Anahtar kelimeler: Tül Gelinlik Abiye Kumaşın Tpmk İddiadavacı Kıyafetler Adını Özgün Piyasada

T.C.

İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Asıl Dava: Davacı ... vekili, özetle; davacının, TPMK nezdinde tescilli (.... Sınıfta)... no.lu "..." markasının ve tekstil sektöründe gelinlik, abiye kıyafetler vb. ürünlerin üretiminde kullanılan ... no.lu tül tasarımının sahibi olduğunu; davalının ise, davacının sahibi olduğu marka adını ve yine davacının özgün tasarımını davacının izni ve onayı dışında kullandığını, piyasada "..." olarak bilinen tül kumaşın davalı yanca kullanıldığı öğrenilince müvekkilinin davalıya ihtarname gönderdiğini, iyiniyetli keşide edilen bu ihtarın davalı tarafından dikkate alınmadığını, davalı tarafın eyleminin marka ve endüstriyel tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, SMK 151/2-b kapsamında şimdilik 1000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
: Davalı ... Ltd. Şti. vekili, özetle; davacının bir şekilde tescil ettirdiği "..." ismini taşıyan ürünün davacının tescile konu ettiği haliyle tekstil sektöründe yıllardır zaten var olan bir tül çeşidi olduğunu; davanın reddini talep etmiştir.
İDDİA
:BİRLEŞEN DAVADA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; ...nolu ...markasının ve ... nolu ETB'nin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
: Davalı ... vekili cevap dilekçesinden özetle; "..." markasını tescilden önce de ilk defa kullananın müvekkili olduğunu, bu markadan önce ibarenin piyasada yer etmiş bir tül çeşidi olmadığı gibi bu ismi 'gelinlik ve abiye sektöründe' bir tül çeşidi olarak ilk defa koyan ve ürettirenin müvekkili olduğunu, dava konusu tül tasarımını da ilk üretenin ve tasarlayanın müvekkili olduğunu, müvekkilinin tasarımının özgün, yenilik doğurucu bir tasarım olduğunu, kullanımı gösterir 2015 yılından itibaren olan delilleri dosyaya sunduklarını, '...' isimli bir tül vasıflandırmasının bulunmadığını, müvekkili tarafından marka olarak kullanılıncaya kadar ve tasarımı ilk olarak ürettirilinceye kadar '...' diye bir çeşidin gelinlik ve abiye piyasasında olmadığını, '...' aramasında ağırlıklı olarak perde adlandırmalarının mevcut olduğunu, birleşen davanın reddine karra verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Asıl davada uyuşmazlığın ; marka ve endüstriyel tasarıma tecavüzün tespiti, ihtiyati tedbir, SMK 151/2-b kapsamında şimdilik 1000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili, birleşen davada dava konusunun ... nolu ... markasının ve ... nolu ETB'nin hükümsüzlüğüne ilişkin olarak açıldığı,
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, yargılamanın devamı sırasında ...’nin ticari sicilden terkin edildiği, tüzel kişiliğinin sona erdiği ancak ihya davası açılmadığı anlaşılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
... SİCİLDEN TERKİN EDİLMEDEN ÖNCE BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ YAPTIRILMIŞ
Bilirkişiler..., ..., ..., ...'ın █████/2023 tarihli bilirkişi raporlarında;Asıl davada; davalı/karşı davacı tarafa ait iş yerinde tespit edilen tül tasarımlarının davacı/karşı davalı tarafa ait...no'lu tasarımın koruma kapsamında olduğu,
Birleşen davada; davacı/karşı davalı tarafa ait ... no'lu tasarımın başvuru tarihi olan 06.11.2020 tarihi itibari ile yenilik ve ayırt edicilik niteliklerine sahip olmadığı, Asıl dava yönünden,...D. İş sayılı tespit dosyasında davalı işyerinde tespit edilen ... ibareli marka kullanımının, davacıya ait ... no.lu markanın tescilli olduğu ... sınıfta olup, davacının markasında yer alan ... ibaresini de ihtiva etmekle davacı markasının koruması kapsamında olduğu, ... ibaresini ilk kimin kullandığına ilişkin; davalının ibareyi ilk kullanımının instagramda Mart 2019’daki paylaşımla olduğu, 2019 ve 2020 yıllarına ait 3 faturada “...” olarak kullanımının bulunduğu, davacının sunduğu deliller ve/veya ... sayılı değişik iş dosyasındaki bilirkişi beyanı Sayın Mahkemenizce delil olarak kabul edilirse davacının ibareyi davalıdan daha önce kullandığı sonucuna varılabileceği, ancak her durumda, birleşen dava yönünden, ... ibaresinin tül piyasasında herkesin kullandığı bir cins ismi mi olduğunun ve/veya emtianın kalitesine mi işaret ettiğinin yoksa markanın ticari kaynak (davacıyı) gösterme fonksiyonuna sahip mi olduğunun tespit edilmesi gerektiği, bunun asıl davada ileri sürülen marka hakkına tecavüz iddiasına ilişkin karara etki edeceği ve sadece internet üzerinden yapılan araştırmanın bu konuda net bir tespite ulaşılması için yeterli olmayabileceğinin düşünüldüğünü,Heyetlerinde ilgili sektörden bir bilirkişinin görüşüne başvurulursa daha sağlıklı bir değerlendirmenin yapılıp sonuca varılabileceği kanaatinin hasıl olduğunu bildirmişledir.
Bilirkişiler ..., ..., ...,... 'in █████/2024 tarihli raporlarından özetle; Tasarım Hükümsüzlüğü Yönünden; Davalı/Karşı Davacı tarafça hükümsüzlük dava dosyası delil eki olarak sunulan ve Görsel 10’da yer alan 01 Mart 2019 “...” başlığı ile paylaşılan görselin tasarım yönünden Davacı tarafa ait 2020 08212 tescil nolu “...” markalı tasarım ile karşılaştırılması sonucunda; dış görünümde benzerlik bulunduğu, benzer formda oluşları ile birlikte ölçü, oran, şekil ve teknik açısından genel izlenimde farklılık görülmediği ve benzer algılandıkları, tescil tarihinden önce paylaşımda bulunulması nedeniyle de Davacı/Karşı Davalı tarafa ait ... tescil nolu tasarım için yenilik ve ayırt edicilik niteliğe haiz olmadığından ve ayrıca tasarım sahibinin tasarımı önceye dayalı kullanıma dir ikrarı sebebiyle hareketle hükümsüzlük koşullarının oluşabileceği, Marka Hükümsüzlüğü Yönünden; Her ne kadar sektörde yaygın kullanımı olduğu ve herkesçe bilinen tanımlanmış bir ürüne işaret ettiği iddia edilse de, tekstil alanında literatürde “...” adı ile tanımlanan bir tül çeşidi yer almamaktadır. İnternet sorgulamasında da “tül” ya da “...” yazıldığında benzer sonuçlar alınmakta, açılan sayfalarda ... tanımı lehine manidar bir yönelim görülmemektedir. Bu nedenle “...” marka adının tescilli olarak kullanımında bir sakınca bulunmadığı bu çerçevede marka hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı bildirilmiştir. Asıl davada: Tasarım Tecavüzü Yönünden; Davacı/Karşı Davalı tarafa ait ... tescil nolu tasarım ile Davalı/Karşı Davacıya (aleyhine tespit istenen) ait işyerinde tespit edilen tül mercek altı görünümleri karşılaştırmalı olarak değerlendirildiğinde; dış görünümde benzerlik bulunduğu, raşel örgü, dörtgen formda oluşları ile birlikte ölçü, oran, şekil ve kullanılan teknik açısından genel izlenimde farklılık görülmediğinden benzer algılandıkları belirtilmiş olmakla birlikte, birleşen davada asıl davanın davacısının tasarımının yenilik unsurunun bulunmaması nedeniyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varılmış olmakla ,tasarım tecavüzünün söz konusu olmayacağı, arka tecavüzü yönünden; Davaya konu ... ibaresinin hem sektörde ... nün olması hem ...’ün ürün ismi olması ... ibaresinin .... ibaresi ile çağrışım yapması dikkate alındığında zayıf marka statüsünde olduğu kanaati hasıl olmuştur. Bünyesinde yardımcı unsur olarak tasviri işaret bulunduran markalar zayıf marka olarak adlandırılacağı, zayıf marka olan ... ibaresinin markasal olmayıp ürün niteliğini belirtmek amacıyla cins adı şekliyle davacı markasındaki şekil unsuru olmaksın kullanılması dikkate alındığında marka tecavüzü koşullarının oluşmadığı bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ..., ...'nın █████/2024 tarihli raporlarından özetle; tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini haiz olmadığı gerekçeleriyle hükümsüzlük koşullarının oluşabileceği, Tescilli tasarıma tecavüze ilişkin iddiası bakımından, Söz konusu tasarıma konu ürün bakımından zengin seçenek özgürlüğünün bulunduğu, tasarımlar arasında dış görünümde benzerlik bulunduğu, genel izlenim yönünden tüketicide aynı intibayı bırakacağı, Ancak SMK m. 79 uyarınca tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin karar geçmişe etkili olduğu ve tasarıma SMK uyarınca sağlanan koruma hiç doğmamış sayılacağı, tasarımın hükümsüz kılınması halinde davacıya sağlanan koruma geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağından ve bu ihtimalde asıl davada ileri sürülen tasarım hakkına tecavüz iddiasının temeli ortadan kalkacağı, hükümsüzlük nedenine ilişkin olarak şartların somut olayda oluşmadığı, Marka Hakkına Tecavüz İddiası Bakımından ; Davacı/karşı Davacı/karşı davalıya ait “ ... ” ibareli markanın ilk kez davacı tarafça tescil ettirildiği ve kullanıldığı, esaslı unsurun aynı olduğu, görsel, işitsel, kavramsal ve bütünsel benzerlik bulunduğu, davalı/karşı davacının, davacı/karşı davalıya ait marka ile benzer bir işareti, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı mal veya hizmetleri kapsayan bir biçimde kullandığı, davacı tarafın tescilli markası zayıf marka olarak kabul edilse dahi davalının aynı esas unsurlu ibareyi ayırt edicilik nitelik katmadan kullandığı dikkate alındığında bu kullanım neticesinde halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali meydana gelme ihtimali bulunduğu, ancak markanın şehir adı olduğu, ... Sınıf üzerindeki emtia üzerinde göreceli olarak ayırt ediciliği düşük bir ibare olması nedeniyle tecavüz iddiası bakımından koruma kapsamının daha dar olarak belirlenmesi gerektiği, zararın tayininde markanın satışa etkisi saptanırken zayıf markanın etkisinin daha düşük oranda olacağının göz önünde bulundurulması gerektiği, yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ... ..., ...'in █████/2025 tarihli bilirkişi raporlarından özetle; Tescilli tasarımın hükümsüzlüğü iddiası bakımından; Dava konusu tasarıma konu ürün bakımından zengin seçenek özgürlüğünün bulunduğu, tasarımlar arasında dış görünümde benzerlik bulunduğu, genel izlenim yönünden tüketicide aynı intibayı bırakacağı, davaya mesnet tasarımın tescil tarihinden önce bir tarihe tekabül eden ve orijinalliği Bilişim Bilirkişisi... tarafından tespit olunan 01.03.2019 tarihli “....” .... hesabındaki paylaşımında yer alan ‘...’ paylaşımda bulunulması nedeniyle de davacı/karşı davalı tarafa ait ... tescil numaralı tasarım için yenilik ve ayırt edicilik niteliği haiz olmadığından hareketle hükümsüzlük koşullarının oluşabileceği, herhalde, davacı/karşı davalının “...” ibareli tasarımı, başvuru tarihi olan 06.11.2020 tarihinden 12 ay öncesinde (2014 yılından bu yana) kullanıldığını ikrar ettiği, davacının cevaba cevap dilekçesinin 2. Sayfasında “Tasarımın bu şekilde oluşmasından sonra piyasaya satılmaya başlanması sonrasında bir marka arayışına giren müvekkilim nihai olarak tasarladığı tülü…” şeklinde ifade ettiği gözetildiğinde ilgili tasarımın önceki tarihte tasarımcı tarafından kamuya sunulmuş olduğu ve bu nedenle tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini haiz olmadığı gerekçeleriyle hükümsüzlük koşullarının oluşabileceği, ve bunun yanı sıra, ilgili tasarımın, dava tarihinde her halükarda 3 senelik tescilsiz koruma süresinin de sona ermiş olduğu, Tescilli tasarıma tecavüze ilişkin iddiası bakımından, Söz konusu tasarıma konu ürün bakımından zengin seçenek özgürlüğünün bulunduğu, tasarımlar arasında dış görünümde benzerlik bulunduğu, genel izlenim yönünden tüketicide aynı intibayı bırakacağı,Ancak SMK m. 79 uyarınca tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin karar geçmişe etkili olduğu ve tasarıma SMK uyarınca sağlanan koruma hiç doğmamış sayılacağı, tasarımın hükümsüz kılınması halinde davacıya sağlanan koruma geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağından ve bu ihtimalde asıl davada ileri sürülen tasarım hakkına tecavüz iddiasının temeli ortadan kalkacağı, Markanın hükümsüzlüğü iddiası bakımından; 2020 136740 tescil no’lu marka tescilinde yer alan şekilsel unsur ve özel yazı fontu da göz önüne alındığında “şekil+...” ibaresinin bütüncül değerlendirilmesinde; hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, Marka Hakkına Tecavüz İddiası Bakımından kök rapordaki tespitleri tekrar ettikleri anlaşılmıştır.
Dava; asıl dava yönünden marka ve endüstriyel tasarıma tecavüzün tespiti, ihtiyati tedbir, SMK 151/2-b kapsamında şimdilik 1000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili, birleşen davada ise ... tescil numaralı “...” markası ile ... tescil numaralı endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkindir.
Dosya kapsamı, taraf beyanları, bilirkişi raporları ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;
Yargılama sırasında birleşen davada davacı şirketin, asıl davada davalı şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği, ticaret sicil kaydının terkin edildiği ( 1.7.2025 tarihinde sicil kaydının terkin edildiği) celp edilen ticari sicil kaydından anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi uyarınca tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları dava şartıdır. Aynı Kanun’un 115. maddesi gereğince dava şartı noksanlığı mahkemece re’sen gözetilir.Dolayısıyla dava şartı yönünden yapılan incelemede usul eksikliği varsa esasa girilemez. Yani tarafların davada haklı olup olmadığı araştırılamaz.
Bir şirket şirket ticaret sicilinden silinmiş ise tüzel kişilik sona ermiştir. Tüzel kişinin, tüzel kişiliğinin sona ermesi halinde, o tüzel kişinin taraf ( husumet ) ehliyeti de sona erer. Ancak, tüzel kişiliği sona eren şirketin yeniden ihyası ile sicile kaydedilmesi halinde o tüzel kişi hakkında dava görülebilir. Bu durumda, mahkemece, anılan şirketin ihyası için tarafa, dava açmak üzere süre verilmesi, dava açıldıktan sonra, bu davanın sonucunun beklenilmesi, şirketin ihyasından sonra, davaya dahil edilmesi, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmasından sonra da talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekir, huzurdaki davada asıl davacı davalı açısından ihya davası açılmayacağını duruşmada beyan ederek buna göre karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada dava davacı şirketin tüzel kişiliği ortadan kalktığı için ve vekilince ihya için bir talepde bulunacaklarına ilişkin bir beyanda sunulmadığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere; Tüzel kişiliğin sona ermesiyle birlikte şirketin taraf ehliyeti de ortadan kalkar. Sona eren tüzel kişilik adına dava açılması veya açılmış davanın sürdürülmesi mümkün değildir. Bu durumda şirketin ihyası için ayrı bir dava açılması gerekmekte olup, somut olayda bu yönde asıl ve birleşen dava yönünden açılmış bir ihya davası bulunmadığı gibi yargılama sürecinde de taraflarca ihya davası açılmamış bu yönde bir talepde bulunulmamıştır.
Birleşen dosyada bakımından, davacı şirketin tüzel kişiliğinin sona ermiş olması nedeniyle davacının davacı taraf sıfatını taşıması mümkün olmadığından husumet yokluğu söz konusudur. Bu haliyle dava şartı eksikliği bulunduğundan, işin esasına girilerek iddialarının değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Keza asıl davada da davalının tüzel kişiliği sona ermiş şirkete husumet düşmeyeceği açık olduğundan husumet ehliyeti bulunmadığı açıktır. Aktif dava ehliyeti, maddi hukuk anlamında hak sahibi olmayı ve bu hakkı dava yoluyla ileri sürebilmeyi ifade eder. Tüzel kişiliği sona ermiş şirkete yönelik esas hakkında bir karar verilmesi halinde bu karar yok hükmünde olacak ve infaz kabiliyeti bulunmayacaktır. Dolayısıyla yüksek yargı uygulamaları gözetilerek Asıl davanın, davacı şirketin tüzel kişiliğinin sona ermiş olması nedeniyle husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine, Birleşen davanın ise aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
:
I-ASIL DAVADA;
1-Davalı şirketin tüzel kişiliği sona erdiğinden ihya davası da açılmadığından ; husumet yokluğu nedeniyle usulden davanın reddine,
2-732 TL ilam harcının yatırılan 80.70 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 651,3 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 12.404,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
II-BİRLEŞEN DAVADA;
1- Davacı şirketin tüzel kişiliği sona erdiğinden aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden davanın reddine,
2-732 TL ilam harcının yatırılan 80.70 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 651,3 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 60.290,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
-Dair verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. █████/2026
Katip ...
¸
Hakim ...
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!