Anahtar kelimeler: Oğluna Mirastan Payını Kaçırma Devrettiğini Mirasbırakan Babası Amaçlı Anadolu Göstermek

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı; mirasbırakan babası ........'nın adına kayıtlı 6 23... parsel sayılı taşınmazdaki ███████ payını satış göstermek suretiyle davalı oğluna devrettiğini, yapılan işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı; dava konusu 6 23... parsel sayılı taşınmazın ███████ hissesini 82.000,00 TL bedel ödeyerek 20.07.2007 tarihinde muris babasından satın aldığını, taşınmazın ██████ hissesinin muris ... üzerinde kaldığını, sonrasında muris ..........dan kendisi ve diğer mirasçılara intikal eden ██████ hisseyi de (davacı ... hariç) bedelini ödemek suretiyle diğer mirasçılardan 02.12.2019 tarihinde satın aldığını, davacının açtığı davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaz üzerinde zemin ve 3 normal kat ve her katta 2 daire bulunduğu ve fiilen kullanıldığı, taraf iddia ve savunmalarına göre murisin aylık düzenli emekli maaşından kaynaklı bir gelirinin olduğu ve dava konusu taşınmazda bulunan 5 daireden kaynaklı kira gelirinin bulunduğu, bu kapsamda murisin ekonomik durumunun taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı, dava konusu davalıya devredilen payın devir tarihindeki değerinin 128.017,62 TL, resmi sözleşmedeki bedelin 82.000,00 TL olduğu, davalının bu bedeli ödemek suretiyle satın aldığını iddia ettiği, gerçek bedel ile ödendiği iddia edilen bedel arasında dikkat çekici fark bulunduğu, dosya kapsamına göre gerçek bedelin ödendiğinin usulüne uygun ispat edilemediği, murisin devir tarihindeki yaşı, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan sosyo-ekonomik durumu, murisin taraflarla ilişkisi, devrin 2007 yılında yapıldığı, murisin 2019 yılında vefat ettiği hususları dosya kapsamı ve tanık anlatımları ile birlikte değerlendirildiğinde mirasbırakanın sosyo-ekonomik durumu itibariyle taşınmaz satmaya ihtiyacının olmadığı, dinlenen tanık beyanlarından mirasbırakanın ölünceye kadar dava konusu taşınmazda yaşadığı ve hastalığı döneminde tüm çocuklarının mirasbırakanla ilgilendikleri, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binada birlikte oturdukları dikkate alındığında, murisin dava konusu payı davalıya devrini gerektirecek somut bir nedenin bulunmadığı, devrin davalı oğulu koruyup gözetmek amaçlı yapıldığı, temlik işleminin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmaz üzerinde zemin ve 3 normal kat ve her katta 2 daire bulunduğu ve fiilen kullanıldığı; murisin emekli maaşı ve kira geliri bulunduğu, ekonomik durumunun taşınmazda pay satmasını gerektirmediği, mirasbırakanın ölünceye kadar dava konusu taşınmazda yaşadığı ve hastalığı döneminde tüm çocuklarının mirasbırakanla ilgilendikleri, ne var ki murisin davalı oğlunu koruyup gözetmek amacıyla onu üstün tutmak suretiyle mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak dava konusu işlemin gerçekleştirildiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesi ile; İstinaf Mahkemesi kararının hukuki açıdan hatalı olduğunu ve muvazaaya ilişkin koşulların gerçekleştiğini ispat etmesi gereken davacının ispat yükünü yerine getiremediğini, murisin yaşlılık döneminde gayrimenkul yönetimiyle ilgilenmek istemediğini ve taşınmazını paraya çevirmek istemesinin doğal olduğunu, murisin tüm mallarını paraya çevirdiğini, ancak Mahkemece murisin pasif sorgulamasının yapılmadığını, davacının ise tüm satışlardan haberdar olduğunu, davacı tanıklarının beyanlarının yeterli bilgi içermediğini ve soyut değerlendirmelerden ibaret olduğunu, murisin davacı ile hiç bir husumetinin olmadığını ve mal kaçırmasını gerektirir bir durumun bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazı alım gücünün bulunduğunu, salt bedel farkının muvazaanın kanıtı olamayacağını, harç ve vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1933 doğumlu mirasbırakan ...'nın 11.07.2009 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı oğlu........, davalı oğlu ....... ve dava dışı çocukları .......'nın kaldıkları, murisin, adına kayıtlı 6 23... parsel sayılı taşınmazının ██████ payını üzerinde bırakmak suretiyle ███████ payını 20.07.2007 tarihli satış işlemi ile davalı oğluna temlik ettiği anlaşılmaktadır.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle dava konusu taşınmazda temlike konu kısmın tapu kaydının davacının payı oranında iptal edilip kalan kısmın davalı üzerinde bırakılması doğru olduğuna göre; davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı 20.069,47 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.