Anahtar kelimeler: Çekiciye Römork Çarpıp Şeride Bariyerlere Şeritte Şeritten Çekici Seyrederken Kaybederek

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı Sigorta Şirketi nezdinde .... poliçe no’lu Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) sigortalı bulunan ... plakalı çekici ve bu çekiciye bağlı ... plakalı yari römork araç, araç kullanıcısı ...’in hakimiyetinde 27.03.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile 6 kişinin ölümüne sebebiyet verdiğini, meydana gelen kazada araç sürücüsü ...'nin idaresindeki araç ... istikametinden ... istikametinde sağ şeritte seyrederken önce sağ şeritten sol şeride geçtiğini ardından aracın sol ön kısımları ile orta bariyerlere çarpıp direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı yöne geçtiğini, ... istikametinden ... istikametine sol şeritte seyir halinde bulunan araçlara çarptığını, aracın üzerine devrilerek ve yaklaşık 50 mt sürüklendikten sonra durduğunu ve bu nedenle %100 kusurlu bulunduğunu belirtilmiş, meydana gelen kaza nedeniyle Silivri .... Ağır Ceza Mahkemesi ... E. ... K. Sayılı ilamı ile araç sürücü ...'nin %100 kusurlu olduğunUn tespit edildiğini ve 8 yıl 4 ay hapis ceza ile cezalandırılmasına karar verildiğini belirtmiş, söz konusu ceza yargılaması sırasında █████/2023 tarihli ... numaralı Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Adli Tıp Raporu'nda açıkça araç sürücüsü ...'nin %100 kusurlu olduğuna karar verildiğini belirtmişlerdir. Davalı sigorta şirketi'ne başvuru yapıldığı, akabinde dava şartı kapsamında arabuluculuğa başvuru yapıldığı ancak arabuluculu aşamasında anlaşma sağlanamadığını, davacıların Suriye vatandaşı olduklarını, bu kapsamda geçici koruma belgesi ile ülkemizde yaşamaya devam ettiklerini belirterek tüm bu sebeplerle davalarının kabulünü talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirkete sadece dava dilekçesi tebliğ edildiğini , davacının, HMK m.121 gereğince diğer delil örneklerini tebliğ ettirmediğini, dava dilekçesindeki davacı ifadeleriyle tazminat talepleri açısından ve diğer yönlerden davaya cevap verme imkanlarının olmadığı, Dava dilekçesinde bahsi geçen 21.01.2025 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı araç, davalı şirkete █████/2022 - █████/2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere .... numaralı Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi "genişletilmiş Kasko" ile sigortalı olduğu, Davacının davalı şirkete başvurusu neticesinde hasar dosyası açıldığı ancak sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması ve sigortalı aracın park halinde olması sebebiyle davacı yanın başvurusu reddedildiğini, davalının dava açılmasına sebebiyet vermesi söz konusu olmadığını; davacının bu yöndeki taleplerinin de reddini ve davanın reddini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; trafik kazasından kaynaklı olarak davalı sigorta şirketinden tazminat istemine dair olduğu anlaşılmıştır.
5718 sayılı Kanun'un 48. Maddesi şu şekildedir:
"Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar."
5718 sayılı Kanun'un 48. Maddesinden görülebileceği üzere Türk mahkemesinde dava açan yabancı kişinin teminat göstermesi zorunlu olup, Ülkemiz ve davacının vatandaşı olduğu ülke arasında (Suriye) teminattan muafiyete ilişkin uluslararası antlaşmanın da bulunmadığı ve mütekabiliyet esasının olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce il göç idaresine müzekkere yazılarak göç idaresinin kayıtlarının tetkik edilmek suretiyle davacıların ülkemizdeki yasal statülerinin ("mülteci", "şartlı mülteci", "ikincil koruma", geçici koruma, "şartlı mülteci" vb. gibi) tespit edilerek Mahkememize bilgi verilmesi talep edilmiş olup, il göç idaresi Mahkememize verdiği müzekkere cevabında; davacı ... isimli yabancı ve ... isimli yabancının yabancı kimlik numaraları ile yapılan sorgularında geçici koruma kapsamında olduğunu, diğer davacılar ... ve ... isimli şahısların ise hiçbir kayıtlarının olmadığını bildirmiştir.
Buna göre iki davacı yönünden geçici koruma statüsünün olduğu, dava tarihi itibariyle diğer 2 davacının ise herhangi bir kaydının olmadığı Mahkememizce tespit edilmiştir.
Bilindiği üzere geçici koruma statüsü teminattan muafiyet sağlamamakta olup, geçici koruma kapsamında Türkiye'de bulunan yabancıların 5718 sayılı Kanun'un 48. Maddesi gereğince teminat yatırma yükümlülüğü devam etmektedir.
Nitekim Yargıtay .. Hukuk Dairesi .. E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"6458 sayılı Kanun'da ve Geçici Koruma Yönetmeliği'nde, geçici koruma sağlananların teminat gösterme yükümlülüğünden ya da karşılıklılık şartından muaf olduklarına dair bir düzenleme yer almadığından geçici koruma sağlananlar, teminat gösterme yükümlülüğünden ve karşılıklılık şartından muaf değildir."
Mahkememizce bu hususlar gözetilerek tensip zaptında "davacı tarafın aşağıdaki ihtarları dikkate alması" başlığı altında davacılara dava değerine göre teminat yatırması için kesin süre verilmiş olup, kesin süre içerisinde teminat yatırılmaması halinde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verileceği ihtar edilerek tensip zaptı davacılar vekiline e-tebliğ ile tebliğ edilmiş davacılar tarafından kesin süre içerisinde teminat yatırılmamıştır.
6100 sayılı HMK'nın 88. Maddesi ise şu şekildedir:
"Hâkim tarafından belirlenen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava usulden reddedilir."
Yine teminat hususu dava şartlarını düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 114. Maddesinin 1. Fıkrasının (ğ) bendi uyarınca dava şartları arasında belirlenmiştir.
Davacılar tarafından dava dilekçesinde adli yardım talep edilmiş ise de Mahkememizce davacıların adli yardım talebinin 22.10.2025 tarihli ara karar ile reddedildiği, davacılar tarafından adli yardımdan yararlanmalarını gerektirir herhangi bir delil sunulmadığı gibi davaya ilişkin harçların da yatırıldığı dolayısıyla davacıların adli yardıma ihtiyaç duyduklarına dair dosya kapsamında bir tespit yapılamadığı gibi ara kararın davacılar vekiline de tebliğ edildiği, itiraz edilmediği davacılar tarafından harçların yatırıldığı anlaşılmakta olup, davacılar vekilinin 20.01.2026 tarihinde herhangi bir yeni delil sunmaksızın teminat yönünden adli yardım kapsamında muafiyet sağlanmasına yönelik beyan ve iddiasına da itibar edilmemiştir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Yazı cevabına göre ülkemizde bulunan Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşlarının ve bu kapsamda davacıların teminattan muaf olmadıkları anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davacılara HMK'nin 115/2 maddesi gereğince teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut uyuşmazlıkta Türkiye ve Suriye arasından usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş bir adli yardım anlaşması bulunmaması, davacının T.C. vatandaşı olmaması nedeniyle teminat yatırması gerekmesine ve verilen kesin süreye rağmen belirlenen teminatın kesin süre içerisinde yatırmamış olmasına göre İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile istemin usulden reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████████ E. ve ██████████ K. sayılı kararı).
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir."
Bu bağlamda davacıların Suriye uyruklu olduğu gözetilerek ülkeler arasında mütekabiliyet esasının bulunmadığı ve ülkeler arasında teminattan muafiyete dair bir adli yardım anlaşmasının olmadığı, davacılardan ikisinin geçici koruma kapsamında olduğu, diğer iki davacı yönünden ise Türkiye'de herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıların ikisi yönünden geçici koruma kapsamının da yukarıda belirtildiği üzere teminattan muafiyet sağlamadığı, bu suretle davacıların MÖHUK 48. maddesi uyarınca yabancılık teminatı yatırması gerektiğinden (Türkiye'de kaydı olmayan davacıların Türkiye'de ikamet etmedikleri ve yerleşim yerlerinin de bulunmadığı anlaşılmakla) davanın miktarı dikkate alınarak Mahkememizce tayin ve takdir olunan yabancılık teminatının mahkeme veznesine depo edilmesi için davacılara kesin süre verilmesine rağmen, kesin süre içerisinde ilgili tensip zaptının davacılar vekiline tebliğine rağmen teminatın kesin süre içerisinde ve sonrasında yaklaşık 2,5 aylık süreye rağmen duruşma tarihine kadar yatırılmadığı, davacılar tarafından yabancılık teminatı yatırılması özel dava şartı olduğundan HMK.nun 114/2, 115/2.madde ve fıkraları uyarınca davanın özel dava şartı yokluğundan kesin süre içerisinde eksik dava şartı olan yabancılık teminatının yatırılmaması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın 6100 Sayılı HMK'nin 1. Fıkrasının (ğ) bendi uyarınca teminat dava şartının kesin süresi içerisinde ve sonrasında duruşma tarihine kadar yerine getirilmediği anlaşılmakla aynı kanunun 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan USÛLDEN REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 20.493,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 19.761,00-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 22.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabulucuk ücretinin davacılardan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
6Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!