Anahtar kelimeler: Bitimi Ayına Ayından Şantiyelerinde Aralık Nisan Usd Yurt Anadolu Ödenmediğini
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde 2003 yılı Nisan ayından 2014 yılı Aralık ayına kadar çalıştığını, en son aylık ücretinin 1.750,00 USD olduğunu, iş sözleşmesine haksız ve bildirimsiz olarak iş bitimi sebebiyle son verilen davacıya kıdem ve ihbar tazminatlarının ve diğer işçilik alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; belirsiz alacak davası açılamayacağını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının davalı Şirkette aralıklı olarak çalıştığını, en son ücretinin brüt 1.117,00 USD olduğunu, davacının her dönem için kıdem tazminatına hak kazandığını ispat etmesi gerektiğini, bu nedenle her dönemin ayrı ayrı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, hak ve alacaklarının ödendiğini, talep edilen faiz oranlarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle feshedildiği, iş bitimi nedeniyle yapılan feshin işvereni işçiye tazminat yükümlülüğünden kurtarmayacağı anlaşılmakla davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı kanaatine varıldığı, dosya kapsamında yazılı delil bulunmadığından tanık beyanlarına göre inceleme yapıldığı ve 08.10.2024 tarihli raporda yapılan hesaplamanın hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince belirlenen ücretin dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, dosya arasına alınan hizmet dökümü ve yurt dışına çıkış kayıtları doğrultusunda davacı tanığının beyanlarının hükme esas alındığı dönemin doğru şekilde belirlendiği, ispat yükü üzerinde olan davalı yanca davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacak şekilde sonlandığı hususunun ispatlanamadığı anlaşılmakla tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Kararın gerekçesiz olduğunu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini,
2. Davacının ücretin hatalı tespit edildiğini, son brüt ücretinin 1.117,00 USD olduğunu,
3. Davacının herhangi bir sosyal yardım alacağı hakkı bulunmadığından yan hak olarak ücretine 200,00 USD dâhil edilerek giydirilmiş brüt ücret hesaplamasının hukuka aykırı olduğunu,
4. Davacının hizmet sürelerinin birleştirilmesinin hatalı olduğunu,
5. Davacının iş sözleşmesi proje bazlı olarak yapılmış olup projenin bitiminde de iş sözleşmesi kendiliğinden sona erdiğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını,
6. Davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazanmadığını,
7. Davacı ile menfaat birliği içinde olan ve çelişkili beyanda bulunan tanık beyanları dikkate alınarak ve kesin delil niteliğindeki bordrolar göz ardı edilerek hesaplama yapıldığını,
8. Dava konusu işçilik alacaklarından %50'den aşağı olmamak üzere indirim yapılması gerektiğini,
9. İtiraza uğramış bir raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, hizmet sürelerinin birleştirilmesi, ücret ve giydirilmiş ücretin tespiti, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesabına ilişkindir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma alacağının ispatında salt menfaat birliği olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tür tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacağın varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından da aynı ilkeler geçerlidir.
Somut olayda; davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel alacağı talepleri tanık anlatımına göre hesaplanıp hüküm altına alınmıştır. Davacı tanığının da davalı aleyhine dava açtığı anlaşıldığından; somut davada çıkacak sonuçtan menfaat elde edeceği de tartışmasız olup başka delillerle desteklenmeden tek başına bu tanık anlatımına itibar edilmesi mümkün değildir. Dosyada davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık anlatımından başka da delil bulunmadığından dava konusu fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacağı taleplerinin somut, inandırıcı ve yeterli delillerle ispatlanamaması sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.
3. Davacının tazminata esas alınan giydirilmiş ücretinin hesabında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yemek ve barınma gideri miktarı 200,00 USD olarak belirlenmiştir. Ancak kabul edilen miktarın, emsal nitelikteki dosyalarda Yargıtay tarafından benimsenen yemek ve barınma gideri miktarlarının çok üzerinde olduğu, yurt dışındaki şantiyelerde çalışan işçilere aylık 150,00 USD yemek ve barınma yardımı yapıldığı kabul edilerek giydirilmiş ücret belirlenen dosyaların, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği dikkate alınarak yemek ve barınma gideri olarak 150,00 USD yerine 200,00 USD'nin kabulü isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!