Anahtar kelimeler: Tirajı Borsada Matbaacılık Medya Çatı Unvanlı İmtiyaz Zedelendiği Sayfasında Yalan

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı .... Limited Şirketi'nin imtiyaz sahibi olduğu ... isimli internet sitesinin █████/2023 tarihli sayfasında "'....' iddiası" başlığı ile yayınlanan gerçek dışı ve yalan niteliği taşıyan haber nedeniyle Medya Gruplarının çatı şirketi olan Müvekkil .... A.Ş.'nin ve onun iştiraki olan, hisseleri borsada işlem gören ... Matbaacılık A.Ş. unvanlı Şirketlerinin ticari itibarlarının zedelendiği ve kişilik haklarının ağır bir surette ihlal edildiğini, bu nedenlerle 0,03.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiliyle birlikte hükmün, tirajı en yüksek iki ulusal gazetede ve davalının internet sitesinde yayınlanmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; tazminat şartlarının oluşmadığını, davanın reddini iddia ve talep ettiği görülmüştür.KANITLAR VE GEREKÇE
:Dava, kişilik haklarının zedelendiği iddiası ile manevi tazminat istemine ilişkindir.İş bu davanın ilk olarak █████/2023 tarihi itibariyle Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilerek açıldığı, ilgili mahkemenin █████/21023 tarihli kararı ile görevsizlik nedeniyle usulden ret kararı verildiği, kesinleşen dava dosyasının Mahkememizin yukarıda kayıtlı esasına tevzi edildiği görülmektedir.6102 Sayılı TTK 'nun 5/A maddesi (Ek
:6/███████-███████ md.) "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." şeklinde düzenlenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir.Somut olayda, dava konusu alacak tazminat istemine ilişkin olup, iş bu talep para alacağına ilişkin olduğundan dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvuru zorunluluğuna ilişkin dava şartı bulunduğu sabittir.Arabuluculuk son tutanağının incelenmesinde; arabuluculuk başvuru tarihinin █████/2025 olduğu görülmüştür.Dava, görevsiz mahkemede açılmış ve görevsizlik kararı üzerine süresinde başvuru yapılarak görevli mahkemeye gönderilmişse görevli mahkemeye gelen dosya görevsiz mahkemede açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan davanın görevsiz mahkemede açıldığı tarih de dava tarihi olarak kabul edilir.Davacı vekilince sunulan arabuluculuk tutanağının dava tarihini kapsamadığı, dava tarihinden sonra yapılan arabuluculuk başvurusunun usulüne uygun olarak kabul edilemeyeceği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilir nitelikte dava şartı olmadığının kanunun açık hükmü olduğu, davacının iddia ettiği şekilde görevsizlik kararı verilen mahkemeden görevli mahkemeye dosyanın gönderim aşamasında yapılan başvurunun dava tarihi itibariyle geçerli bir başvuru olarak kabul edilmesinin dava tarihi vs hususlar nazara alındığında kabulünün mümkün olmadığı, aksi yönde bir yorumun dava açılış tarihi ( zamanaşımı, hak düşürücü süre vb ) yönünden farklı yorumlara sebebiyet vereceği, ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.Hukuk Dairesi’nin █████████ Esas ████████ Karar Sayılı İlamı) bu nedenle iş bu davanın 6102 Sayılı TTK'nun █████/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesinin 1.fıkrasına aykırı olarak arabuluculuk kurumuna başvuru yapılmadan açılmış olması nedeniyle, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.Mahkememizin █████/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı İstinaf edilmiş olmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'nin █████/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile;Davanın; Basın yoluyla kişilik haklarının ihlali sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, dosyanın incelemesinde, davacı vekilinin █████/2025 tarihinde Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'na başvurduğu ve █████/2025 tarihinde arabuluculuk sonucu "Görüşme yapılmadan anlaşamama" olarak belirtilerek dosyanın kapatıldığı, davacı vekilince Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebiyle █████/2025 tarihinde sunulan dilekçe ekinde Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı, █████/2025 tarihli arabuluculuk anlaşmazlık tutanağının sunulduğu, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesince █████/2025 tarihinde arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde belirtilen uyuşmazlıklardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan davalarda, arabuluculuğun dava şartı olarak belirlendiği, somut olayda; Manevi tazminat talebiyle davacı tarafça Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığı, daha sonra görevsizlik kararı verildiği ve arabuluculuk anlaşmazlık tutanağının dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için sunulan dilekçe ekinde ibraz edildiği, dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, görevli Asliye Ticaret Mahkemesince tahkikata ilişkin henüz bir inceleme yapılmadan ve hüküm verilmeden önce arabuluculuk anlaşmazlık tutanağının ibraz edildiği anlaşılmakla, davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun görülmediği, bu sebeplerle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı, █████/2025 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkememize GÖNDERİLMESİNE" karar verilmiştir.Dava, manevi tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafa ait sitede yayınlanan haber içeriğin davacı tarafın ticari itibarına ve saygınlığına zarar verici nitelikte olup olmadığı, manevi tazminat talebi için şartların oluşup oluşmadığı, söz konusu haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamına değerlendirilebilip değerlendirilemeyeceği hususlarındadır.Dava konusu 13.01.2023 tarihli "'...." başlıklı haber içeriğinde "..., ...’in kredilerini ödeyememesi dolayısıyla medya sektöründen çekileceğini öne sürdü...." "..., ...’nu almak için ... Bankası’ndan 675 milyar dolar kredi kullanan ve bu krediyi ödemediği ortaya çıkan ....’nun yerine yeni bir yandaş sermaye arayışında. ...’nin 2008’den beri uyguladığı görevlendirmelerle medya sahibi olan ..,..,...,...’den sonra iddialara göre sırada .... üyesi olan ..." ifadelerinin yer aldığı görülmüştür.Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında; “...Sözleşme’nin 10/1. fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak ifade özgürlüğünün, Sözleşme’nin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" veya "fikirler" için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulandığını, bunun, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olamayacağını ...” belirtmiştir.İfade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu unutulmamalıdır. Sınırlamanın kanuni olması, meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olması da gözetilmelidir.Somut olaya gelince; davalı şirkete ait sitede yer alan "'...' İddiası" başlığı ile yapılan haberin ve içeriğinde yer alan ifadelerin gazete yazarının ortaya attığı iddiaya yönelik olduğu, Basın Özgürlüğü kapsamında eleştirel bakış niteliğinde olduğu, davacıların ticari itibarına ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Kullanılan sözler ve yazı içeriği kişilik haklarına saldırı niteliğinde kabul edilemez. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Açılan davanın REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL eksik harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA,3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin arabuluculuk görüşmesine katılmayan davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,4-Davacılar tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,5-Davalı tarafça sarf edilen 15,00 TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya VERİLMESİNE,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 0,03-TL ücreti vekaletin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya VERİLMESİNE,7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026Katip ...¸Hakim ...¸