Anahtar kelimeler: Kargı Köyünde Lik Bölgede Yan Çorum Parseldeki Samsun Maliki Gerçekte

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Kargı Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı; Çorum ili, ... ilçesi, ... köyünde yer alan 1 53... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalıların da yan parseldeki dava konusu 158 parsel sayılı taşınmazın maliki olduklarını, bölgede yapılan kadastro çalışmalarında kendi taşınmazına ait olan 90... 'lik kısmın hatalı olarak 158 parsel sayılı taşınmaz içerisine alındığını, davalıların ve kendisinin gerçekte malik oldukları kısımları kullandıklarını ileri sürerek dava konusu taşınmazın 90... 'lik kısmının iptali ile maliki olduğu 157 parsel sayılı taşınmaza eklenerek tesciline karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalılar, 18.04.2025 havale tarihli dilekçe ile; kadastro tespitinde fiili kullanıma uygun olarak davacıya 2 10... yer verilmesi gerekirken kendilerine fazla yer verildiğini belirterek davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 158 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşme tarihi üzerinden 10 yıllık sürenin geçtiği, davalılar tarafından her ne kadar kabul beyanında bulunulmuş ise de Kargı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 22.04.2025 tarihli müzekkere cevabında dava konusu taşınmazın 5403 sayılı Kanun kapsamında yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü altında olması nedeniyle ifrazının mümkün olmadığının bildirildiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadastro tespit tarihi olan 26.01.2009 tarihine göre 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra davacı tarafın 14.05.2024 tarihinde kadastro öncesi nedene dayalı olarak dava açtığı, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tarafın kabul beyanı olduğunu, emsal içtihatlarda kabul beyanının hak düşürücü süreden önce geldiğinin hüküm altına alındığını, eldeki davadaki kararın hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Kadastro sonucu; Çorum ili, ... ilçesi, ... köyünde yer alan 1 53... parsel sayılı taşınmazın 08.10.2008 tarihinde ... ve ... adına tespit ve tescil edildiği, tespitin 26.01.2009 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 14.04.2025 tarihinde açıldığı görülmüştür.Bilindiği üzere; 3402 sayılı Kadastro Kanunu′nun 12/3. hükmünde, kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı belirtilmiştir.5403 sayılı Kanun’un 8/A maddesinde de “İl ve ilçelerin yeter gelirli tarımsal arazi büyüklükleri bölge farklılıkları göz önünde bulundurularak bu Kanuna ekli (1) sayılı listede belirlenmiştir. Tarımsal araziler bu Kanuna ekli (1) sayılı listede belirlenen yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin altında ifraz edilemez, bölünemez. Tarımsal arazilerin bu niteliği şerh konulmak üzere Bakanlık tarafından ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir. Yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin hesaplanmasında, aynı kişiye ait ve Bakanlıkça aralarında ekonomik bütünlük bulunduğu tespit edilen tarım arazileri birlikte değerlendirilir. Bilimsel gelişmeler ve günün koşullarına göre bu Kanuna ekli (1) sayılı listede Cumhurbaşkanı kararı ile değişiklik yapılabilir.” hükmü düzenlenilmiştir.Diğer taraftan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 308. maddesi, “Davayı kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.”; 309/2. maddesi, "Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir."; 311. maddesi, “Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.” hükümlerini içermektedir.Hemen belirtilmelidir ki; hak düşürücü süre dava şartı olsa da yukarıda değinilen olgular birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle kesin hükmün sonuçlarını doğuran davalının kabul beyanına değer verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.Somut olayda; davacının dava dilekçesi ile, maliki olduğu 157 parsel sayılı taşınmazın 90... 'lik kısmının kadastro tespitinde hatalı olarak 158 parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisine alındığını iddia ettiği ve anılan 90... 'lik kısmın maliki olduğu 157 parsel sayılı taşınmaza eklenilerek adına tescil edilmesini istediği, davalıların da davayı kabul ettikleri, davacının talebinin ifraz niteliğinde olmadığı, iptal edilecek kısmın maliki olduğu parsele eklenilmesini istediği gözetilerek davanın kabul nedeniyle kabulüne karar verilmemiş olması doğru değildir.Hâl böyle olunca, davalının kabul beyanına değer verilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz edene iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.