Anahtar kelimeler: İtirazname Büyükçekmece Gizleme Devamla İnceleyen Süreç Sayı Esası Defter Dosyayı
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İtirazname No
    : ██████████
    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 11. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Asliye Ceza
    SAYISI
    : 579-473
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan sanık hakkında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/7. maddesi uyarınca mükerrer açılan kamu davasının reddine ilişkin Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 09.10.2013 tarihli ve 986-1003 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 12.09.2019 tarih ve 6934-6219 sayı ile; "...Her iki dava dosyası arasında mükerrerlik bulunmadığı anlaşılmakla, bu davada yargılamaya devamla davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, açılan kamu davasının mükerrer olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı CMK’nin 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozma kararına uyan Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesince 12.11.2019 tarih ve 898-1165 sayı ile sanığın aynı suçtan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/a-2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1 ve 51/1-3. maddeleri uyarınca verilen 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine ilişkin hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesince 16.05.2022 tarih ve 1844-8428 sayı ile; "...Hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi de gözetilerek sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozma kararına uyan İlk Derece Mahkemesince 04.06.2024 tarih ve 579-473 sayı ile sanığın defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 359/6-7 ve TCK'nın 62. maddeleri uyarınca verilen 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, CMK'nın 231. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın da katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Ceza Dairesince 04.09.2024 tarih ve 3349 - 2260 sayı ile; "...Daha önce Yargıtay incelemesinden geçen karara karşı talebin temyiz mahiyetinde olduğu ve Yargıtayca karara bağlanması gerektiğinden incelemeye konu karara yönelik kanun yolunun temyiz ve inceleme yetkisinin Yargıtay'a ait olduğu anlaşılmakla, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderilmek üzere Mahkemesine iadesine" hükmedilmiştir.
    Dosyanın gönderildiği Yargıtay 11. Ceza Dairesince de 17.12.2024 tarih ve 5583-15735 sayı ile; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların 7499 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin ██████. maddesi uyarınca temyizi mümkün olmayıp istinaf yoluna tabi olduğu anlaşıldığından; katılan vekilinin temyiz talebinin istinaf dilekçesi olarak kabulü ile istinaf talebinin mercisince incelenmesi için dosyanın, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle incelenmeksizin iadesine" karar verilmiştir.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 24.01.2025 tarih ve 99623 sayı ile; "...01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun'la CMK'nın ██████. maddesinde yapılan değişiklik ile '272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.' şeklinde düzenleme yapılarak ilk derece Mahkemelerince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların istinaf yasa yoluna tabi tutulduğu, usul hükümleri yönünden derhal uygulanma ilkesinin geçerli olduğu cihetle temyize konu kararın verildiği 04.06.2024 tarihi itibarıyla 7499 sayılı Yasa ile değişik CMK'nın ██████. maddesinin yürürlükte olup hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların itiraz yasa yoluna tabi olmadığı, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8. maddesindeki 'Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-███████ md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.' şeklindeki düzenleme uyarınca sanık hakkındaki hükümlerin daha önce Yargıtay temyiz incelemesinden geçmesi nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar yönünden yasa yolunun temyiz olduğu ve esasa ilişkin inceleme yapılması gerektiği hâlde hükmün istinaf yasa yoluna tabi olduğu gerekçesiyle incelenmeksizin iadesine karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturduğu..." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
    CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 13.02.2025 tarih ve 307-1950 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIK KONUSU
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 12.03.2024 tarihinde yürürlüğe giren, 02.03.2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’la değişik CMK’nın ██████. fıkrası ve CMK’ya eklenen geçici 6. madde hükümleri nazara alındığında; İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında kurduğu 09.10.20 13... .11.2019 tarihli hükümleri inceleyerek bozma kararı veren Özel Dairenin, bu bozma kararları sonrasında İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2024 tarihinde sanık hakkında verdiği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının incelemesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    IV. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    Hukukî süreç kısmında anlatıldığı şekilde aşamalardan geçen dosya kapsamında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; temyize konu kararın verildiği 04.06.2024 tarihi itibarıyla 7499 sayılı Kanun ile değişik CMK'nın ██████. maddesi yürürlükte olup hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların itiraz yasa yoluna tabi olmadığı, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8. maddesi de göz önünde bulundurulduğunda sanık hakkındaki hükümlerin daha önce Yargıtay temyiz incelemesinden geçmesi nedeniyle, karar tarihi itibarıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar yönünden yasa yolunun temyiz olduğu ve Özel Dairece esasa ilişkin inceleme yapılması gerektiği görüşüyle itiraz yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
    V. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi ile kabul edilmiş olup 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle de CMK'nın 231. maddesine fıkralar eklenmiştir.
    Eklenen fıkralardan olan 12. fıkra; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir." şeklinde iken, bu hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptalinin istenmesi üzerine Anayasa Mahkemesince 20.07.2022 tarih ve 121-88 sayı ile; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının ve bu kurumun işleyişinin birçok temel hak ve özgürlüğe müdahale teşkil etmesi nedeniyle itiraz konusu fıkranın Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı bağlamında incelenmesi neticesinde; CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrasında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı itiraz yolunun açık olduğunu düzenleyen kuralın, bu kanun yoluna başvuranların iddia ve delillerinin dikkate alınmasında, çatışan menfaatlerin dengelenmesinde ve temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunun ve ölçülülüğünün belirlenebilmesinde belirli ve etkili bir denetim yolu öngörmediği, bu durumun temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin giderilmesinde ve kamu gücünü kullananların keyfî davranışlarının önüne geçilmesinde bireye tanınmış olan yetkili makama başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkını ihlal ettiği ve etkili başvuru hakkıyla bağdaşmadığı gerekçeleriyle Anayasa'nın 40. maddesine aykırı görülerek yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girmek üzere iptal edilmiştir.
    Karar tarihinden sonra 05.04.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21. maddesi ile CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrası; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir. İtiraz mercii, karar ve hükmü inceler; usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılık tespit ettiği takdirde, gerekçesini göstererek karar ve hükmü kaldırır ve gereğinin yapılması için dosyayı mahkemesine gönderir." şeklinde yeniden düzenlenmiş, ancak bu hüküm de Anayasa Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli ve 120-107 sayılı kararıyla; CMK’nın 231. maddesinin 5. fıkrasının birinci cümlesinin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan maddenin 5. fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri ile 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13... . fıkralarının 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin 4. fıkrası gereğince iptalleri gerektiği gerekçesine dayanılarak yayımından 1 yıl sonra yürürlüğe girmek üzere yeniden iptal edilmiştir.
    Bu karar sonrasında, 12.03.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Ceza Muhakamesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 15. maddesi ile CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrası; "272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir." şeklinde yeniden düzenlenerek son hâlini almıştır.
    Yapılan düzenlemenin uygulamada karışıklığa neden olmaması için de aynı Kanun’un 22. maddesi ile CMK’ya geçici bir madde eklenmiş olup eklenen geçici madde 6’nın, 2. fıkrası da;
    "a) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci maddenin onbirinci ve onikinci fıkrasında yapılan kanun yoluna ilişkin değişiklikler, 1/6/2024 tarihi ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında uygulanır.
    b) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında itiraz kanun yolunun uygulanmasına devam olunur. Bu itirazlar, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci maddenin onikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önceki hükümlere göre sonuçlandırılır.
    c) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla ilgili olarak 231 inci maddenin onbirinci fıkrası gereğince hükmün açıklanması veya yeniden kurulması hâlinde, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikten önceki kanun yoluna ilişkin hükümler uygulanır.
    d) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından sanığın kabul etmesi şartı aranmaya devam olunur." şeklindedir.
    12.03.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun ile yapılan bu yeni düzenlemelerle önceden itiraz yolu öngörülen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, 01.06.2024 tarihi ve sonrasında verilmeleri hâlinde istinaf yoluna tabi olacağı belirtilmiştir.
    Yine aynı düzenlemelerle 01.06.2024 tarihi ve sonrasında ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik başvurulabilecek kanun yolunun ise temyiz olduğu belirtilerek hukukumuzda hüküm niteliğinde sayılmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı da temyiz yolu açılmıştır. Yargılama sistemimizde temyiz yolu, yalnızca hükümler bakımından kabul edilmiş iken, bu düzenlemeler ile bu kabule bir istisna getirilmiştir. Aynı Kanun ile CMK’ya getirilen geçici madde 6 ile de, CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrasında yapılan değişikliğin 01.06.2024 tarihi ve sonrasında verilen kararlar bakımından uygulanabileceği açıklanarak uygulamada oluşabilecek tereddütler giderilmeye çalışılmıştır.
    CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrasının geçirdiği hukuki sürece ilişkin anlatımdan sonra istinaf yolunun hukuk sistemimizde yer alması ve usul kanunlarının zaman bakımından uygulanması hususlarına kısaca değinilmesinde fayda bulunmaktadır.
    Bilindiği gibi 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği üzere 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır.
    Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf yolu uygulamaya girmiş, böylece ülkemizde fiilen üç dereceli yargı sistemine geçilmiştir.
    1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda olağan kanun yolları olarak itiraz ve temyize yer verilmişken, CMK'da itiraz, istinaf ve temyiz olağan kanun yolları olarak düzenlenmiştir.
    Usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan, aksi kanunda açıkça düzenlenmiş bulunmadıkça hemen ve derhal uygulanma ilkesidir. Anılan ilke uyarınca usul işlemleri yapıldıkları sırada yürürlükte olan muhakeme kanunu hükümlerine tâbi olacaktır. Usul kanunlarında yapılan değişiklikler, yasa yürürlüğe girdikten sonra yapılacak işlemler hakkında uygulanacak olup maddi ceza hukuku kurallarının aksine kural olarak geçmişe yürümezler. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca CMK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, CMUK yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak yeni usul sisteminde, kanun yolları içinde istinafa yer verilmesi ve bölge adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra göreve başlaması nedeniyle 5320 sayılı Kanun'un "Temyiz ve karar düzeltme" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında; "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddeleri uygulanır." hükmüne yer verilmek suretiyle bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar CMUK'un, bu tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise CMK'nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
    Böylelikle kanun vazıı bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden önce verilerek temyiz incelemesinden geçen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar CMUK'un, bu tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise CMK'nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağını düzenlemek yoluyla bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce dosyanın karara bağlandığı durumlarda nihai karar kesinleşinceye kadar başvurulacak kanun yolunun istinaf değil temyiz yolu olduğunu da işaret etmiş bulunmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen ilk hükmün, temyiz yoluna tabi olması nedeniyle bozma ilamı sonucunda 20.07.2016 tarihinden sonra verilen son kararın da temyiz denetimine tabi olacağında bir kuşku bulunmamaktadır.
    7165 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile değişik CMK’nın 307. maddesinin üçüncü fıkrasında, Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uyulması sonrasında verilen karara karşı istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulacağı düzenlenmiş olup maddeye dair değişiklik gerekçesinde, belirtilen hâl bakımından doğrudan temyiz incelemesine imkân sağlanarak kanun yolu incelemesinin makul sürede sonuçlandırılmak istendiği açıklamalarına yer verilmiştir. Yargıtay ilgili Dairesince verilen bozma kararı sonrasında 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararların daha önce Yargıtay denetiminden geçmeleri nedeniyle yine temyiz yoluna tabi olması gerektiğinin kabulü, kanun koyucunun davanın makul sürede sonuçlandırılması yönündeki amacına da uygun düşmektedir.
    Son kararın istinaf denetimine tabi olduğunun kabul edilmesi, Yargıtayın yargılama sistemindeki konumunu düzenleyen Anayasa'mızın 154. maddesi hükümlerine uygun olmadığı her türlü tartışmadan uzaktır. Kaldı ki, istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesinin son kararının ortadan kaldırılarak kesinlik sınırları içinde kalacak şekilde başka bir hüküm kurulması da mümkündür. Bu hâlde olağan kanun yollarına gidilemeyeceğinden bölge adliye mahkemesi kararının temyiz yoluyla denetlenmesi de mümkün olamayacaktır.
    B. Uyuşmazlığa İlişkin Değerlendirme
    7499 sayılı Ceza Muhakamesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 15. maddesiyle yeniden düzenlenen CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrası ve aynı Kanun’un 22. maddesi ile CMK'ya eklenen geçici madde 6 uyarınca 01.06.2024 tarihi ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar yönünden istinaf ve temyiz yolunun açıldığı, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrası gereğince de bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar CMUK'un, bu tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise CMK'nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağının öngörüldüğü hususları bir bütün olarak gözetildiğinde; bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce temyiz denetiminden geçerek bozma sonrasında verilen hükümlerde olduğu gibi Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesince kurulan 09.10.20 13... .11.2019 tarihli hükümlerin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin temyiz denetiminden geçerek bozulmasından sonra İlk Derece Mahkemesince verilen 04.06.2024 tarihli ve 579-473 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı başvurulabilecek kanun yolunun da temyiz olduğu kabul edilmelidir.
    Bu kabulün, kanun vazıının davanın makul sürede sonuçlandırılması ve adil yargılanma bağlamında, kanun yoluna etkin başvuru hakkı yönündeki amacına da uygun düşeceği, aksi düşüncenin ise Yargıtayın yargılama sistemindeki konumunu düzenleyen Anayasa'mızın 154. maddesi hükmüyle bağdaşmayacağı açıktır.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "04.06.2024 olan karar tarihinde yürürlükte bulunan ve uygulanması gereken 7499 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiş ve son hâlini almış CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik kanun yolunun istinaf olduğunun genel kural olarak belirtilmesi, 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile CMK'ya eklenen Geçici 6. maddenin bir geçiş normu olarak düzenlenmesi, CMK'nın 223/1. maddesi kapsamında bir hüküm değil ve fakat sui generis bir karar olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, anılan değişikliklerden önce de CMK'nın 307/3 ve 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi çerçevesinde kanun yoluna tabi tutulmaması, ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının temyiz yoluna tabi olacağına ilişkin istisnanın ise somut olayda bulunmaması, Kanun’un öngörmediği bir istisnayı yargı kararları ile oluşturmanın da olanaksız olması nedenleriyle İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2024 tarihinde verdiği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara ilişkin incelemenin istinaf denetimine tabi olduğu sonucuna varılmalıdır." düşüncesiyle,
    Çoğunluk görüşüne katılmayan on bir Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer gerekçelerle,
    Karşı oy kullanmışlardır.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 17.12.2024 tarihli ve 5583-15735 sayılı incelenmeksizin iade kararının KALDIRILMASINA,
    3- Dosyanın, temyiz incelemesi yapılması için Yargıtay 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2025 tarihinde yapılan müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 08.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!