Anahtar kelimeler: İstemli Alacağa İşten Anadolu Tazmini İşçilik Kesinlik Şartı Eksiklikleri Sayisi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 33. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalıların, müvekkilinin ... olduğunu ve 31.12.2015 tarihinde işten çıkartılan müvekkilinin işçilik alacaklarının tazmini istemli olarak açılan davada İstanbul Anadolu 27. İş Mahkemesinin 06.11.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasından verilen karar ile davalılar aleyhine ve müvekkili lehine alacağa hükmedildiğini, kararın istinaf denetiminden geçerek kesinleştiğini, alacağın ödenmemesi üzerine ilâmın takibe konulduğu ... . İcra Müdürlüğünün ███████████ Esas sayılı (Eski Esas ... . İcra Müdürlüğü █████████) dosyasından icra takibi başlatılması üzerine 10.11.2023 tarihinde taraflarına ilâm vekâlet ücretleri ve giderleri dâhil olmak üzere toplamda 64.744.63 TL ödeme yapıldığını, ancak karşı tarafın müvekkiline ödemekle yükümlü olduğu miktar, kendisinin işten çıkartıldığı 31.12.2015 tarihi itibarıyla belirli olmasına ve her hâlde asgari olarak hüküm altına alınan miktarı ödemekle yükümlü olunmasına rağmen, yargılama sonucunda ve hüküm altına miktarın faiz oranları karşısında müvekkilinin gerçek zararlarının tazmin edildiğini kabul etme olanağı bulunmadığını ileri sürerek oluşan munzam zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacı taraf zararın varlığını ve miktarını ispatlayamadığını, davacı tarafın temerrüt faizini aşan zararı olduğunu ispatlayıcı hiçbir somut delil sunamadığını ve hiçbir delil ortaya koyamadığını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.2. Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; ödeme yapılması gerektiği iddia olunan alacak kalemlerinin ve tutarlarının likit ve belirli olmadığını, zira davada kısmen kabul kararı verildiğini, yargılamanın gecikmesi ve uzamasında müvekkili Şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, o nedenle işbu davanın müvekkiline yöneltilmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ve hukuk düzeninin hakkın kötüye kullanılmasını korumayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122. maddesi uyarınca talep edilmesi mümkün munzam zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerektiği, sadece yüksek enflasyonun ve serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşunun, alacaklının faizi aşan munzam zarara yönelik iddiasına ilişkin ispat yükünü ortadan kaldırmadığı, burada davacının ispatlamak zorunda olduğu hususun enflasyon ve yüksek faizler değil kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı gördüğü zarar olgusu olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; munzam zararın farazi zarar olmayıp somut bir zarar olduğu ve 6098 sayılı Kanun'un 122. maddesi uyarınca alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğraması gerektiği, bu durumda borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zararı da gidermekle yükümlü olduğu, dosya kapsamında davacının somut bir zararı olduğu yönünde somut bir ispat vasıtası bulunmadığı, davacının zararın ne şekilde oluştuğunu somut olarak ispat etmesi gerektiği, bir takım farazi varsayımlar üzerinden davanın kabul edilmesi gerektiği yönündeki talebin yukarıda belirtilen hukuk normuna ve normun uygulanışına uygun olmayacağı, davacının zararını somutlaştırarak zarar iddiasını ispat edecek delilleri ortaya koyması gerektiği, sadece ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeni ile paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın munzam zararın ispatı için yeterli olmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının da bu yönde olduğu, davacının davasının reddine dair kararın isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Bölge Adliye Mahkemesi kararında hiçbir değerlendirmede bulunulmadan ve Anayasa Mahkemesinin çok açık hükümler içeren kararları dikkate alınmaksızın karar verildiğini, bunun Anayasa Mahkemesinin ve hukuk devletinin varlık nedenine açıkça aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 25.10.2023 tarihli ve ██████████ sayılı kararında bu hususa ilişkin açıklayıcı gerekçelere yer verildiğini,2. Davalıların kesinleşen işçilik alacağı davası sonrası müvekkiline ödemekle yükümlü olduğu miktarın, kendisinin işten çıkartıldığı 31.12.2015 tarihi itibarıyla belirli olmasına ve her hâlde asgari olarak hüküm altına alınan miktarı ödemekle yükümlü olunmasına rağmen, yargılama sonucunda ve hüküm altına miktarın faiz oranları karşısında müvekkilinin gerçek zararlarının tazmin edildiğini kabul etme olanağı bulunmadığını,3. Ülkemizde varlığı kabul edilen genel ekonomik olumsuzlukların ve bu bağlamda Ülkemizdeki cari enflasyon oranlarının, Devlet tahvillerine verilen faiz oranlarının, yüksek ve değişken döviz kurlarının, mevduat faizlerinin, altın fiyatlarındaki artışların malum ve meşhur olgular olarak kabulü gerektiği karşısında munzam zararın ispatlandığının kabulünün zorunlu olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının munzam zarar alacağını dosya kapsamına göre ispat edip edemediği noktasındadır.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.