Anahtar kelimeler: Şifahi Dökümüne Satımdan Kayseri Cari Satım Yazim Arası Katip Görüşmeler

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ...
KARAR NO
: ...
HAKİM
: ... ...
KATİP
: ... ...
DAVACI
: ....
VEKİLİ
: Av. ....
DAVALI
:...
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: ...
KARAR TARİHİ
: ...
KARAR YAZIM TARİHİ
: ...
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ile davalı şirket arasında ticari alım satım nedeni ile ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili şirketin 19.11.2024 tarihli cari hesap dökümüne göre davalı şirketin müvekkili şirkete █████/2022-█████/2024 arası dönemde bakiye cari hesap alacağı olarak 197.365,65-TL borcu bulunduğunu, şifahi görüşmeler sonucunda da söz konusu borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosya ile icra takibi başlattıklarını, davalının borca ve borcun tüm ferilerine karşı haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasına sebebiyet verdiğini, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda müvekkilinin haklılığının ispatlanacağını, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmesinden bir sonuç alamadıklarından bahisle davanın kabulü ile davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: takip talebinin dayanağının cari hesaptan kaynaklandığını, taraflar arasında yasanın ve Yargıtay'ın aradığı şartları içeren bir cari hesap ilişkisi bulunmadığını, dayanak olarak dosyaya sunulan cari hesaba, tek taraflı düzenlenmiş muavin defter sayfasına ve faturalara itirazlarının bulunduğunu, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını bu nedenle davacının cari hesap alacağından söz edilemeyeceğini, müvekkili tarafından tüm ifa edilen edimlere istinaden kesilen faturaların eksiksiz şekilde ödendiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, öncelikle hak düşürücüsü süre ve zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, akabinde haksız davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyasının uyap kayıtları, vergi dairesi kayıtları, davacı tarafın ticari defter kayıtları, takibe konu faturalar ve tüm deliller toplanmış, verilen kesin süre içinde ticari defterlerini sunan davacı tarafın defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının Tamgüç Elektrik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, borçlunun ... olduğu, 197.365,65-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Dosyaya mübrez █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda: davacı/alacaklı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, davacı ticari defterlerinin lehe veya aleyhe delil olma durumunun olduğu, davacı/alacaklı şirket 2022, 2023 ve 2024 yılı ticari defter kayıtlarında davalı/borçlu şirkete dönem dönem satış faturaları düzenlenerek söz konusu faturalara ilişkin muhtelif zamanlarda kısmi tahsilatlar yapılmış olduğu, bu süre zarfında davacının davalıdan alacaklı durumda bulunduğu, incelenen yıllar için davalı cari hesabının izlendiği alt hesaba ait kapanış bakiyelerinin takip eden yılın açılış bakiyeleri ile uyumlu olduğu, 2022 yılı açılış kaydında davacının davalı/borçlu taraftan 9.800,26-TL alacaklı olduğuna ilişkin açılış kaydı bulunması nedeniyle taraflar arasında açık hesap ilişkisi olduğu sonucuna varıldığı, davacının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... esas sayılı takibine dayanak olarak sunduğu faturalar nedeniyle icra takip tarihi itibariyle alacaklı bulunduğu, 2024 yılı açılış bakiyesi olan 59.290,11-TL'ye ek olarak davacı tarafından 2024 yılında 237.552,54-TL tutarında satış faturası düzenlendiği, toplam borç rakamının 296.842,65-TL'ye ulaştığı, bu rakamdan toplam 100.000,00-TL'sinin tahsil edildiği, takip tarihi itibariyle asıl alacak toplamının (59.290,11 + 237.552,54 - 100.000,00) 196.842,65-TL olduğu, söz konusu bakiye alacağın ... numaralı faturadan tahsil edilmeyi bekleyen 28.647,29-TL ile ... numaralı fatura tutarı olan 168.195,36-TL toplamından oluştuğu görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE
:
Dava, açık hesap alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve ███████-824 E., ████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir.
Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 101. maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. TBK 102. maddeye göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2006 tarihli ve ███████-260 E., ████████ K.; 09.06.2010 tarihli ve ███████-262 E. ████████ K; 27.01.2016 tarihli ve ███████-1830 E.,███████ K.; 25.04.2018 tarihli ve ███████-903 E., ████████ K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır.
Diğer yandan belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise;
“Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
6102 sayılı TTK m.21/2 uyarınca; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
Görüldüğü üzere tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Bu hususlarla birlikte 6100 sayılı HMK’nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. Maddesinin incelendiğinde:
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, █████/2009 gün ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı)
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı Tamgüç Elektrik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından davalı ... aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden 197.365,65-TL asıl alacak talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde taraflar arasında Yargıtay'ın aradığı şartları ihtiva eden cari hesap ilişkisi bulunmadığını, davacının edimini yerine getirmesine rağmen ücretini alamadığı bir işin olmadığını, yapılan takibin haksız olduğunu, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını savunmuştur.
█████/2025 tarihli dilekçe ile davalı şirket vekili vekillikten istifa dilekçesi sunmuş, bu dilekçe davalı asile █████/2025 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Mahkememizin taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Bu hususta ön inceleme █████/2025 tarihli ön inceleme duruşmasında taraflara ticari defterlerini sunmaları için kesin süre verilmiş, davacı vekili müvekkilinin ticari defterlerini █████/2025 tarihli dilekçesi ekinde flash bellek içerisinde sunmuş, davalı verilen kesin süre içerisinde her hangi bir beyanda bulunmamıştır. Davacı ticari defterlerinde mali müşavir bilirkişiden alınan █████/2025 tarihli rapora göre davacı ticari defterlerinin usulüne uygun olduğu, taraflar arasında açık hesap ilişkisi bulunduğu, incelenen yılların kapanış bakiyelerinin takip eden yılın açılış bakiyesi ile uyumlu olduğu, fatura tarihlerine göre yapılan ödemeler en eski faturalardan mahsup edildiğinde █████/2024 tarihli ve 69.357,18-TL bedelli faturadan (40.709,89-TL'si ödenmiş) bakiye 28.647,29-TL ile █████/2024 tarihli ve 168.195,36-TL bedelli faturalar toplamı 196.842,65-TL'nin ödenmediği, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle bu tutar kadar alacağı bulunduğu, davalı ticari defterlerini sunmadığından inceleme yapılamadığı, cevap dilekçesinde davacının kestiği tüm faturalara konu borcun ödendiği savunulmuş olup açıkça yemin deliline dayanıldığından davalıya bu savunması yönünden davacı yana yemin teklif edecekse yemin metni sunmak üzere kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde yemin metnini sunulmadığı, netice itibariyle takip tarihinde davacının davalıdan 196.842,65-TL alacaklı olması nedeniyle bu miktar üzerinden davanın kabulüne, fazlaya dair istemin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur.
İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların içeriğinden, taraflar arasındaki icra takibinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan kabul edilen alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ ile,
1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... esas sayılı icra takip dosyasında 196.842,65-TL asıl alacak yönünden davalının yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, fazlaya dair istemin reddine,
2-İİK'nın 67. maddesi uyarınca 196.842,65-TL alacağın %20'si tutarında (39.368,53-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 13.446,32-TL ilam harcından, tahsil edilen 2.383,69-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 11.062,63-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 9,54-TL'lik kısmının davacıdan, 3.590,46-TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafın yaptığı 427,60-TL başvurma harcı, 2.383,69-TL peşin harç, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti, 540,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 7.351,29-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 7.331,81-TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
█████/2026
Katip ...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!