Anahtar kelimeler: Kumaşçılık Mersis Güngörenistanbul Hanı Bırakmış Göründüğünü Reşit Sokak Yıllar Sit

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: TespitDAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin .... Mahallesi ..... Sokak Reşit Gören İş Hanı Sit. No: 7/1 Güngören/İstanbul adresinde faaliyet gösterdiğini, söz konusu adresin müvekkilinin ticaret sicilinde kayıtlı ve merkez adresi olduğunu, davalının ...... Kumaşçılık Anonim Şirketinin yıllar önce müvekkili şirkete ait adreste faaliyet göstermeyi bırakmış olmasına rağmen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve MERSİS kayıtlarında söz konusu adresin halen faaliyet adresi olarak göründüğünü, bu sebeple dava dilekçesinde davalı adresi olarak müvekkili şirkete ait söz konusu adresin kullanılması dahi zorunlu hale gelmiş olup salt bu durum dahi müvekkili şirketin içerisinde bulunduğu zor durumu gösterdiğini, davalı şirketin adresinin kayıtlarda müvekkili şirket ile aynı görünmesi sebebiyle davalı şirkete yapılacak tebligatların müvekkilinin adresine yapıldığını ve adreste gerçekleştirilecek hukuki işlemler için yetkililerin müvekkili şirket adresine geldiğini, ancak davalı şirketin adres değişikliğini bildirmediği ve yeni adresi de bilinmediği için kendisine ulaşılamadığını, bu durumun müvekkili şirketin sürekli olarak haksız yere muhatap alınmasına ve davalı şirkete gönderilen tebligatlar nedeniyle zor durumda kalmasına sebebiyet verdiğini, gerek kamu kurumları ve gerekse de özel sektör alacaklıları tarafından belirttikleri adrese yapılan teftiş ve haciz gibi işlemlerinin müvekkili şirket açısından ciddi mağduriyetlere yol açtığını, son olarak 11.08.2025 tarihinde Bakırköy Banka Alacakları İcra Dairesi’nin ..... Esas sayılı dosyasından müvekkili şirket adresine .... Kumaşçılık Anonim Şirketi aleyhine yürütülen takip dosyası kapsamında hacze gelindiğini ve müvekkili şirketin itibarını zedeleyen ve iş akışını bozan işlemler yapıldığını, davalı şirketin terkin edildiği bilgisinin müvekkil şirket tarafından haricen öğrenildiğini, bu hususun bu şirketin bağlı bulunduğu Merter Vergi Dairesi kayıtlarının dosyaya celbi ile gün yüzüne çıkacağını, davalı şirketin hem fiilen gayri faal durumda olduğu hem de müvekkili şirkete ait adreste herhangi bir faaliyet göstermemesine karşın ticaret sicili ve MERSİS kayıtlarını güncellemediği görüldüğünü, bu sebeple davalı şirketin halen müvekkili şirkete ait adreste faaliyette bulunuyormuş gibi kayıtlarda yer aldığını ve bu durumun müvekkili aleyhine mağduriyetlere yol açtığını, fiilen faaliyet göstermeyen ve ticari hayatına devam etmeyen bu şirketin ticaret sicilinden kaydının terkin edilebilmesi için genel kurulda karar alınması ve tasfiye hükümlerine uygun şekilde sonlandırılması gerektiğini, ancak şirketin genel kurul toplantılarını gerçekleştirmediğini ve yeniden toplanamadığının anlaşıldığını, ticaret sicili müdürlüğünün bu kaydı kendiliğinden silmesi mümkün olmadığından davalı şirketin kendi adına terkin talebinde bulunması fiilen imkânsız hale geldiğini, bu nedenle dava açıldığını, müvekkili şirket ile davalı şirketin aynı adreste görünmesi nedeniyle müvekkil şirket aleyhine icra ve haciz işlemleri tehdidi devam ettiğini, bu sebeple hak kayıplarının ve oluşabilecek diğer mağduriyetlerin önlenebilmesi amacıyla mahkemece tensiben kurulacak ara karar ile müvekkili şirket adresinin yalnızca müvekkili şirkete ait olduğu ve ilgili adresin davalı ile bir ilgisi bulunmadığını ve müvekkil şirketin adresinde herhangi bir haciz işlemi uygulanmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi; söz konusu tedbir kararının ivedilikle İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne yazılarak kayıtlarda gerekli düzenlemenin sağlanmasını, davalı ..... Kumaşçılık Anonim Şirketi şirketinin fiilen davacı şirkete ait adreste bulunmadığının tespiti ile ticaret sicilinde yer alan adresinin terkini hususunda karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.DELİLLER ve GEREKÇE
:Dava, taraf şirketlerin ticaret sicil kayıtlarında adreslerinin aynı olduğunun tespiti ile davalı şirket adresinin ticaret sicil kayıtlarından terkini istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı şirketin adresi ile davalı şirket adresinin ticaret sicil kayıtlarında aynı olup olmadığı, aynı olduğunun tespiti halinde davalı şirket adresinin ticaret sicil kayıtlarından terkininin talep edilip edilemeyeceği hususlarının tespiti istemine ilişkindir.Her iki taraf şirketin ticaret sicil kayıtları ile bağlı bulundukları vergi dairesi müdürlüklerinden yoklama fişleri celp edilmiş olup, incelenmesinde davacı şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinin ".... Mahallesi ..... Sokak No:7/1 Güngören/İstanbul" olduğu, davalı şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinin ise "..... Mahallesi .... Caddesi .... Sokak .... İşhanı Sitesi No:7/1 Güngören/İstanbul" olduğu, davacı şirket yetkilisinin ..... olduğu, davalı şirketin eski ünvanının ..... Tekstil Dış Ticaret Anonim Şirketi olduğu, şirket temsilcisinin ..... olduğu ve █████/2022 tarihinde bu görevin davalı şirketin halihazırda temsilcisi olan .....'a devredildiği görülmüştür. Ayrıca taraf şirketlerin yoklama fişlerinin incelenmesinde; 2023 yılı Aralık ayında yapılan yoklamada her iki şirketin de faal olduğunun tespit edildiği, █████/2025 yılında yapılan yoklamada davalı şirketin faal olmadığı, belirtilen adreste davacı ..... Tekstil A.Ş.'nin faaliyette olduğu, davalı şirketin aynı adreste bir odasında faaliyette bulunduğu ancak şirket yetkilisi olmadığından gerekli hususların tespit edilemediğinin kayıt altına alındığı anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK.nın 32. ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34. maddesine göre, sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.Yine 6102 sayılı TTK.nın 33. maddesine göre, tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan veya 32 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır.(2) Sicil müdürünce verilen süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen kişi, sicil müdürünün teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından bin Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır.(3) Süresi içinde kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emreder, aksi takdirde tescil istemini reddeder. Süresi içinde tescil isteminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen kişinin ikinci fıkradaki cezayla cezalandırılması bu fıkra hükmünün uygulanmasına engel oluşturmaz.Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36. maddesine göre ise, tescil edilmesi gereken bir olgunun ilgilisi tarafından tescil ettirilmediğini haber alan müdürlük, tescil başvurusunda bulunmakla yükümlü kişileri, otuz gün içinde tescil başvurusunda bulunmaya veya tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. Bu davette, kanuni dayanaklar gösterilmek suretiyle davetin gerekçesi, tescili gereken belgeler ve tescil yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin yaptırımları belirtilir. (2) Birinci fıkra gereğince yapılan çağrı üzerine, süresi içinde tescil isteminde bulunulmaması veya kaçınma sebepleri bildirilmiş olmasına rağmen kaçınma sebeplerinin yeterli görülmemesi halinde müdürlük, durumu sicilin bulunduğu yerdeki ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine bildirir. Mahkemenin tescile hükmetmesi halinde olgu resen tescil edilir. (3) Müdürlükçe verilen süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen kişi, Kanunun 33 üncü maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen idari para cezasıyla cezalandırılır. (4) Üçüncü fıkra gereğince idari para cezası verilmesine rağmen, kanuni süre içerisinde tescil isteminde bulunmamakta ısrar edilmesi halinde, müdürlük durumu sicilin bulunduğu yerdeki ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine bildirir.6100 sayılı HMK 114.maddesinde hukuki yarar dava şartları arasında sayılmıştır. HMK 115. maddesi hükmü gereği dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmedir. Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6.maddesi ve 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır. Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada ve devam eden süreçte halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın, ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez. (Pekcanıtez, H./Atalay, O./ Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297) ( Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ███████E- █████████ K sayılı 30.06.2020 tarihli kararı)Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı şirketin ticaret sicilinde davacı şirkete ait adreste göründüğünün tespiti ile bu adresin ticaret sicil kayıtlarından terkini istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Her iki tarafa ait ticaret sicil kayıtlarının celp edilerek incelenmesinde, adreslerinin aynı olduğu görülmüş, davalı şirkete ait █████/2025 tarihli yoklama fişinde davalı şirketin bu adreste faal olmadığı, adresteki bir odayı kullandığının tespit edildiği görülmektedir. 6102 sayılı TTK.nın 32. ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34. maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'sen incelemesi gerektiği, davalı şirkete ait █████/2025 tarihli yoklamada faal olmadığı yönünde tespitte bulunulduğu göz önünde bulundurulduğunda davalı şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırılması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan TTK’nın 33. ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36. maddesine göre işlem yapılması gerektiği, ticaret mahkemesinin adresten ayrılan bir şirketin adresinin ticaret sicil kayıtlarından terkinine ilişkin bir görevinin bulunmadığı gibi davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, Mahkememizce yapılan araştırmada davacı tarafın davalı şirketin adresinin terkinine ilişkin ticaret sicil müdürlüğüne de bir başvurusunun bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle davanın açılmasında hukuki menfaatin bulunmadığı(Bursa BAM 5 HD ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı) anlaşıldığından 6100 sayılı HMK'nun 114/1-h maddesi gereğince davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunmasının dava şartı olduğu, aynı kanunun 115.maddesi gereğince mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı ve taraflarında her zaman ileri sürebileceği anlaşılmakla davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-h ve 115/2 gereği hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 615,40-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,5-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip .....¸e-imzaHakim ....¸e-imza