Anahtar kelimeler: Davaalacak Amerikan Cinsinden Doları Tane Makinenin Makinelerin Satımdan Tan Siparişler

T.C.

İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:███████
DAVA
:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2024
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde
: Alıcı ..., müvekkili satıcı ...'tan toplam 7 tane makine satın aldığını, birinci, ikinci ve dördüncü siparişler için taraflar arasında sözleşme yapılmadığını, toplam üç makinenin satışına yönelik üçüncü sipariş için 03.12.2020 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme'nin 3. ve 4. maddelerinde makinelerin satış bedelleri amerikan doları cinsinden belirlendiğini, ödemelerin de amerikan doları cinsinden yapılacağı açıkça kararlaştırıldığını, siparişlere konu makinelerin tamamı davalıya faturaları amerikan doları cinsinden düzenlenerek teslim edildiğini, davalı satın aldığı makinelerin bedellerinini müvekkiline farklı tarihlerde ve farklı tutarlarda TL cinsinden havale/EFT veya TL çekler ile ödediğini, sözleşme'nin 5.1. maddesinde çek ile yapılacak ödemelere yönelik olarak çeklerin tahsil edildikleri tarihteki TL/dolar kuruna göre işlem yapılacağını, tahsil edilen TL tutarın tahsil tarihindeki kur üzerinden amerikan dolarına dönüştürülerek amerikan doları cinsinden makine bedellerine mahsup edileceği düzenlendiğini, davalıya satış ve teslimi yapılan 7 adet makinenin toplam bedeli 490.000,00 USD olduğunu, davalı ise sözleşmenin 5.1. maddesindeki ödeme kuralına göre hesaplanmış şekilde müvekkiline toplamda 393.945,66 USD ödeme yaptığını, böylelikle davalı müvekkili davacıya halen daha 96.054,34 USD borçlu olduğunu, davalı, sözleşmenin 5.1. maddesindeki ödemeye yönelik bu özel düzenlemeye rağmen TL cinsinden çek ile yaptığı ödemelerin çeklerin tahsil edildikleri tarihteki kur üzerinden değil de çeklerin müvekkiline teslim edildikleri tarihteki kur üzerinden amerikan dolarına dönüştürülerek sözleşme bedellerinden mahsup edilmesi gerektiğini savunduğunu, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da taraflar arasındaki sözleşmede özel bir hüküm bulunmadığı durumlarda alacaklının borçlunun çek ile yaptığı ödemelerden doğan kur farkını talep edemeyeceği yönünde olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik bulmuş kararlarında taraflar arasındaki sözleşmede kur farkının talep edileceği özel olarak düzenlendiğinde alacaklının kur farkını talep edebileceğine karar verildiğini, sözleşmenin 5.1. maddesindeki hüküm kapsamında müvekkilinin, davalıdan alacağı çeklerin TL karşılıklarının tahsil edildikleri tarihteki T.C.M.B. kuru üzerinden amerikan dolarına dönüşümü yapılarak amerikan doları cinsinden borca mahsup edeceğinin düzenlendiğini, satış ve teslimi gerçekleştirilen makinelerin bedelleri hem sözleşmede hem de faturalarda döviz olarak gösterildiğini, aynı şekilde makinelerin bedellerinin de döviz olarak ödeneceği de hem sözleşmede hem de faturalarda işaret edildiğini, davalı ise amerikan doları cinsinden olan bakiye borcunu ödememe gerekçesi olarak, sözleşmedeki aksi yöndeki açık hükme rağmen, faturalar üzerinde Vergi Usul Kanunu'nun 215. maddesindeki zorunluluk nedeni ile yazılan TL bedelleri dikkate alarak borcunu ödediğini ileri sürdüğünü, hem sözleşme hem de faturalar amerikan doları cinsinden düzenlendiğini, davalının borcu TL türünden değil amerikan doları olduğunu, fatura üzerindeki TL kayıtlara yalnızca VUK'taki düzenleme nedeniyle yer verildiğini, dava öncesi, dava şartı arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşmama şeklinde sonuçlandığını, bakiye 93.433,38 USD'nin 10.11.2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanuna göre işletilecek faizi ile birlikte davalı'dan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde
: Müvekkili davalı şirketten alınan bilgilere ve şirket kayıtlarına göre bu dava haklı sebeplere dayanmadığı gibi davacı tarafın iddiaları da gerçeği yansıtmadığını, bu satış ilişkisi nedeniyle davalının davacıya ödenmemiş hiç bir borcu kalmadığını, bu nedenle davayı kabul etmediklerini, taraflar arasında yapılan yazılı veya şifahi anlaşmalar gereği ve bu anlaşmalara uygun olarak ödemelerin bir kısmı nakden, diğer kısmı ise çek ile yapıldığını, faturaya dayalı olarak düzenlenen çekler fatura üzerindeki TL miktarları esas alınarak keşide edildiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre çek ile yapılan ve kabul edilen ödemeler nedeniyle kur farkı istenemeyeceğini, müvekkili tarafından yapılan ödemelere itiraz edilmediğini, bu husus bir çekişme konusu da olmadığını, bu nedenle davanın esasa girilmeden usulden reddine karar verilmesini, doktrinde de, çek ile yapılan ödemeler bakımından kur farkı talep edilmesi Yargıtay kararları ile yasaklanmış olduğu kabul edildiğini, çekin bizzat fatura borçlusu tarafından keşide edilmesi ile ciro yoluyla devredilmiş olması arasında bir fark bulunmadığını, Türk lirası cinsinden düzenlenmiş çekleri kabul eden alacaklıların, kur farkı talebi hakkını kullanmadığı ve bu nedenle artık kur farkını talep edemeyeceği yönündeki görüş büyük ölçüde kabul gördüğünü, TBK'nın 99 maddesi uyarınca, kur farkından kaynaklı alacak talepleri ancak TL cinsinden talep edilebileceğini, davayı kabul etmemekle birlikte dava dilekçesinde var olduğu iddia edilen kur farkı döviz cinsi üzerinden talep edildiğini, bu nedenle yasanın öngördüğü şekil şartına aykırı olan bu talebin usulden reddine karar verilmesini, dava dilekçesinde modelleri belirtilen toplam 7 adet makinenin müvekkilimi tarafından ithalatçı firma olan davacı şirketten satın alındığının doğru olduğunu, bu satın alma işleminin tamamı sadece bir sözleşmeye dayalı olarak yapılmadığını, makinelerin sadece üç tanesi 03.12.2020 tarihli sözleşme kapsamında alındığını, diğer makineler ise yazılı bir sözleşme olmaksızın başka zamanda, bir kaç ayrı seferde ve o zamanki şirket sahipleri arasındaki samimiyet nedeniyle şifahi görüşmelere dayalı olarak belgesiz ısmarlama suretiyle alındığını, taraflar satın alınması kararlaştırılan makineler için yapılacak ödemelerin TL olarak nakden veya çek ile yapılacağı ve yine bu ödemelerin muayyen bir günde, belli bir zamana kadar veya malın gümrüğe gelmesinden sonra yapılacağı kararlaştırıldığını, yazılı yazılı sözleşmenin 5. maddesinde de bunun aynen böyle olduğu görüleceğini, ödemelerin TL cinsinden yapılacağı kararlaştırıldığını, taraflar gerek şifahi sözleşmeye dayalı dört adet makinenin alımı ve gerekse yazılı sözleşmeye dayalı üç adet makinenin alımı için bu makinelerin dolar cinsinden olan değerlerinin anlaşma /sipariş verme tarihindeki Türk parası karşılıklarının ödeneceğini kararlaştırdıklarını, fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeme yapılacağı kararlaştırılmış olmadığını, döviz kuruna ilişkin açıklamanın yazılı sözleşmedeki 5. maddenin sonuna parantez içinde ve ince punto ile ilave edilmiş olması ve bu ilaveden önceki kısımda kur farkından söz edilmeksizin kalın puntolarla şu tarihte şu kadar TL nakden şu tarihe kadar da şu kadar TL çek ile ödeneceğinin yazılmış olması bu iddialarını doğruladığını, süreç içerisinde yapılan ödemeler fatura bedelleri esas alınarak yani fatura tarihindeki kur üzerinden yapıldığını, kur farkına ilişkin parantez içerisindeki hangi tarihin esas alınacağını net olarak ortaya koymayan belirsiz cümle dışında fiili ödeme veya tahsil tarihindeki kur üzerinden hesap edileceğine dair davacı tarafın hiçbir delil olmadığını, bu tamamen afaki bir iddiadan ibaret olduğunu, bu parantez içi cümle de ancak ve ancak bu yazılı sözleşmedeki makineler hakkında bir hüküm ifade ettiğini, taraflar arasında çekişmesiz yapılan ödemeler ve kabuller nedeniyle de bu parantez cümlesi de hükümden düştüğünü, bu makinelerin müvekkili şirkete teslim tarihleri kararlaştırılan zamandan çok sonra yapıldığını, makinelerin siparişleri de teslimleri de farklı farklı zaman dilimlerinde gerçekleştirildiğini, yine anlaşmalar gereği makinelerin bedellerinin ödenmesi de aynı şekilde zamana yayılarak yapılacağı hususunda taraflar anlaştıklarını, ödemelerinde muayyen bir tarihte, belli zamana kadar ve mallar gümrüğe gelince şeklinde bir sürece yayılarak yapıldığını, sözleşme kurulurken veya siparişler verilirken 7 TL civarında olan döviz kuru teslimatlar yapılmaya başlandığında beklenmedik bir şekilde 18 TL ye kadar yükseldiğini, yapılan ödemelerin bir kısmı ise kayda değer bir kur farkı oluşmadan malların tesliminden çok önce yapıldığını, ödemeler ödemeler yapılıp bitene kadar taraflar arasında hiç bir ihtilaf çıkmadığını, faturalar düzenlenirken fatura üzerinde gösterilen döviz karşılığı Türk parası faturaların düzenlendiği tarihteki kurlar esas alınarak davacı tarafça yazıldığını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacının düzenlediği fatura üzerinde yazılı bulunan TL cinsinden olan miktar esas alınarak çekler keşide edildiğini, bu faturaları satıcı sıfatıyla davacı taraf düzenleyip müvekkiline gönderildiğini, davacının düzenlediği faturalar üzerinde hem makinenin dolar cinsinden olan değeri ve hem de bu doların tanzim tarihindeki kur esas alınarak Türk parası karşılığı yer aldığını, müvekkilinin de sözleşme tarihindeki kuru değil faturalar üzerindeki Türk paralarını esas alarak ödemelerini buna göre ve genelde çek keşide etmek suretiyle yaptığını, faturaların tamamı bi hakkın ödendiğini, taraflar arasındaki anlaşma da bu şekilde somutlaştığını, bu şekildeki ödemeler kabul edildiğini, müvekkilinin davacıya hiç bir borcu kalmadığını, dava dilekçesinin özellikle 8. maddesinde ileri sürülen anlaşmaya göre borcun dolar cinsinden olduğu iddiasının doğru olmadığını, sözleşmenin 5. maddesi okunduğunda şu tarihte şu kadar TL şu tarihte şu kadarlık TL cinsinden çek düzenleneceği açıkça yazılı olduğunu, durum davacının dediği gibi olsaydı her halde böyle yazılmayacağını, gerek bir yıla yayılan bu ödemeler sırasında ve gerekse fatura bedelleri tamamen ödenip borç bittikten sonra dava açılıncaya kadar aradan geçen iki yılı aşkın bir süre içerisinde taraflar arasında bir çekişme veya ihtilaf çıkmadığını, tarafların karşılıklı olarak edimlerini aralarındaki yazılı veya şifahi anlaşmaya göre ifa ettiklerini yani müvekkilinin yapmış olduğu ödeme biçiminin taraflar arasındaki rızai ve kabul edilen anlaşmaya uygun olduğunu gösterdiğini, VUK 215. maddesi uyarınca kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanıldığını, belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebildiğini, davacı şirket bu hüküm gereği faturalara emtianın dolar cinsinden Türk parası karşılıklarını yazmış olduğunu, müvekkilinin de bu karşılıkları ödediğini, müvekkilinin esasen makinelerin dolar cinsinden fiyatının karşılığını Türk parası olarak ödediğini, ortada bir borç bulunmadığını, ödemelerin tamamiyle fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden hesaplanıp borçtan düşüleceği kararlaştırılmış olması halinde bile, sürece yayılmış bir ödeme periyodunda kur farkının aşırı yükselmesine rağmen yapılan ödemelerin fiili ödeme günündeki kura göre değil de faturanın düzenlendiği tarihteki kura göre yapılmış olması, aşamalarda da bu şekilde işin ifasına devam edilmesi, karşı tarafın bir itiraz getirmeden bu ödemeleri bu şekilde kabul etmeye devam etmiş ve borç bittikten iki yıl sonrasına kadar da ses çıkarmamış olması karşısında davalının fatura üzerlerinde yazılı TL cinsinden ödemeleri davacının kabul ettiği anlamına geldiğini, Yargıtay kararı bu keyfiyeti destekler nitelikte olduğunu, ithalatçı firma durumundaki davacı taraftan satın alınan makinelerin toplam değerleri döviz cinsinden 490.000 USD olduğunu, davacı tarafa çekle TL cinsinden yapılan ödemelerin toplam döviz karşılığı da fatura keşide tarihlerindeki kur esas alındığında yine 490.000 USD olduğu anlaşılacağını, 5. maddedeki parantez nedeniyle yazılı sözleşme kapsamındaki makineler hariç olmak üzere müvekkili sözleşme tarihindeki kur üzerinden ödeme yapmış olsa bile bunların da tutarı yine 490.000 USD edeceğini, müvekkilinin kur farkı dahil olmak üzere davacıya hiçbir borcu kalmadığını, davacı faturaları düzenlediği tarihteki kur üzerinden hesap edip TL karşılığını yazarak müvekkiline göndermiş olduğunu, kur farkını faturaya yansıtmış olduğunu, yeniden bir kur farkı istemesinin bir dayanağı da kalmadığını, davacının düzenlenmiş olduğu faturaların hiçbirinde kurla ilgili bir şerh veya herhangi bir açıklama bulunmadığını, bedelin tahsili sırasında bir ihtirazi kayıt konulmadığı gibi müvekkili şirkete de bu hususta bir ihtarda bulunulmadığını, kur farkından dolayı davacı taraf bir fatura da düzenlemediğini, bu durumların tüm iddialarını aynen doğruladığını, çek dışında yapılan bazı nakit ödemelere gelince, örneğin anlaşma gereği olarak şu tarihte şu kadar TL ödeneceği kararlaştırılan durumlarda kararlaştırılan miktar zamanında ve tam olarak ödendiğini, bu tür ödemeler TL cinsinden kararlaştırıldığı için bunlardan dolayı kur farkı söz konusu olmadığını, taraflar arasında sadece üç adet makine hakkında yazılı bir sözleşme yapıldığı halde dava dilekçesinde sanki yedi adet makinenin tamamının da bu sözleşme kapsamında ve şartlarında satın alındığı gibi bir mantıkla hareket edildiği görüldüğünü, bunu kabul etmenin mümkün olmadığını, yazılı sözleşme dışında satın alınan dört adet makine için sadece şifahi bir anlaşma yapıldığını, makinelere ilişkin ayrıca ne bir sipariş formu ve ne de bir teklif mektubu düzenlenmediğini, taraflar arasında bir anlaşma yapılmadığını, müvekkilinin gereğinden bile fazla ödeme yaptığını, davacının böyle bir alacak talebini haklı gösteren bir sebebi ve delili de bulunmadığını, bu nedenle afaki olarak istenilmiş olan bir alacağın reddine karar verilmesinin gerektiğini, taraflar arasında sözleşmeler yapılırken yaklaşık 7 lira civarında olan döviz kurunun 34 liraya dayandığı bir süreç sonunda, borcun fatura tarihindeki kur karşılığının tamamen ödenmiş olmasına rağmen, müflis bakkal gibi eski defterleri karıştırırcasına davacının dört yıl sonra kalkıp kur farkından kaynaklı 96 bin dolar gibi abartılı bir alacağının bulunduğunu ileri sürmesi ne hukuka, ne vicdana, ne ticari teamüle ve ne de TMK 2. maddesinde belirtilen iyiniyet kurallarına uygun düşmediğini, davacı bir yanlışlık içinde değilse bir haksız kazanç peşinde demediğini, hukuk düzeni dürüstlük kurallarına aykırı bu tür davranışlar himaye etmediğini, davacının iddiaları basiretli bir tüccarın işine benzemediğini, sözleşmenin 5. maddesinde ödemelerin TL cinsinden olmak üzere bir kısmının nakten, bir kısmının ise çek ile ödeneceğinin belirtildiği, yine bir kısmının muayyen tarihte, bir kısmının belli bir tarihe kadar ve bir kısmının da malların gümrüğe gelince yapılacağının kararlaştırıldığı, madde metninin son cümleye kadar kalın punto ile yazılmasına rağmen bazı rakamlarda üç sıfırın yazılmasının unutulduğunun görüldüğünü, sözleşmede bir özensizlik ve aceleciliğin varlığı sezinlendiğini, sözleşmenin bu şekilde kaleme alınmış olması ve diğer makineler hakkında sözleşme bile yapılmamış ve hatta ne sipariş formu ve ne de bir teklif mektubu verilmeden bu ticaretin gerçekleştirilmiş olması dahi esasen taraflar arasında karşılıklı bir güven ilişkisine dayalı olarak bir ticaret gerçekleştirildiğini, yazılı sözleşmenin usulen hazırlandığını, tarafların da bu ilişkiye uygun olarak edimlerini sorunsuz olarak yerine getirdiklerini gösterdiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, haklı nedenlere dayanmayan davanın usulden ve esastan reddini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki mal satışına ilişkin sözleşme ve ticari ilişkiler kapsamında kur farkı talep edilip edilemeyeceği, davalı tarafça yapılan ödemelerin yeterli olup olmadığı, bu bağlamda eksik ödeme olup olmadığı, eksik ödeme var ise ne kadar olduğuna ilişkin alacak talepli davadır.
Davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür.
Mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
Bilirkişi İrfan Demirci tarafından hazırlanan 10.04.2025 tarihli bilirkişi kök raporunda raporunda: "Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, dava dosyası ve tarafların 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yılına ait e-ticari defterleri ve belgeler ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davacının 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin e- defter olduğu, beratlarının uygun ve suresinde tasdik ettirildiği, e-defter uygulamasında yalnız envanter defterinin noter tasdikine tabi olduğu, bu bab 'da HMK. 222 Md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 Md. Gereğince ve mevcut haliyle davacının 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin suresinde tasdik ettirildiği ve usulüne uygun olduğu, davalının 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin e- defter olduğu, beratlarının uygun ve suresinde tasdik ettirildiği, e-defter uygulamasında yalnız envanter defterinin noter tasdikine tabi olduğu, bu bab'da HMK. 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. Gereğince ve mevcut haliyle davalının 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin suresinde tasdik ettirildiği ve usulüne uygun olduğu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde cari hesap olarak davacının davalıdan 76.591,60 TL bakiye alacaklı olduğunun müşahede edildiği, Sayın Mahkemenizce davacının kur farkından alacağının varlığının kabulü halinde; makinaların toplam tutarından (USD) ödemeler toplam tutarı (USD) çıkarıldığında davacının davalıdan (490.000,00 - 395.578,44 ) = 94.421,56 USD Alacaklı olduğu, ancak davacının dava dilekçesindeki talebinin 93.433,38 USD olduğu görülmekle, bu noktada da, Davacının Davalıdan taleple bağlılık ilkesi gereği 93.433,38 USD alacaklı olabileceği, Davacının alacağın kabulü halinde talep edilecek faizin takdir ve kararınında Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğu, Sonuç ve Kanaatine varılmıştır." şeklinde raporunu sunmuştur.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davalı vekilinin rapora yönelik itirazlarının değerlendirilmesi açısından bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından hazırlanan ek raporda: " İtiraz 1 ; "...Rapor içeriğinden, dava ve cevap dilekçelerinin hakkıyla okunmadan hazırlandığı izlenimini verecek şekilde tespit ve hesapların yapıldığı anlaşılmaktadır. Örneğin, taraflar arasında toplam yedi adet makine satışı yapıldığı halde raporda altı adet makine satışı yapıldığından söz edildiği keza, taraflar arasındaki yazılı sözleşmeye konu makine sayısı sadece üç adet olmasına rağmen sanki tüm makinelerin bu sözleşme kapsamında yapıldığı kabul edilerek hesaplamaların buna göre yapıldığı..." şeklindedir.
Cevap 1 Davacı tarafından davalıya satışı yapılan makineler için davacı tarafından davalıya 6 adet fatura düzenlenmiştir. Bu faturaların detayı aşağıdaki tablo halinde gösterilmiştir.
S.N. Fatura Tarihi Numarası Satılan Makine Adedi TL Tutarı USD Tutarı
1 30.12.2020 ... 1 609.325,60 82.000,00
2 28.04.2021 ... 1 396.393,60 48.000,00
3 10.11.2021 ... 2 876.150,00 90.000,00
4 10.11.2021 ... 1 1.056.247,50 108.500,00
5 10.11.2021 ... 1 1.309.357,50 134.500,00
6 10.11.2021 ... 1 262.845,00 27.000,00
Yukarıdaki tablodan görüleceği üzere kök raporumuzun 11. sayfasında yer verilen 6 adet makine satıldığı şeklindeki ifadenin sebebi 7 adet makinenin, toplam 6 adet fatura içeriği ile satılmış olmasından kaynaklı, sehven her fatura 1 makine olarak düşünülerek rapor içerisinde 6 adet makine satıldığı denilmiştir. Doğru adet ise 6 fatura karşılığı 7 adet makinedir.
2. ve 3. İtiraz ; "...Raporda bir ayırım yapılmaksızın sanki tüm makinelerin alım/satım işlemleri aynı anda ve aynı sözleşme kapsamında yapılmış gibi bir hesap ve değerlendirmelerde bulunulduğu, halbuki, sonuca doğrudan etkisi olan ve davalı taraf olarak bizim temel savunmalarımızdan birini oluşturan sadece üç adet makinenin yazılı sözleşme kapsamında satın alındığı diğer dört adet makinenin ise başka bir zamanda ve şifahi sözleşmeyle satın alındığı dolayısıyla ortada iki ayrı alışverişin olduğu, satış şartlarının da ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği hususundaki itirazlarımız gözden kaçırıldığı, Mahkeme esasen bilirkişiden tarafların iddia ve itirazlarını nazara alarak, davanın temel konusu olan taraflar arasındaki mezkur ticari ilişki nedeniyle kur farkı talep edilip edilemeyeceği hususunda bir değerlendirme yapmasını istediğini, Çünkü, davacı taraf sözleşmenin 5. maddesinin kur farkına dair son cümlesine dayanarak işbu davayı açtığını, biz de davalı taraf olarak cevap dilekçemizde, bu ticari ilişkiden kaynaklı bir kur farkı istenilemeyeceğini tam sekiz madde halinde yazıp anlatmaya çalıştık. Şimdi, bu durumda bilirkişinin yapması gereken şey mahkeme ara kararında da geçtiği üzere sadece davacı tarafın iddiasını ve dayanağını değil davalı tarafın da ne dediğini, hangi hususlarda itirazlarda bulunulduğunu nazara alarak bunları raporda mümkün olduğu ölçüde tek tek karşılamak suretiyle bir kanaat ortaya koyduğunu, Sayın bilirkişi ise bunları yapmak yerine sadece sözleşmenin 5/1 maddesinin son cümlesini kırmızıya boyayarak ve buna dayanarak herhangi bir muhakeme veya teknik analiz de yapmadan soyut bir şekilde olayda kur farkı istenebileceği kanaatinde olduğunu belirtmiş ancak, davalı tarafın itirazlarına ise hiç değinmemiştir. Bu haliyle rapor dosya içeriğine ve tarafların iddia ve itirazlarına göre çok basit ve yavan kaldığını, mesela, raporda sözleşme dışı olan dört makinenin satışının hangi nedenle bu 5. madde kapsamında değerlendirildiğini veya beş sayfalık cevap dilekçemizde ve ikinci cevap dilekçemizde vurguladığımız örneğin çek ile yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceği, yapılan ödemelerin zaten davacı tarafından düzenlenen fatura keşide tarihindeki kur bedeli üzerinden hesap edilip yazıldığı, vs. gibi sonuca doğrudan etkili itirazlarımızın neden tamamen değerlendirme dışı bırakıldığı hususunda hiç bir açıklamaya yer verilmediğini..." şeklindedir.
Cevap ; Taraflar arasındaki ihtilafa vuku olan kur farkı talep edilip edilemeyeceği Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere sözleşmede kararlaştırılan 3 adet makinenin satış faturasının düzenlendiği tarih olan 10.11.2021 tarihinde sözleşme dışı ... ... Kenar delik makinesi satışına istinaden ... numaralı satış faturasının da düzenlendiği görüldüğünden ve taraflar ticari defterlerinde sözleşme konusu 3 adet makineye istinaden davalı şirket tarafından hangi ödemelerin bu 3 adet makine satışına istinaden yapıldığı ile, hangi ödemelerin diğer sözleşme dışı 4 adet makine satışına istinaden yapıldığı anlaşılamadığından, ticari münasebet 7 adet makine üzerinden bir bütün olarak değerlendirilmesine kanaat getirilerek kur farkı hesaplaması yapılmıştır. Bu görüşümü aynen muhafaza etmekteyim.
4. ve 5. İtiraz; "...Bilirkişi sözleşme tarihindeki kur bedeli ile fiili ödeme tarihindeki kur bedellerini nazara alarak bir hesaplama yaptığını, Hal bu ki sözleşme tarihi değil fatura düzenleme tarihindeki kur bedellerinin nazara alınması gerektiğini, Kaldı ki cevap dilekçemizde belirtmiş olduğumuz ancak bilirkişinin her nedense hiç değinmediği sebeplerle biz bunu da kabul etmediklerini, Hele de yazılı sözleşmeye konu edilmeyen dört adet makine için kur farkının konuşulması bile asla söz konusu olmaması gerektiğini, Diğer yandan, yukarıda da belirtildiği üzere davacı taraf 03.12.2020 tarihli sözleşmeye ve bu sözleşmenin nin 5. maddesine dayanarak ödenmiş olan borçtan kaynaklı kur farkı alacağı bulunduğu iddiası ile ve sırf bu iddiaya hasren işbu davayı açmış bulunduğu, Sayın mahkeme de bilirkişiye bu iddia ve bu iddiaya yönelik yapılan itirazları nazara alarak gerekirse tarafların ticari defterlerini de inceleyip iddia ve itirazlar doğrultusunda davacının kur farkından kaynaklı bir alacağı olup olmadığını ve varsa bunun miktarının tespitinin yapılmasını istendiğini, Bilirkişi ise bu hususta esaslı bir inceleme ve değerlendirme yapma yerine bu konuyu davacının da iddiasını aşar şekilde kabulü yönünde bir kanaat olarak belirttikten sonra her nedense dava konusunun ve kendisinden istenilen görevlendirmenin dışına çıkarak defter kayıtlarına göre davalı mobilya şirketinin davacı makine şirketine 76.591,00 TL borçlu göründüğünü de belirtilmiştir. Böyle bir tespiti ve borcu kabul etmemekle birlikte, mahkeme ara kararında ismi geçen bilirkişiden başka bir bilirkişi olduğu anlaşılan bilirkişinin, kendisine verilmemiş bir görev hususunda inceleme yapması yani dava konusu edilmemiş bir hususta davalının davacıya şu kadar borcu bulunduğunu rapor etmesini anlayamadıklarını, Bu durum en azından hazırlanan raporun sıhhati konusunda tarafımızda haklı bir tereddüt oluşturduğu..." şeklindedir.
Cevap ; Kök raporda davalı vekilinin belirttiği gibi sözleşme tarihindeki kur esas alınarak bir hesaplama yapılmamış olup, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere taraflar arasındaki sözleşmenin 5.1. maddesi göz önünde bulundurularak ödemelerin ayrıştırılması mümkün olmadığından, davacı tarafından düzenlenen 7 adet makine satışına istinaden düzenlenen 6 adet faturada belirtilen USD tutarı ile sözleşmede parantez içerisinde belirtildiği gibi davalı tarafça davacıya verilen çeklerin tahsil edildiğinde (vade tarihindeki) USD kuru dikkate alınarak kur farkı hesaplaması yapılmıştır.
Davalı taraf aynı zamanda ticari defterleri incelememize ve tarafların defterlerinde görünen bakiyeyi tespit etmiş olmamıza da itiraz etmiştir. Ancak davalı tarafın aynı itiraz dilekçesinde rapor içeriğinde de yer verildiği üzere 3. Madde deki itirazın "...çek ile yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceği, yapılan ödemelerin zaten davacı tarafından düzenlenen fatura keşide tarihindeki kur bedeli üzerinden hesap edilip yazıldığı..." şeklinde olduğu, bu noktada ödemelerin ayrıştırılması mümkün olmaması nedeniyle, Taraflar arasındaki ticari münasebete bir bütün olarak bakılarak, ki Muhasebe usul ve esaslarına ve de cari hesaba göre bakılması gerektiğinden, Basit bir anlatımla anlatılır ise, Davacının düzenlenmiş olduğu faturaların Ticari defterlerde TL olarak kayıtlı olduğu ve davalı tarafın yapmış olduğu ödemelerinde TL olarak kayıtlı olduğu ve aynı zamanda kalan TL borç bakiyesi yönünde bir fark bulunmayan Tarafların incelenen ticari defterlerde Davalının Davacıya 76.591,60 TL tutarında borcu olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki Ticari faaliyetin bir bütün olarak değerlendirilmesinin kanaatimce uygun olduğu ve bu noktada yukarıda anlatılan nedenlerle, Kök raporda varmış olduğum görüşümü aynen muhafaza etmekteyim.
HMK md. 282 hükmü gereği bilirkişi görüşü takyidi değil, sadece takdiri vasfa haizdir. Bu bağlamda, delillerle doğrudan temas eden muhterem Mahkeme tamamen davacı savları veya tamamen davalı savunmaları yönünde hüküm kurmakta muhtardır." ek raporunu sunmuştur.
Yapılan yargılama sonucunda
:
Taraflar arasında makina satışına ilişkin sözleşme bulunduğu, sözleşme'nin 3. ve 4. maddelerinde makinelerin satış bedelleri amerikan doları cinsinden belirlendiği, ödemelerin de USD cinsinden yapılacağının belirlendiği, davalının satın aldığı makinelerin bedellerinini davacıya farklı tarihlerde ve farklı tutarlarda TL cinsinden havale/EFT veya TL çekler ile ödediği sözleşme'nin 5.1. maddesinde çek ile yapılacak ödemelere yönelik olarak çeklerin tahsil edildikleri tarihteki TL/dolar kuruna göre işlem yapılacağının belirlendiği ve bu kapsamda işbu dava ile davacının kur farkı olarak USD cinsinden alacak talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; taraflar arasındaki ihtilafın, davacı tarafından davalıya satılan malların dövize endeksli olarak satılıp satılmadığı hususundan kaynaklandığı, Türkiye’de faaliyet gösteren iki Türk şirketi arasındaki davacının davaya konu ettiği alacağının kur farkından kaynaklandığı, başka bir deyişle kur farkı alacağı olduğu, kur farkı alacağının, Türk Lirası olarak talep edilebileceği. Türk Kanunları’na göre döviz alacağının Türk Lirası olarak istenmesi mümkün ise de, Türk Lirası alacağının dövize çevrilerek istenmesinin mümkün olmadığı, davacının kur farkından kaynaklanan Türk Lirası alacak hakkının saklı olduğu gerekçesiyle işbu dava açısından da davanın reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 54.378,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 53.646,18 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 455.946,03 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
7-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026
Başkan ...
E-İMZA
Üye ...
E-İMZA
Üye ...
E-İMZA
Katip ...
E-İMZA
-

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!