Anahtar kelimeler: Davda Binası Üstlenildiğini İşinin Kaydettiği Yapım Ödemediğini Alıp Adalet Defterlerine

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 2. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVA1.Asıl davda davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında Adalet Bakanlığı'na ait ... Ek Binası yapım işinin davacı şirket tarafından üstlenildiğini, davacı tarafından yapılan iş karşılığı düzenlenen faturaları davalı taraf teslim alıp ticari defterlerine kaydettiği halde iş bedelinin tamamını ödemediğini, bakiye 1.988.083,92 TL'nin tahsili için davalı hakkında Ankara 9. İcra Dairesi'nin ██████████ E. sayılı dosyasında ilâmsız icra takibi yapıldığını davalının takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında Adalet Bakanlığı'na ait ... Ek Binası'nın yapımını üstlenen davalı şirketin işi geçici kabule hazır hale getirmeden 2017 yılının Mart ayında fiilen terk ettiğini, işin geçici kabulü yapılıncaya kadar işçi çalıştırmakla yükümlü olan davacının 05.06.2017 tarihinde de SGK ile ilişiğini kestiğini, davalının işi yarım bırakması nedeniyle davacının cezai işleme maruz kaldığını, davalının eksik bıraktığı imalâtlar ile hatalı imalâtların davalı namına tamamladığını, nefaset kesintisi ödemek zorunda kaldığını, ayrıca dava dışı idarenin teknik elemanlarınca yapılan kontrollerde inşaatın imalât seviyesinini hatalı olarak tespit edilmesinden kaynaklı hakedişlerin fazla düzenlendiğini ve davacıya fazla ödeme yapıldığını ileri sürerek davalı şirkete yapılan fazla ödemenin, idare tarafından nefaset kesintileri ile kesilen cezanın ve davalı namına yapılan imalâtların bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAP1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı Adalet Bakanlığı'na ait ... Ek Binası'nın anahtar teslimi götürü bedelle yapımına ilişkin davalı şirket ile Adalet Bakanlığı arasında imzalanan sözleşme kapsamındaki işlerin, davacı tarafından yapımına ilişkin taraflar arasında sözleşme imzalandığını, 05.12.2014 tarihinde 19.449.000,00 TL bedelli sözleşme imzalanmış ise de 27.01.2015 tarihinde yeniden sözleşme imzalanarak bedelin 18.500.000,00 TL olarak revize edildiğini, davacının işi geçici kabule hazır hale getirmeden Mart 2017 tarihinde fiilen terk ettiğini, işin geçici kabulü yapılıncaya kadar işçi çalıştırmakla yükümlü olan davacının 05.06.2017 tarihinde de SGK ile ilişiğini kestiğini, davacının yapmadığı imalâtların davalı tarafından tamamlandığını, hatalı imalâtlar için idare tarafından nefaset kesintisi yapıldığını, davacıya dava konusu fatura bedelleri ödendiği gibi işi üstlendiği şekilde yerine getirmemesinden dolayı fazla ödeme bile yapıldığını, davacının davalıdan alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; hakediş raporlarına göre 19.02.2016 tarihi itibarıyla inşaat seviyesinin %98,40 oranında tamamlandığının sabit olduğunu, davacının süresinde ayıp bildiriminde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında davacı tarafından davaya konu 20 adet faturanın düzenlendiği, söz konusu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve her iki tarafça ... ve ... formlarıyla vergi dairelerine bildirildiği, fatura bedelleri toplamının KDV dahil 23.582.083,92 TL olduğu, alacağa dayanak bu miktardaki faturaların tacir olan davalı iş sahibi tarafından defterlere kaydedilmiş olması ve vergi dairesine bildiriminin yapılmış olması nedeniyle davacı yüklenicinin fatura bedelleri kadar alacaklı olduğunun kabulü gerektiği, davalı tarafından yapılan ödeme miktarının 21.594.000,00 TL olduğu, davacı yüklenicinin halen 1.988.083,90 TL alacaklı oluğu; birleşen davada, davalının alacaklı olduğunun açmış olduğu asıl davada anlaşılması nedeniyle davacının fazla ödeme yaptığını ispat edemediği, bilirkişi raporuna göre davacının nefaset kesintisinden alacağının bulunmadığı, eksik imalât nedeniyle nama ifa talebiyle dava açılmış ise de yüklenicinin alacaklı olması nedeniyle eksik işler bedelinin yükleniciden talep edilemeyeceği, mekanik işlere ilişkin ayıplı imalât bedeli için davalı tarafından 32.627,44 TL harcama yapıldığı, elektrik ve elektronik işlerde ayıplı ve eksik işler için davalı iş sahibi tarafından yapılan harcama tutarları ayrıştırılamadığından Borçlar Kanunu'nun 114/2. ve 50/2. maddesi hükümleri dikkate alınmak suretiyle mahkemece davacı iş sahibinin ayıplı işler için yaptığı harcama miktarının takdiren 1/2 oranında 217.964,28 TL olarak kabul edildiği gerekçeleriyle asıl davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı talebinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne 250.591,72 TL'nin ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun reddine; birleşen davada, sözleşmeye konu işin davalı tarafından bitirildiği ancak davalı tarafça sözleşmeye konu işe ilişkin oluşturulan SGK kaydının geçici kabul incelemesinden önce 05.06.2017 tarihinde kapatıldığı, davacı ile dava dışı iş sahibi idare arasında 15.06.20 17... .08.2017 tarihleri arasında mahallinde yapılan inceleme ile 14.08.2017 tarihinde düzenlenen Yapım İşleri Geçici Kabul tutanağında geçici kabule engel olmamakla birlikte, inşaat işlerinde 68 kalem, mekanik işlerde 45 kalem, elektrik ve elektronik işlerde 30 kalem eksik ve ayıplı iş belirlendiği, bu işlerin tamamlanması için 30 gün süre verildiği, yine işin kullanılmasına ve işletilmesine engel olmayan, giderilmesi de mümkün olmayan veya fazla harcama ve zaman kaybı gerektiren kusurlu ve eksik işler yönünden ise 35.000,00 TL nefaset kesintisi yapılmasına karar verildiği, taraflar arasındaki sözleşmeye göre, davalının sözleşmeye konu işi geçici kabule hazır şekilde tamamlaması gerektiği, sözleşmenin 15. maddesinde geçici ve kesin kabulde Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerinin uygulanacağının kabul edildiği, dava dışı iş sahibi idare tarafından geçici kabul yönünde inceleme yapılıp geçici kabul tutanağının düzenlenmesinden önce 05.06.2017 tarihinde SGK işyeri kaydını kapatarak iş yerini terk ettiği anlaşılmış olmakla, sözleşme kapsamında yapılan ve teslim edilen işlerde dava dışı idarece belirlenen eksik ve ayıplı işlerin yanısıra yapılan işlerdeki kesilen nefaset bedelinden davalı taşeronun sorumlu olduğu, bu kapsamda yüklenici tarafından dosyaya sunulan belgeler ve dosya kapsamına uygun ve denetlenebilir nitelikteki bilirkişi raporu esas alınarak asıl davada sözleşme ve hakkediş bedellerine ilişkin faturaların tamamının ödenmesine de karar verilmiş olmakla davacı tarafından karşılanan eksik ve ayıplı iş bedelinin tamamı ile nefaset bedelinin davalıdan tahsili gerektiği, gecikme cezası talebinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne 824.099,87 TL alacağın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; asıl davada davalının ticari defterlerine kayıtlı faturalara dayalı alacak yönünden davanın kabulüne karar verildiği halde, davalı yönünden belirlenebilir nitelikte olan alacak yönünden davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmemesinin doğru olmadığını, birleşen dava yönünden davacı şirketin ticari kayıtlarında davalı müvekkili adına eksik imalât nedeniyle yapılmış masraflara ilişkin bir kayıt olmadığını, taraflar arasında 05.12.2014 tarihinde düzenlenen sözleşmeye göre işin %95'inin davalı müvekkili tarafından yapılacağının kararlaştırıldığını, taşeron firmanın ihale edilen eserin tamamının imalâtını üstlenemeyeceğini beyan etmektedir.2.Asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının işi geçici kabule hazır hale getirmeden Mart 2017 tarihinde fiilen terk ettiğini, işin geçici kabulü yapılıncaya kadar işçi çalıştırmakla yükümlü olan davacının 05.06.2017 tarihinde de SGK ile ilişiğini kestiğini, davalının eksik bıraktığı imalâtlar ile hatalı imalâtların davalı namına tamamladığını, nefaset kesintisi ödemek zorunda kaldığını, ayrıca dava dışı idarenin teknik elemanlarınca yapılan kontrollerde inşaatın imalât seviyesinini hatalı olarak tespit edilmesinden kaynaklı hakedişlerin fazla düzenlendiğini ve davacıya fazla ödeme yapıldığını, sözleşme bedelinin 18.500.000,00 TL olduğu dikkate alındığında davalıya fazla ödeme yapıldığının bilirkişi raporlarında da tespit edildiğini, geçici kabul tutanağındaki eksiklerin işin % 70 oranında yapıldığını ispatladığını, faturaların tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığını beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve Gerekçe;Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, asıl dava hakediş alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali, birleşen dava tazminat istemine ilişkindir.1.Birleşen davada davalı vekilinin temyiz istemi yönünden;Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.2.Asıl davada taraf vekillerinin temyiz istemi yönünden;2.a Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.b Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulu'nun istikrar kazanmış uygulamalarına göre; itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2 nci maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının ödeme emrine itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.Başka bir anlatımla, icra inkâr tazminatı, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan icra hukukuna özgü bir tazminattır. Borçlunun ne kadar borçlu olduğunun saptanması ve itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesi ön koşuldur. Borçlunun ödeme emrine karşı itirazın yapıldığı andaki durumu itibariyle haksızlığı saptanacak ancak haklı çıkma durumuna uygun alacak miktarı esas alınarak alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekecektir.Likid alacak bakımından aranan “borçlunun, talep edilen alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmesi veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda olması; bu bağlamda alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmaması, diğer bir anlatımla borçlunun, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması” ölçütü birçok tartışmayı sona erdirmekle beraber, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesinin, alacağın likid olup olmadığı ile ilgili başlı başına bir kıstas olarak kabul edilmesi de doğru değildir. Çünkü mahkeme uygulamasında “hesap işi”, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerden olduğundan borçlunun, kendi başına hesaplayabilecek durumda olduğu asıl alacak ve temerrüt faizine itiraz etmesi hâlinde, mahkemenin, alacaklının alacağının miktarını, bizzat tespit etmeyip bilirkişi vasıtasıyla belirleyeceğinden, likid olan bir alacağın sırf bilirkişi incelemesi yapıldığı gerekçesi ile likid sayılmaması doğru olmayacaktır (Hukuk Genel Kurulu'nun 20.03.2023 tarihli ve 2022/6-1019 Esas, ████████ Karar sayılı kararı).Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada alacağın faturalara dayalı, hesaplanabilir nitelikte ve likid olduğu, davalı tarafından borç tutarının bilindiği ve takibe itiraz dilekçesinde açıkça tutarı belli olan borca itiraz edildiği, yargılamayı gerektirmeyen gerçek miktarı belli ve sabit olan alacağın ticari kayıt ve belgeler esas alınarak hesaplanması amacıyla bilirkişi incelemesi yapıldığı, bilirkişiden rapor alınmasının alacağın likid olma vasfını değiştirmeyeceği, icra inkâr tazminatı talebinin yasal koşullarının gerçekleştiği anlaşıldığından, davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken reddi doğru olmamıştır.Ne var ki bu yanlışlığı giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2. maddesi hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1-Birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,2-Yukarıda 2.a numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,3-Yukarıda 2.b numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 5-b) numaralı bendinde yer alan “REDDİNE” ibaresinin çıkartılarak yerine “KABULÜNE, asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” ibaresinin yazılması kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının asıl davada davacıya iadesine,Birleşen dava yönünden aşağıda belirtilen temyiz onama harcının davalı .... İnş. San. ve .... Ltd. Şti'den alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.11. 2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.