Anahtar kelimeler: Semenin Boyasını Tenzili Batik Satımdan Sektöründe Tekstil Baskı Durduğunu Yazildiği

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacının tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin gönderdiği ürünlerin baskı, batik ve boyasını yaptığını, yapılan işlerin bedelinin davalı şirket tarafından ödenmediğini, iş bu alacağın tahsili amacıyla Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptalini, takibin devamını yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, her iki şirketin de tekstil şirketinde faaliyet gösterdiğini, davacı şirket, davalının gönderdiği ürünlerin, baskı, batik ve boyasını yaptığını, ancak davacının işim bitim tarihinde işi süresinde ve eksiksiz olarak tamamlamadığını, taraflar arsındaki sözlü iş anlaşmasının iptal edildiğini, davacının kendisine verilen işi ayıptan ari ve zamanında bitiremediğini, davacının davalı şirket adına ticari zarara neden olduğunu, iş bu sebeple başlatılan takibe itiraz edildiğinden bahisle, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER
: Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası, Yenibosna Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı, İkitelli Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında yapılan işlerin davalı tarafça ödenmemesi üzerine faturaya dayalı Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü.
Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 189.444,00-TL toplam alacak üzerinden faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Mahkememize ibraz edilen █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle,
Davacının 2022, 2023, 2024 ve 2025 yılları ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulduğu, davacı ticari defterlerinin HMK 222 madde gereğince davacı lehine delil niteliğinin mahkeme takdirinde olduğu, davalı yana ait ticari defterlerin inceleme için sunulmadığı,
Davacı yanın incelenen defterlerine göre, icra takip tarihi olan █████/2024 tarihi itibariyle, davacının davalıdan alacağı veya davalı yana borçlu olmadığı, █████/2023 tarihinde davalı cari hesabının, diğer cari hesaplar ile birlikte toplu olarak banka hesaplarına virman yapılarak kapatıldığı, 2024 yılında davalı yan ile ilgili muhasebe kaydına rastlanmadığı, █████/2025 tarihinde düzeltme kaydı niteliğinde şüpheli alacaklar hesabına 204.444,00-TL alacak kaydı yapılmış olduğu, █████/2025 tarihi itibariyle davacının davalıdan 204.444,00-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği,
Davacı ticari defterlerine, 2022 ve 2023 yıllarında kümülatif olarak toplam tutarı KDV hariç 395.255,00-TL, KDV dahil 469.314,90-TL olan 9 adet e-fatura düzenlendiği, davalı Denizbank hesabından davacı Vakıfbank hesabına 2022 ve 2023 yıllarında kümülatif olarak 264.870,90-TL banka ödemesi yapıldığı, davacının kalan alacak tutarının 204.444,00-TL olduğunun tespit edildiğini,
Davacı tarafından icra takibinin 189.444,00-TL üzerinden yapıldığı, takibin ticari defterlere göre 15.000,00-TL eksik olarak yapıldığı, takip dayanağı cari hesap ekstresinde, davacının 2022 yılından devreden alacağının ticari defterlerine göre 15.000,00-TL daha az olduğu, iş bu davacının 184.444,00-TL üzerinden açıldığı,
Davalı yanın bağlı olduğu Yenibosna Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından █████/2025 tarihinde gönderilmiş yazı cevabı ekleri karşılaştırmalı Ba Bs bildirimlerine göre, davacı tarafındaın davalı yana 2023 yılında düzenlenmiş e-faturaların davalı Ba, davacı Bs bildirimlerinde görünüyor olduğu, davalı tarafından davacı yana düzenlenen iade veya satış niteliğinde fatura bildirimi görülmemiş olduğu,
Davacı ticari defterlerine göre, ilk ödeme ilk faturaya sayıldığında davacının 204.444,00-TL alacağının, davacı tarafından █████/2023 tarihinde düzenlenen 44.604,00-TL tutarlı e-faturanın kalan bakiyesi olan 29.604,00-TK, █████/2023 tarihli, 139.860,00-TL tutarlı e-fatura ve █████/2023 tarihli 34.980,00-TL olan e-faturanın davalı tarafından ödenmemiş olmasından kaynaklı olduğu, iş bu faturaların dayanağı temel e-irsaliyerlerde ürünlerin davalı yana teslim edildiğine dair imza görülmediği görüş ve kanaati bildirilmiştir.
6102 sayılı TTK'da fatura tanımlanmamıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK)’nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise: "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır." Şeklindedir.
Ticaret Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda fatura ile ilgili başkaca düzenlemeler de bulunmaktadır.
Nitekim, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 232. maddesinde; fatura düzenlenmesinin hangi hallerde ve kimler için mecburi olduğu hususunda düzenleme yapılmıştır.
Diğer taraftan, 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasında; "Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir." Denilmekte; ikinci fıkrasında da; "Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur.
Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir ve elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK’nun 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez.
Kısacası; TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş yada iş görmüş bir tacir olması gerekir.
TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, fatura özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olarak kabul edilip; süresinde itiraz edilmemekle mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Eş söyleyişle, faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin varlığı şarttır.
TTK’nun 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.( Bkz 27.06.2003 gün ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-472 E.,████████ K sayılı kararı)
Esasen VUK nun 381 seri nolu genel tebliği ve Ba formu içeriği ile vergi uygulaması gözetildiğinde aksini düşünmek mümkün değildir. Yine genel ispat kuralları çerçevesinde hiç kimsenin kendi aleyhine delil oluşturmayacağı düşünüldüğünde davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağlar.
BA formundaki fatura kayıtları ile ilgili araştırma ve inceleme yaptırılmış olup bu kayıtların bir bütün olarak davacı lehine ve davalı aleyhine sonuç doğurduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay 19. HD. █████████ E. - ████████ K sayılı kararından hareket edilmiştir. )
Davacının fatura alacağı olduğundan bahisle iddiada bulunmuş olup, faturaya konu malın teslim edildiği/hizmetin verildiğine ilişkin ispat yükü davacı üzerindedir.
Sonuç olarak, incelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları içeriğine göre; davacı tarafça takibe konu alacağın varlığına dair, davalı defterleri ibraz edilmediğinden defterde kayıtlı olup olmadığı tespit edilememiş ve buna ilişkin imzalı irsaliyeli fatura sunulmadığı anlaşılmış ise de, davacı ve davalı tarafça fatura adedi ve miktarı ile uyumlu olarak bedel yönünden BS ve BA bildirimlerinin yapıldığı, tarafların BA ve BS bildirimlerinin miktar ve adet olarak davacının takibe konu alacak miktarıyla uyumlu olduğu anlaşıldığından, davalının, davacının takibe konu ettiği faturaları vergi dairesine beyan etmesi ile anılan hizmetin alındığı sonuç ve kanaati ile davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜ ile; Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasındaki davalı itirazlarının iptali ile takibin aynı koşullar ile devamına,
2-Kabul edilen alacağın %20’si oranında belirlenecek olan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 12.599,36- TL harçtan davacı tarafça yatırılan 2.202,63-TL harcın mahsubuyla bakiye 10.396,73-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvurma harcı, 2.202,63-TL peşin harç olmak üzere toplam 2.818,03-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça 246,00-TL posta/tebligat ve 5.000,00-TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 5.246,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!