Anahtar kelimeler: Katıldılar Salı Başlanarak Sözlü Hazır Kesinlik Şartı Eksiklikleri Avukat Sayisi
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 9. İş Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.12.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... duruşmaya katıldılar.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının Erbil şantiyesinde genel saha sorumlusu olarak 20.01.2008-07.11.2016 tarihleri arasında çalıştığını, aylık ücretinin net 1.100,00 USD olduğunu, müvekkilinin işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatillerinde çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmalarının karşılığının işverence ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket işçisi olmadığından husumet itirazında bulunduklarını, davanın husumetten reddi gerektiğini, uyuşmazlıkta yabancılık unsuru bulunduğundan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27. maddesi uyarınca uyuşmazlığa Irak hukukunun uygulanması gerektiğini, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yurda giriş-çıkış kayıtları, davacı tanığı .... hakkında verilen İstanbul 32. İş Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı, davacının ... Şirketine ait giriş kartı, askerlik şubesi tarafından davacıya yazılan askerlik süresinin ertelendiğine dair yazıda davacı için belirtilen adres ve tüm tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davalı Şirket ile dava dışı ... Şirketi arasında organik bağ olduğu anlaşılmakla davacının davalı bünyesinde hizmet süresinin 07.03.2008-26.07.20 11... .01.2012-07.11.2016 tarihleri arasında toplam 8 yıl 2 ay 10 gün olduğunun kabulü gerektiği, davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin istifa ya da işverence haklı bir nedenle ya da ihbar önellerine riayet edilerek feshedildiği ispatlamadığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanları uyarınca davacının davalıya ait işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını ispatladığı; ancak söz konusu çalışmaların ödendiğinin işverence kanıtlanamadığı anlaşıldığından davacının ödenmeyen işçilik alacaklarının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilince davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağı iddia edilmiş ise de Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin, Yargıtay(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi ile birleşmeden evvel vermiş olduğu pek çok kararında kıdem tazminatı da dâhil tüm işçilik alacaklarıyla ilgili belirsiz alacak davası açılabileceğinin kabul edildiği, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek belirsiz alacak davası şeklinde açılan bu davada davalı vekilinin dava konusu alacaklar için belirsiz alacak davası açılamayacağı yönündeki istinaf itirazının yerinde olmadığı, somut uyuşmazlığa 5718 sayılı Kanun'un 27/4 hükmü uyarınca daha sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukunun uygulanmasının yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesinin husumet, hizmet süresi, ücret miktarı, iş sözleşmesinin feshi ile talep konusu alacakların ispatı ve hesaplanmasına ilişkin kabullerinin dosya kapsamına uygun olduğu, hükmedilen alacaklara uygulanan faizin türü ile başlangıç tarihinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Husumete ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.12.2023 tarihli ve 2023/9-259 Esas, █████████ Karar sayılı kararı dikkate alındığında davacının davalı nezdinde çalıştığı hususunu ispatlayamadığının kabulü gerektiğini,
2. Her ne kadar husumet ve alacakların hesabında tanık beyanları esas alınmış ise de tanıkların davalı aleyhine olan davalarının henüz kesinleşmediğini,
3. Somut uyuşmazlığa Irak hukukunun uygulanması gerektiğini,
4. Alacaklara hükmedilen faizin de hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının davalı nezdinde çalıştığını ispatlayıp ispatlayamadığı ve buna bağlı olarak davalının işçilik alacaklarından sorumlu tutulup tutulmayacağı, uyuşmazlığa uygulanacak hukukun belirlenmesi, alacakların ispatı ile alacaklara uygulanması gereken faize ilişkindir.
1.Somut uyuşmazlıkta davacı vekili tarafından davacının davalının Erbil şantiyesinde genel saha sorumlusu olarak 20.01.2008-07.11.2016 tarihleri arasında çalışıldığı ileri sürülmüş olup davalı vekilince davacının müvekkili Şirket işçisi olmadığı gerekçesiyle husumet itirazında bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesince davacının yurda giriş-çıkış kayıtları, davacı tanığı .... hakkında verilen İstanbul 32. İş Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı, davacının ... Şirketine ait giriş kartı, askerlik şubesi tarafından davacıya yazılan askerlik süresinin ertelendiğine dair yazıda davacı için belirtilen adres ve tüm tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava dışı ... Şirketinde 07.03.2008-26.07.20 11... .01.2012-07.11.2016 tarihleri arasında çalıştığı ve davalının bu çalışmadan doğan işçilik alacaklarından sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
Ne var ki İlk Derece Mahkemesince, davacının ... Şirketine ait giriş kartı ve askerlik şubesi tarafından davacıya yazılan askerlik süresinin ertelendiğine dair yazı bulunduğu belirtilmiş ise de söz konusu belgelerin davacı tanığı C.B'ye ait olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı tarafça 26.10.2020 tarihli beyan dilekçesi ekinde bir kısım belgeler sunulmuş olup İlk Derece Mahkemesince söz konusu belgelerin süresinde sunulup sunulmadığı ve içeriği hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Buna göre davalının husumete ilişkin savunmaları ve davacı tarafça süresi içerisinde sunulan deliller ile dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilerek davacının, davalı ya da dava dışı ... Şirketi nezdinde çalışıp çalışmadığı netleştirildikten sonra sonucuna göre davalının sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
2. Diğer yandan belirtmek gerekir ki tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta, davacı davalının Erbil'de bulunan şantiyesinde çalıştığını iddia etmiş olup davalı tarafça süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesinde somut uyuşmazlığa Irak hukukunun uygulanması gerektiği savunulmuştur. Yargılama sırasında Türkiye İş Kurumuna yazılan müzekkere cevabında davacıya ait yurt dışı iş sözleşmesinin bulunmadığı belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanmış; Bölge Adliye Mahkemesince de 5718 sayılı Kanun'un 27/4 hükmü uyarınca daha sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukunun uygulanmasının yerinde olduğu ifade edilmiştir.
Hâl böyle olmakla birlikte hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde daha sıkı ilişkili hukukun varlığı tespit edilmediği sürece, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerekir.
Somut uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesince daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu kabul edilmiş ise de dava dilekçesinde davacının ücretinin ödendiği yerin Irak olduğunun açıklanmış olması ve davacı adına Türkiye'de sigorta primi ödenmemiş olması hususları ile sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yerin Türkiye olduğu, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapıldığı ve daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapıldığı gibi unsurların varlığının davacı tarafça ispatlanamadığı dikkate alındığında mutad işyeri hukuku olan Irak hukukuna nazaran daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğunun kabulü de isabetli olmamıştır. Uyuşmazlığa mutad işyeri hukuku olan Irak hukukunun uygulanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!