Anahtar kelimeler: Süreç Paylaşımının Edenin Görüşü Hukukî Edilecek Resen İstemi Neticesinde Atılı

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ E. ████████ K.SUÇ
: HakaretHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararına yönelik olarak Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİKatılan vekilinin temyiz istemi özetle; sanığın paylaşımının katılana yönelik olduğuna, atılı suçun oluştuğuna, mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine bu ve resen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulmasına ilişkindir.III. GEREKÇEVicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.Ancak;Dosya kapsamından sanığın paylaşımının 5237 sayılı Kanun'un 126. maddesinde de belirtildiği üzere duraksamaya yol açmayacak bir şekilde katılana yönelik olduğunun anlaşılması karşısında atılı hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu düşünülmeden yerinde olmayan gerekçeyle sanığın beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Ankara Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,28.10.2025 tarihinde karar verildi.KARŞI OYI) OLAY
:Ankara Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 22.09.2022 tarihli karar ile sanık hakkında Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan dolayı verilen beraat kararının istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nce istinaf başvurusunun esatan reddine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi ile Yargıtay 4. Ceza Dairesi ''Dosya kapsamından sanığın paylaşımının 5237 sayılı Kanunun 126 .maddesinde de belirtildiği üzere duraksamaya yol açmayacak şekilde katılana yönelik olduğunun anlaşılması karşısında atılı hakaret suçunun unsurları itibariyle oluştuğu düşünülmeden yerinde olmayan gerekçeyle sanığın beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur '' denilerek Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Daire kararının BOZULMASINA karar verilmiştir.Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin Bozma kararına aşağıda belirtilen nedenlerden dolayı katılmıyorum.II) DELİLLER
:A) Hukuksal Değerlendirme
:TCK'nın “Hakaret” başlıklı 125. maddesi incelendiğinde:TCK'nın "Hakaret" başlıklı 125. maddesi incelendiğinde:"(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.(3) Hakaret suçunun;a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.(5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır." şeklindeki düzenlenmelere yer verildiği görülmektedir.Bu düzenlemeyle, 765 sayılı TCK'dan farklı olarak hakaret ve sövme ayrımı kaldırılmış, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek hakaret suçunu oluşturan seçimlik hareketler olarak belirlenmiştir (Mahmut Koca, İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s. 430.).Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir.Eleştiri ise herhangi bir kişiyi, eseri, olayı veya konuyu enine, boyuna, derinlemesine her yönüyle incelemek, belli kriterlere göre ölçmek, değerlendirmek, doğru ve yanlış yanlarını sergilemek amacıyla ortaya konulan görüş ve düşüncelerdir. Genelde beğenmemek, kusur bulmak olarak kabul görmekte ise de eleştirinin bir amacının da konuyu anlaşılır kılmak, sonuç çıkarmak ve toplumu yönlendirmek olduğunda kuşku yoktur.Kamu görevlilerinin, görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmaları zorunludur. Bununla birlikle demokratik bir hukuk devletinde, kamu görevini üstlenenleri denetlemek, faaliyetlerini değerlendirmek ve eleştirmek de kaynağını Anayasa'dan alan düşünceyi açıklama özgürlüğünün sonucudur. Eleştirinin sert bir üslupla yapılması, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgu ise de eleştiri yapılırken görüş açıklama niteliğinde bulunmayan, küçültücü, aşağılayıcı ifadeler kullanılmamalı, düşünceyi açıklama sınırları içinde kalınmalıdır.Öte yandan, her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.TCK'nın "Mağdurun belirlenmesi" başlığını taşıyan 126. maddesi;( Sanığın Hakaret İçerikli İfadelerinin TCK'nın 126. Maddesinde Belirtildiği Üzere Duraksamaya Yer Vermeyecek Biçimde Katılana Yöneltilip Yöneltilmediğinin Değerlendirilmesi)"Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır."Şeklinde düzenlenmiş olup madde gerekçesinde de;"Hakaret suçunun oluşabilmesi için mağdurun belli veya belirlenmesinin olanaklı bulunması gereklidir. İşte bu maddeyle suçu işleyen tarafından mağdurun kimliğinin açıkça belirtilmediğinde, ne gibi bir durumun varlığı hâlinde ismin belirtilmiş ve hakaretin açıklanmış sayılacağına ait ölçü gösterilmektedir.Madde, aslında usûl hukuku bakımından ispata yönelik, karineye benzer bir ölçü getirmiş bulunmaktadır." açıklamalarına yer verilmiştir.Buna göre hakaret suçunun oluşabilmesi için muhatabının belirli olmasında zorunluluk bulunmakta olup Ceza Genel Kurulu ve Dairemizin yerleşik içtihatları da bu doğrultudadır.B) İncelenen Dosyada
:Milletvekili olan Katılanın paylaştığı iddia edilen çözümü bilirkişi tarafından yapılan video, ulusal çapta yayın yapan bir yayın organının facebook adlı sitesinde yayınlandığı, söz konusu video ile ilgili bilirkişi çözümünde, köpek ile konuşan iki erkeğin olduğu, 1. erkek sesinin özetle köpeğe karşı, ...'ın yediğinden az yiyorsun, ya gıcık oluyorum adama ya ölsün istiyorum şeklinde olduğu, bu paylaşımın ulusal çapta yayın yapan bir yayın organının facebook adlı sitesinde ,''... Skandal Paylaşım "... ölsün istiyorum ''şeklinde üst sağ köşede köpekli video resmi olduğu halde paylaşıldığı, bu paylaşımın altına da olumsuz sözler içeren paylaşımlar yapıldığı, sanığın da bu paylaşımlar esnasında ''Hoşt köpek'' şeklinde paylaşımda bulunduğu, bu paylaşım nedeniyle Sanık hakkında Milletvekili olan Katılan'a karşı Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan dolayı Ankara Batı Başsavcılığı tarafından kamu davasının açıldığı, Ankara Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 22.09.2022 tarihli karar ile sanık hakkında Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan dolayı verilen beraat kararının, istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esatan reddine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi ile Yargıtay 4. Ceza Dairesi; ''Dosya kapsamından sanığın paylaşımının 5237 sayılı Kanun'un 126. maddesinde de belirtildiği üzere duraksamaya yol açmayacak şekilde katılana yönelik olduğunun anlaşılması karşısında atılı hakaret suçunun unsurları itibariyle oluştuğu düşünülmeden yerinde olmayan gerekçeyle sanığın beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur '' denilerek Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20 Ceza Daire kararının BOZULMASINA karar verilmiştir.C) Dosya kapsamı tüm açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde;1-Öncelikle Sanık hakkında siyasetçi olan Katılan'a karşı söylediği Dairemizce kabul edilen sözlerin suç olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.AİHM'nin 15.06.2021 tarihli Ömür Çağdaş Ersoy / Türkiye kararı (Başvuru no. ████████)nda bu durum ayrıntılı olarak incelenmiştir.Ömür Çağdaş Ersoy/Türkiye kararında; Başvurucu Ömür Çağdaş Ersoy'un 18.12.2012 tarihinde Başbakanın bir törene katılmak için ODTÜ kampüsüne gelişini protesto etmek amacıyla yaptığı protesto esnasında ''Arkadaşlar! Bugün arkadaşlarımızın düzmece bir operasyonla alınışı zaferle sonuçlanmıştır ama bu geçici bir zaferdir. Bu kavga T... E.......’ın zapt edilecek bir kale olarak bellediği ODTÜ’de tokat yemesi ve bunun karşılığında intikam hırsıyla kudurmuş bir köpek gibi öğrencilere saldırmasına karşı atılmış ikinci bir tokattır.'' şeklinde yaptığı konuşmadan dolayı mahkum olması üzerine, AİHM'ne yapmış olduğu başvuru sonucunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; ''somut olayın koşullarında, ulusal makamların, başvuranın ifade özgürlüğü hakkı ile karşı tarafın özel hayatına saygı hakkı arasında içtihatlarıyla belirlenen kriterlere uygun ve yeterli bir denge gözetmedikleri sonucuna varmaktadır. Mahkeme, her hâlükârda, başvuranın ifade özgürlüğü hakkının kullanımına yapılan müdahale ile ilgili kişinin itibarının korunması meşru amacı arasında makul bir orantılılık ilgisi bulunmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, somut olayda Sözleşme’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir." şeklinde belirterek Başbakan olan siyasetçiye karşı söylenen kudurmuş bir köpek ibaresinin suç olarak kabul edilemiyeceğine karar vermiştir.Olayımızda; Sanığın siyasetçi olan Katılana söylediği Dairemizce kabul edilen hoşt köpek tabiri ile AİHM 'nin suç oluşturmadığına karar verdiği, siyasetçiye karşı söylenen kudurmuş köpek ibarelerininin aynı ibareler olduğu, dolayısıyla AİHM'nin kararında belirtildiği şekilde, Somut olayın koşullarında, Sanığın ifade özgürlüğü hakkı ile katılanın özel hayatına saygı hakkı arasında AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla belirlenen kriterlere uygun ve yeterli bir denge gözetilmesi gerektiği, sanığın Dairemiz kararı doğrultusunda cezalandırılması halinde sanığın ifade özgürlüğü hakkının kullanımına yapılan müdahale ile ilgili kişinin itibarının korunması meşru amacı arasında makul bir orantılılık ilgisinin bulunmayacağı, bu durumun Anayasamızın 13... . maddeleri ile İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin 10. maddesine aykırılık oluşturacağı açıktır.2- Dairemizin kabulune göre ise, tartışılması gereken ikinci husus sanığın söylediği sözleri katılanı kastederek, katılana karşı söyleyip söylemediğinin, TCK'nın 126. maddesinde açıklanan matufiyet şartının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerektiğidir.Dairemizin (Kapatılan) 18. Ceza Dairesi 21.01.2020 tarih, 340-1690 sayılı, 29.09.2025 tarihli ██████████ -Esas ██████████ Karar sayılı kararlarında; ''Sanığın, yazdığı yazıda katılanın adının hiç geçmemesi ve suça konu ifadelerin TCK’nın 126. maddesinde de belirtildiği üzere duraksamaya yol açmayacak bir şekilde katılanın şahsına yönelik olduğunun anlaşılamaması ve dolayısıyla matufiyet şartının olayda gerçekleşmediği gözetilmeden, unsurları oluşmayan hakaret suçundan beraati yerine yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi" şeklinde belirtilerek matufiyet şartı için aranan şartlar açıkça belirtilmiştir.Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas No
: 2021/4-14, Karar No: ████████ sayılı kararı ile benzer karalarında; hakaret suçunun oluşabilmesi için muhatabının belirli olmasında zorunluluk bulunmakta olduğunu kabul etmiştir.Somut olayda; Sanık tarafından yapılan paylaşımda katılanın adının hiç geçmemesi, Sanığın değişik aşamalardaki savunmalarında, söz konusu paylaşım ile katılanı kastetmediğini, hakaret içerikli paylaşım yapan başka bir kullanıcıya bu sözleri yazdığını belirtmesi karşısında, hakarete konu sözlerin TCK’nın 126. maddesinde de belirtildiği üzere duraksamaya yol açmayacak bir şekilde katılanın şahsına yönelik olduğunun anlaşılamaması ve dolayısıyla matufiyet şartının olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenememesi nedeniyle Sanık hakkında ilk derece Mahkemesince verilen beraat kararının istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının yukarıda belirtilen gerekçelerle hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır.SONUÇ
:Yukarıda belirtilen gerekçelerle;AİHM'nin Ömür Çağdaş Ersoy/Türkiye kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları ile Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda,Sanık ... hakkında Ankara Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararının istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının farklı gerekçe ile ONANMASINA karar verilmesi gerekirken BOZULMASINA karşıyım. 28.10.2025