Anahtar kelimeler: Dayısı Altınını Ceyhan Cinsinden Gram Altın Eylül Etmeye Yılının Yıllardır

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ceyhan 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; davalının, davacının dayısı olduğunu ve davacıdan 2014 yılının Eylül ayında altın cinsinden borç istediğini, davacının da bankada mevcut olan 420 gram altınını borç olarak verdiğini ve altın olarak geri ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacının, yıllardır alacağını tahsil etmeye çalıştığını ancak davalı tarafın borcunu ödemediğini, bununla birlikte davalı aleyhine genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını ve davalı tarafça iş bu takibe 20.05.2024 tarihinde itiraz edildiğini, davalının yapmış olduğu borca itirazının haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, davalı borçlunun Ceyhan İcra Dairesinin █████████ sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davanın zaman aşımına uğradığını, davacı tarafça banka kanalıyla gönderilen tutarın havale olduğunu ve davalıya borç ya da ödünç olarak gönderilmediğini, davacı tarafından sunulan banka dekontlarının kesin delil niteliği olmadığı gibi delil başlangıcı da sayılamayacağını, takipte istenen alacağın var olmamakla birlikte yargılamasız anlaşılabilecek alacaklardan da olmadığını savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; emsal Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 392. maddesinde yer alan ''Ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir." ibaresinden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk istemden başlayarak altı hafta beklemesi gerektiği, alacağın bu süre sonunda muaccel olacağı, muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılmasının mümkün olmadığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davalarının açılabilmesi için öncelikle itirazın yöneltileceği usul ve yasaya uygun bir icra takibinin bulunması gerektiği, bu halde taraflar arasında ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmediğinden veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmadığından ilk istemden başlayarak 6 hafta sonra alacağın muaccel olacağı, dosya kapsamında davacının icra takibini başlatmadan 6 hafta önce iade talebine veya iadeye yönelik usulünce düzenlenmiş ihtarnameye ilişkin herhangi bir delilinin bulunmadığı anlaşılmakla yasada ve içtihatlarda belirtilen 6 haftalık süreye uymadan başlattığı icra takibinin usule ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/2 ve 115. maddeleri gereğince usul ve yasaya uygun bir icra takibi bulunmadığından usulden reddine, karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda taraflarca ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmediğinden veya istenildiği zaman muaccel olacağı da kararlaştırılmadığından ilk istemden başlayarak 6 hafta sonra alacağın muaccel olacağı, davacının icra takibinden 6 hafta önce iade talebinde bulunduğuna ilişkin dosya kapsamında delil, bilgi ve belge bulunmadığı, taraflar arasındaki akrabalık ilişkisinin niteliğine göre 6100 sayılı Kanunun 203. maddesi kapsamında bu hususun tanıkla ispatının da mümkün olmadığı, bu durumda, davacının, iade talebinde bulunup altı hafta bekledikten sonra takibe geçebileceğinden, anılan süreye uyulmadan başlatılan takip usul ve yasaya uygun olmadığı, davanın, usul ve yasaya uygun bir icra takibi bulunmadığından, aynı Kanunu'nun 114. maddesi kapsamında hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı Kanunun 115. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; davalının, davacının dayısı olduğunu, davacıdan 2014 yılının Eylül ayında, altın cinsinden borç istediğini, davacının bankada mevcut olan 420 gram altınını borç olarak verdiğini, tarafların işbu borcun altın borcu olduğu ve davacının altın olarak ödeneceği hususunda anlaştıklarını, davacının bankada mevcut olan 420 gram altınını bozdurup eş zamanlı olarak davalının banka hesabına gönderdiğini, bu işlemlere ilişkin dekontların dosyaya sunulduğunu, davacının yıllarca alacağını tahsil etmeye çalıştığını ancak davalının borcunu ödemediğini, takibe yapılan itirazın mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalının, itiraz dilekçesinde söz konusu borcun kendisine ait olmadığına dair herhangi bir belge sunmadığını, likit bir alacak varken icra inkar tazminatı istenebileceğini, davalının, borcunu inkar etmesinin kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, ayrıca yemin deliline dayanıldığını ancak bu husus hatırlatılmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, ödünç verme sözleşmesi kapsamında borç olarak verilen altın cinsinden alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.6098 sayılı Kanunun 386. maddesine göre; "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." Aynı Kanunun 392. maddesi ise; ''Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.'' hükmünü ihtiva etmektedir. İşbu maddede yer alan ''ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir'' ibaresinden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk önce istemde bulunmasının muacceliyet şartı olduğunun kabulü gerekir. Dairemiz uygulamasında da ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ilk istemden başlayarak 6 hafta sonra alacağın muaccel olacağı, muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılmasının mümkün olmadığı, muaccel olmayan bir alacak için açılan davada 6100 sayılı Kanunun 114/1. maddesi h bendi kapsamında hukuki yararın bulunmadığı ve konuda yer alan bu ibarenin dava şartına ilişkin olduğu kabul edilmektedir.Yukarıda verilen bilgiler ışığında, temyiz olunan karar da belirtilen gerekçeye, ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ilk istemden başlayarak 6 hafta sonra alacağın muaccel olacağı, muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılmasının mümkün olmamasına ve dava açılmış ise hukuki yararın bulunmamasına ve öte yandan istinafta ileri sürülmeyen yemine ilişkin hususun temyizde ileri sürülmesi halinde incelenmesinin mümkün olmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.