Anahtar kelimeler: Fatsa Binadaki Akdettiklerini Vadelerde Montaj Asansör Kalanının Sitesindeki Kdv Samsun
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasında 10.07.2018 tarihli asansör montaj sözleşmesi akdettiklerini, iş karşılığında 280.000,00 TL + KDV, 220.000,00 TL + KDV ve ... sitesindeki binadaki 4. kat, 7 no.lu bağımsız bölümün müvekkiline verileceğinin kararlaştırıldığını, ödemenin %30 peşin ve kalanının belirlenen eşit vadelerde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak peşin ödemenin yapılmadığı gibi diğer ödemelerin de vadesinde yapılmadığını, müvekkilinin buna rağmen 3 asansörün kurulumunu tamamlayarak teslim ettiğini, son asansörü ise %80 tamamladığını, davalının ödeme edimini zamanında yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin zora düştüğünü, ödemelerini yapamadığını ve işin kalanını tamamlayamadığını, davalının müvekkilinin alacağının altında ödeme yaptığını, bakiye alacağını alamadığını, işin kalanının yapımının davalı tarafından engellendiğini, Fatsa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/2 D. İş. sayılı dosyada tespit yaptırıldığını ve 3 asansörün çalışır vaziyette olduğunun, yeşil etiket ve 1 asansörün çalışır hale getirilmesi için 80.000,00 TL maliyet gerektiğinin tespit edildiğini, müvekkilinin işi tamamlamasına rağmen bakiye ödemenin yapılmadığını, taşınmazın tapusunun devredilmediğini, taşınmazın müvekkiline devredileceği inancı ile haricen 3. şahsa satılıp teslim edildiğini, davalının piyasada iş dolayısıyla müvekkilini kötülediğinden ticari itibarının zedelendiğini, manevi olarak da zarara uğradığını belirtilen nedenlerle, sözleşmede belirlenin 4. kat, 7 no.lu taşınmazın tapu iptal ve tescili ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, bakiye 47.500,00 TL alacağın, borcun ifasındaki gecikmeden kaynaklı 1.000,00 TL zararın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği davacıya verilecek bağımsız bölümün işin tamamlanması halinde dava dışı ...'ya verileceğinin kararlaştırıldığını, işin teslim süresinin 3 ay olmasına rağmen 1 yıldır işin tamamlanmadığını, 26.11.2019 tarihli tutanak ile davacıya ek süre verildiğini, taahhüt edilen 30.12.2019 da işin bitirilmemesi üzerine davacıya 20.04.2020 tarihinde ihtar gönderildiğini, işin bitirilmemesi üzerine 19.10.2020 tarihinde tarafların 30.11.2020 tarihinde işin bitirilmemesi halinde eksik imalât bedeli, müvekkilinin işin gecikmesi nedeniyle ödediği SGK prim farkı, yapı denetim ücreti ve şantiye şefine ödenen ücreti ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin ödemesi gereken tüm ödemeleri yaptığını ve malzeme alımı için fazladan 40.000,00 TL verdiğini, davacının işi yine bitirememesi üzerine taraflarca anlaşılarak 15.12.2020 tarihli fesih sözleşmesinin düzenlendiğini ve tarafların birbirini karşılıklı edim borçları nedeniyle ibra ettiğini, müvekkili tarafından Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ D. İş. sayılı dosyadan tespit yaptırıldığını ve 21.12.2020 tarihli keşif ile 167.000,00 TL imalât eksiği tespit edildiğini, müvekkilinin 04.01.2021'de eksik işler için ... firması ile 230.000,00 TL üzerinden anlaşarak işi tamamlattığını, davacının tespitinin 19.01.2021 tarihinde olup yeni firma tarafından bir kısım işler yapıldıktan sonra tespit yapıldığını, 15.12.2020 tarihli sözleşme ile davacı ile ibralaşılmasına rağmen alacak ve taşınmazın tapusunun istenilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki taşınmazın davacı tarafından haricen 3. kişiye satıldığını belirtilen nedenlerle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 10.07.2018 tarihli asansör montaj sözleşmesi akdedildiği ve sonrasında 15.12.2020 tarihli fesih sözleşmesi düzenlendiği, 15.12.2020 tarihli sözleşmede iki tarafın yetkililerinin de imzasının bulunduğu ve davalı ... şirketinin tüm ödemeleri yaptığı, dairenin verilmediği, davacı ...' ın edimini tamamlamadığı bu nedenle dairenin teslimi hususundan vazgeçilerek tarafların birbirlerinden başka hak ve alacakları olmadığına dair sözleşmeyi imzaladıkları, davacı vekilince sözleşmelerdeki bir kısım imzanın müvekkiline baskı ve tehditle imzalatıldığı belirtilmişse de dava dilekçesinde böyle bir iddia bulunmadığı, buna ilişkin savcılığa bir suç duyurunda bulunulmadığı, mahkemenin beyan için verdiği sürede bu hususun dile getirildiği ve iddiaların ispatlanamadığı, imza itirazı olan belgeler yönünden ise Adli Tıp Kurumu'nun sunmuş olduğu raporda, ... adına atılı imzalar ile ...'ın mukayese imzaları arasında uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu yönünde rapor tanzim edildiği, raporun ayrıntılı ve denetime açık olduğu, aynı zamanda mahkemece yapılan gözlemde de davacı şirket yetkilisinin imzasının karakteristik özellikleri bulunduğu ve sözleşmedeki imza ile resmi kurumlardaki imzaların çok benzerlik gösterdiği değerlendirilerek davacının itirazlarının yerinde olmadığının anlaşıldığı, davacının maddi zararlarının tazmini talepleri yönünden yapılan incelemede, taraflar arasındaki fesih ibra sözleşmesinin tarafların imzası ile düzenlendiği, iki tarafın da tacir olduğu ve yapılan sözleşmelerin sonucunu, etkilerini bilebilecek durumda olduklarının kabulünün gerekeceği, tacirin basiretli davranma yükümlülüğünün kanundan kaynaklandığı, davacının tehdit zorlama hususlarındaki iddilarını kanıtlanamadığı, davacının davalıdan sözleşme uyarınca alacağı bulunmadığı, maddi zararının doğduğu beyan ve talep edilmişse de davacının edimini zamanında yerine getirmediği dosyada mevcut süre uzatım ve fesih sözleşmelerinden anlaşılmakla ayrıca uğradığı zarara dair maddi tazminatı gerektirir bir delil sunulmadığı göz önüne alınarak bu hususun da ispatlanmadığı kanaatine varıldığı, manevi zararlarının tazmini yönünden yapılan incelemede ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinden yola çıkılarak davalının davacıya yönelik haksız veya hukuka aykırı bir eylemi bulunmadığı, aksinin ispat yükünün davacı üzerinde olduğu ve tanık beyanları ile de bu hususun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirdiğini, davalının ödemelerindeki gecikmeler nedeniyle müvekkilinin sıkıntı yaşadığını, davalının kendi edimini ifa etmeden müvekkilinden ifayı talep etmesinin MK'nın 2. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, davalının sunduğu belgelerin silahla tehditle imzalandığına dair itirazların beyan dilekçesi ile değil cevaba cevap dilekçesi ile yapıldığını ve tehditin tanık ... ve ... beyanlarıyla ispat edildiğini, bu nedenle dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin alacaklı iken borçlu atfedildiğini, aşırı yük yükleyen bir sözleşmeyi imzalaması hususu gözetildiğinde belgelerin ikrah ile imzalandığının açık olduğunu, davalının müvekkilinin getirdiği bir kısım malzemelere el koyarak işe devam etmesinin engellendiğini, bu malzemelerin davalı tarafından üçüncü kişilere satıldığını, bu hususun tanık beyanları ile ispat edildiğini, taşınmazın sözleşmenin yapılmasıyla birlikte devredilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağı, tapu iptal ve tescil talebi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!