Anahtar kelimeler: Samsunda Yılına Bünyesinde Usd Anadolu Başladığını Anlaşma Şti Kesinlik Şartı

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 9. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 21.04.2010 tarihli iş sözleşmesi ile davalı ... AŞ bünyesinde çalışmaya başladığını, 2016 yılına kadar çalışmasının Samsun'da devam ettiğini, 2016 yılından iş sözleşmesinin feshedildiği 13.03.2019 tarihine kadar çalışma süresince haklarının bir kısmının ... Ltd. Şti. tarafından karşılandığını, Gana'da 3.500,00 USD ücretle anlaşma yapıldığını, ödenmeyen ücret alacakları olduğunu, davalıların alacaklarından müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatlar, ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının ... Ltd. Şti. ile arasındaki iş sözleşmesinden doğan uyuşmazlığın çözümününde yabancı hukuk uygulanması gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davalılar arasında organik bağ bulunmadığını, ... Ltd. Şti.nin Gana'daki sisteme uygun kurulmuş ayrı hukuk tüzel kişiliğine sahip bir Şirket olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının ... Üretim AŞ. bünyesindeki iş sözleşmesinin ... Ltd. Şti.ne devredildiğini, iş sözleşmesinin sona erdiğini, kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini, fazla çalışma yapılmadığını, tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, ... Üretim AŞ bünyesinde son brüt ücretinin 3.426,28 TL olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, dinlenen tanık anlatımları, dosyaya sunulan devir protokolü içeriği, davacının çalışma süresi, çalıştığı yerler ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının bir bütün olarak değerlendirildiği, işyerini devreden ile devralan Şirketlerden devredenin devralanın ortağı olduğu, davalıların talep edilen alacaklardan tamamıyla müşterek ve müteselsilen sorumlu oldukları, davacının çalışma süresinin 21.04.2010-13.03.2019 tarihleri arası olduğu, 29.06.2022 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli kararı ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un ( 5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptal edildiği, iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğunun açık olduğu, bu nedenlerle davada sözleşmeyle daha sıkı ilişkili olduğu anlaşılan Türk hukukunun uygulanmış olmasında bir hukuka aykırılık olmadığı, davalıların husumet istinaflarının yerinde olmadığı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tanık beyanı ile ispatlandığı, ücretlerin ve yıllık ücretli izin alacaklarının eksiksiz ödendiğinin davalı işverenlerce yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalılar vekili temyiz dilekçesinde;1. Uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanmasının hatalı olduğunu,2. Davalılar arasında organik bağ olmadığını, Şirketlerin sadece aynı holding bünyesinde yer almasının işçinin alacaklarından ortak sorumlu olmasını gerektirmeyeceğini,3. Davacıya kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini, Gana hukukunda kıdem tazminatı düzenlemesi yer almadığını,4. Davacının tüm ücret alacaklarının eksiksiz şekilde bordrolandırılarak davacının banka hesabına ödendiğini,5. Tanıklar ile davacı arasında menfaat birliği olduğunu,6. Haftalık çalışma saatinin 45 saati aşmadığını, iddia edilen çalışma saatlerinin gerçeği yansıtmadığını, davacının yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışmalarının aylık ücrete dâhil olduğunu,7. Davalı Şirkette ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma olmadığını, çalışılması hâlinde de bordrolarda tahakkuk ettirilerek ödemesinin yapıldığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, husumet, talep edilen tazminat ve alacakların ispatı ile hesabı konularına ilişkindir.Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiştir.Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir.Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir.Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile, aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır.İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilâmında açıklanmıştır.Somut uyuşmazlıkta davacı işçi; davalının Türkiye'de ve yurt dışında bulunan işyerlerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalı işverenler ise yasal süresi içinde sundukları cevap dilekçesinde davacının yurt dışı çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince, Türk hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmış, Bölge Adliye Mahkemesince de yanılgılı değerlendirme ile somut olayda Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Dosya içerisinde yer alan hizmet döküm cetveli ve yurda giriş-çıkış kayıtlarına göre davacı 21.04.2010-29.10.2016 tarihleri arasında Türkiye'de, 30.10.2016-13.03.2019 tarihleri arasında Gana'da elektrik teknikeri olarak çalışmış olup yine hizmet döküm cetveline göre 21.04.2010-30.09.2017 tarihleri arasında davalı ... AŞ işyerinden bildirim yapılmıştır. Taraflar arasında imzalanan "İş sözleşmesi devir protokolü" başlıklı belgede devreden ... Üretim AŞ'de 21.04.2010 tarihinde çalışmaya başlayan davacının iş sözleşmesinin 30.09.2017 tarihinden itibaren sona erdirilmeksizin enerji üretimi amacı ile Gana'da kurulmuş olan ve devredenin dolaylı ortağı olduğu devralan ... Ghana Ltd. Şti.ne devredildiği, personel hakkında 30.09.2017 tarihinden itibaren Gana Cumhuriyeti'nin İş Kanunu hükümleri ile ilgili mevzuatının geçerli olacağının düzenlendiği görülmüştür.Yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, yukarıda açıklandığı gibi uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmelerinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmü kapsamında hukuk seçimi anlaşması bulunduğu anlaşıldığından davacının 30.09.2017 – 13.03.2019 tarihleri arasındaki çalışması için somut uyuşmazlığa iş sözleşmesi devir protokolü ile seçilen hukuk uygulanmalıdır.Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 30.10.2016 - 29.09.2017 tarihleri arasında Gana'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tabiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile tabi olunan sosyal güvenlik sistemi dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının 30.10.2016 - 29.09.2017 tarihleri arasındaki çalışma dönemi ile davacı işçinin Türkiye'de çalıştığı 21.04.2010-29.10.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden şimdiki gibi Türk hukuku, 30.09.2017 – 13.03.2019 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden ise iş sözleşmesi devir protokolü ile seçilen hukuk uygulanmalıdır. Hâl böyle olunca, uzman bir bilirkişiden denetime elverişli bir rapor da alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Bozma sebebine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.