Anahtar kelimeler: Gününün İstekli Bittiği Geldi Usuli Salı Davetiye Günde Sözlü Şartı
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usuli eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalılar vekili Av. ... ile temyiz edilen Şirket vekili Av. ..., Av. ...............geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında 626 73... parsel sayılı taşınmaza apartman inşaatı yapılması için arsa taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde davaya konu E blok 11 nolu bağımsız bölümün davacıya özgülendiğini, davalı ...'ın E blok 11 nolu bağımsız bölüm ile kendisine ait F blok 9 nolu bağımsız bölümü takas etmek istediğini, bunun üzerine E blok 11 nolu taşınmazın davalı ...'ın oğlu ...’a devredildiğini ancak davalının F blok 9 nolu taşınmazı davacıya devretmediğini ileri sürerek E blok 11 nolu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde taşınmazın bedelinin devir tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiş, 25.11.2020 tarihli ıslah dilekçesinde, her ne kadar dava dilekçelerinde "irade fesadı nedeniyle tapu iptal beyanı" geçmese de dilekçe içeriğinden davalının hilesi ile takas yapılacağı inancı oluşturularak hataen davaya konu E Blok 11 nolu taşınmazı devrettiğinin anlaşıldığını belirtmiş, Mahkemece tazminat talebinin ıslah edilmesi için verilen süre üzerine 23.11.2021 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebinin ayrı bir talep değil tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteği olup ayrıca ıslaha gerek olmadığını belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalılar; takas anlaşması bulunmadığını, davacının taşınmazların devrini üzerine aldıktan sonra kendisine isabet eden taşınmazların satışını gerçekleştirmeye başladığını, satışa çıkardığı dairelerden biri olan dava konusu taşınmazı da davalı ...'ın 300.000,00 TL bedelle satın aldığını, davacının resmi senet veya herhangi bir yazılı delil sunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının eser sözleşmesi gereği kendisine düşen ve üzerine kayıtlı 11 nolu dairenin devri konusunda iradesinin hile ile sakata uğradığı, taşınmazı satın alan üçüncü kişi konumundaki ...'ın yakın akrabalığı nedeniyle bu durumu biliyor olması, bilebilecek konumda bulunması nedeniyle kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemli olup eldeki davada davacının iddiası dikkate alındığında davaya bakma görevinin genel mahkeme sıfatı ile asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın tüketici mahkemesinin veya ticaret mahkemesinin görevine girecek nitelikte bulunmadığı, F blok 9 nolu bağımsız bölümün davalı ... tarafından dava dışı ...'a 04.12.2019 tarihinde satılmış olduğundan, söz konusu taşınmazın davacı tarafa devredilmeyeceğinin öğrenildiği en erken tarihin bu tarih olarak kabul edilmesi gerektiği, bu tarih ve dava tarihi olan 09.04.2020 tarihi esas alındığında da davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu, dava konusu 11 nolu bağımsız bölümün devri konusunda davacının iradesinin hile ile sakatlandığı gerekçesiyle 6100 HMK'nın 353/(1).b.1. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; müteahhit olan davacının davaya konu taşınmazın bulunduğu yerde yaptığı inşaatları taahhüt ettiği sürede bitiremediğini, eksik- ayıplı imalatlar gerçekleştirdiğini, bu sebepten dolayı da çok sayıda ihtara, davaya ve şikayete uğradığını, güven ilişkisinden bahsedilemeyeceğini, taşınmazın bedeli ödenerek resmi işlemle satın alındığını, işlemin ve olayın tarafı dahi olmayan kişilerin isimleri katılarak ve asla kabul etmedikleri sözde mesaj iddiaları ile bu davanın açıldığını, tanık beyanlarının yeterli olmadığını, satış işleminin taraf olmayan ... tarafından ... ............isimli kişiye hiçbir biçimde herhangi bir mesaj gönderilmediğini, davacı Şirketin aldatıldığını en geç akit tarihinde anlamış olması gerektiğini, dava ve ıslah tarihinde hak düşürücü sürenin geçtiğini, görev itirazında bulunduklarını, davacının basiretli tacir kuralına aykırı hareket ettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; davacı yüklenici ile arsa sahiplerinden olan davalılar ... ve ... ile diğer arsa sahipleri arasında 626 73... parsel sayılı taşınmaza apartman inşaatı yapılmak üzere Ankara .............. Noterliğinin 10.07.20 15... yevmiye nolu düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, taşınmazda 13.01.2017 tarihinde kat irtifakı kurulduğu, dava konusu E blok 11 nolu bağımsız bölümün arsa malikleri tarafından 16.01.2019 tarihli 6306 sayılı Kanun gereği kat karşılığı temlik işlemi ile davacı Şirkete temlik edildiği, davacı Şirketi temsilen ............ tarafından taşınmazın 14.02.2019 tarihinde 300.000,00 TL bedelle davalı ...’a temlik edildiği, dava dışı aynı yer F blok 9 nolu bağımsız bölümün ise arsa sahibi davalı ... adına kayıtlı iken 04.12.2019 tarihinde dava dışı ...’a 350.000,00 TL bedelle satış ve ipotek işlemi ile devredildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36. maddesinin 1. fıkrasında açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz.
Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinin 2. fıkrası gereğince her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğu kabul edilmektedir.
Somut olayda; davacı yüklenici ile arsa sahibi davalı ... arasında E blok 11 nolu bağımsız bölüm ve F blok 9 nolu bağımsız bölümün takas edileceği inancı ile dava konusu taşınmazın davalı ...’a devredildiği iddiası ile dava açıldığı, davacı Şirketin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 16. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tüzel kişi tacir olduğu, davacı Şirketin taşınmazı 14.02.2019 tarihinde 300.000,00 TL bedelle devrettiği, dava konusu taşınmazı aralarındaki takas işlemine ilişkin temlik ettiği iddiasını usulünce kanıtlayamadığı gibi gerekli tedbirleri almadan ve sözleşme yapmadan dava konusu taşınmazları devretmesi karşısında basiretli bir tacirin göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermediği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davacının devir sırasında hileye düşürüldüğü iddiasının kanıtlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca temyiz eden davalılar vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!