Anahtar kelimeler: Hissenin Katlı Gücünün Devretmesi Çocuğu Kaçırmak Anne İkamet Muris Bina

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesi ile; ... Mahallesi 396 60... parsel sayılı, üzerinde 3 katlı bina bulunan taşınmazın davacılardan mal kaçırmak amacıyla muris ... tarafından davalı ...'a muvazaalı olarak devredildiğini, tapuda satış gösterilse de ...'ın taşınmazı satın alacak gücünün olmadığını, murisin de ikamet olarak kullandığı taşınmazını çocuğu ...'a devretmesi için hiçbir sebep bulunmadığını, daha sonra davalı ... tarafından 1/2 hissenin davalı anne ...'a, 1/2 hissenin de davalı kardeş ...'a devredildiğini, murisin öldükten sonra diğer davalılara hisseli olarak taşınmaz devrinin dava ihtimalini azaltma çabası olduğunu, murisin çocukları arasında ayrımlar yaptığını, taşınmazda temlikten sonra da oturmaya devam ettiğini, davalıların taşınmazı satın alacak güce sahip olmadıklarını, tapuda gösterilen bedeller ile gerçek bedeller arasında aşırı farkın olduğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılar adına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu taşınmazın maliklerinin diğer davalılar olduğundan davalı ... yönünden taraf sıfatı ve husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, taşınmazın babası tarafından davalıya gerçek bir satış olarak devredildiğini, taşınmazı satan kişi babası olduğundan, ailevi bağ sebebiyle aynı apartmanda oturmaya devam ettiğini, kişinin taşınmazını yakınlarına satmasına bir engel olmadığını, taşınmazın murisin aile konutu olarak kullandığı bir taşınmaz olduğu düşünüldüğünde böyle bir taşınmazı satmak isteyen kişinin, taşınmazı en yakınlarına satmak istemesinin normal olduğunu, satışların resmi memur önünde yapıldığını, aksini ispat yükünün davacı tarafa ait olduğunu, ayrıca diğer davalılar ile satış bedeli üzerinden anlaştıklarını ancak bedelin çoğunu ödemediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalılar ... ve ... duruşmadaki beyanlarında; muris tarafından diğer davalı ...'a yapılan taşınmaz devrinin kesinlikle gerçek bir satış olmadığını, veraset ilamına göre paylaşım yapılsaydı daha fazla yer alacaklarını, dava konusu taşınmazın murise bedel ödemek suretiyle alınmadığını, davalı ...'dan miras haklarını istemeleri üzerine, davalı ...'ın kendilerine dava konusu taşınmazdaki hisselerinin devrettiğini belirterek davanın kendileri yönünden reddini savunmuşlardır.III. MAHKEME KARARIKonya 7.Asliye Hukuk Mahkemesi 17.05.2023 tarihli ████████ E. ████████ K. sayılı kararıyla; tapu iptali tescil yönünden davalı ...'ın devirlerin gerçek satışlar olduğu yönüyle savunmalarına itibar edilmediği ancak davacılar tarafından murisin gerçek amacının mal kaçırmak olduğunun ispat edilemediği, tenkis talebi yönünden tanık anlatımları ve dosya kapsamı çerçevesinde murisin davacılardan mal kaçırma kastı bulunmadığı gibi saklı pay ihlal kastının da söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma KararıDairenin 11.03.2025 tarihli ████████ E., █████████ K. sayılı kararıyla; "Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1954 doğumlu muris ...'ın 16.02.2018 tarihinde ölümü ile geride mirasçıları olarak davalı eşi ..., çocukları ..., ..., ........... ve ............in kaldığı, murisin, adına kayıtlı kök 1804 parsel sayılı taşınmazı 11.02.2010 tarihinde davalı ...'a satış suretiyle devrettiği, 1804 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi gereğince yapılan yenileme işleminin 11.02.2011 tarihinde tescil edilmesi neticesinde 276 74... parsel sayılı taşınmaz olarak tescil edildiği, 02.07.2019 tarihinde imar uygulaması sonucunda 396 48... , 396 49... , 396 86... ve dava konusu 396 60... parsel sayılı taşınmazlara gittiği, 1804 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması sonucu gittiği parsellerden biri olan 396 60... parsel sayılı taşınmazın ... tarafından diğer davalılar ... ve ...'a eşit hisse ile 06.11.2020 tarihinde satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.Muris muvazaasında 01.04.19 74... /2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.Somut olay, yukarıda değinilen olgular ve açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; muris tarafından ...'a yapılan dava konusu taşınmaz temlikinin bedelsiz olduğu, murisin satışa ihtiyacının bulunmadığı gibi davalı ...'ın alım gücünün olmadığı, muris tarafından davalı ...'a yapılan taşınmaz devrinin diğer mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı muvazaalı olduğu, ikinci el malik olan davalılar... ve ...'ın, davalı ...'ın anne ve kardeşi olmaları sebebiyle bu durumu bilen ya da bilmesi gereken kişi konumunda bulundukları, bu itibarla iyiniyetli olmadıkları ve Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesinde öngörülen iyi niyet koruyuculuğundan yararlanamayacakları sonucuna varılmaktadır.Hâl böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.B. Bozma Kararı Üzerine Mahkemece Verilen KararKonya 7.ASHM 27.06.2025 tarihli ████████ E. ████████ K. sayılı kararında; bozma ilamına uyarak davanın kabulüne karar vermiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile
: somut olayda, muris ...’ın dava konusu taşınmazı 11.02.2010 tarihinde kızı ...’a satış yoluyla devrettiğini, davalının satış bedelini ödediğini, murisin de ekonomik gerekçelerle bu satışı gerçekleştirdiğini, ölüm tarihinin (2018) devrin üzerinden 8 yıl sonra olduğunu ve bu sürenin muris muvazaası olasılığını fiilen ortadan kaldırdığını, Mahkemenin, işlemin bedelsiz ve muvazaalı olduğu yönündeki tespitinin, gerek tanık beyanları gerekse tapu kayıtları ve hayatın olağan akışı ile çeliştiğini, dosyada yer alan tanıkların davalının uzun yıllardır çalışarak para kazandığını, murisin satış bedelini aldığını, taraflar arasında mal kaçırma kastı bulunmadığını açıkça ifade ettiklerini, davacı tanığının davacıyla menfaat birliği içinde olduğunu, görgüye dayanmayan kanaat beyanında bulunduğu da gözetildiğinde tanık deliline itibar edilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca Yerel Mahkeme gerekçesinde Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ████████ Esas sayılı kararına dayanılmışsa da söz konusu bozma ilamının somut olay ile örtüşmediğini, Yargıtay tarafından murisin gerçek iradesini ortaya koyacak maddi bulguların dikkate alınmadığını, murisin taşınmazı kızı olan davalıya satmasının ailevi bağlar ve yöresel gelenekler çerçevesinde olağan olduğunu, taşınmazın satışında murisin mal kaçırma kastı yerine ekonomik ihtiyaç ve aile içi güven ilişkisinin belirleyici olduğunu ayrıca ikinci el devir işlemleri de resmi satış şeklinde yapılmış olup muvazaa iddiasını destekleyen hiçbir somut delilin mevcut olmadığını, tanık anlatımlarıyla sabit olduğu üzere devir tarihinde taşınmazın değersiz bir tarla niteliğinde olduğunu, ilerleyen yıllarda arsa vasfına dönüşmesiyle değer kazanmasının ardından davacıların menfaat saikiyle dava açmasına neden olduğunu, davalının çalışarak kazandığı para ile anne ve babasına baktığını, tapuya kayıtlı olmayan üç katlı bina yönünden muris muvazaası iddiasının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.03.1964 tarihli 1964/5-3 E., ████████ K. sayılı kararında da belirtildiği üzere şekil şartına tabi olmadığından geçerli bir işlem olarak kabul edilmesi gerektiğini, tenkis talebi yönünden de murisin saklı payı ihlal kastının somut delillerle ispatlanamadığını, tüm bu nedenlerle Mahkeme kararının, delillerin yanlış değerlendirilmesine, murisin iradesinin hatalı yorumlanmasına ve usule aykırı şekilde hüküm kurulmasına dayandığını belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Gerekçe ve DeğerlendirmeDava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Dosyanın incelenmesinden; dava konusu 1804 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi gereğince yapılan yenileme işlemi ile 276 74... parsel sayılı taşınmaz olarak tescil edildiği, 02.07.2019 tarihinde imar uygulaması sonucunda 396 48... , 396 49... , 396 86... ve dava konusu 396 60... parsel sayılı taşınmazlara gittiği, 1804 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması sonucu gittiği parsellerden biri olan 396 60... parsel sayılı taşınmazın ... tarafından diğer davalılar ... ve ...'a eşit hisse ile 06.11.2020 tarihinde satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, bozma kararı uyarınca işlem yapılmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,Aşağıda yazılı 106.672,11 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Konya 7. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.