Anahtar kelimeler: İtirazname Şerhli Muğla Bozacak Beden İhtar Ruh Süreç İstismarı Sayı

İtirazname No
: ██████████KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ
: 9. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ağır CezaSAYISI
: 204-399I. HUKUKÎ SÜREÇBeden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan yapılan yargılama sonucunda suça sürüklenen çocuğun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.12.2014 tarihli ve 204-399 sayılı hükmün, mağdure vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 09.01.2024 tarih ve 3783-70 sayı ile; "...usulüne uygun şekilde yapılan ihtar şerhli gerekçeli hüküm tebliğine rağmen mağdurenin anılan kararı temyiz etmediği," gerekçesiyle mağdure vekilinin temyiz isteminin reddine ve "...Suça sürüklenen çocuğun yargılama konusu çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemi için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile ikinci fıkrası gereği 7 yıl 6 ay olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 22.09.2014 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 7 yıl 6 ay olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir...Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2014 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği bozulmasına, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle düşmesine," karar verilmiştir.II. İTİRAZ SEBEPLERİYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 28.03.2024 tarih ve 28369 sayı ile; "...6545 sayılı değişiklik öncesi TCK'nın 103/2 maddesinde yazılı cezanın üstü sınırının 15 yıl hapis cezası olduğu, TCK'nın 103/6 maddesi ile yapılacak arttırımın üst sınırı belirli olmadığından TCK'nın 49. maddesi gereğince üst sınırın 20 yıl hapis cezası olacağı, TCK'nın 66/3 maddesi gözetildiğinde TCK'nın 103/2, 103/6 maddelerine temas eden eylemler yönünden olağan dava zamanaşımı süresinin TCK'nın 66/1-c maddesi gereğince 20 yıl olacağı, 12-15 yaş arasındaki suça sürüklenen çocuklar bakımından ise TCK'nın 66/2 maddesi gereğince bu sürenin on yıl olacağı anlaşılmaktadır.6545 sayılı yasa ile değişik TCK'nın 103/2 maddesinde yazılı cezanın üst sınırı maddede belirlenmediğinden bu suç yönünden de TCK'nın 49. maddesi gereğince ceza üst sınırının 20 yıl hapis cezası olacağı ve daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallere bakılmaksızın dava zamanaşımı süresinin TCK'nın 66/1-c maddesi gereğince 20 yıl olarak hesaplanacağı ve 12-15 yaş grubundaki çocuklar için bu sürenini TCK'nın 66/2 maddesi gereğince 10 yıl üzerinden hesaplanması gerektiği anlaşılmaktadır.... Somut olayda suç tarihi itibariyle TCK'nın 103/2, 103/6, 31/2 maddeleri gereğince cezalandırılması istenen suça sürüklenen çocuğun 6545 sayılı Yasa ile değişik TCK'nın 103/2, maddesine temas ettiği, her iki halde de suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk yönünden olağan dava zamanaşımının 10 yıl, TCK'nın 67/4 maddesi gereğince kesintili dava zamanaşımının 15 yıl olacağı, zamanaşımını kesen son usuli işlem olan suça sürüklenen çocuğun sorgusunun yapıldığı █████/2014 tarihinden itibaren inceleme tarihine kadar 10 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolmadığı, keza █████/2014 olarak belirtilen suç tarihine göre de 15 yıllık kesintili dava zamanaşımı süresinin dolmadığı," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 14.01.2025 tarih ve 3724-296 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KONUSUÖzel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkindir.IV. UYUŞMAZLIK KONUSUNA İLİŞKİN BİLGİ VE BELGELERDosyada mevcut nüfus kaydından suça sürüklenen çocuğun 11.08.1999 tarihinde doğduğu,05.05.2014 tarihinde Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğünde görevli bir adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen rapora göre; Temmuz 2013 tarihinde meydana geldiği iddia olunan cinsel saldırı suçu nedeniyle mağdurenin beden ve ruh sağlığının bozulmuş olduğunun düşünüldüğü ancak mağdurede altta yatan bipolar hastalık mevcut olduğu dikkate alındığında bir kez de çocuk psikiyatrisinin görüşünün alınmasının uygun olacağının mütalaa edildiği,30.10.2014 tarihinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde mağdure hakkında düzenlenen heyet raporuna göre; Temmuz 2013 tarihli cinsel istismar olayının kişinin ruh sağlığındaki bozulma hâlinin tedavi planında değişiklik gerektirecek şekilde alevlendirdiği ve post travmatik stres bozukluğuna neden olduğu, dolayısıyla olayla ilişkili olarak ruh sağlığının bozulduğu,Muğla Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.05.2014 tarih ve 1429-175 sayı ile; suça sürüklenen çocuğun mağdureyle 2013 yılının Temmuz ayında organ sokmak suretiyle ilişkiye girdiği, aynı yıl Aralık ayında bir parkta buluştuğu mağdurenin göğsüne, kalçasına ve bacaklarına dokunduğu iddiasıyla iddianame düzenlendiği, sevk maddelerinin ise "TCK 103/1-a, 2, 6 31/2" şeklinde gösterildiği,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının Özel Dairece; "Mağdure hakkında Muğla Adli Tıp Kurumunun 05.05.2014 tarihli 'Temmuz 2013 tarihinde meydana geldiği iddia olunan cinsel saldırı suçu nedeniyle küçüğün beden ve ruh sağlığının bozulmuş olduğunun düşünüldüğü ancak küçükte altta yatan bipolar hastalık mevcut olduğu dikkate alındığında bir kez de çocuk psikiyatrisinin görüşünün alınmasının uygun olacağını bildirildiği' şeklindeki raporu ile Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 26.11.2014 tarihli mağdurenin muayeneye gitmemesi nedeniyle görüş bildirilemediği şeklindeki yazısı nazara alındığında mağdurenin ruh sağlığının eyleme bağlı bozulup bozulmadığı hususunun şüphede kalması nedeniyle suça sürüklenen çocuk aleyhine değerlendirilemeyeceği ve mevcut duruma göre eylemin çocuğun nitelikli cinsel istismarı kapsamında değerlendirilip bu suçu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 103/2. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-d maddesi gereği 7 yıl 6 ay olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun’un 67/2-a maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 22.09.2014 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 7 yıl 6 ay olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmesi nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı," gerekçesiyle reddedildiği,Anlaşılmaktadır.V. GEREKÇE1- İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin AçıklamalarSuç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK'nın 103. maddesinin 2. fıkrası; "Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.",Aynı Kanun'un 103. maddesinin 6. fıkrası ise; "Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiş olup 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 59. maddesiyle bahse konu ikinci fıkra için öngörülen "sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis" şeklindeki yaptırım "on altı yıldan aşağı olmamak üzere" olarak değiştirilmiş, altıncı fıkra ise yürürlükten kaldırılmış, 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13. maddesi ile de suçun mağdurunun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek cezanın on sekiz yıldan az olamayacağı belirtilmiştir.TCK’nın "Dava zamanaşımı" başlıklı 66. maddesi;"(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası;a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,Geçmesiyle düşer.(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır…" şeklinde düzenlenmiştir.Görüldüğü gibi, TCK’nın 66. maddesinde, çocuklar hakkında yaş gruplarına göre kademeli olarak daha kısa zamanaşımı süreleri getirilmiştir. Bu kapsamda anılan maddenin ikinci fıkrasındaki "Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının… geçmesiyle kamu davası düşer" şeklindeki düzenleme ile 12-15 yaş grubunda bulunan çocuklar açısından zamanaşımı yetişkin sanıklara göre yarı oranında kısaltılmış bulunmaktadır. Aynı Kanun’un 67/4. maddesi uyarınca kesen bir nedenin bulunması hâlinde kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak olan zamanaşımı, ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun süreklilik gösteren birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hâllerden biri olan zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi hâlinde, mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.Buna göre suç tarihlerinde 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuklara atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun yaptırımı TCK'nın 103/2 ve 103/6. maddeleri uyarınca on beş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüş olup TCK'nın 66/1-c ve 66/2. maddeleri uyarınca bu suça ilişkin asli dava zamanaşımı süresi TCK’nın 31/2. maddesi kapsamında bulunan suça sürüklenen çocuk bakımından 10 yıl, aynı Kanun’un 67/4. maddesi göz önüne alındığında kesintili dava zamanaşımı süresi ise 15 yıl olarak düzenlenmiştir.2- Hukuki NitelendirmeSuça sürüklenen çocuk hakkında 2013 yılının Temmuz ayında mağdureyle organ sokmak suretiyle ilişkiye girdiği, 2013 yılının Aralık ayında ise mağdurenin göğsüne, kalçasına ve bacaklarına dokunduğu iddiasıyla iddianame düzenlendiği, eylem tarihlerinde suça sürüklenen çocuğun 12-15 yaş aralığında bulunduğu, 30.10.2014 tarihli heyet raporunda Temmuz 2013 tarihli eylemle ilişkili olarak mağdurenin ruh sağlığının bozulduğunun mütalaa edildiği, bu hâliyle suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 103/6. maddesinin uygulanma şartlarının oluştuğu anlaşılan olayda;Suç tarihindeki düzenlemelerin suça sürüklenen çocuğun lehine bulunan ve daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan 2013 yılı Temmuz ve Aralık aylarındaki eylemlerle ilgili olarak, zamanaşımını kesen son işlem suça sürüklenen çocuğun 22.09.2014 tarihinde yapılan sorgusu olduğundan TCK'nın 66/1-c ve 66/2. maddeleri uyarınca 10 yıllık asli zamanaşımı, 22.09.2024 tarihinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.03.2024 tarihli itiraznamesinden sonra, Özel Dairenin 14.01.2025 tarihli kararından önce gerçekleşmiştir.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE,2- Yargıtay 9. Ceza Dairesince 09.01.2024 tarihli ve 3783-70 sayılı bozma kararının çocuğun nitelikli cinsel istismarı yönünden KALDIRILMASINA,3- Suça sürüklenen çocuk hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.12.2014 tarihli ve 204-399 sayılı beraat hükmünün, gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle BOZULMASINA,Ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün bulunduğundan, suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının TCK'nın 66/1-c, 66/2 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.