Anahtar kelimeler: Avgeldiler Gününün Olmadı Gelenlerin İstemli Başlandı Davetiye Günde Sözlü Dinlenildikten
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Taraflar arasındaki tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalılar vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı vekili Av.......geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kadastro sonucunda 1/3 payla kendisi ile davalıların murisi ... ... ve dava dışı .....adına 12.05.1971 tarihinde tespit ve 02.06.1998 tarihinde hükmen tescil edilen 440, 441, 4 42... parsel sayılı taşınmazların, diğer kayıt maliki olan kardeşleri ile arasında 08.05.1973 tarihli noterde yapılan miras taksim sözleşmesi ile krokiye de bağlanmak suretiyle taksim edildiğini ve bu taksim sonucunda 4 40... parsellerin belirli bölümlerinin kendisine isabet ettiğini, ancak taşınmazların imar görmesi sonucunda 440 parsel sayılı taşınmazın 38... parsel ve 92 51... parsel sayılı taşınmazlara; 443 parsel sayılı taşınmazın ise 92 48... parsel ve 92 76... parsel sayılı taşınmazlara gittiğini ve taksime aykırı şekilde davalılar tarafından satıldığını öne sürerek, aralarındaki taksim sözleşmesi uyarınca bu parsellerdeki kendisine ait olması icap eden hisselerin bedeli olan 200.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili istemiyle dava açmış; keşif neticesi davanın değerini 992.301,09 TL olarak ıslah etmiştir
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 16.03.2016 tarihli kararıyla; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Onama Kararı
1.Mahkemenin 16.03.2016 kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 26.11.2019 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.
B. Karar Düzeltme Kararı
1. Yargıtay onama ilamına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.07.2020 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; “....Davacı ve kardeşleri arasında yapılan 08.05.1973 tarihli miras taksim sözleşmesinin, kadastro tespitinden sonra yapılmış olması nedeniyle davanın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süreye tabi olmadığı tartışmasızdır. Çözümlenmesi gereken husus, öncelikle davacının 08.05.1973 tarihli miras taksim sözleşmesi ile kendisine kaldığını öne sürdüğü taşınmazlardaki davacıya ait olması gereken, ancak kayden ... Çelik ve devamında intikal ile mirasçıları olan davalılara intikal eden payların dava dışı üçüncü kişilere satılmasından dolayı davacının alacak istemli olarak açtığı işbu davada davalılar lehine zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
Çekişmeli taşınmazlar hakkında yapılan 08.05.1973 tarihli miras taksim sözleşmesinin içeriğinde, taksim sonucunda tarafların kendisine düşen taşınmazlar yönüyle “terk ve teslim edildiği”nin yazılması karşısında, herkesin kendisine düşen bölümler üzerinde zilyet ve tasarrufunun bulunduğunun kabulü gerekir. Kadastro tespitinin daha sonra kesinleşmesinin, zilyetlik devam ettiği sürece hukuken bir önemi bulunmamaktadır. Kaldı ki, davalıların murisi ... ... kendisine düşen taşınmazın bir bölümünü 29.01.1974 tarihli (kadastro tespitinin kesinleşmesinden önce) noter satış vaadiyle sattığı, satın alan kişi tarafından, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dava dosyası ile 1/3’er paylı olarak tapu malikleri olan ... ..., ... (eldeki dosya davacısı) ve ......’e karşı dava tapu iptali ve tescil davası açıldığı ve Mahkemece, malikler arasında yapılan 08.05.1973 tarihli miras taksim sözleşmesinin geçerli olduğu, ... ....’in bu sözleşmeye dayalı olarak zilyetliğine geçen taşınmazın bir bölümünü de noter satış vaadi sözleşmesi ile davacıya sattığı, satın alanın zilyetliği de devraldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile ve davacı tarafından satın alınan bölümler üzerinde tüm maliklerin payları iptal edilerek satın alan adına tesciline karar verildiği ve hükmün kesinleştiği, söz konusu bu ilamın miras taksim sözleşmesiyle zilyetliğin devralındığı noktasında kesin hüküm niteliğinde bulunmasa da güçlü delil niteliğinde bulunduğu ve davalı tarafça aksi yönde daha güçlü bir delil ileri sürülmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla davacının miras taksim sözleşmesiyle kendisine düşen taşınmaz bölümlerini zilyet ve tasarrufu altında bulundurduğunun, taşınmazları imar görmesi nedeniyle arsa vasfını kazanması karşısında zilyetliğinin devam ettiğinin kabulü gerekeceği ve zilyetlik devam ettiği sürece taksim sözleşmesinin tarafı olan tapu malikleri ve mirasçılarına karşı tapu iptali ve tescil davası yönüyle zamanaşımının işlemeyeceği açıktır. Diğer yandan; davalılara murisleri ... .....’ten intikal eden taşınmazların bir kısmının halen kendi adlarına kayıtlı olduğu, bir kısmının ise 20 09... tarihlerinde kayden dava dışı 3. kişilere satıldığı anlaşıldığına göre, eldeki davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemli olarak (taşınmazlardaki satılan paylar hakkında) açılmış olması nedeniyle, satış tarihinden itibaren davanın açıldığı 2014 yılına kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin de geçmediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın ve miras taksim sözleşmesinin nitelendirilmesinde hataya düşülmek suretiyle hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi isabetsiz olup hükmün bu nedenle bozulması gerektiği halde maddi hataya dayalı olarak onandığı...” gerekçesiyle davacı vekilinin düzeltme isteminin kabulüne, onama ilamının ortadan kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; toplam tazminat miktarının 992.301,09 TL olarak tespit edildiği, uyuşmazlığın 08.05.1973 tarihli ve 6534 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul miras sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davası olduğu, taraflar arasındaki taksim sözleşmesinin noterde resmi olarak yapılmış olup her iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme niteliğinde bulunduğu, davalıların sözleşmenin ifasını imkansız kıldığı, davacının dava konusu taşınmazların satımını 2014 yılında öğrendiği, 17.02.2014 tarihi ile itibariyle ifanın imkansız olduğu ve davacı tarafın zarara uğradığı gerekçesiyle davanın toplam 992.301,09 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
b. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğunu,
c. Kanun yolunun yanlış gösterildiğini,
d. Harç hesaplamasının hatalı olup infazda karışıklık oluşacağını,
e. Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı tapu iptali ve tescil davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini,
f. Davacı tarafa zilyetliğin teslim edilmediğini, İmar uygulaması ile sözleşmenin ifa imkanı kalmadığını ve davacı tarafın kötüniyetli olduğunu,
g. 2008 yılında 92 48... parsel sayılı taşınmazların davacı ve davalıların birlikte sattığını ve davanın zamanaşımına uğradığını, beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taksim sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda, dava değeri üzerinden hesaplanan 67.784,10 TL nispi harcın davacı tarafından yatırılan peşin ve ıslah harcından mahsup edilmeden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından yatırılan peşin ve ıslah harcının nispi karar ve ilam harcından mahsup edilmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davalılar vekilinin harca yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının “4” numaralı bendinde yer alan “....Alınması gerekli 67.784,10 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, (davacının yatırdığı peşin ve ıslah harcı yargılama giderlerine eklenmiştir)..” ibaresinin hüküm sonucundan çıkarılarak yerine "...492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 67.784,10 TL karar ve ilâm harcından davacı tarafça peşin harç ve ıslah harcı olarak yatırılan toplam 16.946,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 50.838,07 TL karar ve ilâm harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına..." cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 28.000,00 TL’nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!