Anahtar kelimeler: İstimlak İfraz Çocuğu Satıldığını Adlarına Babası Babasına Satışı Gerçeği İntikal

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı; ... ve ... çocuğu ...’in babası olduğunu, babasına ait olan 1, 3, 6, 12, 13, 15, 18, 29, 31, 36, 43, 84, 88, 99, 100, 106, 117, 118, 120, 121, 128, 130, 132, 133, 159, 160, 161, 166, 167, 168 parsel sayılı taşınmazların hukuka aykırı bir şekilde satıldığını ileri sürerek hukuka aykırı olarak istimlak, ifraz, intikal ve satışı yapılan tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı ... dışındaki davalılar; iddiaların gerçeği yansıtmadığını, ..., ... ve ...’ın davacının murisi olan ...'in paylarının bir kısmını aldıklarını, devir ve intikal işlemlerinin Bismil Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı kararına göre yapıldığını, davacının 1978 yılında nüfusa kaydedildiğini, veraset ilamına ve tapuya güvenerek işlem tesis edildiğini, ..., ..., ... ve ...’in ise 2007-2010 yılları arasında ... isimli kişilerden taşınmazları edindiklerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 21.12.2012 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; davaya konu edilen taşınmazların ne şekilde hukuka aykırı olarak satıldığı iddiasının davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİMahkemenin 21.12.2012 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 05.12.2013 tarihli ve ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararıyla; davacıya hasımlı veraset ilamı alması için dava açmak üzere süre verilmesi, dava açılır ise sonucu beklenerek temin edilecek hasımlı mirasçılık belgesi doğrultusunda işin esası değerlendirilip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle hüküm bozulmuştur.Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████████ Esas ve ███████ Karar sayılı ilamı ile söz konusu mirasçılık belgesinin iptal edildiği, alınan hasımlı mirasçılık belgesi ile davacının murisin alt soyu olduğu tespit edilmiş ise de davanın tapu iptali ve tescil talepli olarak açıldığı, davalıların taşınmazı veraset ilamına göre satın alan yeni malikler olduğu, davalı maliklerin söz konusu taşınmazları satın almalarına yönelik olarak kötü niyet iddiasının bulunmadığı, davalıların geçerli bir veraset ilamına istinaden taşınmazları satın aldıkları ve bu kapsamda tapuya güven ilkesinin korunması gerektiği, davacı vekiline dava dilekçesini açıklaması üzere süre verildiği, taşınmazların satımında ne tür bir hukuksuzluk yapıldığına ilişkin olarak herhangi bir açıklama bulunmadığı, talep sonucunun yalnızca tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin babasının ... , annesinin ... olduğunu, davacının ..., ... ve ... adında üç kardeşinin bulunduğunu, davacının babası ... 'ın 03.07.1964 tarihinde ölümüyle geriye kalan annesi ve kardeşlerinin Bismil Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.07.1964 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı veraset ilamını çıkarttıklarını, anılan veraset ilamı uyarınca muris ... 'ın mirasının dört pay kabul edilerek davacının annesi ve üç kardeşi arasında birer hisse olarak dağıtıldığını, sahte ve eksik veraset ilamına dayanarak satış işlemi yapıldığını, söz konusu satış işlemlerinin hukuka uygun olup olmadığının araştırılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, ketmi verese hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Dosya içeriğinden; Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████████ Esas ve ███████ Karar sayılı kararı ile, davacının mirasçı olarak yer almadığı Bismil Asliye Hukuk Hakimliğinin 08.07.1964 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı veraset ilamının iptaline karar verildiği görülmüştür.Bilindiği üzere; ketmi verese (mirasçılığın gizlenmesi) davalarında uyuşmazlığın çözümü, hasımlı veraset ilamı alınmak üzere açılacak bir dava sonucu, miras bırakanın tüm mirasçılarının belirlenmesi ve davacıların bu mirasçılar arasında yer alıp almadığının saptanmasına bağlıdır.Diğer taraftan; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları, satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 9 88... , tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddelerinin özel hükümleri getirilmiştir.Bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke TMK'nın 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3. kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddenin 1. fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3. kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden, iktisapta bulunan kişinin iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse, diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.Bu nedenle, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta şeklen iyi niyetli gözükeni değil gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.Nitekim bu görüşten hareketle, "kötüniyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (re'sen) nazara alınacağı” ilkeleri 08.11.1991 tarih l990/4 Esas, l99l/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşler de aynı doğrultuda gelişmiştir.Öte yandan; 14.02.1951 tarihli ve ███████ Esas, 1951/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç kısmında belirtildiği üzere, “vakıa ve karinelerden, olayda kanunen iyiniyet iddiasında bulunamayacağı belirlenmiş olan kimsenin kötüniyetinin diğer tarafa ispat ettirilmesine artık sebep ve vecih kalmayacağına ve dava hakkının doğumunu sağlayan veya bertaraf eden iyi niyetin ve kötü niyetin bu durumda mahkemece re'sen nazara alınabileceğine” karar verilmiştir.Somut olayda, eldeki davanın dava konusu taşınmazlar için ketmi verese iddiası ile açıldığı, davacının, babası ... ’ın mirasçısı olarak görünmediği veraset ilamının iptaline karar verildiği, davacının, babasına ait olduğunu iddia ettiği taşınmazların mirasçısı görünmediği için hukuka aykırı şekilde satıldığı yönündeki iddiasının başlı başına yolsuz tescil iddiasını içerisinde barındırdığı açıktır.O halde; Mahkemece, dava konusu taşınmazların ilk tesisinden itibaren tüm tedavül kayıtlarının getirtilmesi ile anılan taşınmazlarda hatalı veraset ilamı uyarınca davacının payının ketmedilip ketmedilmediğinin her bir taşınmaz yönünden tek tek tespit edilmesi ile sonrasında kötüniyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (re'sen) nazara alınacağı hususu gözetilerek taşınmazların kayıt maliklerinin TMK’nın 1023. maddesi uyarınca iyiniyetli olup olmadıklarının araştırılması gerekirken, taşınmazların satımında ne tür bir hukuksuzluk yapıldığına ilişkin olarak herhangi bir açıklamada bulunulmadığı ve taşınmazı veraset ilamına göre satın alan davalı maliklerin söz konusu taşınmazları satın almalarına yönelik olarak kötü niyet iddiasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.Hal böyle olunca; öncelikle dava konusu taşınmazların her birinin tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri (el değiştirmelere ilişkin resmi senetler ve kütük sayfaları da dahil olmak üzere) ile getirtilmesi, anılan taşınmazlarda davacının payının ketmedilip ketmedilmediğinin saptanması, ketmedildiğinin anlaşılması halinde usulünce bildirilen tüm delillerin toplanılması, dava konusu taşınmazların kayıt maliklerinden ketmedilme işlemine göre ilk el konumunda olmayanlar yönünden TMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlamayacaklarının tespiti ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,Dosyanın Bismil 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.