Anahtar kelimeler: Ummandaki Mikser Dinî Uzadığını Amerikan Doları Bayramların Operatörü Gündüz Vardiya

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 43. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara ait Umman'daki işyerinde 28.12.2014-22.04.2019 tarihleri arasında mikser operatörü olarak 1.700,00 Amerikan doları (USD) ücretle çalıştığını, işyerinde iki vardiya hâlinde çalışıldığını, vardiyaların 06.00-19. 00... .00-06.00 saatleri arasında gerçekleştiğini ancak gündüz ve gece vardiyasının 2 veya 3'er saat uzadığını, dinî bayramların birinci günleri dışındaki tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştırıldığını, iki haftada bir gün hafta tatili izni verildiğini, iş sözleşmesinin haksız nedenle feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile birlikte fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... İnş. San. Ve Tic. AŞ (... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki iş sözleşmesi uyarınca Umman Sultanlığı kanunlarının geçerli olduğunu ve Umman mahkemelerinin yetkili olduğunu, Türk mahkemelerinin yetkili olduğunun kabulü hâlinde ise Umman kanunlarının uygulanması gerektiğini, davanın belirsiz alacak davasının konusu olamayacağını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacıya yapılan fesih bildirimi ile iş sözleşmesine son verildiğini, davacıya 21.04.2019 tarihinde 2.450,67 Umman riyali (OMR) ödendiğini, davacının Şirketi ibra ettiğini, davacının hiçbir alacağının kalmadığını, iş sözleşmesine göre davacının ücretinin 1.264,46 USD olduğunu, bu ödemenin haftalık 5 gün, 45 saatlik çalışmasının karşılığı olduğunu, cumartesi çalışmalarının karşılığının bordroda hafta tatili çalışması olarak gösterildiğini, davacıya Umman kanunları gereğince OMR üzerinden ödeme yapıldığını, Umman'da yaz mevsiminin çok sıcak olması sebebiyle Mayıs-Ekim döneminde 12.30-15.30 arası tatil verildiğini, davacının yaz aylarında bu saatler arasında hiç çalışmadığını, aynı şekilde Ramazan aylarında 6 saat çalışma yapıldığını, ancak 10 saat çalışmış gibi ödeme yapıldığını, davacının Umman kanunlarına göre belirlenen resmî tatil günlerinin tamamında izinlerini kullandığını, hafta tatili izinlerini kullandığını, çalışması hâlinde puantajlarda gösterilip bordroda tahakkuk ettirilerek ücretin ödendiğini, davacının yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirket ile diğer davalı Şirket arasında hiçbir sözleşmesel ilişki bulunmadığını, ... (Merkezi İtalya) Türkiye ... Şubesi ile ... Şirketinin Umman'da herhangi faaliyette bulunmadığını, müvekkili Şirketin Umman'da ne bir projesi ne de kendi bünyesinde bulunan bir çalışanı olmadığını, bu nedenle ... Türkiye ... Şubesine husumet yöneltilemeyeceğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının tüm hak ve alacaklarının işvereni ... Şirketi tarafından ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda yapılan değerlendirme neticesinde davacının ücret miktarına ilişkin iddiasını ispatladığı, aylık net 1.700,00 USD ücretle çalıştığı, kıdem tazminatının ödendiği, usule uygun ihbar öneli verildiğinden ihbar tazminatının reddi gerektiği, ödenmeyen ücret alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında imzalanan ikinci sözleşme gereğince 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasına ilişkin hukuk seçimi yapılmış olduğundan Türk hukuku uygulanarak sonuca gidilmesinin yerinde olduğu, davacının puantaj kayıtlarına göre alacakların belirlendiği, tespit edilen ücret seviyesinde isabetsizlik olmadığı, ıslaha yönelik davacı istinafının yerinde görülmediği, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması karşısında davalıların zamanaşımına yönelik itirazlarının da yerinde görülmediği gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;a. Uyuşmazlığa Umman hukukunun uygulanması gerektiğini,b. Ücret miktarının hatalı tespit edildiğini,c. Fazla çalışmalarının ödendiğini, davacının hafta tatili izinlerini kullandığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını, çalıştığı zaman ücretinin ödendiğini,d. Davacı tarafından hak ettiği tüm alacakların ödemesi karşılığında geçerli ibraname imzalandığını, ileri sürmüştür.2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;a. Husumet itirazlarının bulunduğunu,b. Umman hukukunun uygulanması gerektiğini,c. Sözleşmede belirtilen ücret ve çalışma koşullarının dikkate alınması gerektiğini, ileri sürmüştür.3. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;a. Hatalı rapor doğrultusunda ıslah için süre verilmesinin hatalı olduğunu, yeni alınacak rapor doğrultusunda taraflarına ıslah için süre verilmesi gerektiğini,b. Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı hesabında çalışma sürelerinin eksik tespit edildiğini,c. Fazla çalışma ücreti hesabının hatalı yapıldığını, ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; uygulanacak hukuk, husumet, ücretin miktarı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı, hesaplanması ve karşılığının ödenip ödenmediği ile davacıya talep artırım için süre verilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Karşı tarafın verdiği bilgi ve tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı iddianın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebinini artırabilir." şeklindeki 107/2 hükmü; 7251 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (7251 sayılı Kanun) yapılan değişiklik sonrasında “Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” şeklinde düzenlenmiştir.7251 sayılı Kanun ile 107. maddede yapılan değişiklikler Dairemizce şartları mevcut olan belirsiz alacak davasında yapılan yargılama ile alacağın belirli hâle gelmesi durumunda hâkimin geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmesi için alacaklıya süre vermesi gerektiği yönünde değerlendirilmiştir. Ayrıca Kanun'un gerekçesinde de bu sürenin, alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda hâkim tarafından verilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu sebeple, belirsiz alacak davasının şartlarını taşıyan bir davada Kanun'da belirtilen an hâkim tarafından resen gözetilerek davacıya kesin süre verilmelidir. Davacının verilen süreye rağmen geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmemesi durumunda davanın, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacağı 107/2 hükmünün son cümlesinde düzenlenmiştir.Belirsiz alacak davası açan davacının talep artırım yahut ıslah suretiyle geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmesi mümkün olup bu durum davanın açılması ile alacağın tamamının dava konusu edilmesinin bir sonucudur. Diğer bir anlatımla belirsiz alacak davasında geçici talep sonucunun kesin talep sonucuna dönüştürülmesi imkânının varlığı, alacağın tamamının dava konusu edilmediği anlamına gelmez. Dolayısıyla belirsiz alacak davasının açılmasıyla alacağın tamamı dava konusu edilmiş olduğundan aynı dava konusu ile ilgili ek dava açılması hâlinde derdestlik söz konusu olur.Somut olayda davacının, bakiye kıdem tazminatı ve bakiye ihbar tazminatı taleplerini kısmi dava, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı taleplerini ise belirsiz alacak davası olarak açtığı, İlk Derece Mahkemesince verilen süre üzerine davacının ihbar tazminatı talebini ıslah ettiği, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağına yönelik taleplerini ise arttırdığı ve harcını ikmal ettiği görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma kararı üzerine ise İlk Derece Mahkemesince ek bilirkişi raporu aldırıldığı ve davacının 18.02.2025 tarihli celsedeki talebi üzerine Mahkemece talep artırım ve ıslah dilekçesi sunmak üzere bir haftalık kesin süre verildiği ancak sonraki celse davacı vekilinin müvekkiline ulaşamadığını belirterek yeniden süre talep ettiği buna rağmen Mahkemece aynı celse davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır. Oysa fazla çalışma alacağı yönünden Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma kararı öncesinde talep artırımına gidilmediği sabittir. 6100 sayılı Kanun'un 107/2 hükmünde ise; hâkimin, davacıya tahkikat sona ermeden talebini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi için iki haftalık kesin süre vereceği öngörülmüştür. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince 18.02.2025 tarihli celsede davacıya verilen bir haftalık kesin süre usulüne uygun değildir. Mahkemece verilen kararın bu gerekçeyle bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.