Anahtar kelimeler: Kayseri Antalya Eylemi Antalyada Eylem Doğrudan Açılmasına Açılmasının İşlediği Ertelenmesi
10. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

I. BAŞVURU
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince;
"Dairemizce istinaf incelemesi yapılan Antalya 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.11.2020 tarih, ████████ Esas, ███████ Karar sayılı ilamı ile ilgili olarak;
Sanığın 25.07.2020 tarihinde Antalya'da işlediği kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2020 tarihli iddianame ile Antalya 36. Asliye Ceza Mahkemesine TCK'nın 191/6. maddesine göre doğrudan dava açıldığı, sanık hakkında doğrudan kamu davası açılmasına esas eylem ve dava dosyasının ise sanığın 08.01.2015 tarihinde işlediği uyuşturucu madde kullanma eylemi nedeniyle hakkında 05.03.2015 tarihinde verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında uygulanan denetimi ihlal etmesi nedeniyle hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2015 tarih, █████████ esas sayılı iddianamesi ile açılan Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2016 tarih, ████████ esas, ████████ karar sayılı mahkûmiyetle sonuçlanan temyiz edilmeden kesinleşen kararı olduğu, Antalya 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.11.2020 tarih, ████████ Esas, ███████ Karar sayılı mahkûmiyet kararının Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda Dairemizin 27.05.2021 tarih, █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile hükmün Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine dair karar verilerek kesinleşmiştir.
Aynı sanığın 27.08.20 18... .09.2018 tarihlerinde Kayseri ilinde işlediği uyuşturucu madde kullanma eylemleri sebebiyle hakkında Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açılarak yapılan yargılaması sonucunda mahkumiyetine karar verildiği ve sanığın istinafı üzerine incelemeyi yapılan Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin ████████ esas ve █████████ karar sayılı kararı ile "08.01.2015 tarihli uyuşturucu madde kullanma suçu ile ilgili olarak sanık hakkında 05.03.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, daha sonra denetim ihlal nedeniyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2015 tarih, █████████ esas sayılı iddianamesi ile dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2016 tarih, ████████ esas, ████████ karar sayılı ilamı ile sanığın neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, dosyanın temyiz edilmeden 06.09.2016 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. Dairemizce söz konusu dosya getirtilerek yapılan incelemede; sanığın 08.01.2015 günü Narkotik Büro Amirliğine müracaat ederek uyuşturucu madde kullandığını ve üzerinde met olduğunu, bunu da ...isimli şahıstan aldığını, teslim etmek istediğini belirttiği olayla ilgili olarak 05.03.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, kararın sanığın karakolda beyan ettiği adrese Tebligat Kanunu 21/1. maddesine göre 10.03.2015’te tebliğ edildiği, sanığın denetime uymadığından bahisle dava açılıp uyuşturucu madde bulundurmak/ kullanmak suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sanık hakkında yapılan bir soruşturma olmadan elindeki maddeyi kolluk görevlilerine teslim etmesi nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği, bu haliyle sanık hakkında bu eylemle ilgili olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun olmadığı,
Diğer taraftan sanığın 18.05.2015 tarihli uyuşturucu madde kullanma eylemi ile ilgili olarak Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 12.08.2015 tarih, ████████ karar sayılı kararı ile sanık hakkında tekrar kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, Dairemizce dosya getirilerek yapılan incelemede kamu davasının ertelenmesinin geri bırakılmasına ilişkin kararın tebligat parçası fotokopisinin dosyada bulunduğu, ancak kararın tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ mazbatasının dosyada bulunmadığı, haricen pttden yapılan sorgulamada da tebligatın tebliğine ilişkin belgeye rastlanmadığının bildirildiği, bahse konu bu dosyada da denetim ihlali nedeniyle sanık hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2015 tarih, ██████████ esas sayılı iddianamesi ile kamu davasının açıldığı, yapılan yargılama sonunda Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2016 tarih, ████████ esas, ████████ karar sayılı kararı ile denetim sırasında yapılan tebligatların usulüne uygun tebliğ edilmediği belirtilerek durma kararı verildiği, bu kapsamda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ████████ karar sayılı kararı ile sanık hakkında tekrar 17.05.2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, ancak kararda kararın yeniden tebliğ edilmeyeceğinin de belirtildiği, sanığın tekrar denetim ihlalinde bulunması üzerine Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 24.04.2017
tarih, █████████ esas sayılı iddianamesi ile kamu davasının açıldığı, yapılan yargılama sonunda Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2018 tarih, ████████ esas, ████████ karar sayılı ilamı ile sanık hakkında uyuşturucu madde kullanma suçundan neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeden edilmeden 14.11.2018 tarihinde kesinleştiği,
Sanık hakkında 22.12.2016 tarihli uyuşturucu madde ticareti suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2017 tarih, █████████ esas sayılı iddianamesi ile açılan davada Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2017 tarih, ████████ esas, ████████ karar sayılı ilamı ile sanığın eylemini uyuşturucu madde kullanma suçu olarak kabul edip sanık hakkında neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdiği ve TCK.nın 191/8-a ve CMK.nın 231/5. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 29.03.2017 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği" kabul edilerek, Kayseri 5. ve 6. Asliye Ceza Mahkemeleri dosyaları kapsamında usulüne uygun şekilde verilmiş ve uygulanmış tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların bulunmadığı için temyiz ve istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen bu mahkumiyet kararları için kanun yararına bozma yoluna başvurulması amacıyla bildirimde bulunulmasına karar verilmiş, ancak sanığın işlediği uyuşturucu madde ticareti yapma eylemi sebebiyle hakkında Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında eyleminin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek, mahekeminin ████████ esas ve ████████ karar sayılı kararı ile sanık hakkında TCK'nın 191/8. maddesine göre verilen özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği ve bu kararın kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı mahiyette olduğu, bu sebeple sanığın █████/2018 tarihli kullanma eyleminin █████/2017 tarihinde kesinleşen özel nitelikte hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olduğu, █████/2018 tarihli eyleminin ise müstakil suç niteliğinde olduğu kabul edilerek yeni hüküm kurulmak suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin ████████ esas ve █████████ karar sayılı kararı doğrultusunda Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca Dairemizin █████████ esas, ████████ karar sayılı kararına karşı CMK'nın 308/A. maddesine göre itiraz başvurusu yapılmış ve yapılan inceleme sonucunda; Dairemizin 28.03.2025 tarih, █████████ Esas, ████████ Karar sayılı Ek Kararı ile;
"Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, aynı sanığın 27.08.20 18... .09.2018 tarihli eylemlerine yönelik istinaf incelemesi sonucunda 29.12.2021 tarih ve ████████ E. ██████████ K. sayılı ilamında ayrıntılı olarak belirtildiği şekilde;
08.01.2015 tarihli uyuşturucu madde kullanma suçu ile ilgili olarak sanık hakkında 05.03.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, daha sonra denetim ihlal nedeniyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2015 tarih, █████████ esas sayılı iddianamesi ile dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2016 tarih, ████████ esas, ████████ karar sayılı ilamı ile sanığın neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, dosyanın temyiz edilmeden 06.09.2016 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. Dairemizce söz konusu dosya getirtilerek yapılan incelemede; sanığın 08.01.2015 günü Narkotik Büro Amirliğine müracaat ederek uyuşturucu madde kullandığını ve üzerinde met olduğunu, bunu da ...isimli şahıstan aldığını, teslim etmek istediğini belirttiği olayla ilgili olarak 05.03.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, kararın sanığın karakolda beyan ettiği adrese Tebligat Kanunu 21/1. maddesine göre 10.03.2015’te tebliğ edildiği, sanığın denetime uymadığından bahisle dava açılıp uyuşturucu madde bulundurmak/ kullanmak suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sanık hakkında yapılan bir soruşturma olmadan elindeki maddeyi kolluk görevlilerine teslim etmesi nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği, bu haliyle sanık hakkında bu eylemle ilgili olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun olmadığı,
Diğer taraftan sanığın 18.05.2015 tarihli uyuşturucu madde kullanma eylemi ile ilgili olarak Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 12.08.2015 tarih, ████████ karar sayılı kararı ile sanık hakkında tekrar kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, Dairemizce dosya getirilerek yapılan incelemede kamu davasının ertelenmesinin geri bırakılmasına ilişkin kararın tebligat parçası fotokopisinin dosyada bulunduğu, ancak kararın tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ mazbatasının dosyada bulunmadığı, haricen pttden yapılan sorgulamada da tebligatın tebliğine ilişkin belgeye rastlanmadığının bildirildiği, bahse konu bu dosyada da denetim ihlali nedeniyle sanık hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2015 tarih, ██████████ esas sayılı iddianamesi ile kamu davasının açıldığı, yapılan yargılama sonunda Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2016 tarih, ████████ esas, ████████ karar sayılı kararı ile denetim sırasında yapılan tebligatların usulüne uygun tebliğ edilmediği belirtilerek durma kararı verildiği, bu kapsamda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ████████ karar sayılı kararı ile sanık hakkında tekrar 17.05.2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, ancak kararda kararın yeniden tebliğ edilmeyeceğinin de belirtildiği, sanığın tekrar denetim ihlalinde bulunması üzerine Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 24.04.2017 tarih, █████████ esas sayılı iddianamesi ile kamu davasının açıldığı, yapılan yargılama sonunda Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2018 tarih, ████████ esas, ████████ karar sayılı ilamı ile sanık hakkında uyuşturucu madde kullanma suçundan neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeden edilmeden 14.11.2018 tarihinde kesinleştiği,
Sanık hakkında 22.12.2016 tarihli uyuşturucu madde ticareti suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2017 tarih, █████████ esas sayılı iddianamesi ile açılan davada Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2017 tarih, ████████ esas, ████████ karar sayılı ilamı ile sanığın eylemini uyuşturucu madde kullanma suçu olarak kabul edip sanık hakkında neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdiği ve TCK'nın 191/8-a ve CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 29.03.2017 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği" anlaşılmış olup,
Sanık hakkında TCK'nın 191/6. maddesine göre doğrudan dava açılmasının dayanağını oluşturan,
-Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. sayılı dosyasındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usule aykırı olarak verilmesi, (Bu dosyada verilen 05.02.2025 tarihli Ek Kararla; İnfazın Durdurulmasına ve dosyanın, Kanun Yararına Bozma yönünden incelenmek ve değerlendirilmek üzere Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş olması)
-Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. sayılı dosyasındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usule uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13.05.2024 tarih ve ██████████ E. ██████████ K. sayılı ilamı ile; "5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın itiraz yolu açık olarak verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, kararın şüpheliye tebliğ edilmeden dolayısıyla kesinleşmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de başlamayacağı, erteleme kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. Somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın şüpheliye tebliğ edilmemesi nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, Mahkemesince, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verilerek şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının
sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup bu yöndeki kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür." gerekçesiyle hükmün kanun yararına bozulmasına karar verilmiş olması,
-Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. sayılı dosyasında TCK'nın 191/8. maddesine göre verilen özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında ise ayrıca TCK'nın 191/3. maddesine göre sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemiş olması nedeniyle bu kararın da TCK'nın 191/6. maddesi anlamında kök dosya niteliğinin bulunmaması karşısında, farklı gerekçelerle itirazın kabulüne, sanık hakkında dairemizce verilen 27.05.2021 tarih ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kesin nitelikteki kararın ortadan kaldırılmasına, kovuşturma şartı gerçekleşinceye kadar durma kararı verilmek üzere CMK'nın 280/1-f maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA" karar verilmiştir.
Sanık ...'in 22.12.2016 tarihli eylemi nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan davada Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.03.2017'de kesinleşen 21.03.2017 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamında sanığın eyleminin değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde suçu kapsamında nitelendirilmesi üzerine TCK'nın 191/1. ve 62. maddelerine göre verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün, TCK'nın 191/8. maddesine göre açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ancak bu kararda sanık hakkında ayrıca denetimli serbestlik tedbiri ve/veya tedaviye hükmedilmediği anlaşılmıştır.
Sanık ...'in 27.08.20 18... .09.2018 tarihli aynı nitelikteki eylemleri nedeniyle açılan davada Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 27.01.2021 tarih ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı ilamına yönelik istinaf başvurusu üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin 29.12.2021 tarih ve ████████ E. ██████████ K. sayılı ilamında ise sanığın 27.08.2018 tarihli eyleminin; 29.03.2017 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali olduğu, 19.09.2018 tarihli eylemin ise müstakil nitelikte bulunduğu, bu nedenle sadece 19.09.2018 tarihli eylemle ilgili olarak hüküm kurulması gerektiği kabul edilerek, hüküm düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine ve 19.09.2018 tarihli eylem yönünden sanığın mahkumiyetine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu şekliyle Dairemizin 28.03.2025 tarih, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı Ek Kararı ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 29.12.2021 tarih ve ████████ E. ██████████ K. sayılı kesin nitelikteki kararları arasında, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. Sayılı dosyasında değişen suç vasfına göre sanık hakkında TCK'nın 191/8. maddesine göre verilen özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında ayrıca denetimli serbestlik tedbiri
ve/veya tedaviye hükmedilmemesi nedeniyle, HAGB kararının ihlal veya ısrar nedeniyle açıklanmasından sonra işlenen uyuşturucu madde kullanma eylemleri için doğrudan kamu davası açılmasına esas teşkil eden kök dosya niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği hususunda uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır." şeklindeki gerekçe ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunau uyuşmazlığın giderilmesi yönünde talepte bulunulmuştur.
II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 11.07.2025 tarihli ve 2025/5 sayılı kararı ile,
" 5235 Sayılı " Adli yargı ilk derece mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluş görev ve yetkileri hakkında kanunun 35. Maddesinde; Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun görevleri düzenlenmiş olup anılan maddenin 3. Bendinde " resen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk ve ceza dairesinin ya da cumhuriyet başsavcısının, hukuk mahkemeleri kanunu veya ceza muhakemesi kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların benzer olayda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması halinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar vermesini istemek," hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayların incelenmesinde; Sanık hakkında 22.12.2016 tarihli uyuşturucu madde ticareti suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2017 tarih, █████████ esas sayılı iddianamesi ile açılan davada Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2017 tarih, ████████ esas, ████████ karar sayılı ilamı ile sanığın eylemini uyuşturucu madde kullanma suçu olarak kabul edip sanık hakkında neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK'nın 191/8-a ve CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 29.03.2017 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği ancak kararda ayrıca sanık hakkında TCK'nın 191/3. maddesine göre tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemesi nedeniyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 28.03.2025 tarih, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı Ek Kararında, özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında kök dosya kabul edilemeyeceğinden ve kök dosya kabul edilebilecek başka dosyanın bulunmaması nedeniyle sanığın 25.07.2020 tarihinde işlediği uyuşturucu madde kullanma eylemi sebebiyle doğrudan açılan kamu davasında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulması kararı verildiği, buna karşılık Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin 29.12.2021 tarih ve ████████ E. █████████ K. sayılı kesin nitelikteki kararında Kayseri 3. Ağır Ceza
Mahkemesinin 21.03.2017 tarih, ████████ esas, ████████ karar sayılı özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında kök dosya niteliğinde olduğu kabul edilerek sanığın 27.08.20218 tarihinde işlediği uyuşturucu madde kullanma eyleminin özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali netiliğinde, 19.09.2019 tarihinde işlediği kullanma eyleminin ise müstakil suç niteliğinde olduğu kabul edilerek bu eylemden dolayı sanığın cezalandırılmasın karar verildiği ve bu şekliyle iki daire arasında uyuşmazlık meydana geldiğinin sabit olduğu, ilk defa uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma ve kullanmak amacıyla bulundurma suçunu işleyen kişiler hakkında suçun niteliği itibariyle hazırlık soruşturması aşamasında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması yasal bir zorunluluk ve kovuşturma şartı şartı olduğu gibi TCK'nın 188. (veya 190.) maddesinde düzenlenen suçlardan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran TCK'nın 191. maddesi kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, TCK'nın 191/8. maddesi gereğince sanık hakkında özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen dosyalarda da sanık hakkında ayrıca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesinin sonra işlenen uyuşturucu madde kullanma ya da kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçları yönünden TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava açılabilmesi için kovuşturma şartı olması gerektiği değerlendirmesi ile;
Başkanlar Kurulumuzca, uyuşmazlığın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 21.04.2025 tarih ve █████████ Esas sayılı kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan, dosyanın Yargıtay ilgili Dairesine gönderilmesine oy çokluğu ile karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur. " şeklinde karar verilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRESİ KARARLARI:
A. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 27.05.2021 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ve 28.03.2025 tarihli ek kararının incelenmesinde:
1. Şüpheli ... hakkında 25.07.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2020 tarihli ve ███████████ Soruşturma, ██████████ Esas, ██████████ sayılı iddianamesi ile Antalya 36. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca █████████ Soruşturma sayılı dosyada 05.03.2015 tarihli ve ███████ Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, ihlâl nedeniyle kararın kaldırılarak Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesine ████████ Esas sayılı kamu davası açıldığından yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği,
2. Yapılan yargılama sonucunda, Antalya 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.11.2020 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile, TCK’nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,
3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 27.05.2021 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, hüküm düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği,
4. Sanık müdafiinin 5271 sayılı CMK'nın 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi talebi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 27.05.2021 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı, CMK’nın 308/A maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurulduğu,
5. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 28.03.2025 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ek kararı ile, dayanak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarının usule aykırı verilmesi ve usule uygun şekilde tebliğ edilmemesi, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dosyasında TCK'nın 191/8. maddesine göre verilen özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında ise ayrıca TCK'nın 191/3. maddesine göre tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemiş olması nedeniyle bu kararın da TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında kök dosya niteliğinin bulunmaması hususu gözetilerek durma kararı verilmesi gerektiğinden itirazın kabulüne, 27.05.2021 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararın ortadan kaldırılmasına, Antalya 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.11.2020 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı hükmünün bozulmasına, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 29.12.2021 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile ortaya çıkan uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtaydan karar verilmesinin istenilmesi hususunda Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kuruluna ihbarda bulunulmasına kesin olarak karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
2. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 29.12.2021 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararının incelenmesinde:
1. Sanık hakkında, 27.08.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.2019 tarihli ve ██████████ Soruşturma, █████████ Esas, █████████ sayılı iddianamesi ile Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesine, TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede daha önce ... nolu soruşturmada kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, ihlal nedeniyle kaldırılarak kamu davası açıldığı, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği,
2. Yapılan yargılama sonucunda, Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile, sanığın TCK’nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,
3. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 19.12.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; davanın, sanığın 19.09.2018 tarihli eylemi nedeniyle açılan Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı davası ile birleştirilmesi ve zincirleme suç hükümlerinin tartışılarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına kesin olarak karar verildiği,
4. Bozmadan sonra, davanın ████████ esasa kaydedildiği, sanık hakkında 19.09.2018 tarihli aynı nev'i eylemi nedeniyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 04.07.2019 tarihli ve █████████ Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının, Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.12.2019 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı birleştirme kararı ile Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmesini takiben, Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, sanığın TCK’nın 191/1 ve 43/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,
5. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05.11.2020 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında TCK'nın 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına kesin olarak karar verildiği,
6. Bozmadan sonra dosyanın ████████ Esasa kaydedildiği ve yapılan yargılama sonucunda, Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2021 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile, sanığın TCK’nın 191/1, 43/1, 192/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,
7. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 29.12.2021 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile; sanığın 27.08.2018 tarihli eyleminin 29.03.2017 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali olduğu, 19.09.2018 tarihli eylemin ise müstakil nitelikte bulunduğu, bu nedenle sadece 19.09.2018 tarihli eylemle ilgili olarak hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
IV. KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2025 tarihli ve UG-██████████ sayılı tebliğnamesinde;
"....TCK'nın 191/8. maddesine göre verilen özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarında sanık hakkında ayrıca denetimli serbestlik tedbiri ve/veya tedaviye hükmedilmemesi halinde, HAGB kararının ihlal veya ısrar nedeniyle açıklanmasından sonra işlenen eylemler yönünden doğrudan dava açılma şartının olup olmadığına ilişkin Antalya Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Daireleri kararları ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Daireleri kararları arasındaki uyuşmazlığın, 5235 sayılı Kanun'un 35/3. maddesi uyarınca, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 27.05.20 21... /1787 Esas ve ████████ Karar sayılı kararındaki görüş ve kabul doğrultusunda giderilmesi" talep edilmiştir.
V. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık; "TCK'nın 191/8. maddesine göre verilen özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında ayrıca denetimli serbestlik tedbiri ve/veya tedaviye hükmedilmesinin zorunlu olup olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte ayrıca denetimli serbestlik tedbiri ve/veya tedaviye hükmedilmemesi halinde, daha sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemleri yönünden doğrudan dava açılma şartının olup olmadığı" hususuna ilişkindir.
B. İlgili Hukuk
1. 5235 sayılı "Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun"un, 20.11.2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 92. maddesi ile değişik, "Başkanlar Kurulunun Yetkileri" başlıklı 35/3. maddesi;
"...(3) Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet Başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek,
(Değişik fıkra
: 20.11.2017 – KHK-██████ md.; Aynen kabul: 1.2.2018-███████ md.) (3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir..." hükümlerini içermektedir.
2. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi hükmü;
"Madde 191- (Değişik
: 18.06.2014 – ███████ md.)
(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/███████ tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-███████ md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir.
(3) (Değişik
:28.3.2023-███████ md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir.
(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;
a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır.
(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.
(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.
(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
(8) Bu Kanun'un;
a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır."
(10) (Ek
: 27.3.2015-███████ md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır." Şeklindedir.
C. Değerlendirme
5237 sayılı TCK'nın 191. madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;
28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/███████ tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28.3.2023-███████ md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3) (Değişik:28.3.2023-███████ md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklinde düzenlenmiştir.
5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi gereğince verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüphelinin tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesinin zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına
karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde) ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Yine Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hükmü kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta ve ancak bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği ve iddianame düzenlenmeden aynı nev'i suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir.
İddianame düzenlendikten sonra aynı nev'i suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Yine, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı, dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüphelinin bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir.
Ayrıca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, yukarıda yer verilen 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir. Bu kapsamda yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, 5237
sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da (6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin tasfiye hükümleri saklı kalmak kaydıyla) sadece bir kez verilebileceği gözetilerek, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, bunlardan hangisinin usûlüne uygun olarak verilip kesinleştiğinin tespitinin gerekeceği ve tespit edilen kesinleşme tarihine kadar işlenen sübut bulan tüm eylemlerin tek suç olarak, cezanın bireyselleştirilmesi yönünden 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı kabul edilmektedir.
İncelemeye konu dosyalar kapsamına göre;
Sanık hakkında 22.12.2016 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2017 tarihli ve █████████ Esas sayılı iddianamesi ile açılan davada Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2017 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilâmı ile sanığın eylemi kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma olarak kabul edilip sanık hakkında neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK'nın 191/8-a ve CMK'nın 231/5. maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 29.03.2017 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 28.03.2025 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ek kararında; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte ayrıca TCK'nın 191/3. maddesine göre tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemesi nedeniyle, özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında kök dosya kabul edilemeyeceğinden ve kök dosya kabul edilebilecek başka dosyanın bulunmaması nedeniyle sanığın 25.07.2020 tarihinde işlediği uyuşturucu madde kullanma eylemi nedeniyle doğrudan açılan kamu davasında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verildiği, anlaşılmaktadır.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinin 29.12.2021 tarihli ve 2021/4 26... /2010 Karar sayılı kesin nitelikteki kararında ise, Kayseri 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında kök dosya niteliğinde olduğu kabul edilerek sanığın 27.08.20218 tarihinde işlediği uyuşturucu madde kullanma eyleminin özel nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde, 19.09.2019 tarihli eyleminin ise müstakil suç niteliğinde olduğu kabul edilerek bu eylemden dolayı sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince, sanık hakkında TCK'nın 191/8. maddesine göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında ayrıca denetimli serbestlik tedbiri ve/veya tedaviye hükmedilmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâl veya ısrar nedeniyle açıklanmasından sonra işlenen eylemler yönünden doğrudan dava açılma şartının oluşmadığının kabul edildiği, ancak Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince sanık hakkında ayrıca denetimli serbestlik tedbiri ve/veya tedaviye hükmedilmemesi halinde dahi, daha sonra işlenen eylemler yönünden doğrudan dava açılma şartının oluşacağının kabul edildiği, anlaşılmıştır.
Sanık hakkında, TCK'nın 191/6. maddesine göre doğrudan dava açılmasının dayanağını oluşturan, Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dosyası kapsamındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usule aykırı olarak verildiği, (Bu dosyada 05.02.2025 tarihli ek kararla; infazın durdurulmasına ve dosyanın, kanun yararına bozma yönünden değerlendirilmek üzere Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir) Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dosyasındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usule uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle Dairemizin 13.05.2024 tarih ve ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamı ile; erteleme kararı tebliğ edilmediğinden kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle durma kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün kanun yararına bozulmasına karar verildiği,
Yine sanık hakkında, 22.12.2016 tarihinde işlediği iddia olunan "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2017 tarihli ve █████████ Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2017 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, eylemin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğu kabul edilerek TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 191/8 amir hükmü karşısında CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca beş yıl denetim süresine tabi tutulmasına, CMK'nın 231/8. maddesinde düzenlenen tedbirlerle yükümlü kılınmasına takdiren yer olmadığına karar verildiği, kararın 29.03.2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Sanık hakkında Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2017 tarihli kararı ile, değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmediği, zorunlu olmasına rağmen TCK'nın 191/3. maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilmiş herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri bulunmadığı için 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunmadığı, dolayısıyla anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracağından ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı yerine geçeceğinden sözedilemeyeceği anlaşıldığından;
TCK'nın 191/8. maddesindeki düzenleme ile; eğer Cumhuriyet savcısınca, eylem soruşturma aşamasında "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" olarak nitelendirilmiş olsa, nasıl ki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi zorunlu ise, suç vasfında yanılgıya düşülüp uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dava açılması nedeniyle, soruşturma aşamasında verilmesi gereken kararın, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından verilmesinin amaçlandığı dikkate alındığında,
kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma aşamasında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasının yasal bir zorunluluk ve kovuşturma şartı olduğu gibi, TCK'nın 188. maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran TCK'nın 191. maddesi kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, TCK'nın 191/8. maddesi gereğince sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin zorunlu olduğu, aynı gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasının da yasal bir zorunluluk ve kovuşturma şartı olduğu, bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte TCK'nın 191/1. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları kapsamında tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemesi halinde, sonraki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçları yönünden TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava açılabilmesi için kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin kabulü gerektiğinden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 28.03.2025 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ek kararının usul ve kanuna uygun olduğu değerlendirilmiştir.
VI. KARAR
1. 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarında, TCK'nın 191/8. maddesine göre verilen zorunlu nitelikteki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında ayrıca denetimli serbestlik tedbiri ve/veya tedaviye hükmedilmemesi halinde,
denetim süresi içerisinde işlenen ve geri bırakılan hükmün açıklanmasına esas olan ilk eylemden sonraki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemleri yönünden doğrudan dava açılma şartının gerçekleşmeyeceğinin kabulü ile, 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi arasındaki UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE,
2. Dosyanın talepte bulunan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,
3. Karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemelerinin ceza dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!