Anahtar kelimeler: Deliğini Deliğinin Deliği İdrar Doktorun Problemi Doktora Operasyon Ameliyat Doktor
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 11.12.2012 tarihinde davalı şirkete ait hastaneye ve davalı doktora idrar problemi nedeniyle müracaat ettiğini, kendisini muayene eden davalı doktor ... tarafından mevcut olan idrar deliğini genişletmek amacıyla operasyon yapılması gerektiğinin beyan edilmesi üzerine, müvekkilinin 26.12.2012 tarihinde ameliyat edildiğini, yapılan ameliyat sonucunda farklı bir idrar deliği açıldığını, buna doktorun ameliyat sırasında karar verdiğini, diğer idrar deliğinin kapatılmadığını, iki idrar deliğinin olduğunu, müvekkilinin yapılan operasyon sonucunda sağlığına kavuşmadığını, bilakis idrarını yaparken vücuduna sıçradığını, kontrole giden müvekkiline yeni dış idrar deliğinde de daralma olduğunun söylendiğini ve bir ay sonra tekrar kontrole gelmesinin söylendiğini, kontrole giden müvekkiline yeni açılan dış idrar deliğinin kapanmaya devam ettiği ve daraldığının söylendiğini, bu sebeple hem yeni açılan deliğin genişletilmesi hem de kapatılmaya çalışılan ancak başarılı olunamayan eski deliğin kapatılması ve sızdırmaması için müvekkiline davalı doktor tarafından ameliyat günü verildiğini, haberi ve onayı olmadan yapılan operasyon neticesinde davalılara güvenini kaybeden müvekkilinin dava dışı farklı doktorlara muayene olduğunu ve asıl durumun ne olduğunun anlaşıldığını, bu süreç içerisinde müvekkiline yapılan işlem ve ilaçlarla yeni idrar deliğinin daralması durdurularak kapanmasının engellendiğini, eski idrar deliğinin tam olarak kapanmadığını, sosyal hayatı sıfıra inen müvekkilinin bu olaydan dolayı psikolojisinin bozulduğunu ve antidepresan ilaç kullanmaya başladığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 30.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacının doğuştan gelen "Distal Hipospadias" olarak tanımlanan rahatsızlığı sebebiyle müvekkili şirkete ait hastaneye müracaat ettiğini, bu hastalıkta idrar deliğinin penis ucu yerine penis ortasına yakın bir konumda ve aynı zamanda dar olduğunu, yapılan muayene ve tetkikler sonucunda davacının rahatsızlığının ameliyat ile tedavi edilebileceği kanaatine varıldığını, ameliyat ile ilgili tüm bilgiler ve risklerin müvekkili doktor tarafından davacı hastaya anlatıldığını, davacının ameliyatı kabul etmesi üzerine hasta onam formu imzalatılarak ameliyat için davacıdan onay alındığını, davacının idrar deliğinin kapatılmadığını, ameliyatın başarılı geçtiğini, davacı hasta kontrole geldiğinde idrar delik uç kısmında daralma tespit edildiğini, davacıya bu daralmanın önemli olmadığı ve basit tıbbi müdahale ile çözülebileceği ifade edilerek randevu verildiğini ancak davacının randevuya gelmediğini, davacı hasta tedaviye devam etseydi çeşitli işlem ve ilaçlarla daralmanın durdurulabileceğini, davacı hastanın belirttiği şikayetlerin hiçbirisinin ameliyatla ilgisinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.12.2015 tarihli kararıyla; ATK 2.İhtisas Dairesinden alınan 04.05.2015 tarihli raporda, yapılan operasyonla ilgili Dr. ...'e herhangi bir kusur izafe edilemeyeceğin belirtildiği, Mahkemece düzenlenen bilirkişi raporu yeterli görülerek hükme esas alındığı, davalı tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle; manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 7.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, maddi tazminat talebi sübuta ermediğinden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 23.05.2019 tarihli ilamla; bozma nedenine göre davacının sair, davalıların tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmediği belirtilerek, Mahkemece, Adli Tıp 2. İhtisas Kurulundan alınan rapor hükme esas alınarak maddi tazminat talebinin reddine, aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmediğinden manevi tazminatın ise kısmen kabulüne karar verildiği, dosya içerisinde olayla ilgili mahkeme kanalıyla alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, yapılan teşhis ve tetkiklerin usulüne uygun olması nedeniyle doktora atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı yönünde kanaat bildirildiği, davacının alınan rapora itiraz ettiği, Mahkemeden konu ile ilgili yeniden bir rapor alınmasını istediği, davacı tarafın bu talebi karşılanmadan yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm tesis edildiği, Mahkemece, davacıda meydana gelen hastalığın doktor hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacının iddiaları ve özellikle davacının bilirkişi raporlarına yaptığı itirazlar da değerlendirilip tartışılmak üzere üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak, konusunda uzman, akademik kariyere sahip yeni bir bilirkişi kurulundan nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar davacı yararına bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma kararı gereği alanında uzman üniversitenin öğretim üyelerinden alınan 27.11.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda, davacıya yapılan operasyonun usulüne uygun olarak yapıldığı, davacının imzaladığı genel bir cerrahi onam belgesinin bulunduğu, operasyonda davalının kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, davalı tarafından yapılan müdahaleden önce hazırlanmış yasal koşulları taşıyan cerrahi onam formunun bulunduğu, davalı doktorun kusurunun bulunmadığı, Mahkemece aldırılan Adli Tıp Raporu ve öğretim üyelerinden oluşan heyetten alınan bilirkişi raporunun aynı doğrultuda olduğu gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; 27.11.2023 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yeterli olmadığını, müvekkilinin ikinci idrar deliği açılması konusunda yeterince bilgilendirilip bilgilendirilmediği hususunun yeterince incelenmediğini, müvekkilinin psikolojik durumuna ilişkin iddiaların ve operasyon sonrası yaşadığı komplikasyonların neden-sonuç ilişkisinin açıklığa kavuşturulmadığını, cerrahi onam formunun matbu bir belge olduğunu ve risklerin yeterince açıklanmadığını, müvekkilinin psikolojik durumuna ilişkin bilirkişi raporunda yeterli inceleme yapılmadığını, müvekkilinin yaşadığı fiziksel ve psikolojik zararların manevi tazminatın kabulü için yeterli olduğunu, müvekkiline yalnızca basit bir üretral genişletme işlemi yapılacağının belirtildiğini ancak ameliyat sırasında rızası dışında hipospadias onarımı uygulandığını, davacının açık rızası olmaksızın farklı bir operasyon yapılmasının mevzuata aykırı olduğunu, davalı hastane tarafından dosyaya sunulan 26.12.2012 tarihli rıza formunun iki farklı şekilde tanzim edildiği ve bu nedenle savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, sahtecilik şüphesi taşıyan belgenin geçerliliğine itibar edilemeyeceğini, müvekkilinde operasyon sonrası iki ayrı idrar deliği, fistül, sürekli idrar kaçırma, cinsel fonksiyon bozukluğu, polinöropati ve depresyon geliştiğinin tıbbi belgelerle sabit olduğunu, bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan davalıların vekalet görevini özenle ifa etme yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, hastanın aydınlatılmış onam formları ile ameliyat süreci ve komplikasyonlar konusunda usulünce bilgilendirildiğinin anlaşılmasına, Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ve alanında uzman doktorlardan oluşan bilirkişi heyet raporlarında; davacıya snodgrass tekniği ile distal hipospadias tamiri yapıldığı, distal hipospadias için yapılan cerrahi girişimler arasında snodgrass tekniği ile distal hipospadias tamiri ameliyat şeklinin uygulanan yöntemlerden biri olduğu, hipospadias onarımının güncel usule uygun teknikle yapıldığı, operasyon sonrası bahsedilen komplikasyonlardan biri olan idrar yolunda darlık geliştiği, bu tür ameliyatlardan sonra söz konusu klinik şikayetlere neden olan bulgularda tam düzelme olamayabileceği, bunun yanı sıra ameliyat sonrasında ortaya çıkan yeni meatusta darlık, eski meatusta kapanmamanın bu tür ameliyatlardan sonra ortaya çıkabilen herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmale izafe edilemeyen klinik tablonun doğal bir seyri olarak değerlendirildiği, üretral darlık için gerekli müdahalelerin yapıldığı ancak başarılı olmadığı, söz konusu klinik tabloyu gidermeye yönelik medikal ve cerrahi tedavi yapılabileceği, bu nedenle tekrar düzeltici cerrahi önerildiği, ancak hastanın başka bir merkezde tedavisini devam ettirmeyi tercih ettiği, bu nedenle ilgili doktorun hastayı takip ve tedavi imkanının ortadan kalktığı, davalılara yüklenebilecek kusur bulunmadığı, hastada sonradan gelişen alt ekstremitelerde hafif düzeyli sensorimotor polinöropati ve nöropsikiyatrik semptomlarla söz konusu ameliyat arasında nedensellik bağı kurulamadığının bildirilmesine, Adli Tıp Raporu ve öğretim üyelerinden oluşan heyetten alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli, birbiriyle uyumlu ve yeterli olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!