Anahtar kelimeler: Ödülüne Radyolar Habercilik Ağına Layık Yaptı Gazeteler Kanalları Üreten Siteleri

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının Türkiye'nin en güçlü haber ağına sahip kuruluşlardan biri olduğunu, ...'na bağlı gazeteler, televizyon kanalları, radyolar ve WEB siteleri ile grup dışında çok sayıda basın yayın kuruluşuna haber, fotoğraf ve görüntülü haber servisi yaptı günde ortalama 500 yazılı ve fotoğraflı haber ve 250 görüntülü haber üreten ..., 2013 yılında yapmış olduğu tarafsız ve bağımsız habercilik anlayışından ötürü ... tarafından “...” ödülüne layık görüldüğünü, ... A.Ş., ... A.Ş. ile birleştiğini ve birleşme ile birlikte ... A.Ş. Ünvanı altında hizmet vermeye devam ettiğini, davacı şirket ile borçlu davalı arasında █████/2024 yürürlük tarihli " Görüntülü ve Yazılı Haber Servisi Sözleşmesi " imzalandığını, işbu sözleşme uyarınca davacı şirket davalının ... isimli kanalında ve sosyal medya hesaplarında yayınlanması için haber servis ettiğini ve karşılığında davalı adına fatura düzenlediğini, düzenlenen faturaların tamamı ödenmediğini ve davacının cari alacağının doğduğunu, cari alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davacı şirket davalı tarafın kayıtlarına hangi faturayı alıp hangi faturayı almadığını bilemeyeceğini bu nedenle ticari ilişki süresince her gelen ödemeyi kayıtlardaki tarih olarak ilk faturaya göre düştüğünden bahisle icra takibi cari hesap alacağı olarak başlatıldığını, sözleşme konusu hizmetlerin karşılığı olarak e- faturalar tanzim edildiğini, faturaların karşı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, davacı Şirket tarafından tanzim edilen faturaların içeriğinin, hizmetin ifasına ilişkin olduğu ve faturanın e- fatura olup temel fatura senaryosu ile karşı tarafa gönderildiğinin ve tebliğ edildiğinin izahtan vareste olduğunu, davalı tarafından 8 günlük yasal sürede faturaya herhangi bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı-borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkümiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalıya ifa edildiği iddia edilen hizmet, gerçekte ifa edilmediğini, ifa edilen işin eksik ve hatalı olması nedeniyle TBK m.112 ve m.113 kapsamında ifa etmeme veya gereği gibi ifa etmeme sorumluluğu doğduğun, bu sebeple herhangi bir alacak doğmadığını, alacak talebini kabul etmediklerini, davacının davalıya yayın ... hizmeti' sunduğunu ileri sürdüğünü ancak HMK m.6 uyarınca iddiasını ispat yükü kendisine ait olduğunu, yalnızca fatura düzenlenmiş olması hizmetin ifa edildiğini göstermeyeceğini, ifası gerçekleşmediğinden borç muaccel hale de gelmediğini, TTK m.18/3 hükmüne göre ticari işler arasında doğan uyuşmazlıklarda ödeme istemi yönünden usulüne uygun ihtarname göndermediğini, ticari davalarda faiz talep edilebilmesi için öncelikle açık bir ihtar yapılması gerekli olduğunu bu sebeple faiz talebinin reddini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, karşılığı bulunmayan ve varlığı ispat edilemeyen bir alacak üzerinden icra takibi başlatarak açıkça kötü niyetle hareket ettiğini bu nedenlerle davanın reddini savunmuş ve talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı alacak talebine ilişkin itirazın iptali istemine dair olduğu anlaşıldı.Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.2-Mahkememizce
:a- Atışalanı Vergi Dairesi'neb- Maslak Vergi Dairesi'ne müzekkereler yazılmıştır.3- Bilirkişi ... █████/2025 tarihli raporunda özetle: "Defter Usul İncelemesi: Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının, usulüne uygun şekilde tutulduğu ve incelenebilir nitelikte olduğu tespit edilmiş olmakla birlikte, söz konusu defter ve kayıtların delil niteliği taşıyıp taşımadığı hususundaki hukuki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davalı şirket tarafından ticari defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle davalı nezdinde karşı inceleme yapılamadığı, Alacak Yönünden: Dosya kapsamındaki ticari defter, e-defter, fatura ve banka kayıtları üzerinde yaptığımız inceleme neticesinde; 30.05.2025 takip tarihi itibarıyla davalı şirketin davacı şirkete olan cari hesap borç bakiyesinin 621.999,40 TL olduğu, 30.07.2025 dava tı barıyla ise, anılan bakiyeye ilave olarak davacı şirket tarafından düzenlenen toplam 168.000,00 TL bedelli 2 adet satış faturası da dikkate alındığında, davalı şirketin davacı şirkete olan toplam borç bakiyesinin 789.999,40 TL'ye ulaştığı tarafımızca tespit edilmiştir. "şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalı ile aralarında ticari nitelikte hizmet sözleşmesi bulunduğunu, davalının borcu ödemediği gibi icra takibine de itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı sunduğu cevap dilekçesi ile zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının olduğunu, davacının hizmeti ispat etmesi gerektiğini, muaccel olmuş bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafından çekilen herhangi bir ihtar olmadığını, temerrüt faizi istenemeyeceğini, istenen faiz oranını fahiş olduğunu, tazminat talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise süresi içerisinde defterlerini inceleme için ibraz etmemiştir.Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2018 yılından başlayan ve yıllar içerisinde devam eden ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 621.999,40-TL borcu olduğu, söz konusu borcun davacı tarafından davalıya kesilen 31.07.2024 - 30.04.2025 tarihleri arasındaki 10 ayrı faturadan kaynaklandığı tespit edilmiştir.Davacı tarafından davalıya düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır.6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturanın davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği bu suretle faturanın içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu hizmet sözleşmesindeki işi ifa ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu hizmetin ifa edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir.Mahkememizce davacı ve davalıya ait BA BS formları vergi dairesinden celp edilerek incelenmiş olup, dosya içerisindeki davalıya ait 19.01.2026 tarihli vergi dairesi müzekkere cevabındaki davalının BA bildirimlerinde 2025 yılına ait 4 faturayı bildirdiği, 15.09.2025 tarihli vergi dairesi müzekkere cevabında ise davalının BA bildirimlerinde 2024 yılına ait davacı tarafından kesilen faturaları BA formu ile bildirdiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda davalı tarafından her ne kadar hizmetin ifa edilmediği ve davacının ispat etmesi gerektiği iddia edilmiş ise de davalının davacı tarafından kesilen faturalara süresi içerisinde itiraz etmediği gibi faturaları BA formu ile itirazsız olarak bildirdiği dolayısıyla ispat yükünün davalı üzerine geçtiği anlaşılmıştır.Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ... E., .. K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ...'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, █████/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması olması gözetildiğinde hizmetin ifa edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 621.999,40-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır.Nitekim davacı tarafından sunulan taraflar arasındaki yazılı sözleşmeye göre davacı ve davalı arasında akdi hizmet ilişkinin bulunduğu, davalının 2024 yılı için söz konusu sözleşme çerçevesinde aylık olarak davacıya abonelik kapsamında 40.000,00-TL + KDV ödemeyi taahhüt ettiği, davacı tarafından 2024 yılı içerisinde davalıya kesilen takibe konu faturaların aylık 40.000,00-TL + KDV bedeli üzerinden kesildiği davacı tarafından kesilen faturaların taraflar arasında sözleşme ile kararlaştırılan miktara uygun olduğu anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki sözleşmenin 7. Maddesinde ise sözleşmenin süresinin 04.01.2025 tarihinde sona ereceğinin kararlaştırıldığı, davalı abone tarafından sözleşmenin bu tarihte feshedilmemesi halinde sözleşmenin tarafların mutabık kalacağı yeni bedel ile bir sene daha uzayacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından sözleşmenin ilgili tarihte feshedildiğine yönelik herhangi bir yazılı delil sunulmamış olup bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili madde gereğince otomatik olarak uzadığı, davacı tarafından 2025 yılına ilişkin kesilen fatura bedellerinin ise davalı tarafından yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği gibi BA formu ile vergi dairesine bildirildiği bu suretle davalının davacı tarafından 2025 yılı için kesilen fatura bedelini kabul ettiği ve tarafların 2025 yılı için KDV dahil 84.000,00-TL aylık bedelde mutabık kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.Bu bağlamda davacı tarafından davalıya kesilen fatura bedellerinin taraflar arasındaki yazılı sözleşmeye uygun olduğu, davalı tarafından sözleşmenin feshedildiği veya bedele itiraz edildiğine yönelik yazılı bir delil sunulmadığı gibi borcun ödendiğinin de ispatlanamadığı anlaşılmıştır.Nitekim davalı tarafından süresi içerisinde ticari defter ve kayıtları da incelemeye sunulmamıştır.6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının kendi ticari defter ve kayıtları ile aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır.Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi .. Esas, ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır."İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ise ... Esas ve ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 621.999,40-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 621.999,40-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından aylık %3 oranında temerrüt faizi talep edildiği, taraflar arasındaki sözleşmede aylık akdi %3 faiz kararlaştırıldığı anlaşılmakla davalının işleyecek faiz oranına yönelik itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 124.399,88-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın KABULÜNE,-Buna göre; Davaya konu icra takip dosyasında davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA,2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 124.399,88-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 42.488,77-TL harçtan peşin alınan 7.512,20-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 34.976,57-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafça yatırılan 7.512,20-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 8.127,60-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.6000,00 TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,5-Davacı tarafça yapılan 8.075,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 99.299,91-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı █████/2026Katip ...e-imzaHakim ...e-imza