Anahtar kelimeler: Geçilmiştir Bam Esaskarar Yazildiği Başkan Katip Kaldirma İstenmiş Üye Eksiklik

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.A N K A R AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ22. H U K U K D A İ R E S İESAS NO
: ████████ (KABUL KALDIRMA)KARAR NO
: ███████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022ESAS-KARAR NO
: ████████ E - ███████ KDAVANIN KONUSU
: AlacakKARAR TARİHİ
: █████/2026YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜİDDİANIN ÖZETİDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında █████/2017 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve asgari alım taahhüdü imzalandığını, müvekkilinin bayilik sözleşmesi gereğince üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, davalının bayilik sözleşmesini süresinden önce █████/2018 tarihinde haksız olarak feshettiğini belirterek haksız fesih nedeniyle sözleşmenin 14.maddesi uyarınca 4.500,00 TL cezai şart, asgari alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle 4.500,00 TL kar mahrumiyeti ile ariyet malzemelerinin teslimine, teslimin mümkün olmaması halinde ariyet malzemelerinin bedeli ile ariyet malzemelerine ilişkin cezai şart gereğince 1.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında sunduğu ıslah dilekçesi ile her bir talebi yönünden 200.000,00 TL olmak üzere toplam 600.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMANIN ÖZETİDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bayilik sözleşmesi ve protokol gereğince peşin motorin alımlarında Termopet maliyet fiyatının üzerine yüzde 0.35 kar payı ilave edilmek suretiyle faturalandırma yapılması konusunda tarafların anlaşmasına rağmen davacının daha yüksek fiyattan satış yapması üzerine sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, protokole göre akaryakıtın genellikle Hatay ve talep halinde Mersin ...’ten ikmal yapılacağı kararlaştırılmasına rağmen davacının müvekkilini 4 defa Kırıkkale'den ikmale gönderdiğini, bu durumun sözleşmeye aykırı olduğunu, sözleşmenin 9. maddesinin kamu düzenine aykırı olduğunu, bu maddenin kayıtsız şartsız bir kabul içermekte olduğunu ayrıca müvekkilinin mahvına yol açacak nitelikte bir cezai şartı içerdiğini, fesih tarihine kadar taahhüt edildiği miktarda alım yapıldığını, davacının kusuru sonucu sözleşme feshedildiği için cezai şartın talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİMahkemece toplanan delillere, bilirkişi raporlarına ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 5 yıl süreli █████/2017 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığı, davalı tarafından █████/2018 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği, sözleşmenin ilgili hükümleri gereğince davacının kar mahrumiyeti ile taahhütten kaynaklı cezai şartı davalıdan isteyebileceği, taraflar arasında ayrıca █████/2017 tarihli ariyet sözleşmesi imzalandığı, bayilik sözleşmesi ile ariyet sözleşmesinin ilgili maddeleri gereğince sözleşmenin feshi halinde malzemelerin şirkete iade edilmesi gerekirken karar tarihi itibariyle malzemelerin davacıya iade edildiğine veya iadeye hazır olunduğuna dair herhangi bir ihbar veya ihtar yapılmadığı, bu nedenle davacının ayrıca malzeme bedelini de davalıdan isteyebileceği, davacının malzemelerin teslim edilmemesinden kaynaklı cezai şartı ise isteyemeyeceği gerekçesiyle 200.000,00 TL kar mahrumiyeti, 200.000,00 TL sözleşmenin haksız feshinden kaynaklı cezai şart, 97.167,10 TL malzeme bedeli olmak üzere 497.167,10 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bayilik sözleşmesi ve protokol gereğince peşin motorin alımlarında anlaşılan kar payı dikkate alınmadan davacı tarafından satış yapılması nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, akaryakıtın Hatay ve Mersin'den ikmal edileceği kararlaştırılmasına rağmen davacının 4 defa müvekkilini Kırıkkale'ye ikmale gönderdiğini, davacının sözleşmelere aykırı davrandığını, sözleşmenin 9. maddesinin kamu düzenine aykırı olup müvekkilinin mahvına yol açacak nitelikte cezai şart içerdiğini, fesih tarihine kadar taahhüt edildiği miktarda alım yapıldığını, davacının kusuru sonucu sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLARUyuşmazlık, davacının bayilik sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmesi nedeniyle kar mahrumiyeti, cezai şart ve ariyet bedeli talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, bayilik sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.Esasa yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine geçilmeden önce hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesine uygun olup olmadığı ve gerekçeli karar ile hüküm çelişkisi bulunup bulunmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.Adil Yargılanma Hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3.maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nun 297. maddesine göre, kararda tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. HMK 298/2. maddede ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur.HGK'nun 24.02.2010 Tarihli 2010/1-86 Esas, ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur."Kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve hüküm ile gerekçenin bir kısmı arasında çelişki yaratılması da yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.Yine HMK 297/2.maddesinde; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir." hükmü getirilmiş olup, mahkeme hüküm fıkrasında "taleplerden her biri hakkında" açık bir şekilde karar vermekle yükümlüdür.HMK'nın 355/1.m.2.cümlesi
:"...Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.."hükmünü içermektedir.Bu genel açıklamaların ışığında somut olaya bakıldığında;Mahkemenin gerekçeli kararının hüküm fıkrasında, "Davanın KISMEN KABULÜNE, 200.000,00 TL kar mahrumiyeti, 200.000,00 TL cezai şart, 97.167,10 TL malzeme bedeli olmak üzere 497.167,10 TL'nin malzeme bedeline dava kar mahrumiyeti ile cezai şarta █████/2018 tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, davacının malzeme ile ilgili fazlaya ilişkin taleplerinin reddine," şeklinde karar verilmiş, gerekçeli kararının gerekçe kısmında ise ; "... 200.000,00 TL kar mahrumiyeti, 200.000,00 TL sözleşmenin haksız feshinden kaynaklı cezai şart, 96.167,50 TL malzeme bedeli olmak üzere 469.167,50 TL yönünden davanın kısmen kabulüne," şeklinde yazılmak suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır.Kanunda belirtilen sınırlar ve kurallar çerçevesinde hem maddi, hem de hukuki denetim yapılan istinaf kanun yolunda, HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verileceği düzenlemesini içermekte ise de somut olayda, gerekçe ile hüküm fıkrası çelişkili olup, hakimin hangi hükmü oluşturmak istediği belli olmadığından, maddi ve hukuki denetime elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.Bu durumda, mahkemenin gerekçesine uygun, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bir hüküm verildiği söylenemeyecektir. Mahkemece gerekçe ile hüküm arasındaki bu çelişki giderilerek yeniden hüküm kurulması gerekmektedir. HMK'nın 355/1.m.2.cümle hükmü re'sen gözetilerek esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Kaldırma nedenine göre davalı tarafın istinaf itirazları bu aşamada incelenmemiştir.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, ████████Esas, ███████Karar ve █████/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,2-HMK.'nin 355.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davalıya İADESİNE,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,HMK'nin 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.Başkan ...¸e-imzaÜye ...¸e-imzaÜye ...¸e-imzaKatip ...¸e-imzaNOT
: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR."5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."