Anahtar kelimeler: Damadı Oradan Tereke Transfer Malatya Şubesi Kızı Babası Euro Murisin
7. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

İLK DERECE MAHKEMESİ
: Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve tereke temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babası ....'ın █████/2017 tarihinde öldüğünü, murisin işlerinde yardımcı olması amacıyla damadı olan davalıya ve dava dışı ...'a (kızı .... damadı) vekâletname verdiğini, murisin ... Türk ... Şubesi nezdindeki hesabından 06.03.2017 tarihinde 1.259.256,63 TL ve 117.308,54 Euro paranın ..../İstanbul şubesine davalı tarafından transfer edildiğini ve paranın oradan çekildiğini, paraların çekilme tarihinin murisin ölümünden beş gün öncesi olduğunu, murisin ölümünden bir ay önce bilincini kaybettiğini ve kimseyi tanıyamayacak hâlde olduğunu, çekilen para miktarı dikkate alındığında davalının gayesinin daha iyi anlaşılacağını, davalı hakkında güveni kötüye kullanma suçundan şikayetçi olduklarını ve ceza soruşturmasının devam ettiğini belirterek muris ...'a ait bankadan vekâlet görevini kötüye kullanarak malvarlığına aktardığı paradan davacının payına düşen 434.730,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının █████████ sayılı soruşturma dosyasından anlaşılacağı üzere davacı iddialarının mesnetsiz olduğunu, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, murisin ölüm anına kadar bilincinin yerinde olduğunu, murisin emri gereği bağışladığı parayı bankadan alarak torunu ...’a teslim ettiğini, ....’ın da savcılık ifadesinde bunu kabul ettiğini, kendisine çıkar sağlamadığını, davalının davacının eniştesi ve murisin ise damadı olduğunu, vekaletnamenin dava tarihinden beş yıl öncesinde verilen ve işlerin takibi için verilmiş bir vekaletname olduğunu, murisin müvekkili damadına güvendiğini ve bu nedenle vekalet verdiğini, dava konusu işlemin murisi rızası ile yapıldığını, murise sağlığında sürekli olarak kızı ... baktığını ve bu nedenle murisin bankada bulunan parasını kızı .... vermek istediğini, onun kabul etmemesi üzerine oğlu olan murisin torunu ....’a bağışladığını, bu duruma ve saike davacı dahil akrabaların tanık olduğunu, olaya dair savcılık takipsizlik kararında da murisin bilgi ve rızası çerçevesinde işlem yapıldığının belirtildiğini, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı istirdat davası olarak açılan davanın, ıslah ile terekeye iade davasına dönüştüğünü, TMK madde 669 kapsamında terekeye iade davası olarak görülen davada, davalının muris ...'ın damadı olduğu ve dava dilekçesine ekli mirasçılık belgesi aslı incelendiğinde mirasçı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve tereke temsilcisi tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf talebinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde
:
a. Yerel Mahkemece davanın yanlış nitelendirildiğini, uyuşmazlığın TMK 699 kapsamında bir uyuşmazlık olmayıp; vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı(TBK m. 502. vd. maddeleri) olarak açılmış vekâlet görevini kötüye kullanan ve mirasçı da olmayan davalıdan 434.730,00 TL'nin tahsil edilerek(alınarak) muris ...'ın terekesine aktarılmasına(iadesi) ilişkin olduğunu,
b.Terekeye temsilci atandıktan sonra kendilerinin taraf sıfatı kalmadığını, bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamaları gerektiğini, yine davanın pasif husumetten reddedildiği hâlde nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
c. Dava ıslah ile kısmi davaya dönüştüğünden değer yönünden kesin olmadığını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
2.Tereke temsilcisi temyiz dilekçesinde
:
a. Mirasçılardan yalnızca davacının temyiz başvuru talebi olduğunu ve buna dayalı hükmü temyiz ettiğini,
b. Mahkemece davanın vasıflandırılması, delillerin toplanması ve takdirinde yanılma bulunması hâlinde hükmün bozulmasını istediğini, zira davacının davanın TMK 699 kapsamında bir uyuşmazlık olmadığını, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı olarak açılmış bir dava olduğunu iddia ettiğini, takdiri mahkemeye bıraktıklarını,
c. Davacının taraf sıfatı kalmadığını, vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, terekenin zarara uğratılmaması açısından usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mirasta adi istihkak istemine ilişkindir.
Terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçı mirasçılıkta üstün hak iddiasında bulunmuyorsa açılan dava adi istihkak davası olarak adlandırılmaktadır. Adi istihkak davasında, miras sebebiyle istihkak davasından farklı olarak mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmadığı gibi mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlık da mevcut değildir. Mirasçıların istihkak davası açması her zaman imkan dâhilindedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 669 uncu maddesinde, “Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça denkleştirmeye tabidir.” hükmüne yer verilmiştir. Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırmalarda, miras payına mahsup edilmek üzere hareket edilmediği yönünde bir karine vardır. Bu karinenin aksinin davacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Mirasta iadenin konusu bakımından, genel olarak üç şart aranır. Birincisi, karşılıksız bir kazandırıcı işlem bulunmasıdır. İkincisi, bu işlemin mirasbırakan tarafından ve mirasbırakanın malvarlığından yapılmış olması ve sonuçlarının mirasbırakanın sağlığında meydana gelmiş olmasıdır. Üçüncüsü ise, karşılıksız kazandırıcı işlemin mirasçının miras hakkına mahsuben yapılmış olmasıdır.(..... ..., Miras Hukuku, .... Yayınları, İstanbul, 2016, s.524)
Somut olayda; davacı mirasçı, muris tarafından sağlığında düzenlenen vekâletname ile davalının vekil olarak atandığını, murisin ölümünden 5 gün önce iradesi dışında murisin hesabından para çekerek kendi mülkiyetine geçirdiğini, bu nedenle miras payına isabet eden tutarın ödenmesini talep etmiş; 03.09.2019 havale tarihli ıslah dilekçesinde ise, davalının vekâlet görevini kötüye kullanarak murise ait banka hesaplarından malvarlığına aktardığı paralardan şimdilik 434.730,00 TL’nin davalıdan alınarak murisin terekesine iadesini talep etmiştir. Husumet vekâlet görevini kötüye kullandığı iddia edilen davalıya yöneltmiş olup murisin iradesi dışında işlem yapıldığı ileri sürülmektedir. Hâl böyle olunca, mirasçı sıfatıyla adi istihkak talebinde bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Mahkemece, davacı iddiası ve davalı savunması kapsamlı şekilde araştırılmadan, bildirilen tüm taraf tanıkları dinlenmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!