Anahtar kelimeler: Çekmek Ekipleri Sayaca Sayaçtan Hat Eylemden Tesisatta Davalıborçlu Harici Yazildiği

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kaçak ekipleri tarafından 22.03.2022 tarihinde ilgili tesisatta yapılan kontrolde sayaca müdahale edildiğinin "SÖZLEŞMELİ SAYAÇTAN HARİCİ HAT ÇEKMEK SURETİYLE MEVZUATA AYKIRI BİR ŞEKİLDE ELEKTRİK ENERJİSİ KULLANILDIĞI" tespiti yapılarak davalı hakkında ... seri nolu kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı tanzim edilmiş olduğunu, davalı/borçlu aleyhine, kaçak elektrik kullanımın bedelinin tahsili için Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, borçlunun ise iş bu icra takibi açısından borca ve tüm ferilerine kötü niyetli olarak itiraz etmiş olduğunu, söz konusu kullanımın kaçak elektrik tüketimi olduğunu, kaçak elektrik tespit tutanakları, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitleri içermekte olup, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan belgelerden olduğunu, tutanağın aksinin iddia edilmesi halinde bundan kendisine hak bahşeden kişinin aksini ispat etmesi gerektiğini, davalı hakkında tutulan bu tutanağa istinaden müvekkili şirket tarafından davalı adına faturalandırma yapılmış ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. maddesi uyarınca icra takibine konu borcun tahakkuk ettirilmiş olduğunu, davalı/borçlunun bu güne kadar davaya konu borcu ödemedikleri gibi haklarında başlatılan icra takibine de itiraz etmiş olduğunu, işbu davayı açmadan evvel yapılan tüm sulh görüşmelerinin olumsuz sonuçlanmış; ticari davalarda zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurulmuş ve söz konusu başvurunun görüşme sonunda anlaşamama ile sonuçlanmış olduğunu, davalı/borçlunun, icra takibine bulunduğu itirazda, asıl alacağa işletilen faize itirazlarının da haksız olduğunu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 35. maddesinin 6.fıkrasında; “Düzenlenen tarifelerle enerji ve/veya kapasite satın alan tüketicilerce zamanında ödenmeyen borçlara, görevli tedarik şirketi tarafından bu Yönetmelikte belirlenen oranı aşmamak üzere, gecikme zammı uygulanır. Gecikme zammı günlük olarak uygulanır” hükmüne yer verilmiş olduğunu, bu itibarla ödeme emrinde takip konusu asıl alacağa işletilen ve 6183 sayılı kanun gereği değişecek oranlar üzerinden işletilecek gecikme zammı uygulamasının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu asıl alacağa haksız fiilin işlendiği yani kaçak elektrik tespit tutanağının tutulduğu tarihten itibaren yıllık ve değişen oranlarda hesaplanacak 6183 sayılı kanun'un 5.1.maddesince gecikme zammı uygulanması gerektiğini, haksız eylemlerde faiz başlangıcının her zaman ve her durumda olay tarihi olduğunu, çünkü, “gasbeden daima temerrüt halindedir” evrensel bir hukuk kuralı olduğunu, haksız eylemden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak, zararın haksız eylem tarihi itibariyle belirlendiğindi ve eylem tarihinden itibaren faize hükmedileceğini, somut olayda kaçak elektrik kullanımı haksız fiil niteliğinde olduğundan bundan kaynaklanan alacak dava konusu olduğundan gecikme zammı hesaplanırken elektrik faturasının son ödeme tarihi değil kaçak elektrik tutanağının tutulduğu yani haksız fiil tarihi başlangıç alınarak hesaplanma yapılması gerektiğini, haksız fiilden doğan zararlarda faizin başlangıcının haksız fiilin işlendiği tarih olduğunu, bu nedenle faizin haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren yürütülmesine karar verilmek gerektiğini beyanla; Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan takibe yönelik davalı-borçlunun haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden asıl alacağa uygulanacak 6183 sayılı yasa gereği değişecek yıllık oranlar üzerinden gecikme zammı, işbu gecikme faizi tutarına işleyecek Katma Değer Vergisi ile birlikte takibin devamına, takibe itirazın haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle İİK 67/2. maddesi uyarınca hükmolunan bedelin %20den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin de davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından icra takibinin İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyasında 13.05.2022 tarihinde açılmış olup borca itirazları neticesinde icra müdürlüğünün 03.06.2022 tarihli tensipleriyle takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, davalı tarafından süresi içerisinde itirazın iptaline yönelik dava açılmamış olduğundan davanın reddi gerektiğini, borca itiraz dilekçelerinde de belirttikleri üzere; müvekkilinin engelli bir vatandaş olup kendisinin kaçak elektrik kullanımına ilişkin hiçbir bilgisi bulunmadığını, bahse konu sözleşmenin müvekkilinin iş yerine ait elektrik aboneliği sözleşmesi olup, iş yerinin 30 yılı aşkın süredir faal ve aynı adreste olan bir iş yeri olduğunu, müvekkilinin kaçak kullanıma ilişkin tutanağın düzenlendiği tarih, öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere her ay benzer miktarlarda faturasını düzenli olarak ödemekte olup 2021-2022-2023 yılları faturaları celp edildiği takdirde kaçak kullanımı gösterecek herhangi bir elektrik kaybı olmadığının anlaşılacak olduğunu, mezkur tutanağa konu adres eski bir iş hanı olup elektrik tesisatının defalarca tamir görmüş, iyileştirme ve tamir amaçlı farklı dükkanlar tarafından pek çok kablo kullanılmış olduğunu, adreste inceleme yapıldığı takdirde sayacın etrafının bir kablo yığını biçiminde olduğunun anlaşılacak olduğunu, şayet bir kaçak kullanım var ise bunun müvekkilinin dükkanıyla ilişiği olmadığına dair taraflarınca inceleme yapılmış ve durumu belgelendirmek adına Bakırköy .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş no'lu dava ile delil tespiti talebinde bulunulmuş olduğunu, 13.09.2022 tarihli dilekçeleri ve mahkemece verilen 22.09.2022 tarihli kararın dilekçe ekinde yer aldığını, ancak mahkemece "tespit talebinin kabul edilmesi için gereken hukuki yararın varlığına delalet eden delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimalinin dosyamız kapsamında gerçekleşmediği, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ve █████/2013 tarihli ilamında da belirtildiği üzere eda davası açılabilecek hallerde delil tespiti talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığından.." denilmek suretiyle taleplerinin reddine karar verilmiş olduğunu, taraflarınca her ne kadar kaçak kullanımın bulunmadığına dair gerekli müracaat yapılmışsa da sonuç alınamamış olduğundan mahkememizce adreste bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ediyor olduklarını, müvekkilinin küçük bir büfe işletmekte olup kaçağa tenezzül etmesini gerektirecek ölçüde bir elektrik kullanımı bulunmadığını, davacı tarafından tutulan tutanak incelendiği takdirde kaçağa ilişkin tespitin soyut olduğunun anlaşılacak olduğunu, keza tutanak gibi adreste bulunan müvekkilinin babasının da olaya şahit olup, burada kaçak kullanım yok dediğinde adrese gelen görevlilerin "abi valla bura karışık bi sürü kablo var biz mecbur tutanak tutuyoruz siz itiraz edersiniz o zaman incelerler" demiş olduklarını, kendisini de huzurda tanık olarak hazır edeceklerini beyan ediyor olduklarını beyanla; süresinde açılmamış olan davanın usulden reddine, kaçak kullanıma ilişkin iddia mesnetsiz olduğundan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıdan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nun 114/c maddesi gereğince mahkemelerin görevi dava şartı olup, yasanın 115. maddesi gereğince mahkeme dava şartının bulunup bulunmadığını res'en araştırmakla yükümlüdür.6102 Sayılı T.T.K.'nun 4. maddesinin 1. fıkrası 6335 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değiştirilerek ticari davalar her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, T.T.K.'nun 4. Maddesinin a bendi gereğince T.T.K.'nun dan kaynaklanan davalar, T.T.K.'nun 4. maddesinin b, c, d, e, f bentlerinde sayılan davalar ve diğer özel kanunlarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu kararlaştırılan davalar ticari dava olarak Ticaret Mahkemelerinde görülecektir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür."28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren, dava ve karar tarihinde yürürlükte olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 1.maddesinde kanunun amacı açıklandıktan sonra, “Kapsam” başlıklı 2.maddesinde; “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar..” hükmüne yer verilmiştir. Kanunun 3.maddesinde; “Mal; Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları" Satıcı; "Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi","Tüketici", ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi" "Tüketici işlemi": "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleş- meler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" ifade eder denilmiştir. Anılan kanunun 3/d maddesinde; “Hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet” olarak tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için; kanunun amacı içerisinde, yukarıda tanımları verilen taraflar arasında, mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Eldeki dava, ses ve görüntü imalatçısı olarak faaliyet gösteren iş yerinde kaçak elektik tüketiminden yani haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Davalının "tüketici" sıfatı olmadığı gibi, uyuşmazlık da "tüketici işlemi"nden doğmamıştır. Bu tespitlere göre uyuşmazlık Tüketici Mahkemelerinin görev alanında kalmamaktadır. İlk derece mahkemesince yapılan tacir araştırması sonucunda, ticaret sicilinde davalının gerçek kişi kaydının bulunmadığı, vergi kayıtlarına göre faaliyetinin ikinci sınıf tüccar kapsamında ve işletme defterine tabi olduğu tespit edilmekle, uyuşmazlığın Ticaret Mahkemelerinin değil Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görev alanında kaldığı sonucuna varılmaktadır." ( İstanbul 3. Hukuk Dairesi █████████ E.- █████████ K. Sayılı ilamı )Mahkememizce davalı ile ilgili tacir araştırması yapılmış olup yazı cevaplarına göre davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve ikinci sınıf tüccar olduğu, ayrıca davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının da bulunmadığı, bunun yanında davanın mutlak ticari davalardan olmadığı gibi davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hukuk davası (nispi ticari dava) niteliğinde de olmadığı nazara alındığında uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E.- ... K. sayılı ilamı da bu yöndedir.Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nın 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine, mahkememizin görevsizliğine,2-█████/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026Katip ...¸Hakim ...¸