN1-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 493,69 TL harçtan mahsubu ile 238,31 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,3-Davalı tarafından yapılan 150,00 TL bilirkişi masrafının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2.maddesi uyarınca 6.540,22TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,2-Davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 45,30 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 207,40 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.