Anahtar kelimeler: Kaymış Direğe Çarpmış Kala Arabanın Giderken Araba Ekiplerine Kenarında Kazadan

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(Tam Kabul)ESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
: Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026----- sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilen Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,İDDİA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirkete ait ----- plakalı araç için davalı kasko şirketi ile ----- tarihinde bir yıl geçerli olmak üzere kasko poliçesi ---- anlaşması yapıldığını, müvekkil şirketin aynı zamanda yetkilisi olan ----- sevk ve idaresindeki araç ---- tarihinde ---- giderken ----- kala arabanın hakimiyetini kaybettiğinden dolayı araba kaymış ve yol kenarında ilan amacıyla bulunan demir direğe çarpmış ve arabanın ön tarafı hasar gördüğünü, kaza anında müvekkilin yanında arkadaşı ------ bulunduğunu, kazadan dolayı müvekkilinin herhangi bir yaralanma olmadığı için polis ekiplerine haber vermediğini ve kaza tutanağını tek başına tuttuğunu, kazadan sonra müvekkil --- geldiğini ve aracını tamir ettirmek amacıyla ----- servisine götürdüğünü, burada aracın tamirine başlandığını ve davalı kasko şirketi ile iletişime geçilerek ----- nolu hasar dosyası açıldığını, bu arada göz doktoru olan müvekkilinin şirketin yetkilisi ------- Merkezinde hastalarını muayene etmekteyken kendisini davalı şirketten görevli olduğunu belirten iki kişi tarafından -------- nolu telefondan arandığını ve çalıştığı hastane ye geldiklerini, birinin kendini emekli emniyet müdürü diğerininde kendini mühendis olarak tanıttığı bu iki kişi hastanede müvekkile servisin fiyatı çok yüksek gösterdiğini, özel tamircilere arabayı çok ucuza tamir ettirebileceğini, arabanın değerinin düşmemesi için özel serviste tamir ettirmesinin daha uygun olacağını, zaten kaza tespit tutanağının kolluk kuvvetlerince tutulmadığını ve o esnada müvekkilin algılayamadığı bir çok mesnetsiz gerekçe sunarak müvekkilin iradesini ikrah ile sakatlayarak müvekkilden ------ nolu hasar dosyası kapsamındaki tazminattan feragat ettiğine dair tutanak tutulduğunu, müvekkilinin burada sağlıklı düşünemediği için şirket yetkilisi olarak değil doktor kaşesini kullandığını, müvekkilinin babasının kemoterapi tedavisinin vermiş olduğu üzgünlük ve hastalarının muayene için beklemesini istemediği için bir anda kendini baskı altında hissederek tutanağı imzaladığını, müvekkilin mesai arkadaşı ------ da olaya şahit olduğunu, müvekkilinin feragat dilekçesinin yanlış olduğunu düşündüğü ve vazgeçmek için aynı numarayı bir çok kere aradığını ve mesaj attığını, fakat kendisine cevap veren kimse olmadığını, müvekkil şirket ihtiyacı olduğu için aracı serviste yaptırdığı ve ---------ödediğini, bu ödemenin servis tarafından ve daha sonra istendiği fakat davalı şirket feragat dilekçesini gerekçe göstererek ödemeyi reddettiğini, açıklanan nedenlerle şimdilik toplam ----- dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ( ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz tazminat talebimizin kabulü davalı kuruma başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesin talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, davanın ---- numaralı ----teminatı altına alınmış bulunan --- plakalı aracın ,------ tarihli kaza sebebi ile meydana gelen maddi tazminat talebinden kaynaklandığını, davacının taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu ve davanın reddi gerektiğini, alacağın belirlenebilir olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılmasında hukuki menfaatin olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının başvuru şartını eksiksiz yerine getirmeksizin dava açtığından dolayı davanın usulden reddi gerektiğini, davacının mevzuat ve sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, uyuşmazlık konusu hasara ilişkin olarak yapılan talep sırasında hasarın teminat kapsamında olup olmadığı ile hasar tutarının tespiti bakımından müvekkili şirketçe eksper incelemesi yapılmasına fırsat verilmediğini, tespite yarar tüm belgelerin ibraz edilmediğini, davacının beyanı ile müvekkili şirket ve sigortalısı hakkında taleplerinden feragat ettiğini, davacının haklı bir sebebi olmaksızın sigortacı müvekkili şirket ebilgi verme ve araştırma yapılmasına izin verme yükümlülüklerini hilal ettiğini, müvekkilinin araç sürücüsünün kaza anında ehliyet sahibi ve alkollü olup olmadığını ya da poliçe şartları gereğince teminat dışı olan diğer hallerin mevcut olup olmadığnıı tespit edebilmesini engellediğini, davanın bu nedenle de reddi gerektiğini, ekspertiz incelemesi sonucunda şüpheli hususların tespit edildiğini, meydana gelen hasarın ----- plakalı araçta meydana gelen hasar ile uyumsuz olduğunun tespit edildiğini, yapılan çalışmalar sonucunda meydana gelen kazanın beyanlı bir kaza olduğunu, sigortalı aracın sürücüsü ------ tarihinde yaptığı ve kaza sonrası hasarın küçük olduğunu düşünerek olay yerinde fotoğraf çekmediği, kaza ile alakalı olarak herhangi bir arama yapmadığı ve aracıyla yoluna devam ederek kaskosunu bozmadan aracı kendi imkanları ile yaptırmayı düşündüğünü fakat dah sonra aracındaki hasarın daha büyük olduğunu görünce dosya açtırdığını sözlü olarak beyan etmiş olsa da kaza anında gerçek sürücü tespiti ve kaza anında sürücünün alkollü olup olmadığına dair tespitlerin yapılamaması, polis araması, acenteye bilgi verilmemesi gibi konuların eksik olmasının sürücüye bildirildiğini, sürücünün kendisinin ihmalinin olduğunu kötü niyetli bir davranış içinde olmadığını fakat eksikliklerin olduğunu kabul ettiğini, aracını servisten alarak dışarıda çok daha makul bir fiyata yaptırarak sorunu çözebileceğini söyleyerek dosyadan feragat etmek istemesi üzerine alınan feragat sonucu görüşmenin sonlandırıldığını, bu nedenlerle davacının müvekkilinin hasarın teminat kapsamında olmadığını ispatlayamadığı iddialarının açık bir şekilde kötü niyetli olduğunu, davacının bu hususların tespiti ve ispatını açık bir şekilde engellediğini, ispat etme mükellefiyetinin davacıda olduğunu, davacının doğru ve tam ihbarda bulunma mükellefiyetini yerine getirmediğini, davacı tarafından ibraz edilen ekspertiz raporunun kabulünün mümkün olmadığını, raporun taraflar arasında imzalanan kasko poliçesi genel ve özel şartları gözetilmeksizin düzenlenmiş olduğundan dolayı hükme esas alınamayacağını, kazanın teminat kapsamında kalıp kalmadığının tespitine yarar tüm evrakların dosyaya sunulması gerektiğini, davacının aracını herhangi bir haklı sebep olmaksızın anlaşmalı servis dışında bir servise bıraktığını, davacının poliçe klozları ile tanınan hakkını elinden aldığını, hasarın artmasına neden olduğunu, müvekkilinin ancak gerçek zarardan sorumlu olduğunu, özel yaptığı masraf için kendisinin katlanmak zorunda olduğunu, müvekkili nezdinde oluşturulan kasko sigorta poliçesi genel ve özel şartlarında değer kaybı ve araç mahrumiyet/kazanç kaybı zararları da teminat altına alınmadığını, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini savunarak; davanın usulden ve esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.DELİLLER
:------ müzekkere yazıldığı görüldü.Makine Mühendisi Bilirkişi ---- ve Sigorta Uzmanı Bilirkişi --- tarafından hazırlanan ----tarihli heyet raporunda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür. -----------Davalı tarafça aşağıda ortaya konulan belge uyarınca ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. ---------Tanık -------- tarihli duruşmada aşağıdaki şekilde beyanda bulunmuştur.Kaza olduğunda aracın içinde ya da yakınında değildim, davacı şirket yetkilisiyle aynı hastanede birlikte çalışırız, ben hastaneye sigortadan birinin geldiğini görmedim ama çalışanlardan ve ------ kendisinden böyle bir şey duydum, gelen kişinin ismini ve sıfatını bilmiyorum, bana söylenene göre sigortadan gelmişler,---- beyanına göre -------olduğunu biliyorum, bana söyledikleri birileri geldi, odada uzun süre kaldı, ancak hastası olduğu için sürekli doktor beyi acele ettirdik şeklinde beyanlardı, bunu söyleyenler doktor beyin asistanlarıydı, davacının ne imzaladığını bilmiyorum, bu konuda bilgim yok, zorla imza attırma hususunda bir bilgim yok, davacının içki içtiğini hiç görmedim, Davacı vekili tanıktan; o dönem davacının bir sorunu, moral bozukluğu var mıydı diye sordu; Tanık beyanında; o dönemlerde babasının kanseriyle mücadele ediyorlardı, bunun stresi vardı, yanlış hatırlamıyorsam tedavi süreci geçen seneydi, olaya ilişkin bilgim görgüm bundan ibarettir.Tanık ---- tarihli duruşmada aşağıdaki şekilde beyanda bulunmuştur.------- asistanlık yapıyordum, hali hazırda çalışmıyorum ancak davacıyı buradaki asistanlık döneminden tanırım, -------- asistanıydım, trafik kazası anında yanında değildim, ancak hastaneye sigortadan bir görevlinin gelmiş olduğunu bizzat gördüm, görevlinin ismini ve sigorta şirketinin ismini bilmiyorum, hocanın yanına geçtiler, bir saate yakın içeride kaldılar, bu süreçte ben içeride değildim, aralarda da girmedim ancak hocanın birçok hastası beklediği için sık sık aradık, ben hocanın birşey imzaladığını görmedim, imzaladıysa ne imzaladığını da bilmiyorum, ---- Beyin o dönemde babası rahatsızdı, o yüzden sık sık hastaneye gittiğini biliyorum, hastanede ----- Beyin işleri çok yoğundu, çok meşguldü, mahkeme meselesinden önce sigortayla ilgili bana herhangi bir meseleden bahsetmedi, olaya ilişkin bilgim görgüm bundan ibarettir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:Dava, davacının mülkiyetindeki ve davalıya kasko sigortası ile sigortalı bulunan ---- plakalı aracın karıştığ---- tarihli trafik kazası nedeniyle davacının hasar bedeli ve değer kaybı zararının giderilmesi amacıyla açtığı tazminat davasıdır. Maddi hasar zararı bakımından Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacının talebinin taraflar arasındaki kasko sigortasına dayandığı, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere---- tarihli trafik kazası neticesi olarak------ maddi hasar bulunduğu, hasarın poliçe kapsamında kaldığı, her ne kadar davalı tarafça yukarıda deliller kısmında ortaya konulan dilekçe kapsamında sigorta tazminatından feragat edilmesi nedeniyle tazminat alacağı bulunmadığı savunulmuş ise de, anılan belgenin hukeken kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağı sona erdirme etkisi taşımayacağı, zira maddi hukuk (borçlar genel hukuku) bakımından alacak haklarından (borç ilişkisinin alacaklı ve borçlu olarak çift taraflılık niteliği nedeniyle) feragatin mümkün olmadığı, TBK sisteminde borçların sona erme sebeplerin belirli olduğu ve alacak hakkından feragat şeklinde borcun sona erme sebebi olmadığı, somut olayda tartışılması gereken hususun anılan belgenin borcun sona erme sebeplerinden biri olan ibra niteliği taşıyıp taşımadığı, TBK sisteminde ibranın alacaklı ve borçlu arasında akdedilen bir sözleşme niteliğinde olduğu, sözleşmelerin ise karşılıklı irade beyanlarının uyuşması (icap ve kabul) ile kurulduğu, anılan belgenin ibra sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceği, en fazla davacı tarafça yönetilen ibra sözleşmesine icap beyanı olarak nitelendirilebileceği, belgede davalının (davalı şirket yetkilisinin ya da imza yetkilisinin ya da yetkili temsilcinin) imzasının bulunmadığı, bu sebeple belgenin ibra sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceği ve borcu sona erdirici etki taşımadığı, yine davacının sigorta sözleşmesini menfaatinin maruz kalacağı rizikoların teminatını teşkil etmesi amacıyla ve sırf bu amaçla akdettiği dikkate alındığında sözleşme kapsamında bir rizikonun gerçekleşmesinden sonra herhangi bir sigorta tazminatı elde etmeden ve makul bir sebep bulunmadan hasar dosyasından feragat etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, belge üzerindeki imzanın da paraf niteliğinde olduğu dikkate alındığında davacının sigorta tazminatından vazgeçme iradesinin de kabul edilemeyeceği, beyanın sıhhat açısından sakat olduğu, ek olarak davalının TTK 1409/2 maddesi kapsamında rizikonun sigorta teminatı kapsamı dışında kaldığını ispatlama külfeti altında olduğu, rizikonun teminat kapsamı dışında kaldığına dair bir delil bulunmadığı, tüm bu sebeplerle davalının riziko kapsamında kalan tazminat bedelini ödemekle yükümlü olduğu, her ne kadar temerrüt tarihi TTK 1427 hükümleri uyarınca daha önce gerçeklemiş olsa ve tarafların tacir olması nedeniyle alacağa avans faizi işlemesi gerekse de davacı tarafça dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmiş olması nedeniyle talebe uygun olarak hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılmış, maddi hasar tazminatı yönünden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Değer kaybı zararı bakımından;Taraflar arasındaki kasko sigorta sözleşmesine göre "Bu poliçe, sizi--------- başlığı altında bulunan teminatlar ve poliçenizde yazılı özel şartlar ile güvence altına almıştır. Sigorta kapsamınız, poliçenizde yer alan teminatlar dahilinde belirlenmektedir.------ maddesi uyarınca "Bu sigorta ile sigortacı, sigortalının poliçede belirtilen ve karayolunda kullanma izni olan motorlu ve motorsuz kara araçlarından, römork veya karavanlardan iş makinelerinden, lastik tekerlekli traktörler, diğer zirai tarım makinelerinden doğan menfaatin aşağıda belirtilen risklerin gerçekleşmesi sonucunda doğrudan uğrayacağı maddi zararları teminat altına alır."---- de değer kaybı zararının doğrudan zarar olarak kabul edilmiştir -----Taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin genel ve özel şartları incelendiğinde değer kaybı zararının teminat kapsamı dışında olduğuna dair bir hüküm bulunmadığı görülmüştür. Bilirkişi raporunda sözleşme hükümleri uyarınca değer kaybı zararının teminat kapsamı dışında olduğu belirtilmiş ise de raporda atıf yapılan hükümlerin hukuksal koruma klozu kapsamında hukuksal koruma sigortasına ilişkin olduğu, yani sigortalı davacının aleyhine üçüncü kişiler tarafından açılacak değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararlarına ilişkin dava veya alternatif uyuşmazlık çözüm yollarında yapılacak yargılama giderleri ve masrafların teminat dışı olduğunun akdedildiği, kasko sigortası kapsamında bir muafiyet söz konusu olmadığı görülmüştür. Mahkememizce yapılan değerlendirmede, her ne kadar bilirkişi raporunda değer kaybı zararından kasko sigortacısının sorumlu olmadığı yönünde değerlendirme yapılmış ise, bunun hukuki değerlendirme olduğu, değer kaybı zararının dolaylı zarar olarak kabul edilemeyeceği, zira (araç mahrumiyeti zararının aksine) doğrudan zarara bağlı olarak gelişen bir zarar kalemi olmadığı, zarara sebep olan haksız fiilin gerçekleşmesiyle oluşan doğrudan zarar kalemi niteliğinde olduğu,------ de değer kaybı zararının doğrudan zarar olarak kabul edildiği (emsal ---- Karar sayılı ilamı, ------- Karar sayılı ilamı), bu anlamda değer kaybı zararının maddi hasardan kaynaklanan zarar kaleminden hukuki ve taraflar arasındaki kasko sözleşmesi bağlamında nitelik olarak farkının bulunmadığı, taraflar arasındaki kasko sözleşmesinin doğrudan zararları teminat altına almak üzere akdedildiği, yine sözleşmenin bağlı olduğu ve sözleşme hükmü niteliğindeki genel şartlarda da sözleşmenin doğrudan zararları teminat altına aldığının belirtildiği, kasko poliçesinde özel şart olarak veya kara araçları kasko sigortası genel şartlarında değer kaybı zararının teminat dışında olduğuna dair hüküm bulunmadığı, bu sebeple taraflar arasındaki kasko sigorta sözleşmesinin değer kaybı zararını da teminat altına aldığı, bu sebeple davalının değer kaybı zararından sorumlu olacağı, değer kaybı hesabının kaza nedeniyle oluşan hasarın nitelik ve niceliği, aracın modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi gibi hususlar gözönünde bulundurularak, kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki 2. el piyasa rayiç değeri (hasarsız haliyle) ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasadaki 2. el piyasa değeri arasındaki fark (aradaki farkın değer kaybı olarak kabul edilmesi) esasına uygun olarak yapıldığı, mahkememizce de bu esasa göre hesaplama yapılmasının hukuka uygun bulunduğu, bilirkişi raporunun bu esasa uygun ve denetime açık şekilde düzenlendiği, bu sebeple hükme esas alınabileceği, bu kapsamda davacının ------ değer kaybı zararının bulunduğu, davacının davasını ---- üzerinden takip ettiği, talebi aşar nitelikle hüküm kurulamayacağı, yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi açıklandığı üzere,1-Davanın KABULÜ ile maddi hasara ilişkin 143.413,79 TL ve değer kaybına ilişkin 500,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (143.913,79 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 9.830,75 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 2.457,69 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 7.373,06 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan 2.946,09 TL dava açma masrafı, 87,50 TL vekalet harcı ve 13.440,00 TL bilirkişi/posta masrafından ibaret 16.473,59 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,6-Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (143.913,79 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,7-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile----- Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026