Anahtar kelimeler: Özetlemüvekkili Hasara Mesuliyet İlçesinde Eylemden Uğrayan Yazildiği Rücuen Karıştığını Malikine

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM
:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketi nezdinde sigortalı olan ... plakalı aracın 19.11.2023 tarihinde İstanbul ili ilçesinde trafik kazasına karıştığını, davalının maliki olduğu ... plakalı araç sürücüsü ...'ın sürücü belgesi (ehliyet) bulunmamasına rağmen araç kullandığının tespit edildiğini, müvekkili şirketi tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi teminatı kapsamında; kaza sebebiyle hasara uğrayan ... plakalı araç için malikine 28.08.2024 tarihinde 200.000,00-TL hasar tazminatı ödendiğini, alacağın rücuen tahsili amacıyla İstanbul .... İcra Dairesi ... Esas dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafından yapılan itiraz nedeniyle takibin durduğunu, davalı tarafından yapılan itirazda, İstanbul İcra Dairelerinin yetkili olmadığı, yetkili icra dairesinin Bakırköy İcra Daireleri olduğu ileri sürülerek yetki itirazında bulunulduğunu ancak davalının adres bilgileri incelendiğinde, yetkili icra dairesinin Bakırköy değil Büyükçekmece İcra Daireleri olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle davalı tarafından yapılan yetki itirazında yetkili icra dairesi yanlış gösterildiğinden, İcra ve İflas Kanunu gereği yapılan yetki itirazı geçersiz olduğunu ve İstanbul İcra Daireleri yetkili hale geldiğini beyan ederek davanın kabulü ile İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın 200.000,00-TL asıl alacak VE 31.758,90-TL işlemiş faiz üzerinden devamını; asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini, davalının kötü niyetli şekilde yapmış olduğu itiraz sebebiyle %20'den az olmamak şartıyla icra inkar tazminatına hükmedilmelesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve ettiği ettiği görülmüştür.
YANIT
:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketinin, kaza tarihinde ... plakalı aracın maliki/işleteni olmadığını, söz konusu aracın 22.04.2024 müvekkili tarafından dava dışı ....a satıldığını, maliki/ işleten sıfatı taşımayan müvekkilinin sorumluluğu olmadığı, müvekkili aleyhinde ikame edilen davanın husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, kazaya karışan aracın devir tarihi ile kaza tarihi dikkate alındığında, kaza tarihindeki yasal düzenleme kapsamında, yasal 15 günlük süre içerisinde meydana gelen kaza sebebi ile müvekkiline sorumluluk yükletilemeyeceği müvekkilinin işletenlik sıfatı bulunmadığı, davacının müvekkiline karşı rücu hakkı olmadığının anlaşıldığını beyan ederek Davanın reddine, davacının haksız ve kötü niyetli olarak müvekkili aleyhinde icra takibi başlatmış olması sebebi ile %20'den az olmamak şartıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargı harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE
:
-Dava, ZMMS sigortası kapsamında ödenen tazminatın davalıdan rücuen tahsili talebiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Dosya kapsamındaki kayıtların incelenmesinde; davacı sigortanın ZMMS poliçesi kapsamında sigortacısı olduğu ... plakalı aracın kusurlu davranışı ile trafik kazasına sebep olduğu ve sigortalı araç sürücüsünün geçerli ehliyetnameye sahip olmadığı iddiası ile rücuen tazminat talep edildiği görülmektedir.
-Dosyada mevcut tescil kayıtlarının incelenmesinde ... plakalı aracın █████/2024 tarihinde davalı şirket adına tescil edildiği, aracın █████/2024 tarihinde dava dışı 3. Kişi ...'a devredildiği, dava tarihi itibariyle de dava dışı 3. Kişi ... adına kayıtlı olduğu görülmektedir.
-Dosyada mevcut davacı ile davalı arasında ZMMS poliçesinin incelenmesinde; poliçenin █████/2024 tarihinde düzenlendiği, geçerlilik süresinin 1 yıl olduğu görülmektedir.
-Yine dosyada mevcut iddia ve savunmalara göre rücuya konu olan kazanın dava dilekçesinde her ne kadar █████/2023 tarihinde meydana geldiği belirtilmiş ise de kaza tutanağına göre kazanın █████/2024 tarihinde meydana geldiği görülmektedir.
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Sigorta sözleşmesinin verilmesi ve işletenin değişmesi halinde yapılacak işlemler” başlıklı 94. maddesine göre; “Sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır. Sigortacı sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren on beş gün içinde feshedebilir. Sigorta fesih tarihinden on beş gün sonrasına kadar geçerlidir.” şeklinde sıralanmış olup, bu madde hükmüne uymayanların para cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 23/1/2024 tarihli ve ████████ E. - ███████ K. sayılı kararı ile ilgili düzenlemedeki; "Sigortacı sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren on beş gün içinde feshedebilir. Sigorta fesih tarihinden on beş gün sonrasına kadar geçerlidir." hükümleri iptal edilmiş olup, iptal hükümleri, Resmi Gazete'de yayınlanmasını müteakip █████/2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
-Yine, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) Genel Şartları'nın "Sigortalının Değişmesi" başlıklı C-4 maddesinde; "Sigorta sözleşmesi, sözleşmeye taraf olan sigortalıyı takip eder. Sigortalının değiştiği her durumda mevcut sözleşme değişim tarihi itibarıyla kendiliğinden sona erer ve ilgiliye gün esasına göre prim iadesi yapılır. Ancak, mevcut sözleşme sigortalının değiştiği tarihten itibaren onbeş gün süresince herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim ödenmeksizin yeni işleten için sözleşme yapılana kadar geçerlidir." denilmiştir.
-Karayolları Trafik Kanunu'nun 94. maddesindeki anılan hükümlerin Anayasa Mahkemesince iptaline dair gerekçede; "İtiraz konusu kurallar, sigortalı aracı işletenin değişmesi hâlinde aracı devreden işleten ile sigorta şirketi arasındaki sözleşmenin ne şekilde ve ne zaman sona ereceğini düzenlemektedir. Kurallar, aracı devreden işletenin sigortacıya yapacağı bildirimden sonra sigorta sözleşmesinin sona erdirilmesi konusunda sigortacıya takdir yetkisi tanımak ve tarafların karşılıklı olarak sözleşmenin sona erdirilmesi yönündeki iradeleri açıklamalarından sonra da belirli bir süre hüküm ve sonuç doğuracağını öngörmek suretiyle Anayasa’nın 48. maddesinde güvence altına alınan sözleşme özgürlüğünü sınırlamaktadır. Önceki işletenin aracı satmakla araç üzerindeki fiili ve hukuki hâkimiyeti sona ermektedir. Bununla birlikte önceki işletenin yeni işleten üzerinde herhangi bir denetim ve gözetim sorumluluğu bulunmadığı gibi yeni işletenin davranışlarını kontrol etme ve yönlendirme yetkisi ve gücü de yoktur. Önceki işletenin, davranışlarını kontrol etme imkânı olmayan bir kimsenin üçüncü kişilere zarar veren fiillerinden sorumlu tutulması oldukça ağır bir müdahale niteliği taşımaktadır. Önceki işletene bu derece ağır külfet yükleyen bir araç ancak daha hafif bir tedbirin bulunmaması hâlinde gerekli görülebilecektir. Bu bağlamda kurallar uyarınca, sözleşmenin tarafları olan önceki işleten ile Sigorta Şirketinin belirli bir süre daha hukuki sorumluluklarının devam etmesinin son çare niteliğinde olup olmadığı ve sözleşme özgürlüğüne yönelik daha hafif bir sınırlama aracının bulunup bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu kapsamda satış veya devir işlemi yapılan ve işleteni değişen motorlu araçların tescilinde ya da trafiğe çıkarılmasında yeni işleten tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yaptırılması şartının aranmasını içeren bir düzenleme yapmaya ilişkin Kanun koyucunun önünde Anayasal bir engel bulunmadığı görülmüş; kişinin, üzerinde hukuki ve fiilî olarak denetim ve kontrol imkânına sahip olmadığı kişilerin fiillerinden sorumlu tutulmasının bir zorunluluk olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda aracın devri suretiyle araç üzerindeki her türlü kontrol ve denetim yetkisini yitirmiş bulunan sigortalının artık işleten sıfatı da kalmadığı hâlde sözleşmenin Sigorta Şirketince feshedilmemesi durumunda sözleşme süresince, sözleşmenin feshedilmesi hâlinde dahi fesih tarihinden itibaren on beş gün boyunca yeni işletenin üçüncü kişilere vermiş olduğu zararlardan sorumlu tutulabilmesine imkân tanıyan kuralların gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu değerlendirmeler ışığında hedeflenen sonuca daha hafif bir sınırlamayla ulaşmanın mümkün olduğu anlaşılmış ve kuralların ölçülülük ilkesini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır." hususlarına yer verilmiştir.
-Açıklanan iptal gerekçesi ve mevcut mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; araç devri ile sigorta poliçesinin kendiliğinden sona ermeyeceği açıktır. Zira, TTK'nın 1484 maddesinde; "Sigortacı, sigortalıya karşı ifa borcundan tamamen kurtulmuş olsa da, zarar gören bakımından ifa borcu, zorunlu sigorta miktarına kadar devam eder. Sigorta ilişkisinin sona ermesi, zarar görene karşı ancak, sigortacının sözleşmenin sona erdiğini veya ereceğini yetkili mercilere bildirmesinden bir ay sonra hüküm doğurur." denildiğinden, risk, sigortalı aracın işletenin değişmesinden sonra gerçekleşmiş olsa dahi, sigorta şirketinin TTK, KTK ve Genel Şartlar'da açıklanan diğer hükümler çerçevesinde sorumluluğu devam edecektir.
-Bu durumda, aracın devri durumunda işleten sıfatı sonra eren sigortalı, Kanun ve Genel Şartlar çerçevesinde yükümlülüklerini yerine getirmiş, yahut riskin, yükümlülüklerini yerine getirmesi için öngörülen süre içerisinde gerçekleşmiş olması durumunda, KTK'nın 85. maddesi kapsamında işletenin sorumlu olduğu zararlar çerçevesinde, zarar görene sorumluluğu olan sigortanın, bu zararlar çerçevesinde, yapmış olduğu ödeme sonrasında, KTK'nın 95. maddesi gereğince sigortalısına rücu hakkının bulunması halinde, araç devri ile işletenlik sıfatı sona eren ve sözleşmeye uygun hareket eden sigortalı yerine, sigorta sözleşmesinden Kanun ve Genel Şartlar gereğince istifade eden "yeni malike karşı" rücu hakkını kullanabileceği de açıktır.
- Sigorta Şirketi yeni işletenin sorumluluğunu üstlenmeye devam ettiğinden, eski malik tarafından usulünce resmi şekilde yapılan devir işlemi akabinde riskin gerçekleşmesi durumunda kanunda öngörülen süre, koşul ve şartlarda yeni malikin (işletenin) sorumluluğu kapsamında zarar görene ödeme yapan Sigorta Şirketinin rücu hakkını yeni malike karşı kullanabileceğinin kabulü zorunludur.
-Nitekim bu hususlara İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamında da yer verilmiştir.
-Bu kapsamda somut uyuşmazlık bakımından yapılan değerlendirmede; davalı tarafın ZMMS poliçesi kapsamında davacı sigorta şirketi nezdinde █████/2024 tarihinde sigortaladığı aracı █████/2024 tarihinde dava dışı 3. Kişiye satış yoluyla devrettiği, dava konusu kazanın █████/2024 tarihinde meydana geldiği, davalı şirketin işleten sıfatının sona erdiği, ancak ZMMS poliçesinin yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler ve Anayasa Mahkemesi iptali kararı-gerekçeleri nazara alındığında geçerli olmaya devam ettiği, işbu poliçe kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerden kaynaklanan haklarını ancak yeni malike ileri sürebileceği, Anayasa Mahkemesi iptal kararı da nazara alındığında 15 günlük süre içerisinde gerçekleşse dahi işleten sıfatı kalmayan ve aksi yönde bir ispat bulunmayan davalı eski malikten rücu hakkının mevcut olmadığı sabit olduğundan, davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİ ile,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.799,08 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.067,08-TL harcın davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 45,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca İstanbul Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.300,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda karar verildi.█████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!