Anahtar kelimeler: Başlayıp Makbuz Elden Eylül Prime Kazancının Ayında Müdür Bankadan Şubesinde
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı katılma yoluyla davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin ... Şubesinde 2013 Eylül ayında işe başlayıp daha sonra genel müdür olarak 03.01.2020 tarihine kadar çalıştığıını, aylık net ücretinin 17.500,00 TL olmasına karşılık prime esas kazancının 3.000,00 TL'nin altında gösterilerek ücretin bir kısmının bankadan, bir kısmının ise makbuz karşılığı elden ödendiğini, yılllık tahakkuk ettirilecek olan cirodan %1,5 oranında ödenecek olan prim ücretinin bu zamana kadar yalnızca küçük bir kısmının ödendiğini, müvekkilinin iş sözleşmesini işverenin kanuna aykırı davranışları ve kendisine ... şubesinde tahakkuk ettirdiği cironun %1,5 oranında primin ödeneceği taahhüt edildiği hâlde bu tutardan çok daha düşük bir prim miktarının ödenmiş olması sebebiyle haklı nedenle sona erdirdiğini, işçilik hak ve alacaklarının ödenmediğini iddia ederek ücret, prim, yıllık ücretli izin, hafta tatili, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle usulen talep edilen alacakların somutlaştırılmadığını ve belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının hizmet süresinin de 20.09.2013-03.01.2020 tarihi arasında olduğunu, davacının daha önce ... şube satış sorumlusu olduğunu, en son giydirilmiş aylık brüt ücreti 13.783,79 TL olan davacının sigorta primlerinin de eksik yatırılmadığını, davacının güveni kötüye kullanmak suretiyle gizli şekilde arka planda kurdurduğu Şirketine çok sayıda çalışanı haklarını ödetip göndererek müvekkili Şirketi zarara uğrattığını, bu nedenle hakkında suç ihbarı ve şikâyette bulunulduğunu, yargılaması devam eden soruşturma esnasında müvekkiline ihtarname göndererek iş ilişkisini sona erdirdiğini, yüksek düzeyde çalışan olan davacının kendi mesaisini ayarlayabilecek durumda bulunması nedeniyle fazla çalışma ve tatil çalışma alacaklarının bulunmadığını, prime dayalı alacaklarının da olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda hesap bilirkişisinden ek rapor alındığı, davacının 2013-2016 yılları arasında fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde katılma yoluyla davacı ile davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının son net ücreti 17.500,00 TL olduğunun ispat edildiğini,
b. Fazla çalışma alacaklarından %35 indirim uygulanmasının yerinde olmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Cevap dilekçesinin ıslahına yönelik taleplerinin kabul edilmemesinin hatalı olduğunu,
b. Davacı tarafın prim alacağı talebini kısmi davaya çevirmeye yönelik talebinin değerlendirilmediğini,
c. Deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden karar verildiğini,
d. Davacı tarafça sunulan belgelerin hiçbir şekilde bir delil veya delil başlangıcı oluşturmadığını,
e. Prim alacağıyla ilgili ne bir sözleşme ne bir iç yönetmelik ne de bir işyeri uygulamasının varlığını gösteren bir bilgi bulunmadığını, prim alacağı ispatlanmadığı gibi bilirkişi hesabının da yerinde olmadığını,
f. Kıdem tazminatı talebinin dayanaksız olduğunu,
g. Davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunmadığını, bu alacakların hesabının hatalı olduğunu,
ğ. Davacının prime hak kazandığının kabul edilmesi hâlinde ödenen primlerin fazla çalışmalardan düşülmesi ve hesaplamanın 0,5 katsayısı ile yapılması gerektiğini,
h. Davacının Mahkeme huzurundaki beyanıyla prim alacağı konusundaki iddiasından döndüğünü, ikrarı ile vakıanın çekişmeli olmaktan çıktığını,
ı. Davacının ücret alacağının bulunmadığını, fesih ihtarında sadece son aya ait ücretini talep ettiğini,
i. İzin alacağının bulunmadığını, bu alacaktan %50 oranında indirim yapılmamasının da usule, yasaya ve Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına aykırı olduğunu,
j. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını,
k. Faiz başlangıç ve oranlarının hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının aylık ücret miktarının tespiti ile prim, ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı, uygulanan faizin oran ve başlangıç tarihlerinin yerinde olup olmadığı ile zamanaşımı hususlarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!