Anahtar kelimeler: Dışıdan Anılanın Silivri Güvenerek Payını Payın Sattığını Pay Yaklaşık Yazısı
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, dava konusu 3560 parsel sayılı taşınmazın ███████ payını tapu kaydına güvenerek dava dışı..........dan 03.07.2020 tarihinde satın aldığını, yaklaşık altı ay sonra Silivri Tapu Müdürlüğünün 04.12.2020 tarihli yazısı ile ....... mirasçılarından ............’e ████████ pay verilmesi gerekirken ███████ pay verildiğini, anılanın payını sattığını, payın en son kendisine devredildiği belirtilerek adına hatalı kayıtlı olan 133/9 42... /1884 pay olarak düzeltilmesi için beyanda bulunmasını istediklerini, muvafakati olmadığını bildirdiğini, buna rağmen TMK’nın 1023. ve 1027. maddelerine aykırı davranılarak payının değiştirildiğini, bu hukuka aykırı işlemin de kendisine 27.01.2021 tarihli yazı ile 03.02.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, kendisinden alınan payların diğer davalıların paylarına aktarıldığını, payı iktisap ederken iyiniyetli olduğunu, ...’in dava konusu payı ........................................................’in de en son kendisine devrettiğini, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararlardan Devletin sorumlu olduğunu ileri sürerek davalı ... ve ...ye devredilen payın iptali ile adına tesciline, olmazsa TMK’nın 1007. maddesi uyarınca zararı tespit edilerek şimdilik 10.000,00 TL zararın davalı İdareden tahsiline karar verilmesini istemiş, Mahkemece süre verilmesi üzerine davacı vekili 11.10.2021 tarihli dilekçesi ile Hazinenin davaya dahil edilmesini istemiştir
II. CEVAP
Davalı ... Kadastro Müdürlüğü; davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, husumetin Tapu Müdürlüğüne değil Hazineye yönetilmesi gerektiğini, sicilin tutulmasından kaynaklanan bir hata olmadığını, Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı kararına göre ilk işlemin yapıldığını, anılan kararda veraset ilamına atıf yapılmadığını, bu nedenle paylar eşit olarak düşünülerek işlem yapıldığını, işlemde hata olmadığını, işleme esas olacak mahkeme kararı eksikliği nedeniyle davacının satın aldığı payın fazla yazıldığını, zarar ile illiyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ve ...........; dava konusu taşınmazdaki payın babaları ...den geldiğini, üç kardeş olduklarını, kardeşleri ...’nin ölümü ile mirasının dört çocuğuna kaldığını, paylı mülkiyete geçilmesi işleminde bu durumun göz ardı edildiğini ve kardeşlerinin çocuklarına kendileri ile eşit pay verildiğini, yapılan işlemlerde sorumlulukları olmadığını, üç kez tapuya düzeltim dilekçesi verdiklerini ve sonunda düzeltildiğini, hatalı işlemden İdarenin sorumlu olduğunu, davacının taşınmazı satın aldığı 03.07.2020 tarihinden önce tapuya düzeltim dilekçesi verdiklerini, davacının iyiniyetli olmadığını, davacının bir partinin Esenyurt meclis üyesi olduğunu, bu derece aşikar bir durumu bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu toplam ████████ hissenin gerçek hak sahiplerinin davalı ... ve ...olduğu, tapu memurunun hatası yüzünden yanlış bir tescil yapıldığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının davacıya hiçbir zaman mülkiyet hakkı kazandıramayacağı ve tapu kaydının baştan beri yolsuz ve geçersiz olduğu, bu tür kayıtlarda Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesindeki iyiniyetli edinme kuralının da uygulanamayacağı, davacıya ait hissenin tashih işlemi sonucu küçülmesi nedeniyle 4721 sayılı Yasa'nın 1007. maddesi uyarınca tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şartlarının oluştuğu, davacının zararının karşılanması gerektiği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın reddine, tazminat istemi yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... ile ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 21.04.2017 tarihinde iştirak halinde mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesi işleminde muris ..............’e ait veraset ilamı doğrultusunda işlem yapılması gerekirken Tapu Müdürlüğünce her mirasçıya eşit pay verilerek ███████ pay ile mirasçılar adına tescil edildiği, Tapu Müdürlüğünce veraset ilamına aykırı olarak yapılan intikal işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, dava dışı mirasçı ... ... adına tescil edilen ███████ payın baştan itibaren yolsuz tescil niteliğinde olduğu, yolsuz tescil baştan itibaren yok hükmünde olduğundan iyi niyetli alıcılar dahil herkese karşı ileri sürülebileceğini, Tapu Müdürlüğünce 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 7181 sayılı Yasa ile ek 3. maddesi uyarınca hatalı yapılan hisse intikal işleminin re'sen her zaman düzeltilmesinin mümkün olduğu, düzeltme işleminin usul ve yasaya uygun olduğu, hatalı hisse tedavül görmüş olsa bile yapılan işlem baştan itibaren geçersiz olduğundan iptal edilmesi gerektiği, tapu iptal ve tescil talebinin reddinin doğru olduğu, davacının iyiniyetle satın almış olduğu taşınmazdaki payın sonradan hisse hatası nedeniyle düzeltilmesi sonucu payının küçülmesi sebebiyle davacının zararının oluştuğu, TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklı olarak davacının zararının karşılanması gerektiği, tapu sicilinin hatalı tutulmasından dolayı devletin kusursuz sorumlunun bulunduğu, değer hesaplama yönteminin doğru olduğu ancak taşınmazda davacının hala payı olduğu için dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapıya ait 150.000,00 TL bedelin toplam arazi bedeline eklenmesinin doğru olmadığı, asıl talebin kabul edilmeyip terditli talebin kabul edilmesi halinde dava tek olduğundan asıl talep yönünden vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedilemeyeceği için davalı ... ve ... lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinin doğru olduğu gerekçeleriyle davacı vekilinin ve davalı ... ile ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın reddine, tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, hatalı nitelendirme ile kanun hükümlerinin uygulanmadığını, TMK’nın 1023. maddesi uyarınca müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, müvekkilinin taşınmazı alan dördüncü kişi olduğunu, tapu müdürlüğü tarafından hukuka aykırı olarak yapılan düzeltme işleminin hiç irdelenmediğini, basit hatalar dışında düzeltim yapılamayacağını, müvekkilinin muvafakati olmamasına rağmen işlemin yapıldığını, muhdesat bedelinin mahsubu ile faizin başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; sicilin tutulmasından kaynaklanan bir hata olmadığını, Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı kararına göre ilk işlemin yapıldığını, anılan kararda veraset ilamına atıf yapılmadığını, bu nedenle paylar eşit olarak düşünülerek işlem yapıldığını, işlemde hata olmadığını, işleme esas olacak mahkeme kararı eksikliği nedeniyle davacının satın aldığı payın fazla yazıldığını, zarar ile illiyet bağı bulunmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, tazminat hesabı yönünden tapu kaydının iptaline ilişkin Mahkeme kararının kesinleştiği ya da zararın oluşmasına ilişkin işlemin tarihinin esas alınması gerektiğini, bilirkişilerin dava tarihini esas aldığını, hesaplamaların doğru olmadığını, diğer davalılar yönünden haksız kazanım oluştuğunu, bu durumun dikkate alınmadığını, tüm masrafların taraflarına yüklenilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; dava konusu 3560 (yeni 49 81... ) parsel sayılı taşınmazın █████████ payı elbirliği mülkiyet ile ..., .............., ..., ..., ...ve ... adına kayıtlı iken 21.04.2017 tarihli işlem ile elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesi ile █████████ payın anılanlar adına eşit olarak tescil edildiği, elbirliği mülkiyetin dayanağının ...terekesinden kaynaklandığı, ...in 1978 yılında ölümü ile geriye mirasçı olarak oğulları ... ve ...ile kendisinden sonra ölen kızı ...’nin çocukları ..., ..., ...ve ...’in kaldığı, ... ve ...in miras payları 1/3'er iken diğer mirasçıların miras paylarının 1/12'şer olduğu, ...’in adına tescil edilen 133/9 42... .05.2017 tarihinde dava dışı ...ye, ...nin 27.07.2017 tarihinde dava dışı ...a, ...ın 17.11.2017 tarihinde dava dışı ...e, ...in de 03.07.2020 tarihinde davacı ...’a satış suretiyle temlik ettiği,.........ın kayden maliki olduğu ██████ 84... .01.2021 tarihinde tashih işlemi ile Tapu Müdürlüğü tarafından re'sen davalı ... ve ... adına tescil edildiği görülmüştür.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 705. maddesinde; “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” 1022/1 hükmünde ise “Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır.” hükmü düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, ayni haklar tapu siciline tescil ile doğar ve tescilin hukuki netice doğurabilmesi için de geçerli bir hukuki sebebinin bulunması zorunludur. Bu hususun tapunun illilik prensibinden kaynaklandığı açıktır. Oysa, oluşan sicilin hukuken geçerli bir sebebi bulunmadığı takdirde, tescilin yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve sicilin iptali gerekeceğinde kuşku yoktur.
2644 sayılı Tapu Kanunu’na 04.07.2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanun ile eklenen 3. madde “Kadastro tespiti veya tapu sicilinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle oluşan hatadan olumsuz etkilenen hisselerin maliklerine, ayni ve şahsi hak lehtarlarına hatanın nedenleri ve düzeltme sonrası oluşacak hisse durumunu gösteren tebligat yapılır. Yapılacak işlem konusunda tapu kaydının beyanlar hanesine belirtme yapılır ve bu belirtme düzeltme işlemi kesinleşinceye kadar korunur. Tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgililerince muvafakat verilmesi hâlinde düzeltme işlemi yapılır. Bu süre içinde muvafakat verilmez ise tapu müdürlüğünce hatalı kayıt resen düzeltilerek işlem sonucu ile birlikte düzeltme işlemine karşı tebliğden itibaren altmış gün içinde asliye hukuk mahkemesinde dava açılabileceği ilgilisine ihtar edilir.” hususlarını düzenlemiştir.
Öte yandan, 23.09.2019 tarihli TKGM’nin 2019/7 sayılı Genelgesinin “Taşınmazdaki hisse hatasından olumsuz etkilenen hisselerin malikleri ile sınırlı ayni veya şahsi hak lehtarlarının muvafakatinin alınması halinde belirtmenin terkin edilerek düzeltme işleminin yapılması, tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde muvafakat edilmemesi halinde ise tapu müdürlüğünce hisse hatasının re'sen düzeltilerek yapılan düzeltme işlemine karşı 60 gün içinde taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesine dava açılabileceği, dava açılmaması halinde yapılan düzeltme işleminin kesinleşeceği belirtilerek ilgililerine tebligat yapılması, Tapu Müdürlüğünce taşınmazdaki hisse hatasından olumsuz etkilenen hisselerin maliklerine ve sınırlı ayni veya şahsi hak lehtarlarına yapılan tebliğden itibaren 60 gün içinde ilgililerce dava açılıp açılmadığının asliye hukuk mahkemesinden soru konusu edilmesi, kendilerine tebligat yapılan hak sahiplerince düzeltme işlemine karşı dava açılmadığının bildirilmesi halinde taşınmazın beyanlar sütunundaki belirtmenin terkin edilmesi, dava açıldığı bildirilmişse düzeltme işlemi kesinleşmeyeceğinden beyanlar sütunundaki belirtmenin korunarak ‘Hisse hatası düzeltme işlemine karşı dava açılmıştır.’ şeklinde belirtmenin yapılması gerekmektedir.” şeklinde ve son kısmının da “Tapu sicilindeki düzeltme Türk Medeni Kanunu'nun 1027 nci maddesi kapsamında yapıldığından bu Genelge kapsamında yapılacak hisse hatalarının düzeltilmesi işleminin pay ve paydanın eşitlenmesi olarak görülmemesi, düzeltme işleminin dayanağının doğru tespit edilerek yapılacak düzeltme ile mülkiyet devrine sebebiyet verilmemesi gerekmektedir.” şeklinde olduğu, bu haliyle Tapu Kanunu'nun ek3. maddesinin mülkiyet devri sonucunu doğurmayacak maddi hataların düzeltilmesi suretiyle uygulanması gerektiği, kaldı ki anılan yasal düzenlemenin görüşüldüğü TBMM bileşim tutanaklarında da amacın tapu uygulamalarıyla bürokrasi ve kırtasiyeciliğin azaltılması, teknolojik gelişmeler sonucu işlevsiz hâlde bulunan uygulamaların kaldırılmasıyla yurt içinde ve yurt dışında yaşayan vatandaşların tapu işlemlerine hız kazandırılmasına ilişkin olduğunun beyan edildiği, verilen sürenin ilgiliyi bilgilendirmeye yönelik düzenleyici bir süre olduğu, mülkiyet hakkının ortadan kaldırılmasına neden olan hak düşürücü süre niteliğinde bulunmadığı açıktır.
Bilindiği üzere; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları, satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla TMK’nın 2. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 9 88... ., tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.
Belirtmek gerekir ki, bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke TMK'nın 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024/1 hükmüne göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3 üncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür
Somut olayda, dava dışı ...’in miras payı 1/12, davalı ... ve ...nin miras payları 1/3'er olmasına rağmen elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyet çevrilmesi işleminde tüm mirasçıların payları eşit kabul edilmek suretiyle dava dışı ...’e ████████ pay fazla verilmesinin yolsuz tescil hükmünde olduğu hususunda tereddüt yoktur. Ne var ki, dava konusu ████████ pay dava dışı ...’e yolsuz olarak tescil edildikten sonra son kayıt malikine kadar birden fazla kez el değiştirmiştir.
Diğer yandan, 2644 sayılı Tapu Kanunu’na 04.07.2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanun ile eklenen 3. madde uyarınca yapılan işlemlerin mülkiyet devri sonucunu doğurmayacak maddi hataların düzeltilmesi suretiyle uygulanması gerekmesine rağmen Tapu Müdürlüğü tarafından tapuda maddi hata düzeltimi işlemini aşar ve mülkiyet devri sonucunu doğurur şekilde ilgilisinin rızası hilafında davacı ...’ın kayden maliki olduğu ████████ payın iptal edilerek davalı ... ve ... adına tescili işleminin de yolsuz olduğu hususunda şüphe bulunmamaktadır.
Bu durumda, dava dışı ...’in yolsuz temlikteki ilk el olduğu, kayıt maliki olması halinde anılanın iyiniyetine bakılmayacağı hususunda bir tereddüt bulunmamakta ise de gerek İlk Derece Mahkemesinin gerekse de Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünün aksine yolsuz tescil sonrasında yapılan temlikler yönünden TMK’nın 1023. maddesi uyarınca tapuya itimat edip taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak gerekeceğinden davacı ...’ın dava konusu payın kazanımında TMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan faydalanıp faydalanamayacağı hususunun açıklığa kavuşturulması eldeki davanın çözülmesi için elzemdir.
Hal böyle olunca, tarafların usulünce bildirdiği toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde davacı ...’ın dava konusu ████████ payın ediniminde TMK'nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanıp yaralanamayacağının tartışılması ve bu durumun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin ve davalı Hazine vekilinin değinilen yön itibariyle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine; temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!