Anahtar kelimeler: Kayseri Antalya Eylemi Antalyada Eylem Doğrudan Açılmasına Açılmasının İşlediği Ertelenmesi

(Değişik fıkra
: 20.11.2017 – KHK-██████ md.; Aynen kabul: 1.2.2018-███████ md.) (3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir..." hükümlerini içermektedir.2. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi hükmü;"Madde 191- (Değişik
: 18.06.2014 – ███████ md.)(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/███████ tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-███████ md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir.(3) (Değişik
:28.3.2023-███████ md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir.(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır.(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.(8) Bu Kanun'un;a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır."(10) (Ek
: 27.3.2015-███████ md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır." Şeklindedir.C. Değerlendirme5237 sayılı TCK'nın 191. madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/███████ tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28.3.2023-███████ md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3) (Değişik:28.3.2023-███████ md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklinde düzenlenmiştir.5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi gereğince verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüphelinin tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesinin zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararınakarşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde) ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Yine Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hükmü kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta ve ancak bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği ve iddianame düzenlenmeden aynı nev'i suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir.İddianame düzenlendikten sonra aynı nev'i suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.Yine, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı, dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüphelinin bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir.Ayrıca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, yukarıda yer verilen 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir. Bu kapsamda yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, 5237sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da (6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin tasfiye hükümleri saklı kalmak kaydıyla) sadece bir kez verilebileceği gözetilerek, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, bunlardan hangisinin usûlüne uygun olarak verilip kesinleştiğinin tespitinin gerekeceği ve tespit edilen kesinleşme tarihine kadar işlenen sübut bulan tüm eylemlerin tek suç olarak, cezanın bireyselleştirilmesi yönünden 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı kabul edilmektedir.İncelemeye konu dosyalar kapsamına göre;Sanık hakkında 22.12.2016 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2017 tarihli ve █████████ Esas sayılı iddianamesi ile açılan davada Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2017 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilâmı ile sanığın eylemi kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma olarak kabul edilip sanık hakkında neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK'nın 191/8-a ve CMK'nın 231/5. maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 29.03.2017 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 28.03.2025 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ek kararında; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte ayrıca TCK'nın 191/3. maddesine göre tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemesi nedeniyle, özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında kök dosya kabul edilemeyeceğinden ve kök dosya kabul edilebilecek başka dosyanın bulunmaması nedeniyle sanığın 25.07.2020 tarihinde işlediği uyuşturucu madde kullanma eylemi nedeniyle doğrudan açılan kamu davasında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verildiği, anlaşılmaktadır.Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinin 29.12.2021 tarihli ve 2021/4 26... /2010 Karar sayılı kesin nitelikteki kararında ise, Kayseri 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında kök dosya niteliğinde olduğu kabul edilerek sanığın 27.08.20218 tarihinde işlediği uyuşturucu madde kullanma eyleminin özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde, 19.09.2019 tarihli eyleminin ise müstakil suç niteliğinde olduğu kabul edilerek bu eylemden dolayı sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince, sanık hakkında TCK'nın 191/8. maddesine göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında ayrıca denetimli serbestlik tedbiri ve/veya tedaviye hükmedilmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâl veya ısrar nedeniyle açıklanmasından sonra işlenen eylemler yönünden doğrudan dava açılma şartının oluşmadığının kabul edildiği, ancak Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince sanık hakkında ayrıca denetimli serbestlik tedbiri ve/veya tedaviye hükmedilmemesi halinde dahi, daha sonra işlenen eylemler yönünden doğrudan dava açılma şartının oluşacağının kabul edildiği, anlaşılmıştır.Sanık hakkında, TCK'nın 191/6. maddesine göre doğrudan dava açılmasının dayanağını oluşturan, Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dosyası kapsamındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usule aykırı olarak verildiği, (Bu dosyada 05.02.2025 tarihli ek kararla; infazın durdurulmasına ve dosyanın, kanun yararına bozma yönünden değerlendirilmek üzere Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir) Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dosyasındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usule uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle Dairemizin 13.05.2024 tarih ve ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamı ile; erteleme kararı tebliğ edilmediğinden kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle durma kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün kanun yararına bozulmasına karar verildiği,Yine sanık hakkında, 22.12.2016 tarihinde işlediği iddia olunan "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2017 tarihli ve █████████ Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2017 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, eylemin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğu kabul edilerek TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 191/8 amir hükmü karşısında CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca beş yıl denetim süresine tabi tutulmasına, CMK'nın 231/8. maddesinde düzenlenen tedbirlerle yükümlü kılınmasına takdiren yer olmadığına karar verildiği, kararın 29.03.2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,Sanık hakkında Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2017 tarihli kararı ile, değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmediği, zorunlu olmasına rağmen TCK'nın 191/3. maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilmiş herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri bulunmadığı için 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunmadığı, dolayısıyla anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracağından ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı yerine geçeceğinden sözedilemeyeceği anlaşıldığından;TCK'nın 191/8. maddesindeki düzenleme ile; eğer Cumhuriyet savcısınca, eylem soruşturma aşamasında "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" olarak nitelendirilmiş olsa, nasıl ki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi zorunlu ise, suç vasfında yanılgıya düşülüp uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dava açılması nedeniyle, soruşturma aşamasında verilmesi gereken kararın, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından verilmesinin amaçlandığı dikkate alındığında,kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma aşamasında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasının yasal bir zorunluluk ve kovuşturma şartı olduğu gibi, TCK'nın 188. maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran TCK'nın 191. maddesi kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, TCK'nın 191/8. maddesi gereğince sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin zorunlu olduğu, aynı gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasının da yasal bir zorunluluk ve kovuşturma şartı olduğu, bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte TCK'nın 191/1. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları kapsamında tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemesi halinde, sonraki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçları yönünden TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava açılabilmesi için kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin kabulü gerektiğinden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 28.03.2025 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ek kararının usul ve kanuna uygun olduğu değerlendirilmiştir.VI. KARAR1. 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarında, TCK'nın 191/8. maddesine göre verilen zorunlu nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında ayrıca denetimli serbestlik tedbiri ve/veya tedaviye hükmedilmemesi halinde,denetim süresi içerisinde işlenen ve geri bırakılan hükmün açıklanmasına esas olan ilk eylemden sonraki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemleri yönünden doğrudan dava açılma şartının gerçekleşmeyeceğinin kabulü ile, 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi arasındaki UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE,2. Dosyanın talepte bulunan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,3. Karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemelerinin ceza dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.