Anahtar kelimeler: Fazladan Sistem İstemli Yazildiği Rücuen Rücu Devir Dönemde Ankara Öncesi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ ████████ Esas █████████ Karar

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ Esas ███████ Karar
DAVA
: Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklı Rücu)
DAVA TARİHİ
: █████/2021
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Taraflar arasındaki rücuen alacak istemli davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükme karşı, taraflarca süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı; taraflar arasında █████/2006 tarihinde işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, işletme hakkı devir sözleşmesi öncesi dönemde fazladan tahsil edilen sistem kullanım bedeli nedeniyle dava dışı üçüncü kişi tarafından 2004 yılı Ocak ile Şubat dönemi için Ankara 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esasında açılan davanın kabulüne karar verilerek kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas- ██████████ Karar sayılı ilamı ile onararak kesinleşmesi üzerine, aleyhine Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sırasında takip başlatılmasıyla █████/2011 tarihinde icra dosyasına 11.503,00-TL yatırıldığını, bilahare, 2004 yılı Mart ve 2006 yılı Ağustos ayları arasındaki dönem için de aleyhine Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sırasında ilamsız takip başlatılması üzerine kısmen itiraz ile icra dosyasına 172.977,13-TL ödendiğini, itiraz edilen kısım için davacı şirket aleyhine Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sırasında açılan itirazın iptali davasında, davanın kısmen kabulüne karar verilerek kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas ve ██████████ Karar sayılı kararı ile onanması üzerine tarafından icra dosyasına █████/2015 tarihinde 194.763,14-TL ödendiğini, dava konusu ödemelere sebep işlemlerin büyük kısmının, davalı ... ile davacı şirket arasında akdedilen İHDS'nin imzalandığı, █████/2006 tarihinden önceki döneme ilişkin olup sözleşme hükümlerine göre sorumluluğun davalı şirkete ait olduğu, icra dosyalarına yapılan ödemeler yanında toplam 14.607,67-TL mahkeme ve icra harcı da yatırıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 361.503,00-TL alacağın, ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı; Türk Borçlar Kanunun 73. maddesine göre, rücu davalarında zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğunu, ödeme tarihi göz önünde bulundurulduğunda davanın zamanaşımına uğradığını, özelleştirme süreci, konuya ilişkin tüm yasal düzenlemeler, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler, gerek Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile yatırımcı firma arasında akdedilen sözleşme, gerekse Özelleştirme İdaresi talimatlarının tümünün birlikte yapılacak bir değerlendirme sonucu iş bu davanın haksızlığının ortaya çıkacağını savunarak haksız davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dava dışı firmaya sistem bedeli ödemesi yapıldığı, bu ödemelerin, 2004 yılı Ocak ve Şubat dönemleri ile 2006 yılı Ağustos ayına kadar olan dönemi kapsadığı, davacının ödeme yaptığı işlemin, sözleşmenin imzalandığı tarihten önce olduğu, davacının da █████/2005 tarihinde tüzel kişilik kazandığı, bu tarihten sonra yapılan ödemelerin, davacıya yapıldığı ve davacı tüzel kişilik kazandıktan dava dışı firma tarafından yapılan ödemelerin davalıya aktarıldığının kanıtlanamadığı, o halde, rücuya konu tutarın, █████/2015 tarihinden önceki dönemle sınırlı olması gerektiği, hükme esas alınan, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporunda bu tutarın, 164.820,29-TL olarak tespit edildiği, davalının davadan önce usulüne uygun temerrüte düşürülmediği, dava ile davalının temerrüte düştüğü ve davacının ticari nitelikteki bu davada avans faizi talep etmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle; " Davacının davasının kısmen kabulü ile 164.820,29-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans oranında temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" ilişkin karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki İHDS hükümleri uyarınca sözleşmenin imzalandığı tarih öncesine ilişkin tüm sorumluluğun davalı ...'a ait olduğunun hüküm altına alındığını, bu nedenle davanın tam kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, yine ödeme tarihinden faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinden geçerli faiz işletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; emsal kararlar dikkate alınarak davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin iletime ilişkin sözleşme kapsamında bir sorumluluğu bulunmadığını, Dağıtım- İletim faaliyetlerinin ayrı ayrı tanımlandığını, söz konusu uyuşmazlığın iletime ilişkin olduğunu, oysa sözleşmenin 7. Maddesi gereği sadece dağıtım faaliyetine ilişkin sorumluluğu olabileceğini, fazladan tahsil edilen tutarların ... hesaplarına aktarıldığı ispatlanamadığına göre davanın tümden reddi gerektiğini, talebin İHDS kapsamında bulunmadığını, Davacı ile ... Enerji arasında sözleşme ilişkisi bulunup 3. Kişi kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporundaki hesaplamaların hatalı olduğunu, kısmen kabul kararına rağmen bakiye harcın tamamının davalıdan tahsilinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesi öncesi dönemde fazladan tahsil edilen sistem kullanım bedeli nedeniyle dava dışı üçüncü kişi tarafından, 2004 yılı Ocak ile Şubat dönemi için davacı aleyhine Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sırasında açılan davanın kabulüne karar verilerek kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas- ██████████ Karar sayılı ilamı ile onararak kesinleşmesi üzerine, davacı aleyhine Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sırasında takip başlatılmasıyla, █████/2011 tarihinde icra dosyasına davacı tarafından, 11.503,00-TL yatırıldığı, bilahare 2004 yılı Mart ve 2006 yılı Ağustos ayları arasındaki dönem için de davacı aleyhine Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sırasında ilamsız takip başlatılması üzerine davacının kısmen itiraz ile icra dosyasına 172.977,13-TL ödediği, itiraz edilen kısım için davacı şirket aleyhine Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sırasında açılan itirazın iptali davasında, davanın kısmen kabulüne karar verilerek kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas ve ██████████ Karar sayılı kararı ile onanması üzerine davacı tarafından icra dosyasına █████/2015 tarihinde 194.763,14-TL ödendiği, yine yapılan tüm bu ödemeler yanında toplam 14.607,67-TL mahkeme ve icra harcının da davacı tarafından yatırıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayan █████/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.
... Genel Müdürlüğü ile Müessse Müdürlüklerinin ayrı tüzel kişi oldukları ve Müessese ile ilgili davalarda ...'a husumet düşmeyeceği yerleşmiş Yargı içtihadı haline gelmiştir. Bu konudaki Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2010 gün ve ███████-89 esas ████████ karar sayılı ilamında;
"Davalı ... AŞ. 233 sayılı KHK.nin 3.maddesi uyarınca TEK kurumundan ayrılarak iki ayrı iktisadi devlet kuruluşu olarak 15.9.1993 tarihli 21699 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile kurulduğu, 26.1.1994 günlü 21830 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ana statüsü ile organlarının görev alanlarının belirlendiği, 15.1994 gününde yöntemince tescili yapılıp ilan edildiği, bilahare kendi mevzuatı ve 233 sayılı KHK.nin 15 ve devamı maddeleri uyarınca müesseseler oluşturarak faaliyetine devam ettiği, bu müesseselerin de ticaret siciline kaydı yapılarak ilan edildiği ve tüzel kişiliğinin bulunduğu, kendine ait sermayesi ve yönetim organları bulunan müesseselerin kendi faaliyet alanlarında kalan işlemlerle ilgili olarak yasal hasım olarak gösterilmeleri gerekir. Davalılardan ... Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü izah edilen şekilde kurulan ve diğer davalıdan bağımsız tüzel kişiliği bulunması, kendi faaliyet alanındaki enerji nakil hatlarının bedellerinin tahsiline ilişkin davanın da bu ilgili müesseseye yöneltilmesi gerekir. Diğer davalı müessesenin faaliyet alanı içinde kalan enerji nakil hatları bedelinden doğan alacağı tahsili hakkında açılan davada davalı ...’a husumet yöneltilmesi mümkün değildir. (HGK. ███████-1668- █████████) Açıklanan nedenle davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir...)" gerekçesiyle; Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin bozma kararına direnilmesine ilişkin kararı aynı gerekçe atıfla bozmuştur.
Müessese Müdürlükleri faaliyetlerini sürdürürken bu kez; Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, █████/2004 tarih ve ███████ sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket Türkiyedeki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak █████/2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte ...'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.
... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere █████/2009 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ... Enerji Dağıtım Anonim Şirketi'ne devredilerek █████/2009 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2006 tarih ve ███████-722 Esas ████████ Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere anlatılan hukuki sürece göre █████/2005 tarihinden (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-1668 Esas █████████ Karar sayılı kararında da belirtildiği üzre ... genel müdürlüğü bağımsız tüzel kişiliği bulunan müessese müdürlüğü ve akabinde şirket) sonraki tüm iş ve işlemler ayrı bir tüzel kişilik olan dağıtım şirketi tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde dağıtım şirketlerinin hisselerinin tamamının ... genel Müdürlüğüne ait olması da şirketin ayrı bir tüzel kişisi olduğu gerçekliğini etkilememiştir. Nitekim bu kapsamda dağıtım şirketlerinin faaliyetlerinden kaynaklanan davalarda husumetin dağıtım şirketlerine düşeceği ve ... Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davaların husumet yokluğundan reddedileceğine dair Yargıtay kararları yerleşmiş içtihat haline gelmiştir.
Gerek özelleştirme öncesi dönemdeki müessse müdürlükleri gerekse özelleştirmeden sonra kurulan dağıtım şirketlerinin ayrı tüzel kişilikler olduğu ve kendi adlarına bağımsız iş ve işlemler yaptığı bunların iş ve işlemlerinden dolayı ... Genel Müdürlüğüne husumet düşmeyeceği açıktır.
"Dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğu, ... tarafından yürütülmüş bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülebilecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu, bu talepleri konu alan icra takibi ve davaların ... tarafından yürütülüp sonuçlandırılacağı, bu takip ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün ... tarafından karşılanacağı" düzenlenmesi varsa da Dairemiz bu atfın ve özellikle her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğu belirtmesinin ayrı bütçelere sahip özelleştirme sonrasında kurulan şirketlerin kasalarına giren paraları da kapsamadığı düşüncesindedir. Sözleşme hükmü sorumluluğu kapsamakta ancak kasadaki paranın sonuçlarını kapsamamaktadır. Dairemiz, ... Genel Müdürlüğü 7.4 ve 7.6 maddelerine göre 3. kişilerin açtığı dava ve takiplerin muhatabı ise de ödenen para dağıtım şirketinin bütçesinde ve kasasında ise davacının bu tutarı davalıya rucu edemeyeceği görüşüne dayanmaktadır. Bu aşamada üçüncü kişiden fazla tahsil edilen iletim bedeli ayrı bir tüzel kişiliğe sahip müessese müdürlüklerinin tescil ve ilanı, dağıtım şirketlerinin kurulması ve akabinde hisselerinin satılması sürecinde davalı ... Genel müdürlüğüne aktarılmamış ise halen dağıtım şirketinin kasasında bulunmakta olup davacı dağıtım şirketi bu parayı iade etmekle kasasına haksız girmiş paranın hak sahibine iadesini sağlamıştır. Anılan tutarın bu kez ...'tan istenilmesi ise davacının bu tutar kadar sebepsiz zenginleşmesine sağlayacaktır.
Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin █████/2022 tarih ve ████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamında; "Dava, dava dışı ... Elektrik Malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti.’den kaçak elektrik bedeli adı altında haksız yere tahsil edildiği iddia olunan paranın istirdadına ilişkin dava sonucunda mahkemece istirdadına karar verilen paranın davacı tarafından adı geçen şirkete ödenmesi üzerine, ödenen bu paranın davalı ...’tan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta, ... Elektrik A.Ş. tarafından ... Elektrik Ltd. Şti.’den kaçak elektrik bedeli olarak tahsil edilen paranın mahkemece istirdadına karar verilmiş olup, hükmolunan para hisse devir sözleşmesinden önce 17.02.2009 tarihinde davacı tarafından adı geçen şirkete ödenmiştir. Kaçak elektrik bedelini tahsil eden ... Elektrik A.Ş. daha sonra unvan değişikliği ile ... olmuş, mahkemece hükmolunan bedel, tahsilatı yapan ... (... Elektrik A.Ş) tarafından mahkeme kararına istinaden ilgilisine iade edilmiştir. Davacı ...’ın, daha önce haksız tahsil ettiği parayı mahkeme kararına istinaden iade etmiş olmasına göre davacının malvarlığında bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemez. Uyuşmazlığın 29.05.2013 tarihli sözleşmeden kaynaklandığının kabulü de mümkün değildir. Bu halde davacının, davalıya rücu koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir." denilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki ilamında da belirtildiği ve Dairemizin de kabulünde olduğu üzere, hisse devir sözleşmesinin imzalandığı █████/2013 tarihinden önce, İHDS tarihinden sonra, 2011- 2012- 2015 yıllarında dava dışı ... Enerji AŞ tarafından başlatılan icra takipleri sonucu davacı tarafından icra dosyasına ödemeler ( █████/2011 tarihinde Ankara 15. İcra Müdürlüğü'ne, █████/2012 ve █████/2015 tarihlerinde Ankara 28. İcra Müdürlüğü'ne, █████/2013 tarihinde Ankara 8. İcra Müdürlüğü'ne, █████/2015 tarihinde Ankara 28. İcra Müdürlüğü'ne) yapılmış olup davalıdan rücuen tahsili talep edilen bedellerin, davacı tarafından, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı, Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı takibine ve bu takipte kısmen itiraz edilen tutara yönelik itirazın iptali davasının görüldüğü Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı kesinleşen kararlarına istinaden dava dışı ... Enerji AŞ'ye iade edildiği anlaşılmakla; davacının daha önce haksız tahsil ettiği bedelleri ( 2004 yılı Ocak- Şubat ve 2004 yılı Mart- 2006 yılı Ağustos dönemlerinde) anılan mahkeme kararlarına istinaden iade etmiş olmasına göre davacının malvarlığında bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyecektir. Uyuşmazlığın da █████/2013 tarihli hisse devir sözleşmesinden kaynaklandığının kabulü mümkün değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece davacının davalıya rücu koşullarının gerçekleşmediği, davacının daha önce haksız tahsil ettiği bedeli anılan mahkeme kararına istinaden iade etmiş olduğu, davacının malvarlığında bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın hisse devir sözleşmesinden kaynaklanmadığı gözetilerek bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, davacı tarafın istinaf başvurusunun ise esastan reddine yönelik karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiyesi 187,80-TL harcın, davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
B)1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih ve ████████ Esas ███████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
C)1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40-TL harcın davacıdan peşin olarak alınan 6.173,57-TL harçtan mahsubu ile bakiyesi fazla yatan 5.558,17-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran davacıya iadesine
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yatırıldığı anlaşılan 5.085,30-TL bakiye karar ve ilam harcının ve 601,83-TL Arabuluculuk ücretinin, yatıran davalıya iadesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 57.840,48-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödemesine,
6-6325 sayılı yasa uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL Arabuluculuk giderinden, davacı tarafından █████/2025 tarihli, 480005 sayılı Sayman Mutemedi Alındısı ile yatırıldığı anlaşılan 718,17-TL'nin mahsubu ile kalan bakiyesi 601,83-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
D)1-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 2.814,71-TL istinaf karar harcının, kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalı tarafa iadesine,
2-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf başvuru giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!