Anahtar kelimeler: Mevkiye Kyazim Işıklar Güney Şeritte Birleşik İstikametine Eylemden Yolda Kasko

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026K.YAZIM TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TALEP
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Sigorta Şirketi nezdinde █████/2022 - █████/2023 tarihli,... poliçe numaralı BİRLEŞİK KASKO SÖZLEŞME SİGORTA POLİÇESİ "GENİŞLETİLMİŞ KASKO" bulunan ve ... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ maliki / işleteni bulunduğu ... plakalı araç, ... sevk ve idaresinde iken █████/2023 tarihinde İstanbul/ ... yolu .... ışıklar güney yolda ... plakalı aracın çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, sürücüsü tespit edilemeyen ... plakalı otomobil ... istikametine sol şeritte seyir halinde iken yukarıda belirttiği mevkiye geldiği esnada aracının ön kısımları ile yeşil ışıkta geçen ...'in sevk ve idaresindeki sigortalı ... iş makinasına sol yan kısımlarından çarpması sonucu iki araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda sürücü kimliği tespit edilemeyen ...'ın maliki olduğu ... plakalı otomobil sürücüsü 47/1-B kuralını ihlal ettiği anlaşıldığını, ... plakalı otomobil sürücüsü sigortalı araca çarparak %100 oranında kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini, maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesinde ... plakalı aracın sürücüsü ehliyetsiz yetersiz araç sürmek, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarda bulunmak suretiyle KTY m. 100, KTK'nun 84. Maddesi 47/1-B, ve ilgili diğer maddelerine aykırı davranmış olup gerçekleşen kazada %100 ve asli kusurlu olduğunu, taraflar arasında anlaşma sağlanmak amacıyla dava şartı zorunlu arabuluculuk görüşmelerine 04.09.2025 tarihinde başlanmış ve 22.09.2025 tarihinde görüşmeler sonucunda anlaşılamadığını, arz ve izah edilenler doğrultusunda davalı tarafın icra takibine yapmış olduğu itirazlar haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup söz konusu itirazların iptali ile takibin devamını, itirazların haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle de davalılar hakkında alacağın %20’sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Huzurda görülen dava, sigortalısına ödenenen bedelin 3. kişiden rücuen ödenmesi istemli itirazın iptali davasıdır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.TTK.m.1472 hükmü; "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." şeklindedir.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.3.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. Ve 3.7.1944 tarihli kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesine göre;"(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir."Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısı dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş.'nin maliki olduğu araç ile davalının maliki olduğu aracın çarpışması sonucunda sigortalısına ödediği tutarın rücuen tazmini istemli olarak huzurda görülen dava açılmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurul Kararı'nda da belirtildiği üzere sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmadığından bu davaların mutlak ticari davalardan kabul edilmesi mümkün değildir. Halefiyet ilkesi gereğince sigortacı tarafından açılacak davanın sigortalının açacağı görevli mahkemede açılması gerekir. Huzurda görülen davanın mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşıldığından davalının tacir olup olmadığının araştırılması için ilgili kurumlara müzekkereler yazılmıştır. Gelen müzekkere cevaplarının incelenmesi neticesinde davalının tacir olmadığı tespit edilmiş olup huzurda görülen davanın nispi ticari dava olarak kabulü mümkün değildir. Davacı ve davalının sigortalısı tacir ise de davalı tacir sıfatını haiz değildir. Ayrıca davalıya ait araç hususi niteliktedir. Dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin haksız fiilden doğması ve haksız fiilden doğan davalarda genel görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olması nedenleri ile davacının sigortalısına ödediği bedelin rücuen tazminine yönelik uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmekte olduğundan kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmiş olması ve taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Büyükçekmece Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE,4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA,5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026Katip ...☪e-imzalıdır.☪Hakim ...☪e-imzalıdır.☪