Anahtar kelimeler: Temettü Dek Bugüne Davasıdır Kar Beri Alacağa Yazim Payı Pay

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 509 ve 512. maddeleri uyarınca, müvekkil .....'ün 2018 tarihinden beri %10 oranında pay sahibi sıfatıyla hak kazandığı, ancak bugüne dek ödenmeyen kâr payı (temettü) alacaklarının tahsiline yönelik olduğunu, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, müvekkil ..... lehine şimdilik 150.000,00 TL’nin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 507, 508, 509 ve 512. maddeleri uyarınca davalı şirketten tahsiline (HMK 107 m. Uyarınca belirsiz alacak davasıdır.) söz konusu alacağa, zarar tarihinden itibaren işleyecek şekilde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) avans faizi oranında faiz uygulanmasına, yargılama giderleri ile birlikte vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kar payı dağıtımı, yalnızca genel kurulda alınacak dağıtım kararı sonrasında geçerli olabilecektir. Müvekkil şirketin bu yönde bir kararı bulunmamakla birlikte, bir an için kar dağıtım kararı almış olsaydı bile, kar payını talep etme hakkı TBK md.147 hükmü gereğince 5 yıllık zaman aşımına tabi olacaktı. 26. Davacının dilekçesinde 2019 yılından beri kar payını istemesi karşısında, -hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte- bir an için kar payı kararı alındığı kabul edilseydi bile, bu sefer de talebi zamanaşımına uğramış olacaktı. Ancak önemle ve tekrar belirtmek gerekir ki müvekkil şirketin kar payı dağıtımı yönünde karar alıp dağıtmadığı bir kar bulunmamaktadır. Davacı taraf hukuki bir fecaat olan dilekçesiyle, Türk Ticaret Kanunu’nda olmayan, hiçbir yargı kararında bulunmayan, dahası doktrinde bile tartışılmamış, kabul edilmemiş, fikir olarak bile değer görmemiş bir talebi, sırf dava açabilmek ve şirketi bu yolla baskı altına alabilmek için sayın mahkemeye sunmaktan çekinmemiştir. 28. Davacı taraf dilekçesinin 1.sayfasında (aynen alıntı ile) “…bu kapsamda müvekkil, ortaklık sıfatı çerçevesinde doğan kâr payı (temettü) alacaklarının eda davası yoluyla tahsilini talep etmektedir…” şeklinde beyanı ile kar payının bir eda davası ile talep edilebileceği yanılgısına düşmüştür. 29. Eda davası, davacının, davalının bir şeyi yapmaya, bir şey vermeye veya bir şeyi yapmamaya mahkûm edilmesini istediği davadır (HMK.105). Sayın mahkemenin de çok iyi bildiği, ancak belli ki davacı tarafın haberdar olmadığı ve/veya bilmediği çok temel bir ticaret hukuku düzenlemesine yer vermek gerekmektedir: kar payı dağıtım kararı münhasıran genel kurul tarafından alınabilir! dağıtımı kararlaştırılmamış kar payının eda davası ile talep edilebilmesi mümkün olmadığını, belirtilen nedenlerle, öncelikle belirsiz alacak olarak açılması mümkün olmayan ve davacının kendi dilekçesinde kuruşuna kadar tespit etmiş olduğu gerçek dava değeri olan 9.182.037,25 TL üzerinden, Harçlar Kanunu 30.maddesi gereğince noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcının tamamlattırılmasını, dava şartı olan arabuluculuk aşaması tamamlanmadığından, arabuluculuk tutanağının sunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, dava dilekçesindeki belirsizliklerin giderilerek, davacı taraftan davasını somutlaştırmasının istenmesini, genel kurul kararının iptali mi, sorumluluk davası mı yoksa kâr payı talebinde mi bulunduğunu, bu talebi kimlere karşı ve hangi oranlarda sunduğu hususunda somutlaştırma talep edilmesini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, sayın mahkemenin kar payı dağıtımı yönünde bir kanaate ulaşması durumunda ise davanın zamanaşımına uğradığının kabulünü, anonim şirketlerde kar payı dağıtma kararının, münhasıran ortaklar tarafından alınabileceği ve mahkemenin genel kurulun iradesinin yerine geçemeyeceğinden bahisle, haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı bu davanın reddini, davacının dilekçesinde yer verdiği ve mahkemeyi yanıltma ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etme amacına hizmet eden ve sadece huzurdaki davada değil, Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E. sayılı dosyasında, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E. ve Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E dosyalarında da sunduğu ve bu işi adet haline getirdiği SAHTE Yargıtay kararlarından ötürü, sayın mahkemenin re’sen savcılığa başvuruda bulunup; Özel Belgede Sahtecilik (TCK m.207), Resmi Belgede Sahtecilik (TCK m.204) ve Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs (TCK m.288) ile yine davacıların bağlı bulunduğu İstanbul 1 Numaralı Barosu ve İstanbul 2 Numaralı Barosu’na başvuruda bulunarak, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Disiplin Cezalarının Uygulanacağı Haller” başlıklı 34.maddesine aykırılıktan ötürü disiplin soruşturması başlatılmasının talep edilmesini, Tüm yargılama giderleri ve masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava; davacının davalı şirket nezdinde, sahip olduğu pay sahipliği sıfatına dayanarak talep ettiği kar payı alacağının tespiti ve davalıdan tahsili talebinin yerinde olup olmadığının tespitine ilişkindir.
Davacı ve davalı vekilleri █████/2026 ve █████/2026 tarihli dilekçelerinde birbirleri ile sulh olunduğunu, bu sebeple her türlü alacak, mahkeme masrafı ve vekalet ücreti vb. haklarından her iki tarafın karşılıklı olarak feragat ettiklerini beyan etmiştirler.
Taraf vekillerinin vekaletnamelerinde yapılan incelemede davadan feragate yetkilerinin olduğu anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, HMK'nin 307. maddesine göre davadan feragat "Davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." Yine aynı Yasa'nın 311. maddesine göre, feragat, kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Bu hükümler gözetildiğinde davadan feragatın davaya kendiliğinden son veren bir taraf işlemi olduğunda kuşku bulunmadığı, davadan/istemden feragatın yöntemine uygun, süresinde ve üzerinde serbestçe tasarruf edilebilecek hususta olduğu anlaşılmış olup, bu doğrultuda aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın feragat nedeni ile REDDİNE,
2-Feragatin gerçekleştiği aşamaya göre alınması gereken 488,00-TL karar harcından dava açılırken yatırılan 2.561,63-TL peşin harcın indirilmesi ile fazlaca alınan 2.073,63-TL harcın davacıya geri verilmesine,
3-Tarafların yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacının ve davalının yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
5-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakiben yatırana iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) tarafların yokluklarında, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. █████/2026
Katip .....
☪ e-imzalıdır. ☪
Hakim ....
☪ e-imzalıdır. ☪

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!