Anahtar kelimeler: Knowhow Özetidavacı Kimi Süredir Satımdan Ödünç Destekleyici Vermiş Desteği İlişki

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
ESAS NO
: ████████ Esas (Derdest Dava Dosyası)
KARAR TARİHİ
: █████/2025 (Ara Karar Tarihi)
DAVA
:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
:█████/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı arasında uzun süredir devam eden ticari bir ilişki bulunmakta bu ilişki kapsamında davacının davalı şirkete kimi zaman borç vermiş, kimi zaman kullanması için ödünç olarak teknik malzemeler vermiş, kimi zaman da know-how / teknik bilgi desteği, vb. Her türlü destekleyici davranışta bulunmuş olduğunu, ancak bu güne kadar hiçbir şekilde müvekkil şirkete herhangi bir ödeme, davalı firmadan yapılmadığını, taraflar arasında işleyen bu yoğun ticari ilişkinin tabii bir sonucu olarak, müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında, her iki tarafın da kabulünde bulunan, karşılıklı olarak ve borçlu şirketin imzasına sadır olarak, nizami cari hesaplar ve karşılıklı mutabakat evrakları verildiğini, süreç içerisinde davalı, cari hesaplarda doğan borç bakiyesini kabul etmiş, bu kabulünü de imzalı mutabakat mektupları ile açıkça ortaya koyduğunu, 01.09.2025 ve 05.09.2025 tarihleri arasında, davalı aleyhine ihtiyati haciz istenen... firmasına müvekkil şirket çalışanlarınca iştirak edilmiş olup, kendilerine emaneten teslim edilen ve aslında mülkiyet hakları müvekkil şirkette bulunan Forklift, Bilgisayar Yazıcısı, Sunucu Sistemleri (...) vb. teknik malzemelerin iadesi istendiğini, malların iade edilmeyeceği bildirildiğini, bunun üzerine 10.09.2025 tarihinde, borçlu karşı taraf şirketin resmi Kayıtlı E-Posta adreslerine (...) ... listelenen malvarlıklarının iadesi konulu ihtarname keşide edilmiş ve ihtarname ekinde de malların müvekkil şirkete ait olduğunu gösteren makbuzlar beraberinde davalı şirkete teslim edilen malların 5 iş günlük sürede iadesi istendiğini, buna rağmen davalı şirketçe bugüne kadar herhangi bir iade gerçekleştirmemiş, Davalı tarafça cari hesap borçlarının ifasının bir türlü gerçekleşmemesine binaen İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi yapılmış, müvekkil şirketçe davacı tarafa iyiniyet gösterilerek takip öncesi faiz dahi talep edilmediğini, ancak bu kez davalı borçlu takip konusu alacağımıza karşı, kötü niyetli olarak ve icra takibini durdurmak maksadıyla itirazda bulunmuş ve icra takibi durduğunu, davalı borçlunun haksız ve hukuki dayanaktan yoksun, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu takibe, borca, asıl alacağa, gecikme zammına, KDV'ye, faize, faiz oranına ve tüm ferilerine ilişkin itirazının iptaline ve takibin devamına,
davalının %20'den aşağı olmamak üzere müvekkil şirkete icra inkar tazminatı ödemesine,yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ █████/2025 TARİH VE ████████ ESAS SAYILI ARA KARAR İLE;''1-İhtiyati haciz talebinin KABULÜNE, 2.302.011,17-TL'nin %15'i 345.301,67-TL teminat yatırılması kaydı ile, talep konusu davalının tüm banka hesaplarına, menkul, gayrımenkullerine, 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına, davalı adına kayıtlı olması koşulu ile İHTİYATEN HACZİNE, '' karar verilmiş ve ara karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.Davalı vekili 13.11.2025 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Taraflar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmamakla birlikte, yapılan işlemler fiktif işlem niteliğinde olduğunu, verildiği iddia edilen mutabakatlardaki imzalar müvekkili şirket yetkilileri ile husumet içinde olan ...'a ait olup her zaman tek taraflı düzenlenebilen ve ne zaman düzenlendiği belli olmayan hiçbir ispat vasfı bulunmayan ve tam olarak davacı tarafın kötü niyetini ortaya koyan evrak niteliğinde olduğunu, davacı tarafça, söz konusu ticari ilişkiyi ispatlar bir mal alışverişine ilişkin herhangi bir belge ya da fatura da sunulmadığını, normalde şirketin bankalardaki hesaplarına haciz ihbarnamesi gönderilmesi en doğal durum iken bu durumdan davacının grup şirketi olması sebebiyle kendisinin de zarar göreceğinin hesaplanması ile bu yola başvurulmamış ve sadece müvekkile zarar vermek ve ticari hayatını mahvetmek için hareket edildiğini, ihtiyati haciz şartları somut olayda mevcut olmadığını, davacı tarafın sunduğu belgeler ihtiyati hacze dayanak oluşturamayacağını, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2025 tarih ve ████████ Esas sayılı ara kararı ile;
"......İhtiyati Haciz Şartlarının Değerlendirilmesi: İİK m.257 uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel olması, rehinle temin edilmemiş olması ve alacağın varlığı hakkında mahkemenin kanaat edinmesi gerekmektedir. İhtiyati haciz yargılamasının niteliği gereği, alacağın varlığı konusunda "yaklaşık ispat" standardı yeterli olup, tam ispat aranmamaktadır Somut olayda; davacı tarafça ıslak imzalı hesap mutabakatları, detaylı cari hesap ekstresi, 270 adet fatura, bağımsız denetim raporları ve ihtarnameler sunularak alacağın varlığı yaklaşık ispatlar şekilde ortaya konulmuştur.Emsal Karar İddiası Yönünden: Davalı taraf, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ D.İş ████████ K. sayılı kararını emsal olarak göstermiştir. Ancak söz konusu karar farklı bir alacağa ilişkin olup, kesinleşmemiştir ve davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Tüm bu nedenlerle ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile,''1-İhtiyati hacze itirazın REDDİNE,'' karar verilmiş ve ara karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin ihtiyati hacze itiraz nedenlerini detaylı olarak incelemediğini, itirazlarının önemli bir bölümünü “esasa girer” gerekçesiyle değerlendirme dışı bıraktığını, oysa itirazlarının tamamının ihtiyati haczin dayandığı yaklaşık ispat koşuluna ilişkin olduğunu, İİK m.257 uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı, alacağın muaccel olması, rehinle temin edilmemiş olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini,Yerel mahkemenin dosyada sunulan belgelerin alacağın varlığına ilişkin yaklaşık ispat oluşturduğunu kabul ederek, muacceliyet unsurunu ayrıca ve bağımsız biçimde tartışmaksızın ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu sonucuna ulaştığını, bu yaklaşımın hukuken hatalı olduğunu, “yaklaşık ispat” standardı gerekçe gösterilerek muacceliyet unsurunun varsayıma dayalı biçimde kabul edilmesinin ihtiyati haczin istisnai niteliğine aykırı olduğunu, muacceliyetin alacağın varlığından farklı olarak hukuki nitelendirme ve yargılama gerektiren bir unsur olduğunu ve yaklaşık ispat kapsamında değerlendirilemeyeceğini, bu yönüyle yerel mahkemenin ara kararının İİK m.257’nin yanlış uygulanmasına dayandığını,Dayanak gösterilen cari hesap mutabakatlarının ne zaman ve ne şekilde düzenlendiğinin belli olmadığını, tek başına yaklaşık ispat oluşturmayacağını, ara kararda davacı tarafından sunulan imzalı cari hesap mutabakatının hiçbir tartışma yapılmaksızın alacağın yaklaşık ispatı için yeterli kabul edildiğini, oysa ki verildiği iddia edilen mutabakatlardaki imzaların müvekkil şirket ile husumet içerisinde olan şirketin eski yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda davacı şirket yönetim kurulu üyesi ...'a ait olduğunu, mutabakatlardaki imzanın sıhhatinin değil, ancak düzenlenme şekli / tarihi / yerinin tartışması gerektiğini, mutabakatın ... tarafından 31/7/2025 tarihinde imzalanması, bir gün sonra █████/2025 tarihinde istifa edilmesi ve akabinde bir kaç gün sonra müvekkil şirket aleyhine ardı ardına icra takipleri başlatılmasının dürüstlük kuralına, şirket yöneticilerinin sadakat yükümlülüğüne ve temsil yetkisinin dürüst kullanımına açıkça aykırı olduğunu, açılan davanın objektif olarak kötü niyetli olduğunu ve sıradan bir ticari alacak takibinden ziyade, yönetimden ayrılan kişinin içeriden edindiği bilgileri kullanarak şirketi itibarsızlaştırma ve işleyişini durdurma amacı taşıdığını, bununla birlikte cari hesap mutabakatlarının hangi faturaları kapsadığı, mahsup, iade ve karşılıklı edimler, ticari ilişkinin kapsamı değerlendirilmeden borcun varlığını ortaya koymayacağını, somut olayda bu hususların hiçbirinin irdelenmediğini, mutabakat belgesinin adeta kesin delil gibi kabul edildiğini, bu yaklaşımın ihtiyati haczin istisnai niteliğiyle bağdaşmadığını,Mahkemece hesap mutabakatlarının alacağın muacceliyetine delil olarak kabul edildiğini, dosya kapsamında cari hesap dökümündeki bakiyenin muaccel hale geldiğine ve kesin bakiyenin belirlendiğine ilişkin bir somut belge sunulmadığını, bu haliyle ihtiyati haczin en temel şartı olan muacceliyet unsurunun yaklaşık ispat dahi edilemediğini,Ölçülülük ve menfaat dengesinin hiç değerlendirilmediğini, ihtiyati haczin istisnai, geçici, ölçülü uygulanması gereken bir hukuki koruma tedbiri olduğunu, davalı şirketin bir ticari işletme olduğunu, banka hesapları ve alacaklar üzerindeki haczin şirketin günlük faaliyetlerini durma noktasına getirecek nitelikte olduğunu, mahkemece taraf menfaatlerini dengeleyen hiçbir değerlendirme yapmadan ihtiyati haczin devamına karar verdiğini, mahkemenin kararında ihtiyati haczin uygulanış şeklinin “infaz hukukuna ilişkin olduğu” belirtilmiş ise de ölçülülük denetimi yapılmaksızın ihtiyati haczin sürdürülmesinin hukuka aykırı olduğunu,Somut olayda davalı şirketin tüm banka hesaplarına, araçlarına, üçüncü kişiler nezdindeki tüm hak ve alacaklarına ihtiyati haciz uygulandığını, bu durumun şirketin günlük ticari faaliyetlerini fiilen durdurduğunu, çalışan ücretleri, vergi ve SGK yükümlülüklerinin yerine getirilmesini imkânsız hale getirdiğini, ihtiyati haczi fiilen iflas sonucuna eşdeğer bir tedbir haline dönüştürdüğünü, oysa ki ihtiyati haczin amacının alacağın güvence altına alınması olduğunu,Davacı tarafın dilekçesinde ileri sürülen alacak iddialarının ilam, ilam niteliğinde belge, kambiyo senedi ya da kesinleşmiş veya itiraz edilmemiş bir icra takibine dayanmadığını, tamamen yargılama gerektiren, varsayıma dayalı ve ispata muhtaç nitelikte olduğunu, henüz varlığı, miktarı ve muacceliyeti dahi belirlenmemiş bir alacak üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesinin İİK m.257’nin açık hükmüne aykırı olduğunu, kaldı ki davacı tarafın borçlunun mal kaçırma ihtimaline ilişkin tek bir somut olgu dahi ortaya koyamadığını, soyut, genel ve varsayımsal ifadelerle yetindiğini, bu hâliyle ihtiyati haciz kararının ölçülülük ilkesini ihlal ettiğini ve borçlu bakımından telafisi güç hatta imkânsız zararlara yol açabilecek nitelik taşımakta olduğunu, dolayısıyla somut olayda ihtiyati haciz koşullarının oluştuğundan söz edilmesinin mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir.Mahkemece █████/2025 tarihli karar ile, İhtiyati haciz talebinin kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı karşı taraf vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine duruşma açılmak suretiyle itiraz değerlendirilmiş ve █████/2025 tarihli ek karar ile;İhtiyati hacze itirazın reddine, karar verilmiş ve ek karara karşı ihtiyati haciz kararına itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İİK 265/1 maddesinde itiraz nedenleri sınırlı olarak sayılmış olup, buna göre uyarınca borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı itiraz edebilir.Somut olaya döndüğümüzde, talep eden davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunduğu, cari hesap ekstresi, █████/2024 - █████/2025 - █████/2025 tarihli tarafların kaşe ve imzalarının olduğu 3 adet mutabakat mektubu, ihtarname ve ekleri alacağın varlığı, miktarı ve muaccel olduğuna dair HMK'nın 390/3 maddesine göre ara karar tarihi itibariyle yaklaşık olarak ispata yeterlidir. Davalı vekilince ileri sürülen mutabakatlardaki imzaların müvekkili şirket ile husumet içerisinde olan şirketin eski yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda davacı şirket yönetim kurulu üyesi ...'a ait olduğu, mutabakatları imzalayan ...ş'ın █████/2025 tarihinde istifa ederek davalı şirketten ayrıldığı, cari hesap mutabakatlarının ne zaman ve ne şekilde düzenlendiğinin belli olmadığı, taraflar arasında gerçek bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı ve yapılan işlemlerin fiktif işlem niteliğinde olduğuna yönelik itirazlar İİK'nun 265 maddesinde sınırlı şekilde sayılan itiraz sebepleri arasında yer almadığı, dosyada mübrez delillere göre, İİK'nun 257/1 ile İİK'nun 258 maddesinde aranan şartların mevcut olduğu ve yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu, mahkemece talep edilen miktar üzerinden % 15 oranın da teminat alınması mahkemenin taktirine göre yerinde olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz kararına yönelik yapılan itirazın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!