Anahtar kelimeler: Azilden Azlettiğini Ağabeyi Batık Vekillikten Satılması Deyişle Takiplerinde Devrettiğini Ödemediğini
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; maliki olduğu 270 16... parsel sayılı taşınmazda bulunan 7 nolu bağımsız bölümün satılması amacıyla dava dışı ...’a vekaletname verdiğini, daha sonra ...'u vekillikten azlettiğini, ancak azilden önce vekil ...'un taşınmazı davalı ...'a satış suretiyle devrettiğini, müvekkiline herhangi bir bedel ödemediğini, vekilin borca batık olduğunu, Ankara icra dairelerinde vekil aleyhine başlatılmış bazı icra takiplerinde davalının ağabeyi ...'ın vekil ya da asıl sıfatı ile alacaklı olduğunu, diğer bir deyişle vekil ...'un davalının ağabeyi olan dava dışı ...’a da borcunun bulunduğunu ve borçlarına mahsuben taşınmazı davalıya temlik ettiğini, tarafların iş birliği içinde taşınmazı edindiklerini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında dava konusu taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye devri üzerine davacı vekili sunduğu 21.11.2018 tarihli dilekçede 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 125. maddesi gereğince talebini tazminata dönüştürmüştür.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ikrar edildiği üzere davacı yanca dava dışı ...'a dava konusu taşınmazın satışı amacıyla rıza ile yetki verildiğini, vekil ...'un da almış olduğu satış yetkisi ile taşınmazı müvekkiline satmak istediğini, bu nedenle 13.12.2012 tarihinde yapılan protokol doğrultusunda dava konusu taşınmazın 201.000,00 TL bedel karşılığında müvekkili üzerine devredildiğini, protokolün 2. maddesi gereği tapunun banka ipoteği nedeniyle davacının bankaya olan 55.400,00 TL bedelli borcunun müvekkili üzerine geçeceğini ve toplam rakamın satış bedelinden düşeceğini, yapılan anlaşma nedeniyle davacının ...kredi hesabına 09.01.2013 tarihinde ödeme yapıldığını ve bu bedelin satış bedelinden düşüldüğünü, dava dışı vekil ... hakkında icra takipleri başlattıklarını ancak ...'un dava konusu taşınmazın satış yetkisini davacının rızası ile aldığını ve satış nedeniyle elde edeceği bedelin icra dosyalarındaki borcundan düşülmesini talep ettiğini, bu nedenle de protokol doğrultusunda Ankara 28. İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı dosyada borçlu olan vekilin 80.0000,00 TL'lik borcunun satış bedelinden düşüldüğünü, yine protokol uyarınca Ankara 16. İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı dosyasına borçlu olan vekil ...'un 20.000,00 TL'lik borcunun satış bedelinden düşüldüğünü, satış bedelinden düşülen rakamlar çıkarıldıktan sonra kalan 54.600,00 TL'lik bedelin dava dışı vekil ...'un hesabına 9.000,00 TL olarak gönderildiğini, geri kalan 45.600,00 TL bedelin ise ...'a elden ödendiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.03.2015 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararıyla iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA ve BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 26.02.2018 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; davacının dava dışı vekil ...’tan borç para istediği, davalının ağabeyi olan Av. ...’in ...’tan alacaklı olduğu, ...’un da davacıdan vekaletname alarak taşınmazı davalıya satış suretiyle temlik ettiği, ancak karşılığında alınacak satış bedelini davacıya vermeyip Av. ...’e olan şahsi borçları için kullandığı, dolayısıyla ağabeyinden dolayı vekil ile davalının el ve iş birliği içinde davacıyı zararlandırdıkları sonucuna varıldığı, hâl böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.05.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; davacının dava dışı vekil ...’tan borç para istediği, davalının ağabeyi olan Av. ...’in ...’tan alacaklı olduğu, ...’un da davacıdan vekaletname alarak taşınmazı davalıya satış suretiyle temlik ettiği, ancak karşılığında alınacak satış bedelini davacıya vermeyip Av. ...’e olan şahsi borçları için kullandığı dolayısıyla ağabeyinden dolayı vekil ile davalının el ve iş birliği içinde davacıyı zararlandırdıkları, dava konusu taşınmazın dava açıldıktan sonra davalı tarafça 3. şahsa devredildiği, davacı vekilince davanın HMK'nın 125/1-b maddesi uyarınca davalı taraf hakkında tazminat davasına dönüştürüldüğü gerekçesiyle taşınmazın dava tarihi itibariyle değeri olan 215.000,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini karar verilmiştir.
C. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
D. Geri Çevirme Kararı
Dairenin 25.05.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ve hüküm davalı tarafından temyiz edilmişse de tarafların temyiz aşamasında ibraz ettikleri dilekçe ile "sulh" olduklarını bildirdikleri ve sulh anlaşması ibraz ettikleri, bilindiği üzere, HMK'nın 315/1. maddesinde, sulhun kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı; 314. maddesinde ise hüküm kesinleşinceye kadar her zaman sulh yapılabileceği hükümlerinin düzenlendiği, hâl böyle olunca, HMK’nın 314/3. maddesinde yer alan “Sulh, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.” hükmü gözetilmek suretiyle sulh yönünden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.
E. Mahkemece Geri Çevrilme Kararı Sonrası Verilen 1. Ek Karar
1. Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.12.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ek kararı ile taraflar sulh olduğundan davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
F. Mahkemece Geri Çevrilme Kararı Sonrası Verilen 2. Ek Karar
Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.01.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ek kararı ile; davalı tarafça temyiz aşamasında sunulan sulh protokolünün davacı tarafça kabul edilmeyerek protokoldeki imzaya itiraz edildiği gerekçesiyle 30.12.2021 tarihli ek karardan dönülmesine, taraflar arasında yapılmış geçerli bir sulh sözleşmesi bulunmadığından sulh konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek dosyanın temyiz incelenmesi için Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
G. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 10.01.2023 tarih ve █████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararıyla; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 13.05.2019 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararın davalı vekili tarafından süresinde temyizi üzerine Dairece tarafların temyiz aşamasında ibraz ettikleri dilekçe ile "sulh" olduklarını bildirdikleri ve sulh anlaşması ibraz ettikleri, bu nedenle sulh yönünden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine geri çevrilmesine karar verildiği, Mahkemece 30.12.2021 tarihli ek karar ile taraflar sulh olduğundan davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, anılan ek kararın davacı tarafça temyizi üzerine Mahkemece 19.01.2022 tarihli ek karar ile davalı tarafça temyiz aşamasında sunulan sulh protokolünün davacı tarafça kabul edilmeyerek, protokoldeki imzaya itiraz edildiği gerekçesiyle 30.12.2021 tarihli ek karardan dönülerek taraflar arasında yapılmış geçerli bir sulh sözleşmesi bulunmadığından sulh konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve dosyanın temyiz incelenmesi için Daireye gönderildiği, 19.01.2022 tarihli ikinci ek kararın davalı vekili tarafından temyiz edildiği, hemen belirtmek gerekir ki, 30.12.2021 tarihli ek karardan sonra Mahkemece re’sen 19.01.2022 tarihli yeni bir ek karar ile önceki tarihli ek kararın kaldırılmasının doğru olmadığı, diğer yandan, Dairenin 25.05.2021 tarihli geri çevirme kararından sonra 13.12.2021 tarihli "protokoldür" başlıkla belge altındaki imzaya davacı tarafça itiraz edildiği, Mahkemece bu itiraz üzerinde durulmadığı gibi, imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda bir inceleme yapılmadığı, hâl böyle olunca; davacının imza itirazında bulunduğu gözetilerek dosyanın ele alınıp 13.12.2021 tarihli "protokoldür" başlıklı belge altındaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
H. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dava dışı vekil ...’tan borç para istediği, davalının ağabeyi olan Av. ...’in ...’tan alacaklı olduğu, ...’un da davacıdan vekaletname alarak taşınmazı davalıya satış suretiyle temlik ettiği, ancak karşılığında alınacak satış bedelini davacıya vermeyip Av. ...’e olan şahsi borçları için kullandığı dolayısıyla ağabeyinden ötürü vekil ile davalının el ve işbirliği içinde davacıyı zararlandırdıkları sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmaz dava açıldıktan sonra davalı tarafça 3. şahsa devredildiğinden davacı vekilince davanın HMK'nın 125/1-b maddesi uyarınca davalı taraf hakkında tazminat davasına dönüştürüldüğü, taşınmazın oluşa uygun ve denetime elverişli bulunduğu için hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyle değeri olan 215.000,00 TL olduğu, davalı tarafından sunulan sulh protokolündeki imzanın da davacıya ait olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 215.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu, müvekkilinin taşınmazı düşük bir bedelle satın almadığını, dava dışı vekil ...'un müvekkiline borcu bulunduğunu, borcun bir kısmının bu taşınmazın devri nedeniyle mahsup edildiğini kalan kısım için ise ödeme yapıldığını, dolayısıyla müvekkilinin doğrudan para olarak ödeme yapmamasının satışın düşük bedelle yapıldığı konusunda kesin bir sonuç ortaya çıkarmaması gerektiğini, müvekkilinin usulüne uygun düzenlenen vekaletname ve tapu kayıtlarına güven ilkesi gereği hareket ettiğini, somut uyuşmazlığın tamamen davacı ve kendisini vekil tayin ettiği dava dışı ... arasındaki iç mesele olduğunu, müvekkilinin vekilin niyetini araştırmak gibi bir niyetinin olmadığını, gerekli araştırma yapılmadan Mahkemece karar verildiğini ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, yargılama aşamasında dava konusu taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye devri üzerine HMK’nın 125. maddesi gereğince talep, tazminata dönüştürülmüştür.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu ...Mahallesinde bulunan 270 16... parselde kayıtlı mesken nitelikli 7 numaralı bağımsız bölüm davacı adına kayıtlı iken, davacının 04.12.2012 tarihinde dava konusu taşınmazın satışı için dava dışı ... ...’nu vekil tayin ettiği, vekilin taşınmazı 13.12.2012 tarihinde davalı ...'e satış suretiyle temlik ettiği, davacının vekili ... ile davalının ağabeyi olan avukatı ... arasında 13.12.2012 tarihli 'Protokoldür" başlıklı belgenin düzenlendiği, anılan belgede taşınmazın satış bedelinin 210.000,00 TL olacağı ve vekil ...'un taşınmazı davalı adına devredeceği, tapunun banka ipoteği olan 55.400,00 TL'nin davalıya geçeceği ve bu bedelin satış bedelinden düşüleceği, vekil ...’un davalının ağabeyi ...’a olan Ankara 28. İcra Müdürlüğünün ███████████ Esas sayılı dosyasında mevcut 80.000,00 TL’lik borcundan ibra edileceği ve bu miktarın satış bedelinden düşüleceği, yine Ankara 16. İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı dosyasında da borçlu olan vekil ...’un borcunun tahsil edilmiş sayılacağı ve bu miktarın da taşınmazın satış bedelinden düşüleceği, geriye kalan bedelin 9.000,00 TL'sinin ...’a gönderildiği, kalan 45.600,00 TL’nin de satış esnasında verileceğinin kararlaştırıldığı, davacının satıştan sonra 21.12.2012 tarihinde vekilini azlettiği, davalının yargılama sırasında dava konusu taşınmazı 25.03.2015 tarihinde dava dışı 3. kişiye satış suretiyle temlik ettiği, davacının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 125. maddesi gereğince talebini tazminata dönüştürdüğü, Adli Belge İncelemeleri (El yazısı-imza ve sahtecilik) uzmanı bilirkişinin 05.07.2024 tarihli raporunda 13.04.2021 tarihli "Sulh Protokolü" başlıklı belge üzerinde davacı adına atılı bulunan imzanın davacı elinden çıkmadığı kanaatine varıldığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA,
Alınması gereken 11.014,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına
Dosyanın Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
22.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!