Anahtar kelimeler: Gürün Pınarbaşı Gidiş Şeritte Islak Yönüne Etkisiyle Cismani Aşne Zeminin

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:... Esas -...

T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ...
KARAR NO
: ...
HAKİM
: ...
KATİP
: ...
DAVACI
:...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ
: ...
KARAR TARİHİ
:...
KARAR YAZIM TARİHİ
:...
Mahkememize açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Dava dışı ... Turizm Taşımacılık Nakliyatı İnşaat Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı, sürücü ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... Sigorta A.Ş.'ne ait ... Kasko Poliçe numaralı ... plakalı araç ile Gürün ilçesi istikametinden Pınarbaşı ilçesi istikametine seyir halinde olduğunu, zeminin ıslak olması etkisiyle gidiş yönüne göre sol şeritte direksiyon hakimiyetini kaybettiğini ve aracın kaydığını, kayma sonucu orta refüje girip karşı şeride geçerek aracın sağ yan kısmına devrildiğini, maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, trafik kaza tespit tutanağında da belirtildiği üzere davalı kasko sigorta şirketince sigortalanan ... plakalı aracın sürücüsü ...'in kural ihlalinde bulunduğunu, yaşanan kaza sonucunda müvekkilinin büyük bir travma yaşadığını, kaza akabinde tedavi olma amacıyla Kayseri Pınarbaşı Devlet Hastanesi'ne ardından Kayseri Şehir Hastanesi'ne giderek tedavisinin büyük bir kısmını bu burada gerçekleştirdiğini, kazaya ilişkin Pınarbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı ... soruşturma sayılı dosyasının açıldığını, müvekkilin geçirmiş olduğu trafik kazası sebebiyle uzun bir süre fiziki ve ruhsal olarak acı çektiğini, kaza sebebiyle, kolunun omuzdan kırıldığını, kırık sebebiyle ameliyat olduğunu, hatta 2. ameliyatı da olması gerektiğini, halen de eski sağlığına kavuşamadığını, dava konusu aracın manevi tazminat yönünden davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından kasko poliçesiyle sigortalandığını ve manevi tazminat klozu bulunduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile 400.000,00-TL manevi tazminatın tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini " talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; " Dava konusu trafik kazası Kayseri ili Pınarbaşı ilçesinde meydana geldiğini, bu nedenle yetkili mahkemenin Kayseri mahkemeleri değil Pınarbaşı mahkemesi olduğunu, davacı tarafça müvekkil şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını bu nedenle kanunda öngörülen başvuru şartının gerçekleşmediğini, müvekkil şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müvekkil şirket tarafından düzenlenen ... numaralı kasko poliçesi manevi tazminat klozu teminat miktarı 300.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, davacı poliçe limitini aşan bir talepte bulunmuş davasını 400.000 TL olarak ikame ettiğini, davanın reddi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun olup olmadığının tespitinin yapılması ve Pınarbaşı Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı yanın talep etmiş olduğu manevi tazminat miktarı fahiş olduğunu, somut olayda, manevi tazminatın, zenginleşme aracı olmaması, özendirici nitelikte bulunmaması gerektiğini, tarafların kusur oranı, davacıların yaralanma dereceleri ve yaşları, ekonomik sosyal durumları, duyulan acı gibi nedenler dikkate alınması gerektiğini, manevi tazminat miktarı belirlenirken yargıtay içtihatları, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kusur durumunun da dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini, sigorta şirketinin temerrüde düşmediği gibi avans faize de hükmedilmemesi gerektiğini, bu nedenlerle hakkaniyet ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini " talep etmiştir.
DELİLLER
: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
... Sigorta Sigorta Anonim Şirketine müzekkere yazılarak ... plakalı aracın █████/2023 tarihli trafik kazasından dolayı açılan hasar dosyası ve poliçe örneği celp edilmiş, ... plakalı aracın █████/2023 başlangıç ve █████/2024 bitiş tarihli, Muafiyetli Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalandığı görülmüştür.
Osmangazi İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazılarak davacının ekonomik, sosyal ve gelir durumunun tespit edildiği görüldü.
Kayseri Şehir Hastanesi ve Pınarbaşı Devlet Hastanesine, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesine, müzekkere █████/2023 tarihinde trafik kazası nedeniyle davacının yaralanmasından dolayı bu hastanede gördüğü tedavilere ilişkin tedavi evrakları celp edilmiştir.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne, ... Sigorta A.Ş'e, ... Sigorta Şirketine yazılan müzekkerelere cevap verildiği görüldü.
Pınarbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma dosyanın UYAP sistemi üzerinden celp edildiği görüldü.
Davacı Vahide Işık'ın İstanbul Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmiş, █████/2024 tarihli raporda özetle;
Seracettin kızı, █████/1985 doğumlu Vahide Işık’ın █████/2023 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20.02.2019 tarih, 30692 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik dikkate alındığında;
Kas-İskelet Sistemi, Üst Ekstremiteye ait sorunlar; Dirsek eklemi hareket kısıtlılığı, Şekil 2.8’e göre; %Kf:%6 üst ekstremite engellilik oranı olup, Tablo 2.3’e göre;
1. Kişinin tüm vücut engellilik oranının %4 (yüzdedört) olduğu,
2. İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur şeklinde raporun sunulduğu görülmüştür.
Adli Tıp Raporunun usule uygun olarak taraflara tebliğ edildiği görülmüştür.
Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Makine Yüksek Mühendisi bilirkişi Dr. ...'nün █████/2025 tarihli raporunda özetle;
Dava konusu dosya ile tarafıma tevdi edilen görevin tespitine yönelik gerekli incelemeler tamamlanmıştır. Yapılan inceleme ve değerlendirmelerde;
-... plaka sayılı araç sürücüsü ... sevk ve idaresindeki araç ile görüşün açık olduğu yol üzerinde seyri esnasında, yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini müteyakkız sürdürmesi, aracının hızını mahal şartlarına uydurması gerekirken özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmemesi ile sebebiyet verdiği olayda tam kusurlu olduğu,
-Yolcu Vahide IŞIK'ın her ne kadar güvenlik güçlerince emniyet kemeri takıp takamadığı tespit edilememiş olsa da gerçekleşen kazanın oluşu üzerinde bir etkinliği olmadığından kusurunun olmadığı kanaatini bildirir raporunu sunmuştur.
Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı taraf vekillerinin beyan/itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanması nedeniyle genişletilmiş kasko sigorta poliçesine dayalı manevi tazminat talebine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde dava dışı ... Turizm Taşımacılık Nakliyat İnşaat Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı ... plakalı araçta yolcu olan davacının meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, dava dışı otobüsün davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı olduğunu, bu nedenle 400.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
-Yetki ilk itirazının değerlendirmesinde;
6100 Sayılı HMK 'nun 6/1. maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır.
Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 sayılı HMK'nun 16. maddesinde ise; "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir" hükmü yer almaktadır.
Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacı bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacılar, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir (aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin █████/2013 tarih █████████ Esas ██████████ Karar sayılı ilamı).
Dava konusu uyuşmazlıkta haksız fiile ilişkin 6100 Sayılı HMK'nun 16. maddesinde yer alan haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi kuralı dikkate alındığında; dava dilekçesine ve dosyamız içindeki diğer kayıtlara göre ve dosya içinde mevcut trafik kaza tespit tutanağına göre davaya konu trafik kazası Kayseri İli, Pınarbaşı İlçesi'nde gerçekleşmiştir. Dolayısıyla yukarıda anlatılan yasal hükümlere ve kanunda belirlenen yetki kurallarına göre; kazanın meydana geldiği yer bir başka deyişle haksız fiilin meydana geldiği yer kuralına göre mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmış ve yetki itirazı reddedilmiştir.
-Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde,
Taraf deliller toplanmış, kaza tespit tutanağı ve ilgili tüm belgeler ile Pınarbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı soruşturma dosyasının uyap kayıtları dosya arasına alınmıştır.
█████/2023 tarihinde Sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı yolcu otobüsü ile Gürün ilçesi istikametinden Pınarbaşı istikametine seyir halinde iken 300-██████ + 100 km geldiği esnada zeminin ıslak olmasının etkisiyle gidiş yönüne göre sol şeritte direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın kayması sonucu orta refüje girip karşı şeride geçerek aracın sağ yan kısımlarına devrilmesi sonucu tek taraflı, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.
Mahkememizce alınan █████/2025 tarihli bilirkişi raporu ile ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in sevk ve idaresindeki araç ile görüşün açık olduğu yol üzerinde seyri esnasında, yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini müteyakkız sürdürmesi, aracının hızını mahal şartlarına uydurması gerekirken özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmemesi ile sebebiyet verdiği olayda KTK 52/a maddesini ihlal ettiği ve tam kusurlu olduğu tespit edilmiş olup mevcut kaza tespit tutanağı ve alınan beyanlar dikkate alındığında bilirkişi raporunun olaya oluşa uygun olduğu anlaşılmakla davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
-Maluliyet durumuna dair değerlendirmesinde;
Davacı, kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yükümlerine göre maluliyet raporunun tanzimi için İstanbul Adli Tıp Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na sevk edilmiştir. █████/2025 tarihli rapora göre; Vahide Işık’ın █████/2023 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20.02.2019 tarih, 30692 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik dikkate alındığında, tüm vücut engellilik oranının %4 (yüzdedört) olduğu,
iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Alınan bu raporun denetime elverişli olması nedeniyle mahkememizce hükme esas alınmıştır.
-Davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Aynı Kanun'un 3. maddesi uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden de zararın tazmini talep edilebilir.
İhtiyari mali mesuliyet sigortası (İMMS), motorlu araç işleteninin, bu aracın işletilmesinden dolayı KTK ve Genel Hükümlere göre oluşan ve ZMMS limiti üzerinde kalan hukuki sorumluluğunu sigorta poliçesinde yazılı azami hadlere kadar sigorta güvencesi altına alan bir sigorta sözleşmesidir. Bu sözleşme, ZMMS'nın güvencesini yeterli bulmayan işletenler tarafından ek olarak yapılmaktadır. İMMS kapsamının başlangıç noktası, ZMMS limitinin üzerinde kalan kısımdır. Kapsamın sonu ise İMMS limitidir.
İMMS Poliçesi Genel Şartları'nın 1. maddesine göre, sigortacının sorumluluğu ZMMS poliçesi limitinin üzerinde kalan miktardan başlayıp, İMMS teminat limiti ile sona ermektedir. Bu limitin tesbitinde, ZMMS'nın hiç yapılmaması veya teminat miktarlarının yeni limitlere getirilmemesi halinde, Hazine Müsteşarlığı'nca tesbit olunan yeni tarife limitleri esas alınır. Bu durumlarda dahi, İMMS'nın sorumluluğu ZMMS'sı limitini aşan kısım için söz konusudur.
Kazaya karışan ... Turizm Taşımacılık Nakliyat..Şti'ye ait ... plakalı aracın █████/2023 - █████/2024 tarihleri arasında .../1 numaralı Muafiyetli Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile kasko sigortalı olduğu, poliçede İMM Manevi Tazminat yıllık limitin 300.000,00-TL olarak belirlendiği, belirlenen bu limitin kaza başına toplam limit olduğu, ancak şahıs başına limit belirtilmediğinden davalı sigorta şirketince kazadan dolayı İMM manevi tazminat limiti kapsamında kazazedelere manevi tazminat ödemesi yapıldığına ilişkin herhangi bir iddianın bulunmaması, dosyaya sunulan cevap dilekçesinde limitin toplam yıllık limit olduğu belirtilmiş ise de davacı haricinde başka bir kimseye ödeme yapıldığından bahsedilmediği dikkate alınarak manevi tazminat limiti kapsamında başka bir ödeme yapılmadığı kabul edilmiştir.
-Manevi tazminata dair değerlendirmede;
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir.
Somut olayda; yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, meydana gelen olayın ve davalının fiilin niteliği, olayın oluş yer ve şekli, davalının sigortalısı olan araç sürücüsünün kusuru, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının kazadan dolayı %4 malul kalması, iyileşme süresinin uzunluğu, kaza nedeniyle çekmiş olduğu acı ve ızdırap hali, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurularak 120.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekmiştir.
- Temerrüt ve Faize ait değerlendirmede;
2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir.
Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda davacı tarafça davalı sigorta şirketine █████/2023 tarihinde başvurduğu, bu başvurusunda davalıya 15 iş günü mühlet tanıdığı, bu nedenle taleple bağlı kalınarak anılan sürenin dolduğu tarih olan █████/2023 tarihi temerrüt tarihi kabul edilmiştir.
Sigortalı araç yolcu otobüsü olması nedeniyle ticari araç olduğundan ticari avans faizine hükmedilmiştir.
Vekalet ücretine ve yargılama giderlerine ilişkin değerlendirmede
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 326. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla iptaline ilişkin ███████ E. ████████ K. sayılı ve █████/2024 tarihli kararı 14.03.2025 tarihinde 32841 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. HMK'nun 326/2 maddesinde yer alan; ''Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.'' hükmünü "manevi tazminat davaları" yönünden Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle AYM tarafından iptaline oyçokluğuyla karar verilmiştir. İptal ve muhtemel hak ihlallerine sebebiyet vermemek için yargılama gideri davalı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiş ayrıca reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
-Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Esas, Karar sayılı ilamı)
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
Davanın kısmen kabulü ile;
1-120.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 8.197,20-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 1.366,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.831,00 -TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan 1.366,20-TL peşin harcın ve 269,85-TL başvurma harcı toplamı 1.636,05-TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri üzere toplam 10.193,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-Davalı taraf lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!