Anahtar kelimeler: Akreditif Müdürü Aşnin Bankaya Usulsüzlüğü Açılması Eski Kesinlik Şartı Eksiklikleri

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 19. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı .. İşletmeleri A.Ş'nin (..) eski genel müdürü olduğunu, genel müdürlüğü sırasında davalı bankaya ... adına akreditif açılması için başvuruda bulunduğunu, akreditif açılması hususunda bir sorumluluğunun bulunmaması ve akreditif işleminin davalı banka tarafından yapılmasına rağmen davalının akreditif işleminin usulsüzlüğü nedeniyle tutuklu olduğunu, davalı banka tarafından yapılan ve hukuka aykırı olarak onay verilen işlemden dolayı müvekkilinin maddi ve manevi olarak zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın ve 45.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkili bankanın, davacının da genel müdür sıfatı ile imzalamış olduğu akreditif işlemlerinde, bankacılık mevzuatı ile usule aykırı hiçbir işlemi bulunmadığını, akreditif işleminin, ekonomik bakımdan alıcı ile satıcı arasındaki ilişkide bir bankanın alıcıya sağladığı itibar/kredi olarak tanımlanabileceğini, uluslararası uygulamaları düzenleyen kurallara göre akreditif işleminin satım ve benzeri alt ilişkiden bağımsız olduğunu, bu nedenle müvekkili banka ve tüm bankaların, gönderilecek mallara göre değil belgelere göre işlem yaptıklarını ve bankanın söz konusu işlemi yaparken belgeleri incelemekle yükümlü olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından, davalı bankanın yaptığı işlemlerin hukuka aykırı olduğu, bu sebeple tutuklandığı ve tutuklanması sebebiyle maddi ve manevi zarara uğradığı ileri sürülmüş ise de, davalının işlemleri sebebiyle davacının tutuklandığı kabul edilse dahi haksız tutuklanmadan dolayı maddi ve manevi tazminat davasının davalıya yöneltilemeyeceği, zira tutuklama işleminin davalı tarafından yapılamayacağı, bu nedenle davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan delil ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, davacının davalıya husumet yöneltmesinin sebebinin gerekli inceleme yapılmadan kambiyo mevzuatına aykırı olarak akreditif açılması suretiyle ceza mahkemesinde yargılanmasına sebep olunduğu iddiası olmasına rağmen Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ███████ esas ve ███████ karar sayılı ilamı ile davacının kamu kurumunda genel müdür olarak çalışırken bu kurumu kullanarak kendi kurduğu şirket lehine akreditif alması suretiyle kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçundan cezalandırıldığı ve akreditif işlemlerinde davalı bankanın bir usulsüzlüğünün tespit edilemediği gözetildiğinde davalı bankaya salt akreditif işlemi yapması sebebiyle husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; ceza dosyasının henüz kesinleşmediğini, davacı müvekkiline atfedilen suç isnadının her türlü şüpheden uzak kesin delillerle ortaya konulamadığını, akreditif açılması işlemi davalı banka tarafından gerçekleştirilmiş olup, bu hususta müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, akreditif işleminin davalı banka tarafından gerçekleştirilmesine rağmen, işbu işlemin usulsüzlüğüne dayanılarak davacının ceza yargılamasının bir sujesi haline getirildiğini ve önce şüpheli sonrasında sanık sıfatı ile yargılanarak hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, davalı bankanın gerekli incelemeleri yapmaksızın talep edilen işleme onay vermesinden dolayı müvekkilinin mağduriyetine neden olunduğunu, davacının mağduriyetinin giderilmesine yönelik olarak dava konusu işlemin tarafı olan bankanın davacının müvekkilinin tek muhattabı ve davanın tarafı olduğunu, bu nedenle davanın husumet nedeni ile reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Türk bankacılık mevzuatına aykırı düzenleme yaparak akreditif açılmasına neden olan davalı bankanın usulsüz işlemleri nedeniyle hakkında soruşturma açılan ve tutuklanan davacının uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.