Anahtar kelimeler: Tramer Bedeni Mevkii Sularında Hasarlı Limitleri Aracında Fiilden Tamir Akabinde

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkile ait ----plakalı araç ile davalı --- plakalı araç sürücüsü ------ kusuru nedeniyle müvekkiline ait ------plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası ---- tarihinde saat 08.35 sularında ------Mevkii adresinde meydana geldiğini, maddi hasarlı trafik kaza tespit tutanağı doğrultusunda tanzim edilen kusur raporuna (tramer) göre ----plakalı araç %100 tam kusurlu bulunduğunu, kaza akabinde müvekkilin aracında oluşan hasar----- adresinde tamir edildiğini, kaza tarihi olan --------göre sigortacı sigortalısının maddi ve bedeni zararlara karşı teminat limitleri dâhilinde kalmak kaydıyla sorumlu bulunmadığını, kaza sonrası araç davalı kasko sigortacısının anlaşmalı olduğu özel şirket tarafından onarıldığını, sigorta şirketinin atadığı eksper tarafından hazırlanan rapor tutarı----olup bu tutar taraflı ve eksik olarak hesaplandığını, bağımsız bilirkişiden alınan ekteki raporda da görüleceği gibi onarım bedeli ----- olarak hesaplandığını, kaza akabinde araçta oluşan hasarın tamir edildiğini, söz konusu Trafik kazası sonrasında davalı kasko ------ tarafından müvekkilin aracında yapılan onarım da orijinal parça kullanılmadığının tespit edildiğini, orijinal olmayan parçalar ekte sunulan faturalı ekspertiz raporundan tespit edildiğini, bu kazada yüzde yüz kusurlu kişilerden tahsili istenmesi gerektiğini, bilirkişi rapor düzenlerken resmi olarak alınan eksper raporunu dikkate alarak rapor hazırlamasını, ayrıca ekte sunulan eksper fatura tutarını da davalıdan tahsil edilmesini, ----Hasar Farkı Bedeli Farkı tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, (kısmı alacak taleplidir.) ------- Eksper Raporu bedelinin fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, (kısmi alacak taleplidir.) yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talepleri zamanaşımına uğradığını, dava dosyasında talep edilen alacaklara karşı kabul anlamına gelmemek kaydı ile zamanaşımı itirazında bulunduklarını, poliçe kapsamında müvekkil sigorta şirketi tarafından davacıya eksper raporuna istinaden hasar ödemesi yapılarak maddi hasar gerçek zarar nispetinde tazmin edildiğini, dava konusu araçta meydana gelen maddi hasarın ödendiğini, davacının bakiye maddi zararı bulunmadığını, ödeme miktarı ile ilgili ihtilafın bulunmadığını, dosya kapsamında riziko dönemi esas alınarak hesap yapıldığını, ödemenin gerçekleştiğini, ayrıca, onarım işlemleri sigortalının tercih etmiş olduğu özel servis tarafından gerçekleştirilmiş olup eksper raporuna istinaden ödeme yapılarak tamamlandığını, eksper raporunda belirtilen miktarın ödendiğini, müvekkili şirket tarafından eksper raporuna istinaden ------ araç hasarı ödemesi yapıldığını, bu hususta itirazlarının gözetilerek müvekkil sigorta şirketi tarafından davacıya maddi hasar ödemesi yapılarak borcunu gerçek zarar nispetinde ödediği gözetilerek davanın esastan reddi gerektiğini, aynen tazmin hükümleri gereği hasar giderilmişken bakiye maddi hasara hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, somut uyuşmazlıkta talebe konu araçtaki hasar müvekkil sigorta şirketi tarafından kazaya müteakip onarılmak suretiyle giderilmiş ve onarım kontrolleri de müvekkil sigorta şirketi tarafından yapıldığını, onarım eksper raporunda görüleceği üzere ait araç davacının götürüldüğü özel serviste müvekkil şirket tarafından eksper tarafından görülmüş, onarımın aşamaları bizzat eksper tarafından kontrol edildiğini, onarımın eksiksiz bir şekilde tamamlandığını, davacı tarafından araç görülmeksizin haricen alınan eksper raporu bakiye maddi hasar bedeli talep hakkı vermeyeceğini, burada Komisyonun yerleşmiş kararları gereği hasar talebi; 1.Araç onarım hizmetinin sigorta şirketi tarafından aynen tazmin hükümleri kapsamında yapılması durumunda ancak davacının maddi hasarın layığıyla onarılmadığını ispat etmesi, 2.Bakiye maddi hasara ilişkin zararı ispata yarar herhangi bir delil olmadığından hatalı eksper raporlarıyla başvuru yapılamayacağına atıfla maddimaddi hasar talepleri reddedilmektedir.Somut uyuşmazlıkta da kazadan sonra araç aynen tazmin hükümleri gereği onarıldığı ve bu hususta bizzat eksper tarafından kontroller yapıldığı halde eksik yapılan işlere ilişkin bir delil olmaksızın araç görülmeden kağıt üzerinden düzenlenen eksper raporuna istinaden başvuru yapıldığını, hasarın giderilmesi aşamasında yürütülen işlemlerin takibi ve kayıt altına alınması, hasarın giderilmesi amacıyla tamirat yöntemini tercih eden sigorta şirketinin sorumluluğunda olmalıdır. Bu durum tacir sıfatını taşıyan sigorta şirketinin Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında basiretli tacir olmasının sonucudur.Bu kapsamda, sigorta şirketinin hasarın giderimi konusunda üçüncü kişiler ile yapmış olduğu anlaşmalar sayesinde elde ettiği iskontolu tedarik imkanları, hasarın gerektiği gibi tasfiye edildiğinin kanıtlanması durumunda, kazadan zarar gördüğünü iddia eden taraf için bir zenginleşme sebebi olamayacağını, sigorta şirketinin orijinal parça kullanarak ve mümkün olduğunca kaza öncesi duruma dönüşün sağlanması yoluyla zararı tasfiye etmesi ve bu durumu belgelendirmesi karşısında zararın belirtilen şekilde tasfiye edilen kısmı için tazminat talebinin mümkün olmadığını, somut uyuşmazlıkta aracın layığıyla onarılmadığına ilişkin herhangi bir delil mevcut değilken aracın görülerek onarım yapılmak suretiyle aynen tazmin hükümleri gereği onarılmış olmasına rağmen davacının lehine sigortanın zenginleşme aracı olmayacağı ilkesinin ihlaline sebebiyet verecek şekilde bakiye maddi hasara hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, onarımda eksik işler olduğuna dair delil ya da emare olmadığını, davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu, maddi hasar bedeli kasko poliçesinin aynen tazmin hükümlerine göre hesaplandığını, kasko poliçesinin hasar tazmin yöntemi hükümleri dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, öncelikle beyan etmek gerekir ki kasko poliçesi hükümleri gereği onarıma ilişkin tanzim edilecek rapor ------genel şartlarına atıfla tanzim edilecek raporla aynı olmayacağını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile; hatalı şekilde düzenlenmiş olan ekspertiz raporu giderinin kendilerine yükletilmesinin haksız ve yasaya aykırı olup işbu talebin reddini, davacı tarafından ----- eksper rapor ücreti talep edildiğini, davacı vekilinin haricen almış olduğu eksper raporunun hatalı olduğunu, aracın rayiç bedeli ve maddi hasar onarım bedelleri fahiş hesaplandığı gibi araçta yapılan onarımın makul olup olmadığı da raporda yer almadığını, usule aykırı bu raporun makul gider sayılması mümkün olmadığını, ekspertiz giderinin gerekliliğinin ve bir faydasının bulunmadığı, bu açıdan da TTK’daki nitelemesiyle makul olmadığı gözetilerek, 5684 sayılı Kanunun, aktiflerinin korunmasını kanun emri olarak öngördüğü sigorta şirketinin böyle bir maliyeti üstlenmesi gerekmediğini, zira bu şartlarda hangi amaçla yapıldığı belli olmayan bu giderin makul sayılamayacağı ve reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu haksız fiile dayalı tazminat talebi olduğundan avans faizi talep edilemeyeceğini, davanın konusu haksız fiile dayanan tazminat talebi olup olayda ticari bir unsur söz konusu olmadığından hükmedilecek faiz ticari temerrüt değil yasal faiz olmasını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, bu durumda müvekkil şirkete temerrüt tarihinden değil dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini, somut uyuşmazlık bakımından müvekkil tarafından davacıya ödeme yapıldığını, işbu nedenle müvekkilinin temerrüde düşmediğini, sigortacı aleyhine kasko sigorta sözleşmesine dayalı olarak açılan davalarda, davacının ihbar bildirimine dayalı temerrüt faizi isteyebilmesi için, sigorta poliçesi genel ve özel şartlarında belirtilen belge ve bilgilerin sigortacıya iletmiş olması gerektiğini, ayrıca tazminat ödeme borcu TTK. nun 1427/2 nci maddesi hükmü uyarınca bütün mal sigortalında rizikonun gerçekleşmesinin sonrasında ve sigortacının edimine ilişkin araştırmalar bitince ve her durumda TTK’nun 1446’ncı maddesine göre yapılacak bildirimden kırk beş gün sonra muaccel hale gelir. O halde davacının müvekkil şirkete kaza tarihinden faiz yürütülmesi talebinin reddini aksi halde, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla temerrüt tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, her halükarda müvekkil şirketin temerrüde düşmediği dikkate alındığında yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasını, davanın usulden reddine; mahkeme aksi kanaatte ise açıklamaları doğrultusunda davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, trafik kazasından kaynaklı davacının aracında meydana gelen zarar sebebiyle hasar bedelinin tazmini talebine ilişkindir. Davacı taraf kendi kasko sigorta şirketine karşı dava açmaktadır. Davaya konu araç hususi/otomobil olup davacı tüketici konumundadır.Ticari davalar TTK. 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava sözkoınusu olup, ticaret mahkemesi görev alanı içinde kalacaktır. TTK.'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir.Ticaret Mahkemeleri sadece ticari davalara bakmakla görevli olup görevi dışındaki işlere genel görevli asliye hukuk mahkemelerince bakılması gerekmektedir. ---- tarihli Resmî Gazetede yayınlanan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, yasanın 87. maddesi gereğince yayım tarihinden itibaren altı ay sonra ----- tarihinde yürürlüğe girmiştir.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. maddesine göre, tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi , tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileride dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet , bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 sayılı yasanın 73.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. 6502 sayılı yasanın 83/2. fıkrasında “Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.” düzenlemesine yer verilmiştir, ilgili yasa maddesi ile görev konusunun tartışılmasının önüne geçilmiştir. Somut olayda; taraflar arasındaki 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesinde tanımlanan şekilde bir tüketici işlemi bulunduğundan, davanın Ticaret Mahkemesinin bakacağı davalardan olmadığı, Mahkememizin görevsizliği, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 114/1-c uyarınca görev bir dava şartıdır. Yine aynı kanunun 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında Mahkemece re’sen araştırılması, bulunamadığı takdirde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle davanın USÛLDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya ---- Tüketici Mahkemesi’nin GÖREVLİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
3-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20/1 maddesi uyarınca,kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin Mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ------- Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesi için başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Yargılama giderinin görevli Mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin ( e duruşma ) yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!