Anahtar kelimeler: Akçakoca Murise Sakarya Murisi Baştan Düzce Beri Malikinin Dan Murisin
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Akçakoca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Düzce ili, .... ilçesi, ... köyü 1 41... parsel sayılı taşınmaz ile Düzce ili, ... ilçesi, ... köyü 1 37... parsel sayılı taşınmazın malikinin müvekkillerinin murisi ... olduğunu, 1 41... parsel sayılı taşınmazı murisin 2004-2005 yılında ...'dan satın aldığını, 1 37... parsel sayılı taşınmazın ise en baştan beri murise ait olduğunu, davalı ...'nin murisin resmi nikahlı olmayan eşi olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların hatalı olarak ... adına tespit ve tescil edildiğini belirterek tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiş; 06.09.2018 tarihli dilekçesinde Uğurlu köyünde bulunan taşınmazın 1 37... parsel olduğunu belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazların kadastral çalışma ile tescil edildiğini, hak düşürücü ve zaman aşımı sürelerinin geçtiğini, bu nedenle davanın usul yönünden reddine karar verilmesini, ayrıca murisin mirasçılarının tümünün davada taraf olması gerektiğini; dava konusu taşınmazları müvekkilinin, eşinin bilgi ve rızasıyla satın aldığını, davacıların davasının kötü niyetli açıldığını belirtip davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların davasını muris ... terekesi adına değil, yalnızca kendi miras paylarına yönelik olarak açtığı, bir mirasçının elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bir taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi olmadığı, mirasçılardan birisinin kendi payı hakkında açtığı dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da dava açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılması (muvafakatlerinin alınması) veya Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci tayin edilmek suretiyle davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı, somut olayda, davalının mirasçı olmayıp üçüncü kişi konumunda olduğu, davacıların kendi payına hasren dava açma yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece taraflarına ...'ı davaya dahil etmeleri veya muvafakatını almaları, bunlar mümkün olmazsa tereke temsilcisi davası açılması için bir haftalık kesin süre verildiğini, verilen bu süre zarfında ...'ın davaya dahil edildiğini, ancak davaya dahil edilip usuli işlemler tamamlanmasına rağmen davanın usulden reddedildiğini, esasa girilerek davanın sonuçlandırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Düzce ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 41... parsel sayılı 17.003,26 m² yüz ölçümlü ve fındık bahçesi vasıflı taşınmazın senetsizden davalı ... adına tespit edildiği, tespite karşı dava dışı ... tarafından Kadastro Mahkemesinde dava açıldığı, Akçakoca Kadastro Mahkemesinin 13.03.2008 tarih ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararıyla davanın feragat nedeniyle reddine 1 41... parselin tespit gibi tesciline karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 17.04.2008 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın 30.06.2022 tarihinde satış suretiyle ...'a temlik edildiği, yine Düzce ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 475,41 m² yüz ölçümlü ve fındık bahçesi vasıflı taşınmazın irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden davalı ... adına tespit edildiği, tespite itiraz edilmemesi üzerine kadastronun 21.07.2007 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın 30.06.2022 tarihinde satış suretiyle ...'a temlik edildiği; davacıların miras yoluyla gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açtığı, muris ...'ın 29.12.2014 tarihinde öldüğü geriye mirasçı olarak eşi ... ile çocukları ...., ..., ... ile ... 'ın kaldığı anlaşılmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki, HMK’nın 114. maddesinde ''dava ve taraf ehliyeti'' dava şartı olarak benimsenmiş, 03.03.1993 tarih, ██████ sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında da; dava şartlarının davanın açıldığı tarihten hükmün kurulduğu tarihe kadar varlığını devam ettirmesinin temel kural olduğu açıkça vurgulanmıştır. Bu yasal düzenlemeler ve yargısal uygulamalar karşısında şüphesiz hâkim, davanın başında dava şartlarının mevcut olup olmadığını kendiliğinden (re’sen) araştırmak zorundadır. Ancak, dava açılırken bulunmayan dava şartının yargılama sırasında tamamlanması halinde dava ekonomisi yönünden davanın esasına girilerek sonuçlandırılması gerekeceği de gerek doktrinde gerekse Yargıtayın istikrar kazanmış içtihatlarında kabul edilmiştir. Başka bir deyişle, yargılama sırasında dava şartı noksanlığının ortadan kalkması halinde HMK’nın 30. maddesindeki usul ekonomisine ilişkin düzenleme karşısında davanın reddedilemeyeceği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; eldeki davada kadastro öncesi nedenlere dayanılarak miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteminde bulunulmuş olup İlk Derece Mahkemesince davacıların terekeye 3. kişi konumunda bulunan kişiye karşı miras payına yönelik dava açamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, aynı gerekçe ile davacıların istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Gerçekten de, terekeye dahil bir taşınmaz hakkında bir mirasçı diğer mirasçılar aleyhine tek başına miras payı oranında adına tescil istemi ile dava açabilirse de, 3. kişiye karşı miras payının adına tescili istemiyle dava açması hukuken mümkün değildir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp haklarının terekenin tamamını kapsadığı, TMK'nın 702. maddesine göre topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oy birliğiyle karar vermeleri gerektiği açıktır. Mirasçılardan birinin terekeye karşı 3. kişi konumunda olan birisi aleyhine kendi payı hakkında açtığı dava, diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılması veya terekeye temsilci atanması suretiyle devam edilmesine olanak yoktur. Esasen bu husus İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulündedir. Ne var ki, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihinden önce dava konusu taşınmazların davalı ... tarafından 30.06.2022 tarihinde muris ... mirasçılarından olan ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında da davalı olarak gösterilen ...'a satış yoluyla temlik edildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; bir mirasçının diğer mirasçılar aleyhine tek başına miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemi ile dava açabileceği, dava konusu taşınmazların karar istinaf aşamasında iken davalı ... 30.06.2022 tarihinde muris ... mirasçılarından ...'a satış yoluyla temlik edilmesi sonrasında dava şartı noksanlığının ortadan kalktığı gözetilerek davacıların talebi yönünden işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davacılar vekilinin değinilen yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!