Anahtar kelimeler: Havalandırma Analizinin Düşerek Boşluğuna Çatı Katından Risk Maruz Eğitimi Çorum

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Çorum 1. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemizce verilen bozma kararına uyularak verilen karar; davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket nezdinde çalıştığı sırada 11.07.2013 tarihinde ... hastane inşaatında çatı katından havalandırma boşluğuna düşerek iş kazasına maruz kaldığını, iş yerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği eğitimi verilmediğini, risk analizinin yapılmadığını, gerekli olan güvenlik ekipmanlarının verilmediğini, uyarı levhalarının konulmadığını, etkin bir iş güvenliğinin sağlanmadığını, denetim mekanizmasının kurulmadığını, müvekkilinin kaza sonrasında ... Devlet Hastanesine kaldırıldığını, tedavisinin halen ... Devlet Hastanesinde devam ettiğini, müvekkilinin iş kazası sonrasında malul kaldığını ve özel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geldiğini, davalı tarafça müvekkilinin hiçbir ihtiyacının karşılanmadığını, müvekkilinin kalıpçı ustası olduğunu, aylık 2.500,00 TL net ücret ile çalışma yaptığını, bu nedenle iş kazasından kaynaklı maddi zararın tespitine, iş kazasından kaynaklı manevi zararın tespitine, şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminat ile 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden sonra hesaplanacak artan oranlardaki avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davadaki davacı vekili dava dilekçesinde özetle; söz konusu iş kazası nedeniyle işveren davalıdan 42.398,02 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren hesaplanacak artan oranlardaki faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının brüt ücretinin 1.078,00 TL olduğunu, söz konusu iş kazasında davacının tam kusurlu olduğunu, en başından itibaren iş güvenliği talimat tutanağının davacıya okutulduğunu ve imzalatıldığını, davacının SGK'dan geçici iş göremezlik tazminatı aldığını, kabul kararı verilmesi halinde bu meblağın tazminattan düşülmesi gerektiğini, davacının maluliyetinin olmadığını, davacıya kazadan sonra her ay maddi yardım yapıldığını, istenilen manevi tazminatın, olayın oluş şekline ve kusuruna göre müvekili olan işverenin işçiye karşı ilgisinden kaynaklanan iyiniyetine karşı fahiş olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 07.02.2020 tarihli kararı ile özetle; dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere göre SGK inceleme raporunda davalıya %90, davacıya %10 kusur verilmişken 08.08.2016 tarihli bilirkişi kusur raporunda davalı şirkete %70, dava dışı inşaat sorumlusu ...'a %5 ve davacı işçiye %25 oranında kusur atfedilmiş, bu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için 07.04.2018 tarihli bilirkişi heyetinden alınan raporda; davalı işverenin %90, davacı işçinin %10 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği ve bu rapora itibarla hüküm kurulduğu, davaya konu iş kazası nedeniyle ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 16.04.2015 tarih ve ... sayılı raporunda, davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %29 olduğunun tespit edildiği, taraflarca bu orana bir itiraz olmadığından hükme esas alındığı, asıl ve birleşen dosyalarda hesap yönünden dosyanın hesap bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişinin 23.08.2017 tarihli kök, 10.04.2019 tarihli 1. ek ve 29.11.2019 tarihli 2. ek raporunu dosyaya sunduğu, bilirkişi tarafından tanzim edilen 23.08.2017 tarihli kök raporda, maddi zarardan sürekli iş göremezlik ödemesinin rücuya tabi kısmı mahsup edilmediğinden ve yeniden sunulan 07.04.2018 tarihli kusur raporunun da dikkate alınmak suretiyle hesap ek raporuna gönderilmiş olup bu raporda da davalı yanca davacıya yapılan ve banka ödeme belgeleri ile belgelendirilen toplam 3.100,00 TL'lik ödemelerin maddi zarardan mahsup edilmediği anlaşıldığından; dosya bilirkişiye yeniden tevdii edilmiş ve her iki değişen oranlardaki kusur raporları dikkate alınarak ihtimalli hesaplama yapmak ve davalı yanca yapılan ödemeler dikkate alınmak üzere 29.11.2019 tarihli 2. ek raporuna itibar edildiği belirtilerek; asıl ve birleşen dosyadaki istemlerin kısmen kabulü ile 88.796,41 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranını geçmemek üzere avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 07.02.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.03.2021 tarihli kararı ile özetle; Kaza tarihi, davacının maluliyet oranı, tarafların kusur durumu, karar tarihindeki paranın satın alma gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında davacı yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu ve davacı yönünden takdiren 35.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin dosya içeriğine uygun olacağı, davacı vekilinin faiz talebi avans faizi olup Mahkemece davacı vekilinin talebi aşılmamak üzere hükmedilen tazminatlara uygulanması gereken faiz türünün avans faizini geçmemek üzere yasal faiz olması gerekir iken, davacı vekilinin talebi aşılmak suretiyle bu alacaklara farklı faiz türünün uygulanması hukuka aykırı olduğu, her ne kadar Mahkemece hükme esas alınan 2. ek bilirkişi raporunda maddi tazminat açısından hesaplanan zarar miktarından, davalı vekili tarafından kazadan sonra davacıya ödendiği iddia olunan 3.100,00 TL'nin mahsubu yapılmış ve Mahkemece bu miktarın mahsubu neticesinde maddi tazminat talebi kısmen kabul edilmiş ise de davalı vekili tarafından dilekçe ekinde sunulan belgelerde yatırılan paranın neye ilişkin yatırıldığı hususunda bir açıklama olmadığı, bu nedenle 3.100,00 TL'nin hesaplanan maddi tazminat tutarından mahsubunun mümkün olmadığı, davacının hak kazandığı maddi tazminat miktarının 91.896,41 TL olduğu, ancak davacı vekilinin talebi ile bağlı kalınarak maddi tazminat talebinin kabulü ile maddi tazminatın 89.560,30 TL miktarda hüküm altına alınması yerine, Mahkemece maddi tazminat miktarının eksik olarak hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, davacı ve davalı vekillerinin bu yönlere ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olduğu gerekçeleriyle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile yukarıda belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 hükmü gereğince kaldırılmasına,1-Davacının asıl davadaki ve birleşen davasındaki maddi tazminat talebinin kabulü ile taleple bağlı kalınarak 89.560,30 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 11.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizini geçmemek üzere yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-Davacının asıl davadaki manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizini geçmemek üzere yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin 08.03.2021 tarihli kararının süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "..6. Dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere göre somut olayda; davalı şirketin üstlendiği Devlet Hastanesi inşaatı işinde davacının işçi olarak çalıştığı, olay günü havalandırma boşluğunu kapatmak için zemine konulan tahtanın zemine sabitlenmemesi ve etrafına da uyarıcı konulmaması nedeniyle davacının bu malzemeyi kalıp malzemesi olarak kullanmak üzere kaldırdığı esnada zemindeki boşluğu fark edemeyerek boşluktan aşağıya düşmesi neticesinde %29 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı ve kaza tarihi 11.07.2013- 01.03.2014 tarihleri arasında 233 gün geçici iş göremez kaldığı, iş kazasının gerçekleşmesinde davalının %90 ve davacının %10 kusurlu olduğu anlaşılmakla beraber Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan 35.000 TL'lik manevi tazminatın açıkça az olduğu anlaşılmaktadır.7. O halde Mahkemece davacının uğradığı iş kazası nedeniyle uğradığı şiddetli elemi telafi ile doğrudan orantılı miktarda manevi tazminata hükmedilmelidir.8. Öte yandan davacının asıl ve birleşen davaları hakkında ayrı ayrı hüküm kurulup, hüküm fer'ilerinden olan harç, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin her bir dava yönünden ayrı ayrı hüküm altına alınması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi de usul ve yasaya aykırı olmuştur.9. Ayrıca iş kazasından kaynaklı tazminat istemi nedeniyle faiz alacağının başlangıcının zararlandırıcı sigorta olayının gerçekleştiği tarih olup, faiz türünün ise yasal faiz olacağı açıktır. Ancak davacı vekilinin tazminat alacaklarına avans faizi talebinde bulunmuş olması karşısında HMK 26 ncı maddesi kapsamında taleple bağlılık ilkesi kapsamında avans faizi oranının yasal faizden daha az olma ihtimali bulunduğundan davacının talebiyle bağlı olarak yasal faiz oranını geçmemek üzere avans faizi işletilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi de hatalı olmuştur.10.Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "A-1-Davacının asıl dava yönünden maddi tazminat isteminin kabulü ile 47.162,28 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 11.07.2013 tarihinden itibaren yürütülecek ve yasal faiz oranını geçmemek üzere avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,2-Davacının asıl dava yönünden manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.07.2013 tarihinden itibaren yürütülecek ve yasal faiz oranını geçmemek üzere avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,B-1-Davacının birleşen dava yönünden maddi tazminat isteminin kabulü ile 42.398,02 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 11.07.2013 tarihinden itibaren yürütülecek ve yasal faiz oranını geçmemek üzere avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,." karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, müvekkilin maddi zararının daha fazla olduğunu, avans faize hükmedilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, davacıya yapılan ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur belirlemesine dair kabulün dosya kapsamı ile Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.VII. KARAR1.Davacı vekili ve davalı vekilinin, tüm temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililere yükletilmesine,2.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.