Anahtar kelimeler: Entegre Eczaneler Doktoru Satımdan Hastaların Arayarak Doktor Mart Pazarlayan Adreste

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2026/7 EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2026KARAR TARİHİ
: █████/2026KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; davacının göz doktoru olduğunu belirtilen adreste serbest doktor olarak çalıştığını, davalının ise belirtilen adreste serbest doktor olarak çalıştığını, davalının ise belirtilen adreste faaliyet gösteren sağlık alanında teknolojik programlar yapan ve bunları pazarlayan şirket olduğunu, davalı şirket çalışanlarının 2025 yılı Mart ayı başında davacıyı arayarak hastaların tüm kayıtlarının ve bilgilerinin tutulduğunu, Sağlık Bakanlığı ve tüm eczaneler ile entegre olan bir teknolojik programları olduğunu bu program ile tüm hasta bilgilerinin takip edileceğini, herhangi bir programa ve desteğe ihtiyaç olmadığını beyan ettiklerini, davacının ise başka bir şirket ile görüştüklerini, taleplerinin daha sonra değerlendirebileceklerini beyan ettiklerini, daha sonra davacının diğer şirket ile anlaşamadığını ve program işini daha sonra değerlendirmek için ara verildiğini, davacının daha sonra teknolojik program alma hususunu tekrar gündeme alarak davalı şirket ile █████/2025 tarihinde irtibata geçtiğini, davalı şirket tarafından yapılan sunumda davacının tüm isteklerinin karşılanacağı, alınacak programın Sağlık Bakanlığı'na bağlı tüm kurumlar ile entegre olduğunu, tek program ile tüm hastalarının bilgilerinin bulunduğu belirtildiğini ayrıca programa ilişkin de sağlık sektöründe güvenilir isim ve kuruluşlar refere olarak bildirildiğini, bunun üzerine program alınmaya karar verildiğini ve böylece █████/2025 tarihinde program alındığını ve uzaktan bağlanmak suretiyle program davacının iş yerinde bulunan bilgisayarlara bağlandığını, davacının bu program nedeniyle davacıya █████/2025 tarihinde davalı şirkete 28.000,00 TL ödeme yaptığını ve faturasını aldığını, daha sonra program üzerinden çalışma başlatıldığını, ortaya çıkan aksaklıklar teknik ekibe bildirildiğini, teknik ekibin müdahale yaparak düzeltmeye çalıştığını, sistemin Sağlık Bakanlığı sistemlerine bağlanamadığını, davacının işini zorlaştırdığını, var olan sistemin bozulmasına sebebiyet verdiğini, davalı tarafından davacıya sunulan program ile satılan program arasında işleyiş ve davacıya yarar sağlama bakımından farklılıklar olmasının davacının hastalarına ulaşma, reçete yazma, eczanelere gönderme, sms atma, randevu bildirme ve Sağlık Bakanlığı sistemlerine evraklar gönderme yönünden gerekli faydayı sağlamaması ve davacının ihtiyaçlarına cevap vermemesi, sürekli bir şekilde arızalanması nedeniyle davacı tarafından 04.10.2025 tarihinde davalı şirkete ... üzerinden mesaj gönderilerek alınan ürünün iadesi ve ödenen ücretin iadesi talep edildiğini ayrıca ödenen ücretin iadesi için de iade faturası düzenlenerek davalıya gönderildiğini, bu talep üzerine davalı şirket tarafından iadesi sürecinin başlatıldığı belirtildiğini ancak daha sonra bir çok mesaj gönderilmesine ve telefon ile görüşülmesine rağmen herhangi bir iade yapılmadığını, davacı şirket tarafından alacağın uzun süre ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili için davalı aleyhine asıl alacak ile faiz alacağının tahsili için Bakırköy ... İcra müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, yapılan takibe davalı vekili vasıtasıyla 23.10.2025 tarihinde itiraz ederek takibin durdurulduğunu, bunun üzerine arabuluculuk süreci başlatıldığını, arabuluculuk bürosuna yapılan başvurunun anlaşmama olarak sonuçlandığını, tarafların tacir olup kesilen faturanın da tacir olarak belirtilmiş olduğundan bu faturaya işleyecek faizin ticari avans faizi olduğunu, her iki tarafından tacir olması ve yapmış oldukları işlemde tacir işlemi olduğundan yetkili mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu beyanla açılan davanın kabulü ile davalı tarafından Bakırköy .... İcra müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava, ayıplı veya eksik ifaya bağlı itirazın iptali davasına ilişkindir.Davacı tarafın gerçek kişi olması ve dosyada mevcut müzekkere cevapları nedeniyle öncelikle dava şartları yönünden görev hususunun irdelenmesi gerekmektedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre görev hususunun belirlenmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.Dosyada mevcut Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere; davacı gerçek kişinin █████/2021 mükellefiyet kayıt tarihi itibariyle gerçek "Serbest Meslek Kazancından dolayı mükellefiyetinin bulunduğu, mükellefin gelir vergisi beyannamelerinde V.U.K. 177. maddesinde belirtilen nakitlimitleri aşmadığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabından anlaşılacağı üzere; davacının gerçek kişi ve ticari işletme kaydının bulunmadığı görülmektedir.Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nun 114/c maddesi gereğince mahkemelerin görevi dava şartı olup, yasanın 115. maddesi gereğince mahkeme dava şartının bulunup bulunmadığını res'en araştırmakla yükümlüdür.6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/l maddesine göre tüketici işleminin "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak aynı yasanın 3/k maddesine göre tüketicinin ise "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlandığı, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 73. maddesi gereğince tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir.Somut olayda; davacının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı ve mükellefiyet kaydının olmadığı, uyuşmazlığın TTK m. 4'de belirtilen hususlardan kaynaklanmadığı, bu nedenle davanın ticari dava olarak nitelendirilmesini gerektirir bir husus bulunmadığı, davacı ile davalı arasındaki teknolojik program alma işleminin tüketici işlemi mahiyetinde olduğu, buna göre talep ile ilgili Tüketici Mahkemesinin değerlendirme yapıp karar vermesi gerektiği anlaşılmakla davaya bakma görevinin yetkili ve görevli Bakırköy Tüketici Mahkemelerine ait olduğundan mahkememizce aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-█████/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026Katip ...¸e-imzalıdırHakim ...¸e-imzalıdır