Anahtar kelimeler: Keles Bursada Nasılsa Samanlık Samanlığın Babasından İkamet Babasına Bursa İli
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Keles Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: 2021/2 E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Bursa’da ikamet ettiğini, 2009 yılında yapılan kadastro çalışmalarında Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yer alan 1 15... parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazda kendisine babasından, babasına da babasından kalan iki adet samanlık olduğunu, bu iki samanlığın her nasılsa davalı Hazine adına kayıtlı dava konusu taşınmaz içerisinde kaldığını, taşınmazın 100 yıldan beri zilyetliklerinde bulunduğunu, zilyetliklerinin bu depoları saman vs. koymak gibi rutin köy işlerinde kullanmak şeklinde olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının kısmen iptali ile ayrı bir parsel numarası verilerek adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine; dava konusu 1 15... parsel sayılı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunun, parselin içinde özel ve tüzel kişiliklere ait herhangi bir yer bulunmadığının, tapu ve vergi kayıtlarına rastlanılmadığının, zeminde yapılan uygulama ile muhtar ve bilirkişilerin beyanlarından ve yapılan incelemeden anlaşılması sebebiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesine istinaden ... adına tescil edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; 27.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu alanın içerisinde bulunan iki adet samanlığın yaklaşık 50-60 yıllık olduğunun belirlendiği, davaya konu taşınmaza komşu 1 15... parsel sayılı taşınmaz üzerinde harman hasadı için mahalle sakinleri tarafından kullanılan yapıların bulunduğu, bu parsel üzerinde kalan yapılarla davaya konu alan içerisinde kalan davacının hak iddia ettiği samanlıkların yapım yılları ve kullanım amaçlarının birbirine benzediğinin belirtildiği, ayrıca dosyada bulunan hava fotoğraflarının incelenmesinde davaya konu yerin üzerinde bulunan samanlıkların 1953 tarihli, 1972 tarihli ve 1995 tarihli hava fotoğraflarında görülebilir olduğunun tespit edildiği, davaya konu alan etrafında ve komşu parsellerde sınırları gösteren emareye rastlanmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hukuki değerlendirme içeren kısımlarının hükme esas alınmadığı, davacı tarafından dayanılan vergi kaydının zemine uygulanması neticesinde mahalli bilirkişi ve tanık beyanları uyarınca vergi kaydının dava konusu alana uyduğu, bu suretle vergi kaydında yazılı sabit sınırlar esas alınmak suretiyle uygulama yapılması gerektiğinin anlaşıldığı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından sınırları zeminde gösterilen davaya konu alanın davacının dedesinden babasına, babası ...'in 02.04.2009 yılında vefatı sonrasında da mirasçılar arasında yapılan taksim neticesinde davacıya kalan alan olduğu, 20 yılı aşkın süredir özel harman yeri olarak ekonomik amaçlı zilyetliğin sürdürüldüğü, eklemeli zilyetlik söz konusu olduğundan dosya kapsamına alınan yazı cevapları uyarınca muris ... ve davacı adına senetsizden kazanım listesinin değerlendirilmesinde 40-100 dönüm sınırlamasına aykırı bir durum olmadığının tespit edildiği, bu suretle davacı lehine Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu edilen taşınmaza komşu olan 1 15... parsel sayılı taşınmaz üzerinde kadimden beri süre gelen ve harman hasadı için mahalle sakinleri tarafından kullanılan samanlık niteliğinde yapılar bulunduğu, davacının dava konusu ettiği bölüm içinde bulunan samanlık niteliğindeki yapılar ile 1 15... parselde kalan bu yapıların yapım yılları ve kullanım amaçlarının birbirine benzediği, özellikle dosyada bulunan hava fotoğraflarının incelenmesinde hem dava konusu edilen kısımda hem de komşu 1 15... parselde kalan samanlıkların 1953 tarihli, 1972 tarihli ve 1995 tarihli hava fotoğraflarında net bir şekilde görülebilir olduğu, 27.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu alanın içerisinde bulunan iki adet samanlığın yaklaşık 50-60 yıllık olduğunun belirlendiği, davacı tarafından dayanılan vergi kaydının da zemine uyduğu, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından sınırları zeminde gösterilen davaya konu alanın davacının dedesinden babasına, babası ...'in 02.04.2009 yılında ölümü sonrasında da mirasçılar arasında yapılan taksim neticesinde davacıya kalan alan olmakla 20 yılı aşkın süredir özel harman yeri olarak ekonomik amaçlı zilyetliğin sürdürüldüğü, ayrıca muris Halil ... ve davacı adına senetsizden kazanım listesinin değerlendirilmesinde 40-100 dönüm sınırlamasına aykırı bir durum olmadığının tespit edilmesi nedeniyle davacı lehine Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik araştırma ile karar verildiğini, dava konusu edilen taşınmazın bitişiğindeki yerin genel harman yeri niteliğinde olduğunu, dava konusu yerin önceden köy tüzel kişiliği adına kayıtlı iken şu an Büyükşehir Yasası gereği Belediye adına kayıtlı harman yeri niteliğindeki 1 15... parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olduğunun keşif ve bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, eski tapu kayıtlarında da dava konusu edilen taşınmazın sınırlarında okunan bina ve taşınmazların 1 15... parsel içinde kaldığını, 1 15... parsel sayılı taşınmaz malikinin Keles Belediyesi olduğunu, davacı adına ancak kullanım şerhi konulabileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; kadastro çalışmalarında Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yer alan 1 15... parsel sayılı taşınmazın 19.04.2010 tarihinde taşınmazın tamamının Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve parsel içerisinde özel ve tüzel kişilere ait herhangi bir yer bulunmadığı belirtilerek tarla vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edildiği, tespitin 09.07.2010 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazın sınırında yer alan 1 15... parsel sayılı taşınmazın 31.03.2010 tarihinde ... Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazın sonradan ... Belediyesine devredildiği, taşınmazın üzerinde çok sayıda samanlık bulunduğu, tapu kaydında muhdesat olarak yer alan samanlıkların sahiplerinin belirtildiği, 28.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda da 1 15... ile 165 parsel arasındaki kadastro paftasına 1 15... parsel üzerinde mevcut olan ve harman hasadı için mahalle sakinleri tarafından kullanılan yapıların kadastro tespiti ile köy tüzel kişiliği adına tespitinin yapıldığı, sonrasında 6360 sayılı Kanun ile köy tüzel kişilikleri kaldırılarak bağlı bulunduğu yerel yönetimlere mahalle olarak tanımlandığı için taşınmazın ... Belediyesine devredildiği, (A) harfi ile 495,90 m² olarak sınırlandırılan yerde yaklaşık 50-60 yıllık iki adet yapının bulunduğu, bu yapıların 1 15... parsel içerisinde kaldığı, bu yapıların 1 15... parsel üzerinde bulunan yapılarla aynı özellikleri taşıdığı, yapım yıllarının ve kullanım amaçlarının birbirlerine benzerlik gösterdiği, 2010 yılında yapılan kadastro çalışmalarında 1 15... ve 165 parseller arasında sınır olarak kabul gören ve mevcut binaları köy tüzel kişiliği adına içerisine alan hattın dışında 1 15... parsel içerisinde sehven hatalı sınırlandırıldığının tespit edildiği, (A) harfi ile sınırlandırılan yerin 1 15... nolu parselden iptali ile 1 15... parsele eklenmesi halinde hatalı yapıldığı kanaatine varılan ölçü ve sınırlandırmanın giderilmiş olacağı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Hemen belirtilmelidir ki, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18/2 hükmüne göre kamu orta malı niteliğinde bulunan genel harman yerinin zilyetlikle kazanılması mümkün değildir.
Somut olayda, dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanıkların köyde her hanenin kullanımında olan kendilerine ait samanlık ve harman yeri olarak kullandığı yapı olduğunu, dava konusu taşınmazdaki yapıların da davacının kullandığı yer olduğunu bildirdikleri, 27.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda da benzer şekilde davacının kendisinin olduğunu iddia ettiği yerin aslında diğer köylülerin kullandığı 165 parsel içerisinde yer alması gerektiğini, dava konusu yapılar ve etrafında sınırlarını gösteren bir emareye rastlanmadığını, komşu parsellerin de sınırlarını gösteren bir emareye rastlanmadığını, sadece hasat zamanında kullanılan taşınmaz ve etrafında kullanılan alan üzerinde sınır ve yapısal bir etki oluşturulmadığını bildirdiği, köylülerin samanlıklarının komşu 165 parsel sayılı taşınmaz içerinde yer aldığı anlaşılmakla; tüm dosya kapsamından 165 parselin devamı niteliğinde olan dava konusu yerin genel harman yeri vasfında olduğu ve zilyetlikle kazanılamayacağı gözetilerek tapu iptali ve tescil talebinin reddine, çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince davacı tarafından kullanılan muhdesatların tapuya şerh edilmesine karar verilmemiş olması doğru değildir.
Hâl böyle olunca, davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince davacı tarafından kullanılan muhdesatların tapuya şerh edilmesine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin değinilen yön itibariyle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!