Anahtar kelimeler: Geldiler İnş Salı Başlanarak San Sözlü Tic Hazır Avukat Kesinlik
9. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 20. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davacı ve davalı ... İnş. San. ve Tic. AŞ vekillerince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.04.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalılar ... İnş. ve San. Tic. AŞ ile ... ve ... AŞ vekili Avukat ..., ... vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ'nin ...'da bulunan ... Havalimanı ve ... Yüksek Hızlı Batı Çevre Yolu inşaatlarını diğer davalı ... ... ile iş ortaklığı kapsamında üstlendiklerini, davalı ...-... ... İnş. AŞ'nin “... yüksek hızlı batı çevre yolunu yapmak ve işletmek" üzere ilk iki davalının %50 ortaklığı ile kurulduğunu, Şirketler arasında bu suretle hukuki bağ bulunduğunu, işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, müvekkilinin davalı Firmaların ...'da bulunan "St.petersburg yüksek hızlı batı çevre yolu” projesinde 12.03.2014 tarihinde formen olarak çalışmaya başladığını, 18.09.2014 tarihinden artık ihtiyaç kalmadığı belirtilerek davacının Türkiye'ye gönderildiğini, davacının 2.000,00 Euro karşılığında çalıştığını, işçinin çalışma koşulları konusunda ... Federasyonu İş Kanunu hükümlerinin geçerli olduğunu, çalışma şartları ve koşullarının fiilen çalışmanın gerçekleştiği ... iş hukuku kurallarına göre belirlendiğini, Rus hukukunun işçi lehine olan düzenlemelerinin Türk hukuku açısından da geçerli olduğunu, iş sözleşmesinin işveren tarafından bildirimsiz ve haksız bir şekilde feshedildiğini, davacının günlük ortalama 12 saat çalıştığını, tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmaya devam ettiğini, 15 günde bir hafta tatili yaptığını, hak ettiği yıllık ücretli izinlerin karşılığının davacıya ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile bakiye ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı Şirket çalışanı olmadığını, bu sebeple davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... İnş. San. ve Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili olan davalı Şirketten farklı bir Şirketin işçisi olduğunu, bu nedenle müvekkili olan Şirketin dava konusu işçilik alacaklarından sorumlu olmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalı ... - ... ... İnş. AŞ (Yeni ünvanı:... Köprü ve ... İnş. AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı Şirket nezdinde 24.03.2014-15.09.2014 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davacı tarafından sonlandırıldığını, davalı Şirket tarafından davacıya ...'da çalıştığı dönemde hak kazandığı her türlü alacak kalemlerinin eksiksiz olarak ödendiğini, dava konusu uyuşmazlığa Rus hukukunun uygulanması gerektiğini, davacının bakiye ücret alacağı veya ihbar tazminatına hak kazanmadığını, yıllık ücretli izne hak kazanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar ... ve ... İnş. San. ve Tic. AŞ’nin davalı ... Köprü ve ... İnş. AŞ'den (Eski ünvan:...-... ... İnş. AŞ ) ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunduğu ve davalıların işçilik alacaklarına karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınmak amacıyla kurulmadığı, açıklanan nedenlerle davalı ... ... ile davalı ... İnş. San. ve Tic. AŞ yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerektiğini, ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca değerlendirme yapıldığında davacı işçinin iş sözleşmesinin 2014 yılında feshedildiği, huzurdaki davanın 22.03.2018 tarihinde açıldığı, ... Federasyonu İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin, Yargıtay içtihatları uyarınca hak düşürücü süre niteliğinde olduğu, bu sebeple hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, benimsenen yeni görüş nedeniyle oluşan durumun davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine yansıtılmaması gerektiği, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakıldığı ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... ve ... İnş. AŞ (Eski ünvan:...-... ... İnş. AŞ) vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, ayrıca, dava açılış aşamasında pasif husumet yöneltilen davalılar yönünden davacı tarafın aralarındaki organik bağ olduğu varsayımı ile hareket etmesinde, makul yanılma olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalılar ... İnş. San. Tic. AŞ ile davalı .... yönünden husumette yanılma olduğunun yargılama aşamasında ortaya çıktığı, bu nedenle her ne kadar Mahkemece davalı ... İnş. San. Tic. AŞ ile davalı ... ... lehine vekâlet ücretine hükmedilmiş ise de vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ... mevzuatında yabancı kişiler için ayrı düzenleme yapıldığını, bu kişilerin yabancı kanunlara tâbi olduğunun belirtildiğini, davacının Türk işçi olması nedeniyle ... mevzuatının uygulanamayacağını ileri sürmüştür.
2. Davalı ... ... vekili temyiz dilekçesinde; lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekli iken hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
3. Davalı ... Köprü ve ... İnş. AŞ (Eski ünvan:...-... ... İnş. AŞ) vekili temyiz dilekçesinde; taraflarına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekli iken hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
4. Davalı ... İnş. San. ve Tic. AŞ vekili temyiz dilekçesinde; lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekli iken hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılıp açılmadığı, zamanaşımı ve vekâlet ücreti noktalarında toplanmaktadır.
1. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi; davalının yurt dışında bulunan şantiyesinde çalıştığını, çalışma şartları ve koşullarının fiilen çalışmanın gerçekleştiği ... iş hukuku kurallarına göre belirlendiğini, Rus hukukunun işçi lehine olan düzenlemelerinin Türk hukuku açısından da geçerli olduğunu ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyesinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, davacının tespit edilen çalışma döneminde ... hukuku uygulanarak ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre zamanaşımı süresi içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında İngilizce ve Rusça dilinde düzenlenmiş iş sözleşmesinin mevcut olduğu; ancak yabancı dilde yapılan bu sözleşmenin davacı tarafından imzalı Türkçe dilinde düzenlenmiş metninin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yabancı dil bilgisi ispatlanamayan davacı işçi tarafından, yabancı dilde düzenlenmiş belgelerin anlaşılabilmesi ve değerlendirilebilmesi mümkün olmayıp yabancı dilde hazırlanan belgelere itibar edilemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.06.2020 tarihli ve ███████-3057 Esas, ████████ Karar sayılı Karar). Açıklanan nedenle, sözleşmedeki hukuk seçimi anlaşması geçersizdir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tabiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmekte olup yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerekmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... ... ve ... İnş. San. ve Tic. AŞ yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesine rağmen bu Şirketler lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi de hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacı vekili yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı ... ve ... İnş. AŞ'ye yükletilmesine,
Davalılar ... vekili ve ... İnş. ve San. Tic. AŞ vekili yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!